Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin
 

YAŞAR NE YAŞAR NE YAŞAMAZ ÖZETİ - AZİZ NESİN

AZİZ NESİN

1915-1995 yılları arasında yaşamıştır. Kuleli Askeri Lisesi’ni, sonra Harp okulunu bitirmiştir. Bir süre subaylık yaptıktan sonra gazete ve fıkra yazarlığına geçmiştir. Sabahattin Ali ile birlikte Marko Paşa, Merhum Paşa, Alibaba gibi mizah dergileri çıkarmıştır. Yazılarından dolayı hapse girmiş, bazen de sürülmüştür. Bir ara Düşün Yayınevi’ni kurmuştur.

Dünyaca tanınan bir mizah yazarıdır. Eserlerinde realizm ve ironi dikkat çekicidir. Toplumun aksayan yönlerini eleştirir. Eserleri Türk edebiyatında en çok basılan kitaplar arasına girmiştir. Romanları gevşek yapılı olup bol tekrara dayanır. Teknik yönü yetersizdir. Başlıca eserleri: Geriye Kalan, Fil Hamdi, Biz Adam Olmayız, Vatan Sağ Olsun, Zübük, Tatlı Betüş, Şimdiki Çocuklar Harika, Hoptirinam, Aziz Dededen Masallar, Çiçu, Dünya Kazan Ben Kepçe’dir.

YAŞAR NE YAŞAR NE YAŞAMAZ

1977’de yayınlanan roman, toplumun ve bürokrasinin aksayan yönlerini alaycı bir üslupla ortaya koymaktadır. Nüfus kâğıdı olmadığı için devletin yaşadığına İnanmadığı bir kahramanın başından geçen olaylar komik bir dille anlatılır. Romanın teknik yetersizliği dikkat çekicidir.

Başlıca Kahramanlar:

Yaşar: Nüfus kâğıdı olmadığı için hiçbir konuda hak iddia edemeyen bir zavallıdır. Başına her türlü komik olay gelir. Romanın sonunda karakter değişimi yaşar. Artık işini bilen, üçkâğıtçı bir zengindir.

Anşe: Yaşar’ın nişanlısıdır. Yaşar’ın nüfus kâğıdı olmadığı için nikâhlanamazlar. Kanaatkâr, iş bilir, çalışkan, Yaşar’ı tamamlayan bir kadındır.

 Romanda bunların dışındaki bütün kahramanlar genellikle sahtekâr, düzenbaz kişilerdir.

ÖZET

Cezaevi imamı artık suçlularla uğraşmaktan bıkmıştır. Onların ıslah olabileceğine olan inancını tamamen yitirmiştir. Yalnız cezaevinden çok yakında çıkacak olan Yaşar ile yakın dost olmuştur. Yaşar kendini dine vermiş, sürekli camiyi temizleyen biridir. Koğuştaki herkes Yaşar Yaşamaz’ın aniden dine sarılışına, imamın yanından ayrılmayışına şaşırmaktadır. Bu arada Yaşar’ın iyi para kazanması kuşkuları artırır. Neticede bir gün her şey ortaya çıkar. Meğer Yaşar yeni hapisten çıkmış ortağı ile imamı eroin işinde kullanmaktadır. Yaşar’ın ortağı gündüzleri imamın oturduğu kahvehanede imamın cüppesinin içine eroin koymakta, Yaşar da camide herkes secdede iken eroini imamın cüppesinin içinden almaktadır. Böylelikle saf bilinen Yaşar, tarihte görülmemiş bir ustalıkla uyuşturucu ticareti yapmaktadır. İmam bunu anlayınca Yaşar’ı bir daha camiye sokmaz.

Yaşar, bu olaydan çok önce hapse girmiştir. Birinci koğuşta boşalan yere getirilmiştir. Koğuşa geldiği ilk gün herkes onun deli olduğunu düşünmüştür. Yaşar, sürekli olarak olmadığını, yaşamadığını söylemektedir. Koğuştakilere yaşamını anlatmaya başlar. Yaşar, daha on iki yaşında iken yaşamadığını anlamıştır. Babası onu hükümet okuluna yazdırmaya götürmüştür. Fakat nüfus cüzdanı olmadığı için yazılmamıştır. Babası ile nüfus memurluğuna gittiklerinde daha komik bir durum onları beklemektedir. Memur, kütüklerde babasının bir çocuğu olduğunun yazdığını tespit eder. Fakat çocuk Çanakkale Savaşında şehit düşmüş olarak kayıtlıdır. Ne yapsalar da devlet yanlış yapmaz denildiği için dertlerini anlatamazlar. Kütüklere göre, Yaşar’ın annesi, babası ile 7 yaşında iken evlenmiş, bir de onunla evlenmeden önce bir başkasıyla da evlenmiştir, güya Yaşar bu evliliğin mahsulüdür. Bundan sonra Yaşar’a asla nüfus kâğıdı alınamaz. Yaşar’ın kendinden önce dört kardeşi ölmüştür. Ailesi yaşasın diye adını Yaşar koymuştur. Fakat kayıtlarda şehit yazıldığı için devlet onun yaşadığına asla inanmamıştır. Yaşar büyüdükten sonra Anşe isimli bir kızla nişanlanır. Tam evlenecekleri zaman asker kaçağı diye götürülür. Yaşar’ın babası durumu anlatır. Devlet belki böylelikle Yaşar’ın yaşadığına inanır diye Yaşar’ı askere gönderirler.

