Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin
 

ŞEYHÜLİSLAM YAHYA - HEMİŞE MERDÜM-İ ÇEŞMİN İZAR-I YARE BAKAR

GAZEL
1. Hemişe merdüm-i çeşmin izâr-ı yâre bakar
    Gözün ol pencereden sahn-ı lâle-zâra bakar


2. Zaman gelir yine zerrin kadeh alır eline
    Çemende nerkis-i şehlâ hemen bahara bakar


3. Nesim-i lûtfunadır intizârı fülk-i dilin
    Çok oldu sâhil-i mihnette rüzgâra bakar


4. Seni gelir işidip bağa yâsemen cânâ
    Çıkıp o şevk ile dîvar-ı rehgüzâra bakar


5. Ne i’tibâr bu evzâa merd olan Yahya
    Ne zillete nazar eyler ne i’tibâra bakar

Vezni: Mefâilün Feilâtün Mefâilün Feilün (Fa'lün)

Günümüz Türkçesi
1. Gözbebeğim her zaman sevgilinin yanağına bakar ve sanki pencereden lâle bahçesinin ortasını seyreder.
2. Bahçede hep baharın geleceği tarafa bakan, onu bekleyen şehlâ bakışlı nergis zaman gelir, eline yine altın kadeh alır (sarı sarı), açılır.
3. Gönül gemisinin beklediği senin lûtfunun esintisidir; nice zamandır ki elem kıyısında rüzgârın çıkmasını beklemektedir.
4. Ey sevgili! Yasemin, senin bahçeyeg eldiğini işitmiş de, o neşe ile geçeceğin yoldaki duvara çıkıp bakıyor.
5. Ey Yahya! merd olan kimse, bu davranışlara niye değer versin?. Öyle bir insan, ne zillet ve hakarete aldırış eder, ne de itibara kıymet verir.

İzahlar:
1.Merdüm-i çeşm: (f. is. t.) Gözbebeği.
İzâr-i yâr: (f. is. t.) Sevgilinin yanağı.
Sahn-i lâlezâr: (f. is. t.) Lâle bahçesinin ortası, meydanı
Bu beyitte, sevgilinin yanağı ile lâle bahçesi arasında renk münasebetinden istifade edilmiştir. Şairin pencere dediği bir delik halinde olan gözbebeğidir ki o daima sevgilinin yanağına müteveccih olunca lâle bahçesini seyretmiş gibi oluyor.

2. Nerkis- şehlâ: (f. s. t.) Güzel ve baygın bakışlı nergis.
Arapça şehlâ kelimesi, dilimizde, hafif ve tatlı şaşı bakan, güzel ve baygın göze verilen bir sıfattır. Arapçada, gene göz için, koyu elâ, lâcivert manasıyle kullanılır.
Nergisin göze benzetilmesi eski edebiyatımızın malûm teşpihidir. Beytin sonundaki bakar kelimesi bekler, bekleyerek bakar manasıyla kullanılmıştır ki nergis çiçeğinin duruşundan dolayıdır.
Nergis, gene biçiminden ve renginden dolayı, kadehe de benzetilir ki bu teşpihi de beytin birinci mısraında görüyoruz.
Nergisin eline altınlı, altın renginde kadeh alması, bahar gelince açılarak bir kadeh şekline girmesi demektir.

3. Nesîm-i lûtf: (f. is. t.) Lûtuf rüzgârı.
Fülk-i dil: (f. is. t.) Gönül gemisi.
Sâhil-i mihnet: (f. is. t.) Mihnet sahili; elem kıyısı.
Bu beyitte, nesîm, fülk, sâhil, rûzgâr kelimelerinin meydana getirdiği tenasüpten başka rûzgâr kelimesinin tevriyeli kullanılmış olduğu da hatıra gelmelidir; rûzgâra bakmak, hem rüzgârın esmesini beklemek, hem de devrin, talihin değişmesini beklemek manasını alacak tarzda kullanılmıştır.
Rûzgâr kelimesinin rûz hecesini, vezinde bir kapalı ve bir açık hece karşılığı olacak surette okumalıdır.

4. Dîvar-i rehgüzâr: (f. is. t.) Geçiş yolunun duvarı.
Bu beyitte, eskilerin zevkine göre, muvaffakkıyetli bir hüsnü tâlil vardır: yasemin fidanları duvar boylarında yetişerek yükselir ve beyaz yasemin çiçekleri de duvar üstlerinde görülür. Şair, bu tabiî hali yaseminin o güzelin geldiğini işiterek merak ve heyecanla duvara çıkıp bakması suretinde gösteriyor.
Yâsemîn ile güzel arasındaki münasebet, güzellerin beyaz tenleriyle yanaklarının çok defa yasemine benzetilmesine dayanmaktadır.

5. Evzâ, hâl manasına gelen Arapça vaz' kelimesinin çoğuludur ki burada bu sıfatıyle işaret edilen evzâ; dünyanın halleri, dünyada olup bitenler demektir. Ne i'tibâr bu evzâa tabiri de, bu hallere kıymet verilir mi, bu hallerin ne ehemmiyeti var? gibi sözlerle bugünkü dilimizde söylenebilir.
Birinci mısradaki i'tibâr kelimesinin bâr hecesini, vezinde bir kapalı ve bir açık hece karşılığı olacak surette uzatarak okumak lâzımdır.

N.H.ONAN, İZAHLI D.Ş.ANT.

SON EKLENENLER

Üye Girişi