Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin
 

GARİP HAREKETİ (1. YENİ)
(1940-54)

Dünyayı saran boşluğu hissetmeyelim
Peymâneyi boş bırakma doldur ...'‘
            (Yahya Kemal)

Denizlerimiz var, güneş içinde;
Ağaçlarımız var, yaprak içinde;
Sabah akşam gider gider geliriz,
Denizlerimizle ağaçlarımız arasında,
Yokluk içinde.

Toplumla, dinle ya da kendi dar benliklerini aşan kıymetlerle münasebet kuramayan insanlar tabiata, ölüme veya hayali bir dünyaya giderler

Bugün masal değil,
Masaldan daha güzel, gerçek

Orhan Veli ve arkadaşlarının dünya görüşlerini çok iyi yansıtmaktadır.

Düşünme,
Arzu et sade!
Bak, böcekler de öyle yapıyor.

Gerçek bizzat güzeldir veya güzel olmasa bile değiştirmeye lüzum yoktur. Şairin vazifesi duyduğunu ve gördüğünü hiç bozmadan açık ve sade bir şekilde ortaya koymaktır. Bunların yaptıkları önce şiirin inkârı gibi görüldü ama sonrada anlaşıldı ki şiirin üzerindeki şairaneliği kırmaktır. «Şiirsiz şiir; edebiyatsız edebiyat» Kendilerine kadar gelmiş olan şiir görüşünü temelden değiştirmeye kalkmışlardır. Mutlak samimiyet, sadelik, gerçeğe bağlılık. İstanbul, su, avarelik şiirlerinin temasında mühim yer tutar.

Kapalı Çarşı
Giyilmemiş çamaşırlar nasıl kokar bilirsin,
Sandık odalarında;
Senin de dükkânın öyle kokar işte.
Ablamı tanımazsın,
Hürriyette gelin olacaktı, yaşasaydı;
Bu teller onun telleri,
Bu duvak onun duvağı işte.
Ya bu çamurdaki kadınlar?
Bu mavi mavi,
Bu yeşil yeşil fistanlı...
Geceleri de ayakta mı dururlar böyle?
Ya bu pembezar gömlek?
Onun da bir hikayesi yok mu?
Kapalı Çarşı diyip geçme;
Kapalı Çarşı,
Kapalı kutu
Orhan Veli Kanık


Bugün Masal Değil
Bugün masal değil,
Masaldan daha güzel, gerçek;
Bugün yeryüzünde olduğum gün!
Ayaktayım işte;
Asfalta amut,
Akasyaya muvazi,
İnsanlarla omuz omuza,
Kurtla kuşla aynı kaderde,
Gülden lâleden farksız,
Fâniliğinde ömrün;
Herkes gibi dertli,
Ümitli herkes kadar;
Ne de olsa memnun yaşamaktan.
Bak nasıl adım atıyorum,
Rakı içercesine,
Yâri öpercesine,
Sarhoş öylesine.
Kim bana söyleyebilir,
Bulutlar mı geçiyor başımın üstünden,
Ben mi gidiyorum bulutlar altında?

Orhan Veli Kanık



A.Muhip DIRANAS, Cahit Sıtkı TARANCI, Cahit KÜLEBİ gibi şairler serbest şiirler yazmaktaydılar.
1940’lı yılların başında serbest şiiri benimseyen “Birinci Yeni” olarak adlandırılan “Garip Hareketi” doğar.
1940'ların başında Türk şiiri Garip akımıyla kökten bir değişikliğe uğradı.

1941’de Orhan Veli KANIK, Melih Cevdet ANDAY ve Oktay Rıfat HOROZCU adlı şairler; şiirde var olan aşırı duygusallığa, şairaneliğe, basmakalıp söyleyişe, ölçüye, uyağa başkaldıran şiirlerini Garip adlı bir kitapta yayımlamışlardır.
Bu üç kişinin Garipçiler ismiyle anılmalarının sebebi budur.
Kitabın kapağına, “Bu kitap, sizi, alışılmış şeylerden şüpheye davet edecektir.” şeklinde yazılı bir ibare koymuşlardır.

