Kullanıcı Oyu: 3 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

SU KASİDESİ ve GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİ

Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su

Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su

 

Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem

Yâ muhît olmış gözümden günbed-i devvâra su

 

Zevk-ı tîğundan aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk

Kim mürûr ilen bırağur rahneler dîvâra su

 

Vehm ilen söyler dil-i mecrûh peykânun sözin

İhtiyât ilen içer her kimde olsa yara su

 

Suya virsün bâğ-bân gül-zârı zahmet çekmesün

Bir gül açılmaz yüzün tek virse min gül-zâra su

 

Ohşadabilmez gubârını muharrir hattuna

Hâme tek bahmahdan inse gözlerine kara su

 

Ârızun yâdıyla nem-nâk olsa müjgânum n’ola

Zayi olmaz gül temennâsıyla virmek hâra su

 

Gam güni itme dil-i bîmârdan tîgun dirîğ

Hayrdur virmek karanu gicede bîmâra su

 

İste peykânın gönül hecrinde şevkum sâkin it

Susuzam bir kez bu sahrâda menüm-çün ara su

 

Men lebün müştâkıyam zühhâd kevser tâlibi

Nitekim meste mey içmek hoş gelür hûş-yâra su

 

Ravza-i kûyuna her dem durmayup eyler güzâr

Âşık olmış galibâ ol serv-i hoş-reftâra su

 

Su yolın ol kûydan toprağ olup dutsam gerek

Çün rakîbümdür dahı ol kûya koyman vara su

 

Dest-bûsı ârzûsıyla ger ölsem dostlar

Kûze eylen toprağum sunun anunla yâra su

 

Serv ser-keşlük kılur kumrî niyâzından meger

Dâmenin duta ayağına düşe yalvara su

 

İçmek ister bülbülün kanın meger bir reng ile

Gül budağınun mizâcına gire kurtara su

 

Tıynet-i pâkini rûşen kılmış ehl-i âleme

İktidâ kılmış târîk-i Ahmed-i Muhtâr’a su

 

Seyyid-i nev-i beşer deryâ-ı dürr-i ıstıfâ

Kim sepüpdür mucizâtı âteş-i eşrâra su

 

Kılmağ içün tâze gül-zârı nübüvvet revnakın

Mu’cizinden eylemiş izhâr seng-i hâra su

 

Mu’cizi bir bahr-ı bî-pâyân imiş âlemde kim

Yetmiş andan min min âteş-hâne-i küffara su

 

Hayret ilen barmağın dişler kim itse istimâ

Barmağından virdügin şiddet günü Ensâr’a su

 

Dostı ger zehr-i mâr içse olur âb-ı hayât

Hasmı su içse döner elbette zehr-i mâra su

 

Eylemiş her katreden min bahr-ı rahmet mevc-hîz

El sunup urgaç vuzû içün gül-i ruhsâra su

 

Hâk-i pâyine yetem dir ömrlerdür muttasıl

Başını daşdan daşa urup gezer âvâre su

 

Zerre zerre hâk-i dergâhına ister sala nûr

Dönmez ol dergâhdan ger olsa pâre pâre su

 

Zikr-i na’tün virdini dermân bilür ehl-i hatâ

Eyle kim def-i humâr içün içer mey-hâra su

 

Yâ Habîballah yâ Hayre’l beşer müştakunam

Eyle kim leb-teşneler yanup diler hemvâra su

 

Sensen ol bahr-ı kerâmet kim şeb-i Mi'râc’da

Şebnem-i feyzün yetürmiş sâbit ü seyyâra su

 

Çeşme-i hurşîdden her dem zülâl-i feyz iner

Hâcet olsa merkadün tecdîd iden mimâra su

 

Bîm-i dûzah nâr-ı gam salmış dil-i sûzânuma

Var ümîdüm ebr-i ihsânun sepe ol nâra su

 

Yümn-i na’tünden güher olmış Fuzûlî sözleri

Ebr-i nîsândan dönen tek lü’lü şeh-vâra su

 

Hâb-ı gafletden olan bîdâr olanda rûz-ı haşr

Eşk-i hasretden tökende dîde-i bîdâra su

 

Umduğum oldur ki rûz-ı haşr mahrûm olmayam

Çeşm-i vaslun vire men teşne-i dîdâra su

 

SU KASİDESİ

Birim Değeri: Beyit             Nesib: 1;15               Girizgah: 16

Birim Sayısı: Otuz iki        Methiye: 17-29               Fahriye: 30

                                                                        Dua: 31-32

Birimlerde Anlatılanlar

1.     "Ey göz! Gönlümdeki (=İçimdeki) ateşlere göz yaşı(m)dan su saçma ki bu kadar (çok) tutuşan ateşlere su fayda etmez".

