Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

HACLE - ABDÜLHAK HAMİT TARHAN

 

IV

Allah için gelin, bakınız mübtelânıza

Bîgâne durmayın bu kadar âşinânıza

Câiz midir bakıp da bana redd ediş anı

Şâhid dü çeşm-i enverinizken zekânıza

Bülbül denir işitmişim ol sıyt-i kâzibi

Kurbân ola sizin o fem-î dil-rübânıza

Bilmem ne istiyor derimizden nesîm-i subh

Gitsin tuyûr-i Hind'i getirsin sedânıza

Ben şeb sanır idim bu demi siz göründünüz

Tekzîb için beni ne deyim i'tinânıza

Baktıkça hacleniz uçuyor sanki göklere

Müstağrak ol kadar dil ü dîdem sefânıza

Andan hülâsadır bu semâvî vücûdunuz

Ben kaailim sizin bu zemînî semânıza

Mahlûkunuz gibi o perestiş kılar size

Ben zühre nâmını verebilmem hüdânıza

Şâyestedir denilse mehâsin nümûnesi

Ruhsâr-ı dil-firîb-i havârik-nümânıza

Bilsem gelir mi yâdınıza gördüğüm sizi

Ya'nî o gün ki gelmiş idim ben hizanıza

Elbette kendiniz de inanmazsınız derim

İnkâr-ı hüsnünüzde olan müeddânıza

Urdukça berk saçlarınız cân eder rücû'

Dil-dâde-yî şikeste-dil-î can-fedânıza

Mahzun nigâhınızla bütün hüznünüz sizin

Târî olur sedâ-yi halâvet-edânıza

Noksan değil kemâl verir sûretim benim

Bu siklet-î mahûf ile hüsn ü behânıza

Benden teneffür ettiğiniz müstefâd olur

Ma'nâ veriş zamânı gelirse ibânıza

Leyl olmasa olur mu idi rûşenî-yi rûz

Ben mâtemimle muttasıl oldum likanıza

Siz bu sitemde -fikr ediniz de- devâm edin

Ölmekliğim tevâfuk ederse rızânıza

Ben muntazırken emrinize hıfz-ı cân için

Mümkün müdür tahammül edilmek recânıza

Lâkin nedir nedir bu hayâl-î kefen-misâl

Topraklarıyle gâh karışmak ziyânıza

Mâzî ise bu hâle abestir tasallûtu

Âtî ise o merhamet etsin gedânıza

Her neyse bahtiyâr imişim ben ki davranıp

Çıktım bü şeb huzûr-i necât-intimânıza

 

V

Yok dahli yok bu vuslata asla o hasretin

İfrâtı ağlatır beni bunda meserretin

Ben şimdi anladım ne imiş nev-bahâr-ı ömr

Bildim ki bir sefâsı da varmış muhabbetin

Muzlim hakîkatimle azâb-î cahîm ile

Bir âlem-î diğerde hayâliyle cennetin

Seyl-î fenâda mevce-süvâr-î sirişk-i ye's

Zîrinde berk-i âh ü sehâb-î musibetin

Sevdâlı bir türâb ile pey-rev mekaabire

Rikkatli bir atâsına mazhar meşiyyetin

Mevhûm bir yüzün gam-ı hicriyle girye-nâk

Eşcâr ü kûh ü deştine âşık tabîatin

Hasret-keş-î muhabbet idim ben bu hâkte

Bir müncemid alâmeti serdî-yi firkatin

Bir hüzn-i dâimî ile bir zıll-i bî-vücûd

Bir mevce-yî baîdi bu ummân-ı zulmetin

Düştüm sizin kinârınıza sevk-i baht ile

Bâr-î girânı gitti serimden o mihnetin

Baktım ki bezm-i ünsünüze girdiğim zaman

Nezdimdedir perîsi o küh-sâr-ı vahşetin

Bildim ki görmeden size mecbûr imiş gönül

Gördüm ki mihri sizsiniz ol necrn-i fikretin

Ol cism-i gaaibin görürüm rûhunu bugün

Dîdârınız beşâretidir sermediyyetjn

Mâil isem hayâle hayâl etmeyin ki siz

Âgâh-ı tâlii değilim âdemiyyetin

Az çok hayâlden gelir insâna tesliyet

Hep iğbirârdır yüzü gülmez hakikatin

Gayretle tırmanıp çıkar âdem sukuut için

Hayret çıkar öbür yanı dîvâr-ı hayretin

Vardır sizin de hikmetiniz dehre gelmede

Bir hüsn-i nev-tulûusunuzdur bu hey'etin

Değmiş dehâya mâ-hazar-î bih-terînidir.

Endâmınız bu ma'raz-ı ulvî-yi san'atin

Düşmüş veyâ zeminde ulûvv-î cemâliniz

Nev-meş'al-î mübârekidir Arş-ı Rahmet'in

Bir gûşesinde bu'd-i semâdan görür fakat

Kalbimdedir dü çeşmi dahî bir hayâletin

Makberle hacledir iki mâhir oyuncusu

Fıtrat deriz bu perde-yi i'câz-ı Kudret'in

Makberle hacle birbirine zevc ü zevcedir

Bâdîsi bin yetîm ile yüz bin übüvvetin

 

***

 (syf.133, 134)

Ey gönlümün sa’adeti bir ibtisâmınız;
Bilsem sizin melek mi ya hûri mi nâmınız?

