Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

DİRSE HAN OĞLU BOĞAÇ HAN DESTANI

Kam Han oğlu Bayındır Han, her yıl Oğuz beylerini misafir ederek, onlara ziyafet verir. Ziyafet günü ise her yeri ipek halılarla döşetir.

O yıl da ziyafet günü attan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kestirir. Bir yere ak otağ, bir yere kızıl otağ, bir yere de kara otağ kurdurur. Ve şöyle emir verir:
"Oğlu ve kızı olmayanlar kara otağa oturtulacak. Altlarına kara keçe döşenecek. Kara koyun yahnisi yedirilecek. Yerse yesin, yemezse kalksın gitsin."
Oğuz beyleri yiğitleriyle birlikte ziyafete gelmeye başlar.

DİRSE HAN KARA OTAĞA ALINIR

Gün ağarırken, Dirse Han yiğitlerini de yanına alarak, Bayındır Han'ın davetine gider. Dirse Han'ın ne oğlu, ne de kızı vardır.
Bayındır Han'ın yiğitleri Dirse Han'ı karşılarlar. Onu kara otağa oturturlar. Altına kara keçe döşerler. Önüne kara koyun yahnisinden getirirler. Sonra da derler ki:
"Bayındır Han'ın emri böyledir, Han'ım."

Dirse Han da:
"Bayındır Han neden hana bunu yaptı? Benden daha altta olan kişileri ak otağa, kızıl otağa misafir etti. Ama beni kara otağa oturttu."

Der. Yiğitlerden biri der ki:
"Han'ım, Bayındır Han'ın emri böyledir. Oğlu kızı olmayan Tanrı tarafından beddualıdır, biz de beddua ederiz."
Dirse Han yerinden kalkar ve yiğitlerine seslenir:
"Yiğitlerim yerinizden kalkın. Bana göre, bu işitilmemiş, şaşırtıcı olayın sebebi ya bendendir ya da hatundandır."
Böyle söyledikten sonra otağına gider, Hatununu çağırır ve der ki:
"Beri gel başımın bahtı evimin tahtı,
Görüyor musun neler oldu."

DİRSE HAN, HATUNU İLE KONUŞUR

Hatunu yanına gelir. Dirse Han yaşadıklarını ona anlatır. Der ki:
"Bayındır Han ziyafet için; bir yere ak otağ, bir yere kızıl otağ, bir yere kara otağ kurdurmuş. Oğlu olanı ak otağa, kızı olanı kızıl otağa oturtmuş. Oğlu ya da kızı olmayanı da kara otağa oturtmuş. “Altına kara keçe döşeyin, önüne kara koyun yahnisi gelirin. Yerse yesin, yemezse kalksın gitsin. Kimin ki oğlu, kızı yok Tanrı ona beddua etmiştir. Biz de beddua ederiz,” demiş. Ben yiğitlerimle gittiğimde geldiler, karşıladılar ve kara otağa oturttular. Altıma kara keçe döşeyip, önüme kara koyun yahnisinden getirdiler. Oğlu ya da kızı olmayana Tanrı beddua etmiştir. Biz de beddua ederiz, bunu böyle bil,"
Sonra da:

"Tanrı bize neden bir oğul vermez.
Senden midir, benden midir?"
Diye sorar. Ve şöyle der:
“Han kızı yerimden kalkayım mı?
Yakan ile boğazından tutayım mı?
Kara ökçemin altına alayım mı?
Kara çelik öz kılıcımı elime alayım mı?
Öz gövdenden başını keseyim mi?
Can tatlılığını sana bildireyim mi?
Alca kanını yeryüzüne dökeyim mi?
Han kızı sebebi nedir söyle bana
Müthiş eziyet ederim sana"

DİRSE HAN'IN DİLEĞİ TANRI TARAFINDAN KABUL OLUR

Dirse Han’ın anlattıklarını dinleyen hatunu cevap verir: "Oğuz Beyi Dirse Han, bana öfkelenme, acı sözler söyleme; yerinden kalk. Alaca çadırını yeryüzüne diktir. Attan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kes. İç ve Dış Oğuz Beylerini topla; aç olanları doyur. Çıplak insanları giydir. Borçlunun borcunu öde, önlerine et yığ, kımız sağdır ve büyük ziyafet ver. Dilek dile, belki birinin hayır duası ile Tanrı bize çocuk verir"
Der. Dirse Han hatununun sözünü dinler ve büyük bir ziyafet verir. Attan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kestirir. İç ve Dış Oğuz Beylerini çağırır. Aç olanları doyurur. Çıplak olanları giydirir. Borçlu olanları borcundan kurtarır. Önlerine et yığdırır, kımız sağdırır. Ellerini kaldırıp dilek diler. Ve bir hayır duası ile Allah Taâlâ onlara çocuk verir. Dirse Han'ın hatunu hamiledir.

