Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

 

Samipaşazâde Sezai (1860 -1936)

Samipaşazâde Sezai, babasının Taşkasap Semti’ndeki büyük konağında doğmuş, çocukluk ve ilk gençlik yıllarını eserlerinde derin izler bırakan bu konakta geçirmiştir. Bu konak, devrin ileri gelen kültür ve edebiyat adamlarının toplantılarına sahne olan bir konaktı. Konağa devam edenler arasında Ziya Paşa, Ali Süavi, Ahmet Vefik Paşa vardır. Çam-lıca’daki köşkleri ise, devrinde “bir mekteb-i edeb” (edebiyat okulu) diye ün kazanmıştır. Samipaşazâde Sezai Çamlıca’da Abdülhak Hamit ve Recaizâde Ekrem ile tanışmıştır. Yazı yaşamına on dört yaşında ailesinden gizli olarak Kamer adlı bir dergiye yazı göndererek başlamıştır. İngiltere, özellikle Londra onun edebî ufkunu genişletmiş, İngiliz edebiyatını, bilhassa Shakespeare’i okumuştur.

İstanbul’da geçirdiği 1886-1901 yılları, Samipaşazâde Sezai ’nin edebî hayatının en verimli dönemi olmuştur. 1888’de Sergüzeşt’i, 1891’de Küçük Şeyler’i, 1898’de Rumûzu’l Edeb'i yayımlamıştır. Sergüzeşt’te “esaret ve hürriyet” kavramlarını     işlediğinden takibe alınmıştır.

 Samipaşazâde Sezai, Tanzimat’ın ikinci nesline mensuptur. Abdülhak Hamit ve Rezaizâde Ekrem gibi o da Namık Kemal'in etkisinde kalmış, ömür boyu düşüncelerinin ateşli bir savunucusu olmuştur. Samipaşazâde Sezai, edebiyatımızda genellikle “Sergüzeşt” yazarı olarak bilinir. Bu şöhret onun hikâyeci ve denemeci yönünü gölgede bırakmıştır. Hâlbuki onun asıl çığır açan ve Servet-i Fünûncuları etkileyen eseri “Küçük Şeyler” adlı kitabıdır. Samipaşazâde Sezai, romantik bir mizaca sahiptir, fakat realist akımın da etkisinde kalmıştır. Bunu hikâyelerinde olduğu kadar gezi notlarında, hatıra yazılarında da görebiliriz.

Bu bakımdan Samipaşazâde Sezai’yi Türk edebiyatında romantizmden realizme geçişi hazırlayan bir yazar olarak da değerlendirmek yerinde olur. Samipaşazâde Sezai, hiç şüphesiz Halit Ziya’dan önce ilk büyük üslup ustamızdır. Fakat o Halit Ziya gibi Türk dilinin grameri üzerinde sistemli bir şekilde düşünmediğinden, cümleleri Halit Ziya’nınkiler kadar sağlam değildir.

Samipaşazâde Sezai, Servet-i Fünûnculardan önce Sergüzeşt’te aktüel bir konuyu estetik bir şekilde işlemiştir. Samipaşazâde Sezai, Türk romanında insan-mekân ilişkisini ilk olarak dengeli bir şekilde kuran romancımızdır. Romanın tenkit edilebilecek yönü, romantik bir tutumla ele alınan “cariyelik/kölelik” meselesinin sadece doğuya özgü bir kurum gibi gösterilmesidir. Samipaşazade Sezai Amerika’daki köleliği, Avrupa’daki sömürgeciliği görmezden gelmiştir.

Türk romanında cariyeler, aile içindeki konumları itibarıyla genellikle rahat, iyi ve olumlu yönleriyle sunulurken Samipaşazâde Sezaî, Sergüzeşt (1889) romanında bu sınıfın dramatik ve trajik durumunu öne çıkarmıştır.

Romanlarda sadece Çerkeş cariyelere değil, zenci erkek kölelere de yer verilmiştir. Cevher bu romanda hayatı hikâye edilen erkek köledir.

Sergüzeşt, Doğu medeniyetinden Batı medeniyetine geçiş döneminin yaşayış tarzını bir konağın günlük hayatı içinde ve realist bir şekilde verir.

Gerek karakter ve gerekse mekân tasvirlerinde romancı, genellikle, realisttir. Fakat romanda, yer yer romantik bir atmosfer de göze çarpar. Bu hali ile eser, romantizmden realizme geçişin romandaki ilk denemesi olarak kabul edilebilir.

Sergüzeşt’in dilinde tam bir istikrar yoktur. Birçok yazısında Türkçenin sadeleştirilmesine taraftar olduğunu söyleyen yazarın, betimleme ve analizlerde, Türkçeden uzaklaştığı görülür. Üslûpta Namık Kemal’i izlese de, eserlerinde özensiz bir üslûp görülmektedir.

Eserleri: Sergüzeşt (roman) ve Küçük Şeyler (hikâye) önemlidir.

SON EKLENENLER

Üye Girişi