Yaşar, cezaevine gireli 3 gün olmuştur. Koğuştaki herkes onun tatlı diliyle anlattığı hayat hikâyesini dinlemekten çok mutludur. Yaşar bir de saz çalıp yanık türküler söylemektedir. Yaşar, askerlik hayatını anlatmaya başlar. Bütün arkadaşları terhis olduğu hâlde kendisi terhis olamamaktadır. Nüfus kâğıdı gelmediği için günler geçer, terhis olamaz. En sonunda insaflı bir komutan onu gönderir. Köyüne döndüğünde babasının öldüğünü öğrenir. Miras işleri için çok uğraşır, bir süre bürokrasi yüzünden sinir krizi geçirir. Tımarhaneye atılır. Hastanede bir yıl yatmak zorunda kalır. Çünkü nüfus cüzdanı yoktur! En sonunda hastaneden kaçar da kurtulur. Fakat kocaman şehirde babasının mirasını da alamadığından parasız kalıverir. Nüfus cüzdanı olmadığı için işe de girememektedir.

Yaşar, koğuşta artık anlatıcılık yaparak hayatını kazanmaktadır. insanlar onun hayat hikâyesini büyük bir zevkle dinlemektedirler. Bu yüzden ona para vermektedirler.

Yaşar, hayat hikâyesini kaldığı yerden anlatmaya başlar. Satı Bey adında bir baba dostu ile tanışmıştır. Satı Bey’in gerçek ismi Satılmış’tır. Fakat o kendini İstanbullu gibi tanıttığı için ismini değiştirmiş, yalancı bir politikacıdır. Yaşar, ona derdini anlatır ve işinin olmadığını söyler. Satı Bey, ona bir kart yazar. Kartı gösterdiği her iş yeri onun referansı ile Yaşar’ı işe alacaktır. Yaşar, nişanlısı Anşe’ye hayal ettiği gibi müzede hademe olup onu da yanma alacağına dair söz vererek yola çıkar. İstanbul’da bir hemşehrisini bulur. Hemşehrisi eşinin parasıyla geçinen sahtekârın biridir. Çıkarı için Yaşar’a yardım eder. Yaşar, hademe olmak için müzeye her gün gider. Fakat müdürle bir türlü konuşamaz. Bu arada Satı Bey’in de politikadaki üstünlüğü sona ermek üzeredir. Bir an önce işe girmezse elindeki kâğıt hiçbir şeye yaramayacaktır. En sonunda müdüre ulaşır. Müdür, Satı Bey ismini duyar duymaz büyük bir ihtimam gösterir. Ama işe almaz. Yaşar’ın dertleri bitmez. Eve döner dönmez nişanlısından bir mektup alır. Yanına almazsa onu başka biri ile evlendireceklerdir. Yaşar iş de bulamamıştır. Nişanlısı Anşe’yi bir köşke hizmetçi olarak verir. Kendisi de iş arayacaktır.

Yaşar, nişanlısından aldığı parayla bir adamla ortak olup manav açar. Sözleşmede her ikisinin de adı yazmaktadır. Manav çok iyi çalışmaktadır. Bir sürü para kazanırlar. Fakat ortağı bir süre sonra bütün malzemeleri ve paraları alarak kaçar. Yaşar’ın yine nikâh yapmak için yaptığı bütün çabalar boşa gitmiştir. Yaşar, ortağını mahkemeye de verse kimliği olmadığı için mahkeme onun sahtekâr olduğuna inanır, bir de vergi ödemek zorunda kalır. Yaşar, bundan sonra resmî bir dairede odacı olmak için uğraşır. Fakat daireye girer girmez şapkasını kaybeder ve şapkasını kayıp bürosundan bürokrasiye takıldığı ve nüfus cüzdanı olmadığı için alamaz. Yaşar, İstanbul’da birkaç işe girer, hiçbiri sürekli olmaz. Bir de Anşe hamiledir. En sonunda Anşe’nin çalıştığı konakta bekçi olur.

Çok iyi para kazanmaktadır. Fakat ev sahibi onun nüfus kâğıdının olmadığını anlayınca işten kovar.

Koğuşta başından geçenleri anlattıkça arkadaşları hapisten çıkınca Karakaplı Nizami Bey’e giderse her sorunu çözeceğini söylerler. Yaşar, burada para kazanmanın yolunu da bulur ve epey para toplar. Hapis, ona tam bir hayat üniversitesi olur. Her türlü entrika ve üçkâğıtla para kazanmanın yolunu öğrenir. Artık hapisten çıkacağı gün gelmiştir. Hapse girdiği ilk gün kirli ve kötü giyimli olan Yaşar manken gibi ve altın yüzüklerle hapisten ayrılır. Onun artık piyasadaki Karakaplı Nizami Beylere ihtiyacı yoktur. Çünkü kendisi Karakaplı Nizami Beylerden biri olmuştur.

ZAMBAK, 100 TEMEL ESER ÖZETİ

Üye Girişi