Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

KARACAOĞLAN - İNDİM SEYRAN EYLEDİM FRENGİSTANI İNCELEMESİ

KOŞMA

İndim seyran ettim Frengistan'ı  
İlleri var bizim il'e benzemez
Levin tutmuş goncaları açılmış
Gülleri var bizim gül'e benzemez.

Göllerinde kuğuları yüzüşür
Meşesinde sığırları bögrüşür
Güzelleri türkü söyler çığrışır
Dilleri var, bizim dile benzemez.

Seyr'edüben gelir Karadeniz'i
Kanları yok, sarı sarı benizi
Övün etmiş kara kara domuzu
Dinleri var, bizim dine benzemez.

Akılları yoktur küfre uyarlar
İmânları yoktur cana kıyarlar
Başlarına siyah şapka giyerler
Beyleri var, bizim beye benzemez.

Karacaoğlan eydür: dosta darılmaz
Hasta oldum hatırcığım sorulmaz
Vatan tutup bu yerlerde kalınmaz
İlleri var bizim ile benzemez.
KARACAOĞLAN

İMANLARI YOKTUR CANA KIYARLAR

Anadolu'nun bu hem güneyli, hem doğulu, kuzeyli ve batılı büyük ozanına her kim sahip çıkarsa çıksın, tebrik ederim. Karacaoğlan gerçekten saz şâirlerimizin en büyüğü ve milletler arası üne çıktığı zaman dünya kültür şiir ve sanatına, bizden pek çok renk kalacak bir âşık tır. Bu yıl başlayan gayretlerin, şairimizi, yalnız Türk edebiyatında değil, dünya edebiyatındaki tahtına da oturtacak kıvamda, devamda olmasını dilerim.

Karacaoğlan, bütün çalışmalara (çalışmalar az ve eksiktir) rağmen, yalnız koşma, varsağı, semai, destan... Yani şiirleriyle ortadadır. Kendisi ise, (şahsiyeti, hayatı) bin meçhulü bir denklemdir. Bana sorulsa: böyle efsane olması daha da güzeldir. Zaten öyle de kalacaktır. Tarih, coğrafya, biyografya ile sınırlamak, o şiirlere bir şey katmayacaktır. Kaldı ki, hayat hikâyesi bilinmiyor diye, o şiirlerin bir eksiği de yoktur. Her sanatkâr eserlerindedir. Karacaoğlan ise büsbütün şiirlerindedir. Belki de o şiirler daha güçlensin, derinleşsin, ülkemizin tamamını kuşatsın diye Karacaoğlan silinmiştir.

Karacaoğlan seminerine "Karacaoğlan’da Aşk Çevresi" adlı bir tebliğle ben de katılıyorum. O başka bir bahistir; bu tebliğ lam üstünedir. Çünkü Karacaoğlan aşk çevrelerinin şairidir. Dağlar, yaylalar, kıyılar, ırmak, göl kenarları, pınar başları ona aşk çevreleridir. Şiirlerinde bir kendisi vardır, bir de "sevgilileri" başka hiç kimseyi, hiçbir şeyi de gözü görmemiştir. Aşkta ’’çoğulcu" bir ozandır o, bütün güzeller onun, ya hayalde, ya gerçekte sevgilileridir. Onu belki de en çok şu mısraları anlatabilir:

"Yârsiz kalan dünya başıma zindan
……..
Deli gönül gezer gezer gelirsin
Nerde güzel görsen orda kalırsın
…………..
Her güzelle düşüp kalkmak istersin
………………
Ben de güzel sevdim kendi halimce
Sallanı sallanı vardım köyüne
Güzeller başıma derilsin deyi
…………..
Nerde güzel görsem artıyor gamım
Güzeli çok olan ile gidelim...