Garip” adı, zamanla hem üç şairi yansıtan bir kimlik kazanmış he de Türk şiirinde yeni başlayan bir şiir akımının habercisi olmuştur.

    Bu akımın temsilcilerine göre, şiir, duygudan çok, akla dayanmalı; duygunun ya da duyarlılığın ürünü olan şairanelikten arındırılmalıdır.
    Geleneksel şiirin benimsediği her şey, yeni şiirin dışında tutulmalıdır.
    Şiirde her türlü kurala ve önceden belirlenmiş kalıplara karşı çıkmış, kuralsızlığı kural edinmişlerdir.
    Şiirde ölçü, uyak ve dörtlüğe karşı çıkmışlardır.
    Şairaneliği, mecazlı söyleyişleri, söz sanatlarını kabul etmemişlerdir.
    Günlük konuşma dilini şiire uyarlamaya çalışmışlardır.
    Şiirde, o döneme kadar işlenmemiş konuları ele almışlardır.
    Halk deyişlerinden yararlanmışlar, toplumsal yergiye yer vermişlerdir.
    Şiirlerinin başlıca konuları, günlük hayat, sıradan insanların problemleri, yaşama sevinci ve hayattaki bazı garipliklerdir.
    Konuşma dilli ile sıradan konuları işlemişlerdir.
    O güne kadar şiirimizde kullanılmayan kelimeleri kullanmışlardır.
    Basit konuları şiirde işlemişlerdir.
    Yaşama sevinçlerini şiire fazlasıyla yansıtmışlardır.


Üç kişidir:
    Orhan Veli KANIK,
    Melih Cevdet ANDAY
    Oktay Rifat HOROZCU

Garip Hareketi (I.Yeni)’nin Temsilcileri

1. ORHAN VELİ KANIK
(1914- 1950)

Baka kalırım giden geminin ardından;
Atamam kendimi denize, dünya güzel;
Serde erkeklik var, ağlayamam.

Üç dize ile Orhan Veli tanınabilir mi?
Tanınamasa da fikir verir…

Anlatamıyorum
Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.

Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.

    İstanbul’da doğdu.
    Kanık'ın ilkokul sıralarında Çocuk Dünyası isimli dergide bir hikâyesi basıldı.
    Lisenin ilk yılında edebiyat öğretmeni Ahmet Hamdi Tanpınar'dı.
    Şair, lise döneminde arkadaşları Oktay Rifat ve Melih Cevdet'le birlikte Sesimiz isimli bir dergi çıkardı.
    Aruzla da şiirler yazdı.
    İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nin felsefe bölümüne kaydını yaptırdı. Üniversiteyi bitirmeden okuldan ayrıldı.
    Çeşitli memurluklarda çalıştı.
    1941 yılının Mayıs ayında Garip seçkisi yayınlandı. Bu kitapta Melih Cevdet'in, Oktay şiirleri yer aldı. Kitabın ses getiren önsözünü ise Orhan Veli yazdı
    Orhan Veli'nin "Yazık oldu Süleyman Efendi'ye" kadar meşhur olarak gündelik dile giren bir diğer dizesi ise Ahmet Haşim'in "Göllerde bu dem bir kamış olsam" mısrasını hicvetmek için yazdığı "Rakı şişesinde balık olsam" idi.
    Ankara'da belediyenin kazdığı bir çukura düştü ve başından hafifçe yaralandı. İki gün sonra İstanbul'a döndü. 14 Kasım günü bir arkadaşının evinde öğle yemeği yerken fenalık geçiren şair hastaneye kaldırıldı. Aynı akşam sekizde komaya giren şair gece 23.20'de komadan çıkamayarak Cerrahpaşa Hastanesi'nde hayata veda etti.
    İlk şiirlerini 1936’da yayımlaya başlamıştır.
    Orhan Veli Kanık'ın 1936 yılında başladığı şiir hayatı üç dönemde incelenebilir:
    Garip öncesi (1936-1941),
    Garip dönemi (1941) (Garip şiir kitabı)
    Garip sonrası. (Vazgeçemediğim, Destan Gibi, Yenisi)
    İkinci Dünya Savaşına katılmayan ve katılmış kadar etkilenen Türkiye'de, Türk şiirini bir takım kalıp ve klişelerden, şairanelikten, yıpranmış benzetmelerden kurtardı, kısa ve basit ama vurucu bir söylem -eda-  geliştirdi.
    Şiirin bilinen ve kabul gören sınır taşlarını yerinden oynattı.
    Yalın bir halk dili kullandı
    Yergi ve gülmeceden yararlanarak, sıradan yaşantıların şiirinin de yazılabileceğini gösterdi.
    Çok sayıda tercüme eseri vardır. “La Fontaine Masalları” adlı eseri bir fabl çevirisidir.