Cism-i lâtifinizle gelip türbegâhıma,
N’olsun bana hayat verişten merâmınız?

Şehbâl-i nâzınız mı bu nur-ı siyeh zuhûr,
Pervâz-ı rûhdan daha ‘ulvi hareminiz.

Görsem fezâ-yı mahşeri gelmez bu his bana,
Gaşyetti cism ü canımı birden kıyâmınız.

İkmâl için nevâkısını şâm u subhumun,
Vardır sizin de gün gibi bir bedr-i tâmınız.

Bilmem sabahınız ne hıdret-sız olur sizin için.
Nûr-ı cemâli andırıyor çünkü şâmınız.

Enfâs-ı ömr ile müteşekkil vücûd ile,
Efkâr-ı ‘aşk ile mütecelli mâkâmınız.

Zî-rûhu andırır ne görürsem esâs-ı beyt,
Cennet midir sizin ‘acaba zîr-i bâmınız?

Eş’ara benziyor bu gece sözlerim bütün,
Ölmüş gibi hayâlime sârî nizâmınız.

Anlar desem mi fikrinizi bir çiçek sizin,
Ey şi’r olan nügüfte leb-i gonca-fâmınız.

Lâyık değil isem de Hudâ kısmet eyledi.
Hoş oldu, hûş bu makbereden intikâmınz.

Eyvâh o da sizin gibi bir dil-rübâ idi.
Rahmettir ol garibe sizin ihtirâmınız.

Kalmaz gider merâret-i ‘ömrüm bu veçhile,
Telzîz-i câna şâmil olursa kelâmınız.

Gittikçe artıyor hüznünüz sizin,
Gelmez latifeye bu gidiş de devâmınız.

Heyhât, idâre eyleyecek sizsiniz beni,
Derler, benim elimde ne menûn zimâmınız.

Ben, almışım sizi bu rivâyet garîbdir,
Nâil değilken olmaga bir dem selâmınız.

Hûri olur mu ‘âdeme münkâd sevdiğiniz.
Memlû geliş nedir bana kevserle câmınız.

Ben isterim bu şeb biraz ârâm neş’eden,
Bir saltanat hayâline düştü gulâmınız.

Gerçek mi şüpheyi bu kadar iltizâmımız?
Tezyîf için bu hâlimi demdir şeb-i zifâf,
Bir böyle fırsatı sevilir iğtinamınız.

Vezni: Mef’ûlü/Fâ’ilâtü/Mefâ’îlü/ Fâ’ilün

Kelimeler

İbtisâm: Tebessüm etmek. İnce ve hafif gülümsemek.

Cism-i latif: Cisimle alâkası olmayan. Göze görünmeyen.

Merâm: Maksad, niyet, arzu.

Türbegah: Türbe.

Nur-ı siyeh zuhur: Siyah Işık meydana gelme.

Pervaz-ı ruh: ruhun uçuşu.

‘Ulvi: (Ulviye) Yüksek, yüce. * Manevî ve göğe mensub.

Fezayı mahşeri: mahşer yeri

Kıyâm: Ayakta durmak. Ayağa kalkmak. * Ayaklanmak. İsyan. * Bir işe başlamak, devam etmek. * Satılan bir mal hakkında müşteri ile anlaşıp kararlaşma. * Canlanmak Şam u subh : gece ve sabah vakti.

İkmâl: Tamamlamak. Bitirmek. Mükemmelleştirmek Nevâkıs: (Noksan. C.) Eksiklikler, noksanlar.

Nur-ı cemâli: yüzündeki parıltı.

Enfas: (Nefes. C.) Nefesler. Soluklar. * Ruhlar. Canlar. * Cevherler. * Duâlar.

Efkar-ı aşk: aşk fakiri.

Müteşekkil: Herhangi bir şekil alan. Birleşmiş, meydana gelmiş olan. Mütecelli: Tecelli eden, meydana çıkan, görünen. Parlak Tezyîf: Çürütmek. Küçük düşürmek. Eğlenmek, alaya almak. * Bir şeyin dışını tezyin ve tanzim edip, içini fena yapmak. Kötü ayar etmek. * Tahkir etmek.

Memlû: Doldurulmuş. Dolu.

Nâil: Muradına eren, nâil olan, ele geçiren. Erişmiş.

Münkad: (Kavd. dan) İnkiyad eden, boyun eğen, muti olan, itaat eden. Telziz-i can: canı tatlı olan.

Zifaf: Gerdeğe girmek. Gerdek.

Meraret-i ömür: acı hayat.

Dil-ruba: f. Gönül alan, gönül kapan.

Leb-i gonca fam: gonca dudağının rengi.

İhtiram: Hürmet olunmak, tazim olunmak, hürmet, saygı.

Hudâ : f. Rabb. Sâhib. Cenab-ı Hak. Hâlık.

Şi’r: (Şiir) Anlama, idrak. * Edb: Edebiyatta kıymeti olan, nazımlı ve kafiyeli şair sözü

(Hacle)

 

 

İLGİLİ İÇERİK

ŞİİRLER

ABDÜLHAK HAMİT TARHAN ŞİİRLERİ

ABDÜLHAK HÂMİD TARHAN HAYATI ve ESERLERİ

ABDÜLHAK HÂMİD TARHAN

ABDÜLHAK HAMİT TARHAN - MAKBER İNCELEMESİ

 

SON EKLENENLER

Üye Girişi