DİRSE HAN IN OĞLU ON BEŞ YAŞINDA

Bir şiire sonra bir oğlan çocuğu dünyaya gelir. Dadılar ona bakar ve büyütür. Oğlan on beş yaşına geldiğinde, babası Bayındır Han'ın ordusuna karışır.

Bayındır Han'ın bir boğası bir de erkek devesi vardır. Boğa öyle güçlüdür ki, boynuzuyla taşa vurduğunda taş un gibi olur. Böyle gücü olan boğa ile deveyi, her yaz ve sonbaharda savaştırırlar. Bayındır Han güçlü Oğuz beyleri ile seyreder, eğlenir.
Yine bir yaz boğayı dışarı çıkarırlar. Sağdan ve soldan üç kişi demir zincirle boğayı tutarlar. Boğayı getirip meydanın ortasına bırakırlar. Bu sırada Dirse Han'ın oğlu ile üç çocuk meydanda oyun oynarlar. Adamlar boğayı bırakırlar ve çocuklara "Kaçın!" diye bağırırlar.
Üç oğlan çocuğu kaçar. Ama Dirse Han'ın oğlu kaçmaz, meydanın ortasında durur ve boğaya bakar. Boğa, oğlana doğru gelir. Dirse Han'ın oğlu yumruğu ile boğanın alnına öldüresiye vurmaya başlar. Boğa geri geri gider. Tekrar oğlanın üstüne doğru yürür. Oğlan yine boğanın alnına sert bir yumruk vurur. Sonra da yumruğunu boğanın alnına dayar, sürükleyerek meydanın başına çıkarır. Boğa ile oğlan tekrar atak yaparak güçlerini ortaya koyarlar. İkisi de birbirini yellemez. Oğlan düşündüklerini dile getirir:

"Bir evin yıkılmasını önlemek için direk koyarlar, o eve destek olur, ben boğanın alnına niye destek oluyorum."

Der. Oğlan boğanın alnından yumruğunu çeker. Boğa ayaklarının üstünde duramaz. Yere düşer. Oğlan bıçağını çıkarır, boğanın başını keser. Oğuz beyleri oğlanın yanma gelirler ve ona aferin, derler. Sonra da:
"Dedem Korkut gelsin, bu oğlana adını koysun, alıp babasının yanına gitsin, babasından oğlana beylik istesin. Taht istesin,"
Derler. Dedem Korkut'u çağırırlar, gelir. Oğlanı alıp babasının yanına gider.

DEDEM KORKUT OĞLANA İSİM KOYAR

Dedeni Korkut oğlanın babasına şöyle der:
"Hey Dirse Han beylik ver bu oğlana
Taht ver erdemlidir
Boynu uzun büyük cins at ver bu oğlana
Biner olsun hünerlidir
Omuzu kuşlu cübbe elbise ver bu oğlana
Giyer olsun hünerlidir"
Dedem Korkut devanı eder:
"Bu oğlan Bayındır Han'ın ak meydanında boğa ile savaşmış ve öldürmüştür. Bu oğlan senin oğlundur. Adı Boğaç olsun, adını ben verdim yaşını Allah versin"
Der. Dirse Han oğluna beylik ve taht verir.