 Şiir: Garip (1941, Resimli Ay Matbaası) Vazgeçemediğim (1945, Marmara Yayınevi) Destan Gibi (1946, Ölmez Eserler Yayını) Yenisi (1947, İnkılâp Yayınevi) Karşı (1949, Güney Matbaacılık ve Gazetecilik) Bütün Şiirleri (1951, Varlık Yayınları)
Hikâye Hoşgör Köftecisi (2012, Yapı Kredi Yayınları)
Hikâye/Şiir Nasreddin Hoca Hikâyeleri (1949, Doğan Kardeş Yayınları)Yazılar Nesir Yazıları (1953, Varlık Yayınları) Edebiyat Dünyamız (1975, Bilgi Yayınları. Hazırlayan: Asım Bezirci) Bütün Yazıları (1982, Can Yayınları)
Mektuplar Yalnız Seni Arıyorum (2014, Yapı Kredi Yayınları)

KİTABE-İ SENG-İ MEZAR

I Hiçbir şeyden çekmedi dünyada
Nasırdan çektiği kadar
Hatta çirkin yaratıldığından bile
O kadar müteessir değildi;
Kundurası vurmadığı zamanlarda
Anmazdı ama Allah´ın adını,
Günahkar da sayılmazdı.
Yazık oldu Süleyman Efendiye
II        Mesele falan değildi öyle,
    To be or not to be kendisi için;
    Bir akşam uyudu;
    Uyanmayıverdi.
    Aldılar, götürdüler.
    Yıkandı, namazı kılındı, gömüldü.
    Duyarlarsa olduğunu alacaklılar
    Haklarını helal ederler elbet.
    Alacağına gelince...
    Alacağı yoktu zaten rahmetlinin.
III    Tüfeğini depoya koydular,
Esvabını başkasına verdiler.
Artık ne torbasında ekmek kırıntısı,
Ne matarasında dudaklarının izi;
Öyle bir rüzgar ki,
Kendi gitti,
İsmi bile kalmadı yadigar.
Yalnız şu beyit kaldı,
Kahve ocağında, el yaz işiyle:
´Ölüm Allah´ın emri,
´Ayrılık olmasaydı.´

2. OKTAY RİFAT HOROZCU
(1914- 1988)

İSTANBUL TÜRKÜSÜ

Kasımpaşa kıyıları tersane
Bir kız sevdim alimallah bir tane
Herdem sevdalıya kız mız bahane
Top çiçeğim deste gülüm
Canım İstanbullum
Aman aman bahane

Gittim baktım şıkır şıkır Balıkpazarı
Üç tek attım sarhoş oldum ayaküzeri
Üç doluya üç tanecik badem şekeri
Top çiçeğim deste gülüm
Canım İstanbullum
Aman aman badem şekeri

