Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

KARACAOĞLAN - İLK AKŞAMDAN VARDIM KAVİL YERİNE İNCELEMESİ

KOŞMA 

İlk-akşamdan vardım kavil yerine
İve-gördüm, kömür gözlüm gelmedi.
Bilmem gaflet bastı yattı uyudu
Bilmem o yâr, bize küstü gelmedi.

Benim yârim gide gide donandı
İkrâr verdi cahil gönlüm inandı
Ay da geldi orta yerde dolandı
Seherin yelleri esti, gelmedi.

Unuttu mu ahd-u amanı nitti!
Başın alıp gayri diyara gitti?
Benim mecbur olduğumu fark etti!
Zalim garez etti, kaçtı gelmedi.

Karac'oğlan der ki devrânım döndü
Gönlüm yücedeydi engine indi.
Seherin yelleri, şafağın bendi!
Ham usul boylu sunam gelmedi.
KARACAOĞLAN

KAVİL YERİ


Türk filmcilerine, roman, senaryo yazarlarına, televizyon, fotoroman, kanon film yapımcılarına, eski yeni Türk şiirinden "Plâslik" elle tutulur, sahneye gelir örnekler sunmaya devam ediyorum.

Bu defa Karacaoğlan'dan bir koşma... Karacaoğlan’ın belirli vasıfları: Aşk şâiri, dağlar, tabiat ve çiçekler şairi... Maddi hazlar, zevkler, güzel kadınlar tasavvurunda bir âşık. Saz şairlerimizin bilinen en kudretlisi. Yalnız kadınları, kızları, özlediği anlattığı zaman değil, hikmetler, öğütler, söylediği: ara sıra tasavvuftan, dinden, ahlâktan dem vurduğu zaman da önüne durulmaz kudrette.

Bu anlatacağım şiiri, tabiatın ortasında, sevgiliyi bekleyen şairin renkten renge girişleri, ümitten ıstıraba, sevgiden hınca, inkâra, kabule geçişleri. Şiir, hem dış sahneleri ile güzel, hem iç âlemi "psikolojisiyle". Koşma'ların adı olmaz bilirsiniz. Koşmalarda her zaman bütünlük de aranmaz. Fakat bu Karacaoğlan koşması, bütünlüğü ile ve ruh hafi anlatışı ile bir şaheser geleneği açarak adım da biz koyalım:

Bu koşmada da kökü Türkçe olmayan, ama bin yıldan beri bizim olarak, halk diline, Karacaoğlan (yani Toros Türkmenleri) diline karışmış bulunan hattâ büyük kısmı şekil ve mâna değişikliğine uğramış birçok kelime, deyim görüyorsunuz. Demek ki "tasfiyeci, uydurucu" kimselerin kasıtları halkımızı yalnız Divan, Tekke, Tanzimat, Yahya Kemal hatta Orhan Veli şiirlerinden değil, Karacaoğlan, Emrah, Dertli koşmalarından bile koparmaktır. Halk ile okumuşlar arasında hiçbir anlaşma imkânı koymazcasına.

Kelimeler:

İlk akşam: Hava kararırken, alacakaranlık.
Kavil yeri: buluşma, sözleşme (randevu) yeri.
İve- görmek: çok acele etmek.
Gaflet bastı: ansızın uyku bastırdı, uyuyakaldı.
ikrar vermek: söz vermek, yemin etmek.
Ahd-u amanî: Yeminle söz vermek vallah billah etmek.
Mecbur: (burada) çok âşık, düşkün, kara sevdalı.
Garez etmek: (garez burada) kasten, kötülük olsun diye yan çizmek.
Devrânım döndü: talihim, şansım yıkıldı, usul boylu: mevzun ölçülü.

İlk kıtasında âşık sevgiliyi beklemekte, beklerken, telâşını üzüntülerini, o anki ruh haliyle, çok güçlü anlatmakta. Sevgiliyi ümitle ümitsizlik arası bekleyen, her insanın, her gencin dilini konuşarak, beşerî doruğa yükselmektedir. Kavil yeri, tabiatın ortasında bir dağ eteğinde, bir yayla ucunda. Âşık, heves ve telâşla daha hava kararırken, sözleşme yerine gidiyor. "îve görüyor" fakat kömür gözlü sevgiliden eser yok... İlk saatlerde ona çok ağır olmayan mazeretler buluyor: "Acaba, tam gelecekken bir uyku mu bastırdı! Yoksa sakın, bilmeyerek onu kırdık da bize küstü de ondan mı gelmedi?”