BOĞAÇ'A TUZAK KURULUYOR

Oğlan tahta çıkar. Ama babasının kırk yiğidini unutur, hatırlamaz. O kırk yiğit bunu çekemezler ve aralarında konuşmaya başlarlar. Ve Boğaç'la babasının arasını bozmaya karar verirler:

"Babası bu oğlanı öldürürse, yine bizim büklüğümüz, saygımız babasının yanında daha iyi olur"

Derler. Bu kırk yiğidin yirmisi bir yana, yirmisi bir yana ayrılır. Önce yirmisi Dirse Han'ın yanına gider ve şöyle söyler:

"Dirse Han senin oğlun hayırsız ve kötü çıktı, kırk yiğidi ile birlikte güçlü Oğuz'un üstüne yürüdü. Nerede güzel gördüyse çekip aldı, aksakallı ihtiyarlara sövdü, ak pürçekli kadının sütünü çekti. Akan duru sulardan haber geçer. Ala Dağ'dan haber aşar. Hanlar Hanı Bayındır'a haber gider. Dirse Han'ın oğlu böyle görülmemiş şey yapmış derler. Yaşamaktansa ölmen daha iyidir. Bayındır Han seni çağırır. Sana çok öfkelidir. Böyle bir oğul senin neyine gerek, böyle oğlun olmasındansa olmaması daha iyidir, öldürsene"
Dirse Han:
"Gidin getirin, öldüreyim,"
Der. Dirse Han'ın böyle söylediğini duyan diğer yirmi yiğit de gelir. Bir başka haber de onlar verir:
"Dirse Han senin oğlun koca dağa ava çıktı. Sen var iken kuşları avladı. Anasının yanına gelip şarap içti. Anasıyla sohbet etti. Senin oğlun kötü ve hayırsız çıktı. Ala Dağ'dan haber geçer. Hanlar Hanı Bayındır'a haber gider. Seni çağırır. Bayındır Han sana karşı çok öfkelidir. Böyle oğul neyine gerek, öldürsene"
Dirse Han:
"Gidin getirin öldüreyim, böyle oğul bende istemem"
Der. Dirse Han'ın hizmetkârları:
"Senin oğlun bizim sözümüzle gelmez. Yerinden kalk. Yiğitlerini yanına al, oğluna git. Beraber ava çık. Kuş uçurup avlanırken oğlunu oklayıp öldürmeye bak. Eğer bu şekilde öldüremezsen bir daha öldüremezsin böyle bil"
Derler. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Dirse Han yerinden kalkar. Oğlunu ve kırk yiğidini de yanına alıp, ava çıkar.

DİRSE HAN OĞLUNU VURUYOR

Kuşları avlarlar. O kırk namerdin bir kaçı oğlanın yanına gelir ve derler ki:
"Baban diyor ki, geyikleri benim önüme doğru kovalasın, getirsin. Oğlumun at koşturuşunu, kılıç sallayışını, ok atışını göreyim. Sevineyim, onunla övüneyim,"

Oğlan bu sözlere inanır. Geyiği kovalayıp, getirir. Babasının önünde vurur. Babam at koşturmama baksın gururlansın. Ok atmama baksın güvensin. Kılıç kullanmama baksın sevinsin diye düşünür. O kırk namert bu sefer de Dirse Han'a giderler:

"Dirse Han, oğlunu görüyor musun? Geyiği kovalayıp senin önüne getiriyor. Geyiğe ok atarken seni vurup öldürecek. Oğlun seni vurup öldürmeden sen onu öldürmeksin."
Derler. Dirse Han sinirlenir. Sert yayını eline alır. Oğlu geyiği kovalar, babasının önünden gelip geçer. Dirse Han doğrulur. Okunu fırlatır. Ve oğlunu iki küreğinin arasından vurur. Ok isabet eder. Oğlunun kanı fışkırır. Atının boynunu tutar yere düşer. Dirse Han oğlunu kucaklamak ister. Ama o kırk namert bırakmaz. Atının dizginini tutup yurduna doğru dönderirler.

Dirse Han'ın hatunu ise oğlu ilk defa ava gittiği için ziyafet hazırlığı yapar. Attan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kestirir. Oğuz beylerine ziyafet vereyim diye düşünür. Hatun, Dirse Han'ın geldiğini duyar. Kırk ince kızı yanına alır ve onu karşılar. Gözleriyle oğlunu arar. Dirse Han'ın yüzüne, sağına soluna bakar. Ama oğlunu göremez. Yüreğini bir korku sarar. Gözleri yaş dolar. Dirse Han'a seslenir:

"Beri gel başımın bahtı evimin tahtı
Han babamın güveyisi
Kadın anamın sevgisi
Babamın anamın verdiği
Göz açıp da gördüğüm
Gönül verip sevdiğim
A Dirse Han!
Kalkarak yerinden doğruldun
Yelesi kara cins alına sıçrayıp bindin
Göğsü güzel koca dağa ava çıktın
İki vardın bir geliyorsun yavrum hani
Karanlık gecede bulduğun oğul hani
Kara elbiseli dervişlere adaklar verdim
Aç görsem doyurdum çıplak görsem donattım
Tepe gibi et yığdım göl gibi kımız sağdırdım
Dilek ile bir oğul zorla buldum
Yalnız oğul haberini a Dirse Han söyle bana
Karşı yatan Ala Dağdan bir oğul uçurdunsa söyle bana
Taşkın akan koşan sudan bir oğul akıttınsa söyle bana
Aslan ile kaplana bir oğul yedirdinse söyle bana
Kara giyimli azgın dinli kâfirlere bir oğul aldırdınsa söyle bana
Yenim ile alca kanımı silmeyince
Kol but olup yer üstüne düşmeyince
Yalnız oğul yollarından dönmeyeyim
Yalnız oğul haberini a Dirse Han söyle bana
Karabaşını kurban olsun bugün sana"
Diyerek ağlar. Dirse Han hatununa cevap vermez. O kırık namert hatunun yanına gelir:
"Hatun oğlun sağdır. Avlanmaktadır. Korkma kaygılanacak bir şey yoktur. Bugün yarın gelir. Bey sarhoştur. Bunun için sana cevap veremez."
Derler.

DİRSE HAN'IN HATUNU OĞLUNU ARAMAYA GİDER

Dirse Han’ın hatunu oğlunu merak eder. Kırk ince kızı yanına alır. Ata biner, oğlunu aramaya gider. Kış, yaz ne karı ne de buzu erimeyen Kazılı Dağı'na gelir. Bir derenin içine leş kargasının konup kalktığını görür. Ve atını o tarafa doğru sürer.

Oğlunu orada kanlar içinde yatarken görür. Oğlunun yanındaki iki köpek kargayı kovalar, kondurmaz. Oğlan oraya yığıldıktan sonra yanına Hızır gelir ve:

"Bu yaradan sana ölüm yoktur oğlan. Dağ çiçeği ile ananın sütü yarana merhem olacak."
Der. Eliyle yarasını üç defa sıvazlar. Sonra da kaybolur. Hatun, kanlar içinde yerde yatan oğlunu görünce ona sarılır. Şöyle söyler:

"Kara süzme gözlerini uyku bürümüş aç artık
On iki kemikçiğin harap olmuş topla artık
Tanrının verdiği tatlı canın seyranda imiş yakala artık
Öz gövdende canın var ise oğul haber bana
Karabaşım kurban olsun oğul sana
O gövdende canın var ise oğul haber bana
Karabaşım kurban olsun oğul sana
Ağzından, dilinden birkaç kelime haber ver bana"

Boğaç Bey annesinin sesini duyunca gözlerini açar. Annesinin yüzüne bakar. Şöyle söyler:
"Beri gel ak sütünü emdiğim hanım ana
Ak pürçekli izzetli canım ana
Akanlardan sularına beddua etme
Kazılık Dağı’nın günahı yoktur
Koşan geyiklerine beddua etme
Kazılık Dağı'nın günahı yoktur
Beddua edersen babama et
Bu suç bu günah babamdandır"
Boğaç anasıyla konuşmaya devam eder:

"Bu yaradan bana ölüm yok, korkma ana, Hızır böyle söyledi. Yanıma gelerek yaramı üç defa eliyle sıvazladı. Dağ çiçeği ile ananın sütü yarana merhemdir, dedi ve gitti."
Bunu duyan kırk ince kız dağ çiçeği toplarlar. Hatun da memesini sıkmaya başlar. Bir, iki kere sıkar süt gelmez, tekrar dener. Bu sefer sütü kan ile karışık gelir. Hemen dağ çiçeği ile sütü oğlunun yarasına sürer. Sonra da ata bindirip yurduna götürür. Hekimlerin eline teslim eder. Hatun ve kırk ince kız oğlunun bu durumunu Dirse Han'dan saklarlar.

BOĞAÇ İYİLEŞİR, DİRSE HAN ESİR ALINIR

Oğlanın kırk günde yarası iyileşir. Ata biner, kılıç kuşanır, avlanır. Dirse Han oğlunun hayatta olduğundan haberdar değildir.