    Trabzon'da doğdu.
    Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi.
    Çeşitli memurluklar yaptıktan sonra avukatlığa devam etmiştir.
    Türk şiirine damgası vuran Garip akımının öncülerindendir. Garip dönemi şiirlerinde kentte yaşayan sıradan insanların günlük yaşamlarına lirik öğeyi devre dışı bırakacak bir biçimde yaklaşmıştı.
    Öğrencilik yıllarında şiir yazmaya başlayan Oktay Rıfat, şiirde biçim ve kural anlayışını tam anlamıyla yansıtan ilk şiirlerini 1936- 1944 yılları arasında Varlık Dergisi’nde yayımlamıştı.
    İlk şiirlerinde hece veznini kullanmaktaydı, daha sonra serbest vezne geçti.
    Garip dönemi şiirlerinde kentte yaşayan sıradan insanların günlük yaşamlarına şaşırtıcı, alaycı bir söyleyişle yaklaşmıştı.
    Perçemli Sokak adlı kitabıyla Türk şiirinde İkinci Yeni denilen anlayışa, anlamla anlamsız arasında gel-gitlerin anlamsıza yakınlaştığı imgeci bir şiire yöneldi.
    “Elleri Var Özgürlüğün” adlı şiir kitabı ile toplumcu şairlere yaklaşmıştır.
    1960’lı yıllarda genellikle sosyal sorunlar, emekçilerin hakları ve sistemsel karmaşalar ile ilgili düşüncelerini satırlara döktü.
    Özellikle, 1966'da çıkan "Elleri Var Özgürlüğün" adlı şiir kitabında bu düşüncelerinin oldukça fazla etkisi görüldü.
    1969 yılında yayımladığı, "Şiirler" adlı kitabıyla, edebiyat hayatında üçüncü ve son dönemine girdi.
    Tarzını, biçimini ve yazın anlayışını iyice belirginleştirdiği, dili ve kelimeleri kullanmada ustalaştığı bu dönemde şiirin kuramsal karakteri üzerine de kitaplar yazdı
    Tiyatro oyunu ve roman türünde de eserler veren Oktay Rıfat, her biri toplumun değişik kesimlerini sembolize eden oyun ve roman kahramanları oluşturdu.
ESERLERİ:
ŞİİR:  
    Garip, Yaşayıp Ölmek, Aşk ve Avarelik Üstüne Şiirler (1945)
    Güzelleme (1945), Aşağı Yukarı (1952)
    Karga ile Tilki (1954), Perçemli Sokak (1956)
    Âşık Merdiveni (1958), İkilik (Aşağı Yukarı ve Karga ile Tilki'nin ikinci baskısı,1963)
Roman:
    Bir Kadının Penceresinden (1976), Danaburnu (1980), Bay Lear (1982)
 Tiyatro Oyunu:
    Birtakım İnsanlar (1961)
    Kadınlar Arasında (1948 de Devlet Tiyatrosunda gösterilmiştir) ya da Fettah Paşalar (1966)
    Atlarla Filler ya da Dirlik Düzenlik (ilk yayınlanışı 1988)
    Çil Horoz (ilk yayınlanışı 1988)
    Yağmur Sıkıntısı (ilk yayınlanışı 1988)



3. MELİH CEVDET ANDAY
(1915-2002)
    İstanbul' da doğdu. Ankara Hukuk Fakültesine, sonra Dil  ve Tarih-Coğrafya Fakültesine girdiyse de devam etmedi.
    Memurluk ve gazetecilik yaptı.
    "Tercüman", "Büyük Gazete", "Tanin" ve "Cumhuriyet" gazetelerinde fıkra yazarlığı, sanat sayfası yöneticiliği yaptı, denemeler yazdı.
    Melih Cevdet ANDAY şiire Gazi Lisesi'nde arkadaşları Orhan Veli ve Oktay Rıfat’la başladı.
    İlk şiiri 1936 yılında "Varlık"ta yayımlanan "Ukde" oldu.
    Kentte yaşayan küçük insanların sorunlarını lirizme, ahenge, sese sırt çeviren bir sadelik içinde ele alıyor, şiire girmez denilen konulara, sözcüklere özellikle ağırlık veriyorlardı. Yaptıkları denemeler edebiyat çevrelerinde büyük ilgiyle karşılandı, tartışmalara yol açtı.
    Şiir anlayışında sürekli bir değişiklik gözlenir. Garip anlayışından anlam kapalılığı taşıyan şiir anlayışına yöneldiği görülmektedir.
    Kolları Bağlı Odysseus ile kendine özgü felsefi şiir akımını başlatmış, Garip Akımı`ndan ayrılmıştır.
    Daha öncenin açık, anlamını kolay ileten, tadına kolay varılan şiirinin yerini, konusunu mitolojiden alan, kapalı, tadına güç varılan bir şiir almıştı. İnsanoğlunun doğa karşısında gelişimini, "Neredeyiz? Nereden geliyoruz? Bütün müyüz, parça mıyız?" gibi zamana bağlı olmayan sorularla irdeleyen "zamansız" bir şiir.
    Roman ve şiir çevirileri vardır.
    1965' ten sonra yayımlamaya başladığı romanları vardır.
    Oyunlarında çağdaş insanın yerleşik değerlerle ve düzenle çatışmasını irdeliyordu.
    Melih Cevdet ANDAY'ın şairliği; tüm şiirleri gözden geçirildiğinde açıkça görülebildiği gibi, durmadan değişmiş, sürekli bir gelişme göstermiştir.
ESERLERİ:
ŞİİR:
    Garip (1941, Orhan Veli ve Oktay Rifat'la birlikte), Rahatı Kaçan Ağaç (1946), Telgrafhane (1952), Yanyana (1956), Kolları Bağlı Odysseus (1962), Göçebe Denizin Üstünde (1970), Teknenin Ölümü (1975), Sözcükler (1978, toplu şiirler)
    Ölümsüzlük Ardında Gılgamış (1981), Tanıdık Dünya (1984), Güneşte (1989), Yağmurun Altında (1995), Yalan, Şinanay, Tohum, Tek Başına, Anı