Fakat aşkı tabiat içinde en güzel, en değişik, en renkli anlatan bu eşsiz ozan, aynı zamanda, "öğüt, hikmet, tasavvuf, din” telkini şiirlerinde şaşılacak sağlamlıkla, bizim halkı mayalayan "milli felsefeden" örnekler vermiştir. Bir şiirinde de, "gâvur gurbeti" diyebileceğimiz, Türklük dışı bir çevreden, yurt hasretini ateşleyen duyguların en dayanılmazı ile yakınmışım

Şairin bu anılma günlerinde dünyanın dört bucağına yayılmış "gurbetlik" çocuklarımıza ve vatanı, bir de ulu Ozan'ın diliyle sevmek isteyenlere o parçalardan sunayım:

Önce dört dörtlük öğüt:
Dinle sana bir nasihat edeyim
Hatırdan gönülden geçici olma
Yiğidin başına bir iş gelirse
Onu yâdellere açıcı olma

Mecliste ârif ol kelâmı dinle
El iki söylerse sen birin söyle
Elinden geldikçe iyilik eyle
Hâtıra dokunup yıkıcı olma

El âriftir yoklar senin bendini
Dağıtırlar tuzağım fendini
Alçaklarda otur gözet kendini
Katı yükseklerden uçucu olma

Karacaoğlan söyler sözün başarır
Aşkın deryasını boydan aşırır
Seni her mecliste küçük düşürür
Kötülerle konup göçücü olma.


Şimdi de '’Frengistan" dediği yabancı gurbetini anlatan; yurt hasreti söylemekte, milletine mahsus varlıkları beğenmekte ve özlemekte bir şaheser olan yazının başındaki koşma'yı defterlere yazalım:

16.17.asırda, halkımıza dil olan bir şairin, ecnebiye, bu beğenmez vakur bakışı ne kadar ibret vericidir. Hele de "kansız, sarı benizli" diye azımsadığı o yabancıları:

"Akılları yoktur küfre uyarlar
İmanları yoktur cana kıyarlar"

diye yargılayıp barbar göstermesi... Şimdi Avrupalıların bize bakışlarını ne kadar andırıyor... Bir gün olur, yine o bakış bize döner mi?.

AHMET KABAKLI, Tercüman, 21 Nisan 1975

KAFİYE ÖRGÜSÜ VE KAFİYE ÇEŞİTLERİ

İndim seyran ettim Frengistan'ı   il/gül: "l" yarım kafiye; -e: redif  abcb
İlleri var bizim il'e benzemez
Levin tutmuş goncaları açılmış
Gülleri var bizim gül'e benzemez.

Göllerinde kuğuları yüzüşür   dddb   yüzüş/böğrüş/çığrış: "ş" yarım kafiye, ü(ı)r: redif
Meşesinde sığırları bögrüşür
Güzelleri türkü söyler çığrışır
Dilleri var, bizim dile benzemez.

Seyr'edüben gelir Karadeniz'i  eeeb   karadeniz/beniz/domuz: "z"yarım kafiye; i/ü redif
Kanları yok, sarı sarı benizi
Övün etmiş kara kara domuzu
Dinleri var, bizim dine benzemez.

Akılları yoktur küfre uyarlar     fffb  uy-/kıy-/giy-: "y" yarım kafiye; -arlar/-erler:redif
İmânları yoktur cana kıyarlar
Başlarına siyah şapka giyerler
Beyleri var, bizim beye benzemez.

Karacaoğlan eydür: dosta darılmaz  gggb         darıl-/sorul-: "l"yarım kafiye;  "-maz" redif
Hasta oldum hatırcığım sorulmaz
Vatan tutup bu yerlerde kalınmaz
İlleri var bizim ile benzemez.

 

 

İLGİLİ İÇERİK:

KARACAOĞLAN HAYATI ve ŞİİRLERİ

NASİHAT - KARACAOĞLAN

ÖLÜM ARDIMA DÜŞÜP YORULMA - KARACAOĞLAN

KARACAOĞLAN - ŞU YALAN DÜNYAYA GELDİM...

KARACAOĞLAN - ÇUKUROVA BAYRAMLIĞINI GİYERKEN AÇIKLAMASI

KARACAOĞLAN - İLK AKŞAMDAN VARDIM KAVİL YERİNE İNCELEMESİ

KARACAOĞLAN - VARA VARA VARDIM OL KARA TAŞA

SON EKLENENLER

Üye Girişi