Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin
 

FİNTEN'DENfinten ile ilgili görsel sonucu

Oyunun özeti

Finten, Kanadalı güzel bir kadındır. Avustralya’da yaşayan Cross adında yaşlı; fakat çok zengin bir adamın karısıdır. Genç Finten, asıl sayılmadığı için Londra sosyetesi arasında bulunamamaktadır. Sevgilisi Lord Dick’le evlenirse bu amacına erişecektir. Bunun için, Hintli uşağı ve âşığı Davalaciro’yu ihtiyar kocasını öldürtmek üzere Avustralya’ya gönderir. Finten, Davalaciro’dan olma çocuğunun babası olduğuna Lord Dick’i inandırmıştır. Lord ailesi, bir skandalı önlemek için Finten’in çocuğunu evinde gizlemekte, bu çocuğa asil bir anne aramaktadır. Finten, ölüme yaklaşmış veremli bir Fransız kız bulur. Asil olarak tanıtılan bu kızla Lord Dick evlenecek, çocuğun annesi olacak, kız ölünce de Lord Dick özgür kalacak ve Finten’le evlenecektir. Hintli uşak, Cross’u öldürerek görevini yerine getirir. Finten yapılan plâna göre Blanche’ın Lord Dick’le evlenmesini sağlamıştır. Fakat kız öleceğine gittikçe iyileşir, Lord da onu sevmeye başlar. Finten, Bu durum karşısında buhranlar geçirir. Hintli uşağını tabancasıyla öldürür; kendisi de aklını oynatmış bir hâlde, buhranlar içinde yığılır kalır.

Oyundan bir bölüm

(Deniz, gece, fırtına, sada-yı cuşiş, ra’d ü berk. Vapur yuvarlanırcasına sallanır. Münavebe üzre çan sadaları gelir. Davalaciro kaptan yerinde yalnız, bir âvâz-ı bülend-i vahşiyane ile teganni eder.)

Öyle bir şiddet-i tasmîm ile çıkdım ki yola,

Karşıma çıksa eğer seng-i mezarım dönmem!

Bahr-i zehhâr değil, ebr-ü şererbâr değil,

Hep yanar dağlar ile dolsa civarım dönmem!

Dalgalar, uymayınız bâd-ı taannüdkâre,

Siz kılın na’şımı isal kenâr-ı yâre!

(Ayak patırdıları, tayfa sadaları, Beyrut! Beyrut! Beyrut!)

MECLİS

—Davalaciro, Kaptan, Tayfalar, sonra Finten—

Davalaciro: — Beyrut, diyorlar! Ah! Bu zulmet içinde orasını görebilmek mutlaka bir nur-u harikuladenin vücuduna

alâmettir. (Çan çalınır. Bir tayfaya) Beyrut’a mı geliyoruz? Ne vakit duracağız?

Tayfa: — Beyrut’a geldik, fakat durmayacağız; deniz yoluna girene kadar dolaşacağız.

Davalaciro: — Şu görünen fener acente sandalı mı acaba?

Tayfa: — Fener nerede? Rüya mı görüyorsunuz? Bu havada acente değil kuşlar bile vapura yanaşamaz! Yolcularda sizden başka ayakta olan yok. Memlekette liman da yok ki sığınalım.

(Vapurdan top atarlar. Ayak ve halat sesleri, tayfa harekâtı)

Kaptan: — Şu budala gemiye bakınız. Denize çıkmanın ne iyi havasını bulmuş.

Tayfa: — Tüccar gemisi değil.

Kaptan: — Tüccar gemisi tımarhane değildir. Bu olsa olsa bir İngiliz lordunun seyyar hanesi olabilir. (Davalaciro’ya dönerek) Niçin kamaranıza inmiyorsunuz? Bu havada gelip giden olmaz. Daha şafak sökmesine üç saat var.

Davalaciro: — Herkes için gece yarısı, benim için sabah oluyor! Şu ışığı görüyor musunuz?

Diğer bir tayfa: — Dalgalar arasında bata çıka bir ziya görünüyor!

Kaptan: — Elbette Nemçe acentesi değildir... Bir sandal...

Evvelki Tayfa: (Kahkahayla) — Hayır, gökyüzünde kopan bu fırtınanın sadmesiyle yerinden kopup denize düşmüş bir yıldız.