İkinci kıta: Şairin sabrı tükenmeye başlamış. Akşamdan buluşacaklardı, oysa gecenin yarısı olmuş... Ay, orta yere gelmiş, dönmeğe bile yüz tutmuş. Seher yelleri bile esmeğe başlamış... Gelmeyen sevgiliyi hayal ediyor: Aman Yarabbi ne kadar güzelleşmiş, gittikçe donanmıştı.. Kompleks de başlıyor:

Böyle bir güzel, hiç bize gelir mi, bizi sever mi zaten! Ve kızıyor: Nasıl da yemin etti, söz verdi geleceğine. Şu benim cahil (tecrübesiz, körpe) gönlüm ona nasıl da inandı ah!
Üçüncü kıtada telâş ziyadeleşmiş öfke karışığı suçlama ve sitem furyası başlamıştır: Bu kız, etliği yemini unuttu mu netti? Sakın beni aldatıp, başka biriyle, başka diyara mı kaçtı? Yok, yok, benim kendisine çok düşkün, sevdalı olduğumu sezdi de naz yapıyor... Ah, keşke belli etmese idim! Baksana beni daha da mahvetmek için gelmekten kaçındı...

Son kıta, bir ümitsizlik, karamsarlık destanıdır. Şair türlü mecazlarla, bir trajik bitişi, çöküşü anlatmaktadır: "Devranım döndü... Gönlüm yücedeydi engine indi" Havalarda uçuyordum, o güzel beni sever sanıyordum... Ve sonunda, karşısına duvar gibi dikilen tabiat unsurlarına, ağlar sesle, yalvarmakta, anık onlarla dertleşmektedir:

Seherin yelleri! Şafağın bendi
Hani usul boylu sunam, gelmedi.

AHMET KABAKLI, Tercüman, 7 Temmuz 1975

 

 KAFİYE ŞEMASI VE KAFİYE ÇEŞTİLERİ

İlk-akşamdan vardım kavil yerine      abcb      gelmedi: redif
İve-gördüm, kömür gözlüm gelmedi.
Bilmem gaflet bastı yattı uyudu
Bilmem o yâr, bize küstü gelmedi.

Benim yârim gide gide donandı    dddb              dona-/inan-/dolan-: "n": yarım kafiye; -dı: redif
İkrâr verdi cahil gönlüm inandı
Ay da geldi orta yerde dolandı
Seherin yelleri esti, gelmedi.

Unuttu mu ahd-u amanı nitti!       eeeb        nit-/git-/et-:  "t" yarım kafiye;  -ti: redif
Başın alıp gayri diyara gitti?
Benim mecbur olduğumu fark etti!
Zalim garez etti, kaçtı gelmedi.

Karac'oğlan der ki devrânım döndü  fffb          dön-/in-: "n" yarım kafiye; -di: redif (üçüncü mısradaki sondaki kelim "bend" isimdir)
Gönlüm yücedeydi engine indi.
Seherin yelleri, şafağın bendi!
Ham usul boylu sunam gelmedi.

İLGİLİ İÇERİK

KARACAOĞLAN HAYATI ve ŞİİRLERİ

NASİHAT - KARACAOĞLAN

ÖLÜM ARDIMA DÜŞÜP YORULMA - KARACAOĞLAN

KARACAOĞLAN - ŞU YALAN DÜNYAYA GELDİM...

KARACAOĞLAN - İNDİM SEYRAN EYLEDİM FRENGİSTANI İNCELEMESİ

KARACAOĞLAN - ÇUKUROVA BAYRAMLIĞINI GİYERKEN AÇIKLAMASI

KARACAOĞLAN - VARA VARA VARDIM OL KARA TAŞA

SON EKLENENLER

Üye Girişi