Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

NEDÎM (1681-1730)
• İstanbul'da doğan ve medrese eğitimini aynı şehirde tamamlayan Nedim, devrin sadrazamları Şehit Ali Paşa ve Damad İbrahim sunduğu kasidelerle, meslek hayatında hızla yükselmiştir.
• Nedim, bir taraftan Bâkî'de en güzel ifadesini bulan klasik üsluba, bir taraftan da içinde yaşadığı toplumun günlük konuşma diline ait deyişlerle yüklü folklorik üsluba açılan, bazen de Hint üslubundan gelen bediî söyleyişin imkânlarını yoklayan bir dil kullanmış; bunları zarif, özgün bir terkibe ulaştırmış, klasik edebiyatın zirve isimlerinden biridir.
• Kendini Bâkî'nin mirasçısı sayan Nedim'in üslubu, argonun tuzağına düşmeyen, günlük konuşma diline ait deyişlerle yüklü, nazik, kusursuz bir İstanbul Türkçesidir
• Nedim, dünyaya sıkı sıkıya bağlı, hayata zevk ve neşe gözüyle bakan, coşkun, ateşli, rint bir şairdir. Şiirlerinde Gülşenî tekkesi için yazdığı bir tarih kıtasının dışında, tarikat mensubu olduğunu gösteren bir husus yoktur.
• Bir gazelinde, "konuşmasındaki tekrarların gönle hoş geldiğini" söylemesi sebebiyle, dilinde hafif bir pelteklik olduğu ileri sürülmüştür.
• Nef'î, Nâbî, Sabit tarzındaki ilk denemelerinden sonra, maddi hazlara düşkünlüğü sebebiyle Baki'den itibaren işlenegelen dünyevi şiir tarzına yönelmiş, Lale Devri'yle birlikte sanatını tamamıyla bu dönemin renkli dünyasına açmıştır. Kasidelerde, Nef'î etkisi bariz bir şekilde kendini hissettirmektedir.
• Padişah ve sadrazam katında ulaştığı bu şöhretine karşılık, kendini sanat dünyasına kabul ettirmesi epeyce zaman almıştır. Şiirleri, çağdaşlarınca "nev-zemin", "taze-eda" gibi yeniliği ve orijinalliğini belirten sıfatlarla nitelendirilmekle birlikte, klasik estetiğe uymaması sebebiyle sathi ve hafifmeşrep bulunarak alay konusu edilmiştir.
• Nedim, Necatî, Zatî, Bakî ve Şeyhülislam Yahya'dan kendine doğru gelen çizgide cesurca ilerleyerek taklitten uzak, kendine has üslup sahibi olmayı başarmış bir şairdir.
• Nedim, neşeli, coşkun mizacıyla duygu ve hayallerini, yine yaşadığı çevrenin dilinin imkânlarını kullanarak ifade etmeye çalışmıştır. Eski edebiyatımızda, yaşadığı dönemle bu kadar bütünleşen başka bir şair yoktur. Şiirlerinde ne dinî-tasavvufi düşünceye, ne de annesinin ölümünün ardından yazdığı bir kıtası dışında acı ve kedere yer vermiştir.
• O, kaside ve gazelden önce şarabı tercih eder. Onun için şiir eğlencenin bir aracı gibidir. Nedîm, yeri geldikçe söyleyen, az fakat öz yazmaya çalışan titiz bir şairdir.
• Nedim'in en önemli eseri Dîvânı'dır. O, asıl şöhretini duygularını perdesizce ifade ettiği gazel ve şarkılarıyla sağlamıştır.
• Kasidelerinde de güzel söyleyişlere rastlanmakla birlikte, bunların çoğu hatır gereği yazılan, bir kısmı sadece methiyeden oluşan kısa şiirlerdir. Kasideleri, birkaçı dışında, Damat İbrahim Paşa ve III. Ahmed'e sunulmuştur. 2 kasidesinde ise padişah ve sadrazam birlikte övülmüştür. Başkalarına sunduğu kasidelerde bile önce padişah ve sadrazamı övmüştür.
• Sadrazam ile padişahın, kendi ağızlarından birbirine methettirildiği "bahariyye" kasidesi, türünün orijinal örneklerinden biridir.
• Kasidelerinde bilhassa nesip bölümlerinde, günlük hayattan kesitler bir tiyatro ve film sahnesi gibi canlı bir şekilde aksettirilmiştir. III. Ahmet vasfında saraydaki bir bayramlaşma vesilesiyle yazdığı "lydıyye", Damat İbrahim Paşa için yazılan "Hammâmiyye" ve "Ramazaniyye" ise, anlatım tekniği, mekânı ve kişileriyle manzum bir hikâyeye yaklaşmaktadır. "İstanbul" ve "Sa'dâbad" kasideleri de gerçek hayattan alınan realist tasvirlerle yüklüdür.