2.     "(Şu) dönen (gök) kubbe(nin) rengi su rengi (mi)dir, yoksa gözümden (akan) su(lar, gözyaşları) mı(şu) dönen (gök) kubbeyi kaplamıştır, bilemem (, bilemiyorum)".

3.     "(Senin) kılıc(a banzeyen keskin bakışlarının zevkinden (benim) gönlüm parça parça olsa (buna) şaşılmaz. (Nitekim akar) su (da) gelip geçerken (=akarken, aka aka, zamanla) duvar(d)a (=yarlarda) yarıklar bırakır (=acar)", veya "(Nasıl akar) su gelip geçerken (=akarken, aka aka, zamanla) duvar(d)a (=yarlarda) yarıklar bırakırsa, (senin) kılıc(a benzeyen keskin bakışlarının zevkinden (da benim) gönlüm parça parça olur; bu­na da şaşılmaz."

4."Yarası olanın suyu ihtiyatla içmesi gibi, (benim) yaralı gönlüm (de, senin ok) temrenime benzeyen kirpiklerinin) sözünü korka korka söyler."

5.    "Bahçıvan gül bahçesine sele versin (=su ile mahvetsin), (boşuna) yorulmasın; (çünkü) bin gül bahçesine su verse (de senin) yüzün gibi bir gül açılmaz."

6.    "Hayatın (beyaz kâğıda) bakmaktan, kalem gibi, gözlerine kara su inse (=kör ol­sa, kör oluncaya kadar uğraşsa yine de) gubârî (yazı)sını, (senin) yüzündeki tüylere benzetemez."

7.    "(senin) yanağının anılması (sebebi)yle kirpiklerim ıslansa ne olur (=buna şaşılır mı)? (Zira) gül elde etmek dileği ile dikene verilen su boşa gitmez."

8.    "Gamlı gün(üm)de hasta gönlümden kılıç (gibi keskin olan bakış)ını esirgeme; (zi­ra) karanlık gecede hastaya su vermek hayır(lı bir iş)dir".

9.    "Gönül! (Onun ok) temreni (ne benzeyen kirpiklerini iste (ve onun) ayrılığında (yokluğunda duyduğum) hararetimi (=arzumu, özlemimi) yaşatır, söndür; susuzum, bu çölde bir defa (da) benim için su ara.

10. "Nasıl sarhoşa şarap içmek, aklı başında (=ayık) olana (da) su içmek hoş geli­yorsa, ben (senin) dudağını özlüyorum, sofular da Kevser istiyor(lar)".

11. "Su, (senin) mahallenin bahçesine (doğru) her zaman (ve) durmaksızın akar (gider); galiba o hoş yürüyüşlü servi (yi andıran sevgili)ye âşık olmuş." Yahut "Su, galiba o hoş salınıştı sevgi(yi andıran boyu)na âşık olmuş (da bu yüzden) her zaman, durmaksı­zın (senin) cennete benzeyen mahallene akar durur."

12.    "Toprak olup su yolunu o mahalden kesmeliyim (yahut: Sevgilinin bulunduğu ye­re gitmesini engellemek için set olup, toprak olup suyun yolunu tutmalıyım); çünkü su (be­nim) rakîbimdir, (onu) o yere (=oraya) varmaya bırakmam (-izin vermem, göz yum­mam)".

13.    "(Ey) dostlar(ım)! Şayet (onun) eli(ni) öpme arzusuyla ölürsem, (öldükten sonra) toprağım(ı) testi (yahut bardak) yapın (ve) onunla sevgiliye su sunun."

14.    "Servi kumrunun yalvarmasından (dolayı, yalvarmasına karşılık) dikbaşlılık edi­yor (=onun yalvarmasına aldırmıyor, inat ediyor). (Onu) ancak suyun eteğini tutup aya­ğına düşmesi (-yalvarıp aracı olması dikbaşlılıktan) vazgeçirir." Yahut "Su servinin ete­ğini tutsun, ayağına düşsün, yalvar sın da serviyi dikbaşlılıktan kurtarsın."

