Kullanıcı Oyu: 1 / 5

Yıldız etkinYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

KASİDE NAZIM ŞEKLİ

Kaside belli bir amaçla yazılmış şiir demektir. Divân edebiyatı nazım şekillerden olup daha çok din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla kaleme alınır. Kasîde yazan şaire ka-sîdegû (kasîde söyleyen), kasîde-serâ (kasîde yazan) veya kasîde perdâz denilir.

Kasîde, Arap edebiyatının ilk dönemlerinde doğmuş ve Cahiliye devrinde en parlak dönemini yaşamıştır. Muallakatü's, Seb'a yazarları ile İslâmî dönem Arap kasidecileri (msl. Ka'b. Züheyr, Hassan b. Sabit, Nabigâ, A'şâ... vs.) bu nazım şeklinin gelişmesinde önemli roller oynamışlardır.

Fars edebiyatında ilk kasideler Sasanîler devrinde görülür. Rudegî, Araplardan aldı­ğı kasîde şeklini küçük değişikliklerle daha da olgunlaştırmıştır. Ancak kasîde altın çağı­nı Gazneli Mahmud'un sarayında yaşamıştır.

Türk şiirinde kasîde XV. yy.'da kendini gösterir. Şeyhî ve Ahmet Paşa'nın ünlü kaside­leri vardır. XVI. yy.'da Hayalî, Fuzulî, Nevî, Bakî ve Ruhî gibi şairlerin kalemiyle gelişen Türk kasîdeciliği XVII. yy.'da en büyük ustasını yetiştirir: Nef'î, Nef'î, Türk şiirinin bü­tün zamanlarındaki en büyük kasîde şairidir.

Kasîde beyitler halinde yazılır, ilk beyit kendi arasında, sonraki beyitler, ilk beytin ikinci dizesiyle kafiyeli (a-a, b-a, c-a, d-a gibi) olur. Beyit sayısı 31 ila 99 arasında deği­şir. Ancak daha az veya çok sayıda beyti içeren kasideler de vardır.

Kasîde nazım şekli altı bölümden oluşur: İlk bölüm nesîb (veya teşbih) 15-20 beyit ka­dar olur. Şiirin giriş bölümüdür. Değişik tasvirlerle doludur. Eğer bu bölümde âşıkane duygular anlatılıyorsa nesîb; afakî konular (bahar, tabiat, bayramlar vs.) işlenmişse teşbîb diye adlandırılır.

İkinci bölüm, girizgâh yahut griz (güriz) adını alır. Genellikle tek beyit olur. Bu beyit ile şair medhiyeye geçeceğini bildiririr. Girizgâh, konuya uygun, nükteli ve başarıyla söy­lenmiş olmalıdır.

Üçüncü bölüm medhiye (övgü)dir. Asıl konunun anlatıldığı bölümdür. Kasidenin sunu­lacağı kişinin övgüsüne ayrılmıştır. Beyit sayısı konuya ve şaire göre değişen bu bölüm, kasidenin en sanatlı beyitlerini içerir.

Dördüncü bölüm, tegazzül adıyla anılır. Tegazzül bazan kasidenin başında veya so­nunda da bulunabilir. Kasîde içinde gazel söylemektedir. Her kasidede bu bölüm bulun­mayabilir. Şair bir yolunu bulup tegazzül yapacağını önceden söyler. 5-12 beyit arasında değişir.

Beşinci bölümün adı fahriyedir. Şairin kendini övdüğü bölümdür, içerik yönünden medhiyeye benzer. Beyit sayısı değişebilir. Nef 'i'nin fahriyeleri sanatlı bir üslupla yazıl­mış ve uzun tutulmuştur.

Kasidenin son bölümüne dua denir. Önceki beyitlerde övgüsü yapılan kişi için dua edildiğinden dolayı bu adla anılmıştır. Bir kaç beyitten ibarettir.

Kasideler değişik şekillerde adlandınlabilir. Bunların ilki nesibde ele alınan konuyu esas alır. Bahariye, şitâiye, lydiye, hammâmiye vs. bu türdendir.

İkinci adlama redife göredir. Sözgelimi kasidenin redifi "güneş" ise şemsiye adını alır. Verdiye, sünbüliye, su kasidesi, tığ kasidesi vs. bu türdendir. Kasidenin son adlama şekli kafiye harfine göredir. Meselâ kasidenin kafiye harfi"rı" ise râiyye, "tı" ise tâiyye gibi

Kaside yaygın bir nazım şekli olduğu için çeşitli konuları işleyebilir. Konularına göre Divân şiirinin türlerini oluşturur, ileride, kaside nazım sekiliyle yazılan türler ayrıca ele alınacaktır. Kasideler divânların baş kısmında yer alır ve türlerine göre kendi içlerinde tasnif edilir.

(İskender PALA, Divan Edebiyatı, Ötüken Yay., İstanbul, 1996.)

Üye Girişi