Kullanıcı Oyu: 4 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin değil
 

NEDİM - ŞARKI İNCELEMESİ

Yine oldum esiri âh bir şûh-ı sitem-kârın

Ki dilber sevmemiş bilmez belâsın âşık-ı zârın

Ne kâfirliklerin gördüm ben ol zülf-i siyeh-kârın

O ebrunun o zâlim gamzenin ol çeşm-i mekkârın

 

Gezermiş kasrın etrafında yer yer taze meh-rûlar

Mükâhhal gözlü Şirin sözlü Leylî yüzlü âhûlar

Hemân alkış sadâsın andırırmış çağlayan sular

Ederlermiş duasın pâdişâh-i mâdeletkârın

 

Güzelsin bîbedelsin şuhsun âlüftesin cânâ

Söz olmaz hüsnüne gelmez nâzirin âleme hakka

Senin her çevrine bin cân ile sabreyleyim ammâ

Beni pek öldürür ey bi-vefa illerle bâzârın

 

Bugün bir mahrem-l esrâr-ı yâr-ı nükte-pirâdan

İşittim kim sayıp uşşâkını ey şûh-ı sîmin-ten

Nedîm-i zara benzer âşıkım yoktur demişsin sen

Efendim işte vardır ben esirin ben giriftarın

 

Mefâîlün mefâîlün mefâîlün mefâüün

 

 

Metin İncelemesi:

Biçim Yönünden:

Biçimi: Nazım.

Nazım biçimi: Şarkı.

Nazım birimi: Kıta (dörtlük).

ölçüsü: Aruz.

Me fâ î lün/me fâ î lün/me fâ î lün/me fâ î lün

Yi ne ol dum/e sî rî â/h bir şû hî/si tem kâ rın

 Türü: Lirik şiir.

Konusu: Şair, kendisine zulmeden güzelin tut­sağı olduğunu, onun her eziyetine katlandığını, ama başkalarıyla konuşup görüşmesine dayanamadığını et­kili bir dille anlatıyor.

Temi: Aşk, yakınma.

Kafiye şeması: aaaa/bbba/ccca.

Kafiyeli olan, "Sitem-kâr-ın/zâr-ın/siyeh-kâr-ın" sözcüklerindeki:-ın" iye'ik ekleri rediftir. Geriye kalan bölümlerde ortak kafiye sesi "AR" olduğundan tam kafiyedir.

 

Dil özellikleri:

a) Şarkıda geçen, "ne kâfirlerin gördüm, çağla­yan sular, beni pek öldürür, efendim işte ben vardır" gibi sözler, Nedim'e özgü ve halk söyleyişine yatkın deyişlerdir.

Dil, çağdaşlarına oranla sade Türkçenin bir örneği sayılmakla birlikte, yine de yabancı söz ve tamlamalarla yüklüdür : Gamze, uşşak, Nedim-i zâr vb.

"Bî-vefa" sözcüğündeki "bî", Farsça olum­suzluk ekidir.

 

Söz Sanatları:

Kıta: 1- "Kâfir ile zülf-i siyehkâr; ebru, gam­ze, çeşm" sözcükleri anlamca birbirleriyle ilgili kul­lanılarak "tenasüp" sanatı yapılıyor.

Kıta: 2- "Ahu" (ceylan), istiare yoluyla Ley­lâ'ya, alkış sesleri çağlayan sulara benzetiliyor. "Şi­rin" sözcüğü hem özel ad hem de tatlı anlamlarında tevriyeli kullanılıyor.

Kıta: 4- Güzelin teni gümüşe benzetiliyor. Dörtlükte geçen: "Nedim-i zara benzer aşı kim yok­tur demişsin sen" dizesi :

a) "Nedim gibi bir aşık tanımıyorum,"

b) Nedim'in yerini tutacak başka bir âşığım yoktur," anlamında nükteli bir deyiş olarak tanımla­nabilir.

 

İçerik Yönünden:

1. Ah! Yine zulmeden bir güzelin tutsağı oldum,

Güzel sevmeyen, kederli aşığın acısını bilmez.

Ben o kötülükler yapan o siyah saçın, o kaşın,

O kötü bakışın, o hileci gözün ne eziyetlerini gördüm.

 

2. Köşkün çevresinde yer yer ay yüzlüler, sürmeli gözlü,

Şirin sözlü, Leylâ yüzlü ceylanlar gezermiş.

Hele alkış sesini andırırmış çağlayan sular,

Adaletsever padişahın duasını edermiş.

 

3. Ey sevgili! Güzelsin, eşsizsin, nazlısın, aşk çılgı­nısın,

Söz olmaz güzelliğine doğrusu, bir benzerin gel­mez dünyaya.

Senin her eziyetine bin can ile katlanırım ama,

Ey vefasız! Başkalarıyla konuşman beni pek öl­dürür.

 

4. Bugün sevgilinin nükteli söz söyleyen sır orta­ğından,

işittim ki, ey gümüş tenli güzel, sen aşıklarını sayıp

"İnleyen Nedim'e benzer bir aşı kim yoktur" demişsin.

Efendim, işte ben varım, tutkunum, tutsağınım.

 

Araştırmalar:

1. Şair, ilk dörtlüğün son iki dizesinde sevgilinin açlarını, kaşını, süzgün bakışını, hileci gözlerini "kâfirlikle" niteliyor. Bunu yaparken Divan şiirinin maz­munlarından yararlanıyor. Çünkü, Müslümanlıkta Hıristiyanlara "küffar-kâfir" denir. Bu söz, Arapça "küfr"n gelir. "Küfr" ise hem İslâm ışığından yoksun dinsiz hem de siyah anlamına gelir. Şair, sevgilinin sa­çını, kaşını, bakışını, gözlerini anlatırken, bunların hem siyahlığını hem de âşığını baştan çıkartan acımasızlığını anlatmak için, "kâfir" sözcüğünü bu iki anlamda kullanıyor. Bu yüzden sözcük, bir mazmun geri kazanmış oluyor.

2. Şair, sevgilisinden "şuh-ı sitem-kâr", "şuh-ı simin-ten" ve kendisinden de "âşık-ı zâr", "Nedim-i zâr" diye söz ediyor. Nedim, böyle deyişiyle, güze­lin şen, neşeli ve cilveli davranışlarıyla kendisine acı çektirdiğini anlatmak istiyor.

3. Şair, şarkının ikinci dörtlüğünde bir köşkün çev­resinde dolaşan güzellerden söz ediyor. Bu güzelleri şirin sözlü, Leyla yüzlü olarak nitelendiriyor. Şirin, Ferhat ile Şirin hikâyesinin; Leylâ da Leylâ ve Mec­nun hikâyesinin kadın kahramanıdır. Hikâyelerde Ferhat, Şirin'e kavuşmak için dağları delmiştir; Mec­nun, Leylâ'ya kavuşmak için çöllere düşmüş, uğrun­da büyük acılar çekmiştir. Anlaşılıyor ki Nedim, bu köşkün çevresinde dolaşan güzelleri, sözü edilen hi­kâye kahramanlarıyla aynı değerde tutuyor, bu yolla kendisinin güzeller karşısındaki büyük aşkını anlatma­yı amaç ediniyor.

 

İLGİLİ İÇERİK

ŞARKI NAZIM ŞEKLİ

ŞARKI NEDİR ve ÖRNEKLERİ

ŞARKI ÖRNEKLERİ-YAHYA KEMAL BEYATLI

HAPİSHANE ŞARKISI 

Üye Girişi