Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

YAHUDİ ADASI - YUSUF ZİYA ORTAÇ

Üçüncü hatırladığım yer Adalar oldu.
Yahya Kemal’in ilâhî adaları…
Ve ertesi sabah, erkenden vapura atladım. Neşem o kadar yerindeydi ki, yolun uzunluğu, kamaranın sıkıntısı, bana ağır gelmedi bile…
Nihayet, uzaktan Adalar göründü. Toprakları sıhhatli bir yüz gibi kızarmış, kanlı, canlı adalar… Saate baktım: on iki… Kendi kendime mırıldandım:
- Aç karnına ev aranmaz.. Önce bir kadeh rakı, bir tabak marul salatası ve nefis bir istakoz!
Otelin mavi denizine uzanan tarasasına doğru yürüdüm. Sağda güzel bir masa var, çiçeklerle süslenmiş.. Adımlarımın oraya çevrildiğini gören garson yolumu kesti:
- Affedersiniz efendim, o masa Mişonaçi efendinindir…
- Peki… Karşıda, ona benzer bir başka masa vardı. Ona doğru döndüm. Garson tekrar karşıma dikildi:
- Pardon beyim, o masa Mösyö Beharındır. Solda bir başka masa hazırlanıyordu. İşaret edip sordum:
- Sahibi var mı?...
- Var beyim… Salamon efendi…
Birdenbire içeriye, gülen, şarkı söyliyen, renkli, neşeli bir kalabalık dağıldı:
- Moiz… viyen isi!...*
- Perla… Keskö tü vö?*
Ve garsonlar beni olduğum yerde bırakıp onların etrafında uçuşmağa başladılar… Kapı dibinde, ayağı dingildeyen küçük bir masada iki üç lokma yiyip çıktım.
Arabalar, akın akın Yahudi ailelerini taşıyor… Yanımda, Adanın ihtiyar rum tellalı: Kiralık köşk arıyoruz.
Sağda, çamlara gömülmüş beyaz bir kuş kafesi… Tam keyfime göre…
- Bu nasıl?
- O tutuldu beyim.. Cam tüccarı Barzilay tuttu!
Yürüyoruz.. Set üstünde, yeşil pançurları ufuklara bakan bir yuva!...
- Fena değil… Kaça?
- Dün verdim, bin üç yüze… Kâğıtçı Kohen efendi tuttu…
Nizam caddesinin ortasındayız… Solda kübik bir bina yükseliyor.
- Bu da ne?.. Geçen yıl bu yoktu galiba…
- Evet, bu sene zengin bir Musevî yaptırdı beyim… Önündeki geniş terasta gramofon çalıyor ve Yahudi gençleri rumba oynuyor.. Yürüyoruz… Denize uzanan yeşil bir bahçe içinde küçük bir köşk… Korkarak soruyorum:
- Bu da gitti mi?..
- Durur mu hiç… Geçen hafta kumaşçı Mösyö Josef tuttu!
Nihayet, uzun araştırmalardan sonra, Cami mahallesinde, etrafı taş duvarla çevrilimiş harap bir bahçıvan kulübesi bulduk. Tellal: - İşte, dedi, size göre güzel, havadar bir köşk… Biraz yolu sapa, biraz içerisi harap, suyu az, elektriki yok ama ucuz tutarız… Maksat ada havası almak değil mi?
Akşam, altı vapurile Köprüye ayakta dönerken kendi kendime düşünüyordum:
Yahudi vatandaşlarımıza minnettar olmalıyız… Bize oturacak pahalı ev bırakmıyorlar!...

* viens ici: Fransızca "Buraya gel" * qu’est-ce que tu veux: "Ne istiyorsun?"

ÇİMDİK
(YUSUF ZİYA ORTAÇ)
Akbaba, 10 Mayıs 1934, sayı 19, s. 19-20


kaynak: http://www.siirparki.com

İLGİLİ İÇERİK

YUSUF ZİYA ORTAÇ ŞİİRLERİ

YUSUF ZİYA ORTAÇ

Üye Girişi