(Abdülhak Hamit Tarhan)

 

Abdülhak Hamit Tarhan, Tanzimat’ın birinci dönem sanatçıları gibi tiyatroyu toplumu eğitmek ve eğlendirmek için bir araç olarak görmez. Onu bir sanat eseri olarak değerlendirir. Tiyatro anlayışı bakımından kendinden önceki sanatçılardan ayrılır. Tiyatrolarında doğu ve İslam tarihinden aldığı kişi ve konulara ağırlık veren sanatçı, Finten’de İngiltere’de geçen olayları anlatmıştır. Sanatçının Finten adlı eseri düz yazı şeklindedir. Ama eserin kimi yerlerinde şiire de yer vermiştir. Ayrıca diyaloglarda şiirsel bir söyleyiş vardır. Örneğin: “Beyrut, diyorlar! Ah! Bu zulmet içinde orasını görebilmek mutlaka bir nur-u harikuladenin vücuduna alâmettir.” “Hayır, gökyüzünde kopan bu fırtınanın sadmesiyle yerinden kopup denize düşmüş bir yıldız” “Yağmur değil, deniz yağıyor.” cümlelerinde şiirsel bir söyleyiş vardır.

Abdülhak Hamit’in eserleri okunması için yazıldığı ve sahne tekniğine dikkat edilmediği için bir gece yarısı denizde geçen olaylar anlatılmıştır yukarıdaki metinde. Bu durum da olayların geçtiği mekân gerçeklerle örtüşse bile sahne mekânı olarak tiyatro tekniğine uygun değildir. Aynı şekilde cinlere, ruhlara ve perilere kişiler arasında yer verildiği için bu durumda tiyatro tekniğine el verişli değildir ve gerçek yaşamda cinlerle, perilerle ve ruhlarla karşılamak söz konusu değildir. Kısaca söylemek gerekirse Abdülhak Hamit’in tiyatro eserlerindeki mekânlar, tiyatro tekniğine, sahne tekniğine, uyumlu değildir. Bu metinde de mekânlar sahne tekniği gözetilmeden bir romandaki mekân gibi sunulmuştur. Bir tiyatro sahnesinde yıldırımlı fırtınalı bir gecede denizde giden bir geminin yer alması mümkün değildir. 

İngiliz tiyatro yazarı Sheakespeare’i seven ve ondan etkilenen o Abdülhak Hamit, Finten’de olaylar ve olay kurgusu yönüyle Sheakespeare’in eserlerini hatırlatmaktadır.

Olay örgüsü, hırsın ve kötü düşüncenin insana verdiği zarar üzerine kurulmuştur. Finten’in olay örgüsü okura, kötülük hesapları yapılarak iyiliğe ve mutluluğa erişilemeyeceğini hissettiriyor. Hem olay örgüsündeki bu temayla hem de kişilerle bu eserde evrensellik ağır basmaktadır. Olayların baş kişisi Finten, hırslarının kurbanı olarak çıldırır. Bu noktaya gelinceye kadar da çevresine zarar verir.

Duygu ve coşkuya ağırlık verilmiş olsa da eserde anlatılan olaylar gerçeklikten uzak değildir. Eserde yaşanması olası olaylar işlenmiştir ve dolayısıyla olaylar sosyal hayatın çok da uzağında değildir. Neticede Finten gibi tipler hemen her toplulukta görülebilir. Bu yönüyle eserdeki olayların sadece eserin yazıldığı zamanla ilgili olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Aynı olayların günümüzde de karşılığı söz konusudur ve dolayısıyla eser belli bir zamanla sınırlı değildir. Eseri evrensel kılan ve gerçek zamanlara taşıyan da bu yönüdür.

Finten’in eserdeki işlevi hırsları peşinden giden ve bu hırsla her türlü kötülüğü yapabilen kötü kadın tipidir. Romantizm anlayışının temelinde yer alan iyi - kötü çatışmasının kötü tipidir. Aynı kötü tiplerden bir diğeri Davalaciro’dur. O da sevdiği kadını elde edebilmek için cinayet işler. Finten’in sevdiği Lord Dick ve veremli kız Blanche ise iyi tiplerdir. Oyunun sonunda kötüler kaybeder, iyiler mutlu olurlar. Romantik roman ve tiyatroda hep bu tür çatışmalar işlenmiştir. Bu anlayış doğrultusunda Abdülhak Hamit bu kişilere bu işlevi yüklemiştir. Bu tip kişilerin günlük yaşamda daha önce de söylediğimiz gibi hemen her toplumda karşılığı vardır.

ZAMBAK

Üye Girişi