Roman:
Zifaftan Önce (1957 - Murat Tek adıyla)
Yağmurlu Sokak (1959 - Murat Tek adıyla)
Dullar Çıkmazı (1962 - Murat Tek adıyla)
Bir Gecede Üç Erkek (Murat Tek adıyla)
Aylaklar (1965)
Gizli Emir (1970)
İsa'nın Güncesi (1974)
Raziye (1975)
Şiir Üzerine Yazılar:
Anlamın Anlamı, Çağlar Geçiyor, Şiir Üzerine, Şiirin Vazgeçilmez Üç Dönemi, Şiirin Anlamı, Uzun Şiir - Kısa Şiir, Yarın Düşüncesi
Roman Çevirisi:
Buz Sarayı (1973 - Tarjei Vesaas), Babalar ve Oğullar (Turgenyev), Ölü Canlar (1982- [Gogol] )

SÜRREALİZM-GERÇEKÜSTÜCÜLÜK
20.yüzyılın başlarında André Breton tarafından Freud’un görüşlerine (psikanaliz yöntemi) dayanılarak açılan bir sanat akımıdır. Sürrealizmin bilgi ve esin kaynağı olan Freud’a göre, insanoğlunun dış dünyasından edindiği alışkanlıklar, istekler bilinçaltında toplanır. Bu istekler düş (rüya, yarı rüya) durumunda çözülerek ortaya çıkar. Sürrealistler. Freud’un bu görüşünü edebiyata uygulamışlar
Bu akıma mensup sanatçılara göre şiir akıl ve iradenin işi değil içimizde gizlenmiş duyguların dışavurumudur. İnsan kapalı bir kutudur. Ne olduğunu gösterebilmesi için aklın, mantığın ve geleneklerin etkisinden sıyrılmalıdır.
Genellikle şiir yazmışlardır.
Şiirde noktalama işaretlerini kullanmamışlardır.
İçinden geldiği gibi yazmak bu akımın en belirgin özelliğidir.
Akılcılığın karşısında olan sürrealistler, geleneksel ve biçime dayalı inanç ve değerleri düşünceden silmişlerdir.
Sürrealist şairlerin dizelerindeki sözcükler, mantıksal bir sıra izlemek yerine bilinçdışı psikolojik süreçlerle bir araya gelir.

Sürrealizmin Temsilcileri
André Breton
Paul Eluard
Louis Aragon
Türk edebiyatında sürrealizmin temsilcileri:
Garip akımı şairleri Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat Horozcu bu akımdan etkilenmişlerdir.

İLGİLİ İÇERİK
YEDİ MEŞALE VE GARİP AKIMI

12. SINIF GARİP DIŞINDA YENİLİĞİ SÜRDÜREN ŞİİR SUNUSU

CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI GARİP HAREKETİ TEST-2

12.SINIF GARİP HAREKETİ SLAYTI

GARİPÇİLER(1.Yeni Şiir)

ORHAN VELİ ve GARİP ŞİİRİNİN GEREKÇELERİ

GARİP BİLDİRİSİ

Üye Girişi