• Kasidelerinde, mübalağalı ifadeler ve soyut, sübjektif ifadelerle yüklü külfetli söyleyişler yoktur. Fahriyeye yer vermemiştir.
• Devrin diğer şairleri gibi divanında çok sayıda tarih vardır. Tarihler, Lale Devri'nin meşhur kasırları ve eğlence hayatından ziyade, devrin çeşme, sebil gibi imar faaliyetleri için yazılmıştır. Bunların çoğu sadrazam İbrahim Paşa eksenlidir.
• Diğer şairler gibi halk şiirine ilgisiz kalmamış, heceyle iki koşma yazmıştır. Bunların yanında, Çağatay Türkçesiyle kaleme aldığı Nevayî'ye nazire gazeli ile bir kıtası vardır. Nedim'in en güzel şiirleri, Sa'dâbad ve Çırağan âlemlerindeki zevk ve eğlence hayatıyla, âşıkane ve rindane duygularını dile getirdiği gazel ve şarkılarıdır. Divanında biri heceyle yazılmış 33 şarkı vardır. Asrın Vahid'den sonra en çok şarkı yazan şairidir.
• Hayata sıkı sıkıya bağlı, beşerî zevkler peşinde koşan bir aşk şairi olan Nedim, gazellerinde ve şarkılarında güzellere duyduğu sevgiyi, teklifsiz bir eda ile ifade etmiştir. Şiirlerine konu olan güzeller de hayatın içinden gelen gerçek tiplerdir.
• Nedim, aşk anlayışında olduğu gibi şiirine yaşadığı coğrafyayı ve hayatı dâhil eden bir şairdir. Nedim kadar İstanbul'a aşk derecesinde bağlı başka bir şair yoktur. Onun İstanbul sevgisi saray ve eğlence meclisleri merkezlidir.
• Şiirlerinde, İstanbul eşsiz güzellikleri ile resmedilmiş, Lale Devri bütün coşkusuyla şiirlerinde ebedileşmiştir. Bunlar, eski şiir estetiğinde yeni olan unsurlardır. Onun şiirleri, Tanpınar'ın belirttiği gibi minyatürden resme geçişi sembolize etmektedir.
• Nedim, şiirini kendi de temiz, akıcı, taze (yeni) gibi sıfatlarla niteleyerek, hızlı ve güzel koşan bir ata benzetmiştir. Üslubunun en önemli özelliği, zorakilik ve zorlamadan uzak, rahat, zarif ve tabii bir söyleyişe yaslanmasıdır. Sabit'teki bayağılıklar ve soğuk nükteler onda yoktur. Bu özelliği sebebiyle, birçok şiiri bestelenmiştir.
• Nedim'in şiir lügati pek zengin değildir. Atasözleri ve deyimler diğer şairlere oranla daha azdır. Dilindeki tabiilik ve güzellik kadar, hayallerindeki zenginlik ve incelik de dikkati çeker. Fakat hiçbir zaman tabiiliği "tasannu"ya feda etmez. Bakî'nin şiirlerindeki sanat kaygısı onda yoktur. Eski şiirimizde anlamdan önce gelen ses, Nedim'de daha belirgin bir şekilde ön plana çıkmıştır..
• Nedim, ruhu devriyle bütünleşen ve devrin ruhunu gerek zevk, gerek dil, gerekse duyuş bakımından en iyi aksettiren bir klasiğimizdir. Diğer şairlerde, asırlarca bölük pörçük olarak görülen mahallî renkler, Nedim'le birlikte muhteşem bir tabloya dönüşmüştür.
• O, devrinde üstat olarak kabul edilmemekle birlikte, yaşadığı zamandan itibaren Türk edebiyatını derinden etkilemiş, üstat bir şahsiyettir. Çelebizade Asım, Neyli, Raşit, İzzet Ali Paşa, Âtıf, Seyyid Vehbî gibi şairler, onun yeni bir çığır açtığını belirterek şiirlerini taklit etmişlerdir.
• Nedim, döneminde hâkim olan hareketsiz, külfetli üslup ile incelikten yoksun folklorik üslup arasında; coşkun lirizmi, canlı, hareketli üslubuyla şiirimizde açılan önemli bir parantez olarak kalmış, kendinden sonra bu tarz daha çok Sabit çizgisinde yer yer bayağılığa varan şuhanelik ve zarafetten yoksun mahallîlik olarak algılanmıştır.

Prof. Dr. Osman HORATA - TDE 472 Eski Türk Edebiyatı Ders Notları

İLGİLİ İÇERİK

Nedîm

NEDİM

NEDİM BİR NİM

NEDİM -VARDIR

ŞARKI-NEDİM

KASİDE-NEDİMDEN SEÇMELER

 

 

SON EKLENENLER

Üye Girişi