(Cümlenin "meğer" le kuruluşu sebebiyle beytin günümüz Türkçesine daha uygun çevrilişi şöyle olmalıdır: "Su servinin eteğini tutup, ayağına düşüp yalvarmadıkça, servi­nin kumrunun yalvarışına karşı dikbaşlılığı sürecektir.)

15.    "Gülfidanı (yahut gül ağacı) bir hile ile bülbülün kanını içmek istiyor; bunu on­dan suyun gül dallarının damarlarına girmesi kurtarabilir, (yoksa bülbülün kanı döküle­cektir).

16.    "Su, Hz. Muhammed'in yoluna uymuş (ve bu hâli ile) dünya halkına temiz yara­tılışını açıkça göstermiş(tir)".

17.    "İnsanların efendisi, seçme inci denizi (olan Hz. Muhammed)'in mucizeleri kötü­lerin ateşine su serpmiştir (=kötülerin ateşini söndürmüştür)".

18.    "Katı taş, peygamberlik gül bahçesinin parlaklığını tazelemek için (ve onun) mu­cizesinden (dolayı) su meydana çıkarmıştır.

19.    "(Hz. Peygamber'in) mûciz(eler)i dünyada uçsuz bucaksız bir deniz (gibi) imiş ki ondan (^mucizelerden), ateşe tapan kâfirlerin binlerce mabedine su ulaşmış (ve onları söndürmüş)".

20.    "Mihnet günü Ensâr parmağından su verdiğini (=su akıttığını) kim işitse hayret ile (^hayretinden, hayret ederek) parmağını ısırır.

21.    "Dostu yılan zehri içse (bu zehir onun dostu için) bengisu olur. (Aksine) düşmanı­nı da su içse (o su, düşmanına) elbette yılan zehrine döner."

22.    "Abdest (almak) için el uzatıp gül (gibi olan) yanak(ların)a su vurunca (sıçrayan) her (bir su) damla(sın)dan bin(lerce) rahmet denizi dalgalanmış(tır)":

23.     "Su, ayağının toprağına ulaşayım diye başını taştan taşa vurarak ömürler boyu, durmaksızın başıboş gezer".

24.    "Su, onun eşiğinin toprağına zerrecikler hâlinde ışık salmak (=orayı aydınlatmak) ister. Eğer parça parça (da) olsa o eşikten dönmez".

25.    "Sarhoş(lar) içkiden sonra gelen baş ağrısını gidermek için nasıl su içerlerse, gü­nahkârlar) da (senin)na'tının zikrini dillerinde tekrarlamayı (dertlerine) derman bi­limler)". Veya: "Sarhoş(lar)ın içkiden sonra gelen baş ağrısını gidermek için su içtikleri gibi, günahkâr(lar) da senin na'tının zikrini dillerinde tekrarlamayı (dertlerine) derman bilir(ler)".

26.   "Ey Alah'ın sevgilisi! Ey insanların (en) hayırlısı! Susamışların (^susuzluktan du­dağı kurumuşların) yanıp daima su dilekleri gibi (ben de ) seni özlüyorum."

27.   "Sen o keramet denizinin ki mi'râc gecesinde feyzinin çiy(ler)i sabit yıldız(lar)a ve gezegen(ler)e su ulaştırmış." Veya: "sen, mi'râc gecesinde sabit yıldız (lar)a ve gezegen(ler)e feyz ulaştıran keramet denizisin".

28.   "(Senin) kabrini (-türbeni) onaran mimara su lazım olsa, güneş çeşmesinden her ­an bol bol saf, tatlı ve güzel su iner (=akar)."

29.   "Cehennem korkusu, yanık gönlüme gam ateşi salmış, (ama) o ateşe, (senin) ih­san bulutunun su serpeceğinden ümitliyim."

30.   "Seni övmenin bereketinden (dolayı) Fuzûlî (nin alelade) sözleri, nisan bulutun­dan (düşüp) iri inciye dönen su (damlası) gibi (birer) inci olmuş(tur)".

31.   32. "Kıyamet günü olduğu zaman, gaflet uykusundan uyanan düşkün (yahut âşık) göz, (sana duyduğu) hasretten su (^hasret gözyaşı) döktüğü zaman, (o) mahşer günü, gü­zel yüzüne susamış olan bana vuslat çeşmenin su vereceğini, (beni) mahrum bırakmaya­cağını ummaktayım."

(Metin AKAR, Su Kasidesi Şerhi, Türkiye Diyanet Vakfı Yay., Ank. 2000.)

 

 

Üye Girişi