Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

EY YÜREK EY! - ÂDEM KANDEMİR

Kara kış donduruyor ışığımı

yağmur değil, cıva akıyor sundurmalarımdan.
Günün sönen gözleri altında

boz bulanık gökte kızıl bir çizgi
bir hiçlik korkusu boşanıyor şakaklarımdan.
Diller dolaşık
ağızlar pörsümüş
ne sır kalmış, ne de sınır nazarımda.
İç ağrıları bozguna uğratmış ruhları
azgın sanrılar savurup atmış akılları
kangren selinde yeteneğin gücü

belli ki
kara kış yokluk tohumu saçmış her yana.
Kuşku yok
bu günün
acı ve kahredici bir gün olduğunda.

İşte yürüyorlar yine
kara kışın zağarları
kara bir geceden çıkıp kapkara bir öfkeyle

eris’leri arklarında, kirke’leri önlerinde
kösnül arzularıyla yanıp tutuşarak
yürüyorlar işte
tellâllarıyla, fedaileriyle, uşaklarıyla
salyalı şarkılarıyla, melânkolik nutuklarıyla
yasalara boyun eğmekten söz ederek
sevgiyi, merhameti, vefâyı ve şerefi felç ederek
günah yüklü yeminleriyle
zilletin postallarını vurarak yere

yürüyorlar işte
ölüm ve yıkımlarla
övgüler yağdırarak
hades’in o korkunç, o karanlıklar dünyasına.
Kuşku yok
bu günün
acı ve kahredici bir gün olduğunda.
Ah bilmezlik ve görmezlik uykusu

kılıcı bele bağlamanın zevki: yitik coşku!
Ah utanç bağları, azap yüklü yılgılar
kapıları kilitli rüzgâr gidişli atlar!
Ah çocuğunu doğuramayan gözyaşı ırmakları
gelin huylu toprak ki el veremeyen ışkınları!

Ah göğsünde kıpkızıl yaralar açılmış gülşenler
suskun, gül sohbetine hasret çılgın bülbüller!
Ah başakları kömüre çevrilmiş soylu yakarışlar
yokluğu ruhu kasıp kavuran varoluşlar!
Ah nefes alamayan gün ışığı
mukadder kılınmış kurbanların çığlığı!..
Kalk

diril artık
gâvur musun ey yürek?
Söküp at ruhundaki kiri
arık ölüme bıçak çal!
Yürü kesinliğin bilgisi gereğince
ak kundaklar aç yepyeni bir güne.

Bırak, şafakların süvârisi sende kanatlansın
çekip al mıhlanmış korkuyu gözlerinden
sende sükûn bulsun sersefil yüreklerin sarsıntısı.
Yürü
gâvur musun ey yürek?
Hakikat odur ki
kişioğlu ef’alinden mesûldür.

Yürü, yak yeni bir hayatın ateşini
sal kadırgalarını gümüşten gövdesine dalgaların
at, fırtınanın saçına takılıp uçsun kargıların
durma, derin kaz toprağını düşüncelerin
bırak, çiçek açsın bağrında yağmur kokuları
geçme, geçme nâmert köprüsünden

bırak, bir aykırı sel desinler sana
ger yayını; titresin ilâhlar, ilâheler tepeden tırnağa
kara çullara girsin şu yüzü kara, şu dönek dünya
bırak, öylece dinç kalsın melekler iki yanında!


Adem Kandemir, Kırk İkindi Koşmaları, Pınar Yayınları

İLGİLİ İÇERİK

CUMHURİYET DÖNEMİ ŞİİRLERİ

DİVAN EDEBİYATI ŞİİRLERİ

HALK EDEBİYATI ŞİİRLERİ

KONULARINA GÖRE ŞİİRLER

ADEM KANDEMİR ŞİİRLERİ

Üye Girişi