Ama o kırk namert bunu duyarlar ve öğrenirler. Aralarında konuşurlar.
"Eğer Dirse Han oğlunun hayatta olduğunu duyar ya da görürse hepimizi öldürür"
Sonra da bir karara varırlar. Dirse Han’ı tutarak, ak ellerini arkaya bağlarlar. Ak boynuna ip geçirirler. Ak etinden kan çıkıncaya kadar döverler. O kırk namert ata binerler. Dirse Han'ı ise yürütürler. Acımasız insanlara esir ederler.

Dirse Han'ın hatunu bu olanları duyar ve oğluna haber verir:
"Oğul! Oğul! Babanın arkadaşları olan o kırk namert, babanı tutmuşlar. Ak ellerini arkasına bağlamışlar. Ak boynuna ip geçirmişler. Ak etinden kan çıkıncaya kadar dövmüşler. Onlar ata hinmiş, bahanı yürütmüşler. Sonra da götürüp zalim insanlara esir etmişler. Oğul! Oğul! Kırk yiğidini yanına al ve babanı o kırk namertten kurtar. Baban sana kıydı ama sen babana kıyma"

Der. Boğaç Bey yerinden kalkar. Kılıcını beline kuşanır. Yayını ve mızrağını eline alır. Atına biner. Kırk yiğidiyle beraber, babasını kurtarmaya gider.

BOĞAÇ BEY BABASINI KURTARIYOR

Dirse Han'ın kırk namerdi keskin şarap içmek için, bir yerde konaklarlar. Boğaç Bey onlara yetişir. Onu gören o kırk namert derler ki:
"Gelin şu yiğidi yakalayalım ve ikisini birden zalim insanlara teslim edelim."
Bunu duyan Dirse Han şöyle der:
"Ellerimi çözün. Kopuzumu verin. Gidip o yiğidi döndüreyim. Sonra da ister öldürün. İster diriltin beni."
O kırk namert elini çözerler ve kopuzu verirler. Dirse Han o yiğidin oğlu olduğunu bilmeden, karşısına geçer. Ona seslenir:

"Boynu uzun büyük cins atlar gider ise benim gider
Senin de içinde bineğin var ise söyle bana
Savaşmadan vuruşmadan alı vereyim dön geri
Ağıllardan on bin koyun gider ise söyle bana
Senin de içinde nişanlın var ise yiğit söyle bana
Savaşmadan vuruşmadan alı vereyim dön geri
Benim için geldin ise oğlancığımı öldürmüşüm
Yiğit sana günahı yok dön geri"
Boğaç Bey, babasının söylediklerine şöyle karşılık verir:
"Boynu uzun büyük cins atlar senin gider
Benim de içinde bineğim vardır
Bırakmam o kırk namerde
Aksakallı ihtiyarlar senin gider ise
Benim de içinde bir aklı şaşmış şuuru yitmiş ihtiyar babam var
Bırakmam o kırk namerde"

Boğaç Bey kırk yiğidine eliyle işaret verir. Kırk yiğidi etrafına toplanır ve savaşır. Kiminin boynunu keser. Kimini esir alır. Babasını kurtarır. Dirse Han oğlunun sağ olduğunu öğrenir. Oğuz Beylerinin hanı Bayındır Han ise Boğaç'a beylik verir. Taht verir. Dedem Korkut destan söyler ve bu Oğuz-nameyi yazar, şöyle der:

"Onlar da bu dünyaya geldi geçti
Kervan gibi kondu göçtü
Onları da ecel aldı yer gizledi
Fani dünya yine kaldı Gelimli gidimli dünya
Son ucu ölümlü dünya

Dua edelim: Yerli kara dağların yıkılmasın. Gölgesi olan büyük ağacın kesilmesin. Taşkın akan suyun kurumasın. Kır atın koşarken sendelemesin. Dövüşürken kılıcın kırılmasın. Ak pürçekli ananın yeri cennet olsun. Aksakallı babanın yeri cennet olsun.

İLGİLİ İÇERİK

BASATIN TEPEGÖZÜ ÖLDÜRMESİ (Dede Korkut Hikâyeleri)

DEDE KORKUT HİKÂYELERİ ÖZETİ

DEDE KORKUT - DUHA KOCA OĞLU DELİ DUMRUL

DEDE KORKUT HİKAYELERİNİN ÖZELLİKLERİ

DEDE KORKUT İSLAM ANS

 

Üye Girişi