Kullanıcı Oyu: 4 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin değil
 

I. İSLÂMİYET ÖNCESİ VE GEÇİŞ DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI 

İslâmiyet’ten önceki Türk Edebiyatı, Türklerin Orta Asya’da yaşadıkları devirlerde bütün Türk boyları arasında müşterek ve büyük bölümü sözlü olan edebiyattır. 

İslâm öncesi Türk edebiyatı ulusal bir edebiyattır; nazım şekil ve türleriyle kullanılan ölçü tamamen millîdir. 

Bu dönem edebiyatı, İslâmiyet’in kabul edilmesinden sonra oluşmaya başlayan yeni edebiyat anlayışına kadar devam etmiş, hatta etkisi daha sonraki dönemde de görülmüştür. 

İslâm öncesi Türk edebiyatı sözlü dönem ve yazılı dönem olmak üzere ikiye ayrılır. 

A. Sözlü Dönem ( ?-8. yy.)

  • Türklerin henüz yazıyı kullanmadıkları dönemdir. Yani başlangıçtan 8. yüzyıla kadar olan dönemdir. 
  • Bu dönem ürünleri tamamen sözlüdür ve genellikle şiir şeklindedir. 
  • Bazı ürünlerin bazıları günümüze kadar gelmiştir. 
  • Sözlü Dönemin Özellikleri
  • Bu döneme ait yazılı eser yok denecek kadar azdır. 
  •  Bu dönemde Türkler, göçebeliğe dayanan günlük hayatlarında ve özellikle düzenledikleri törenlerde (sığır: av töreni; şölen: ziyafetler; yuğ: ölüm töreni) bir araya geldiklerinde “ozan”, “kam” veya “baksı” denilen şairler “kopuz” denilen saz eşliğinde “koşuk”lar ve “sagu”lar söylerlerdi. 
  •  Bu şiirler (sagu, koşuk, destan) hece ölçüsüyle söylenen ve yarım kafiye kullanılan şiirlerdir. 
  •  Anlatım söze dayanır.
  •  Düşünce ve hayaller şiirle anlatılmıştır.
  •  Nazım biçimi dörtlük, vezin hece veznidir.
  •  Yarım kafiye kullanılmıştır.
  •  Dil sadedir.
  •  Bu ürünler düzenlenen törenlerde (sığır: av töreni; şölen: ziyafetler; yuğ: ölüm töreni) ortaya çıkmıştır.
  •  Şiirler kopuz denilen saz eşliğinde söylenir.
  •  Daha çok somut konular işlenmiştir.
  •  Kahramanlık, savaşlar, tabiat ve aşk konuları işlenir.
  •  Şairlere ozan, kam, baksı, oyun, şaman gibi adlar verilir.

 

İslamiyet Öncesi Türk Şiirinin Özellikleri:

  • Hece ölçüsüyle söylenmiştir.(7’li,8’li,12’li)
  • Yarım kafiye kullanılmıştır.
  • Nazım birimi dörtlüktür.
  • Dildeki kelime sayısı sınırlı kalmıştır.,yabancı dillerin etkisi yoktur
  • Tabiatla iç içe oldukları için sanatçılar benzetmelerde tabiattan yararlanmışlardır.
  • Şiirlerde işlenen konular kahramanlık,yiğitlik,ölüm,savaş ve aşktır

 

Sözlü dönem ürünleri 

1. Koşuk

  •  Hece vezni ve yarım kafiye ile söylenen şiirlerdir.
  •  Kopuz eşliğinde söylenir.
  •  Yiğitlik, aşk, tabiat konularını işler. 
  •  Nazım birimi dörtlüktür. 
  •  Bu şiirlerde düz kafiye kullanılır: aaaa, bbba, ccca… (aaab cccb dddb)
  •  Bu şiirlerin İslâm sonrası halk edebiyatındaki adı koşma’dır.
  •  Sığır denilen sürek avlarında söylenen lirik şiirlerdir.

 

2. Sagu 

  • Ölen bir kişinin arkasından söylenen ağıt şiirleridir.
  • Ölen kişinin kahramanlıklarını, başarılarını, erdemlerini anlatır; ölümlerinden duyulan üzüntüyü dile getirir.
  • Koşuk nazım şekliyle söylenir.
  • Bu şiirlere İslâm sonrası halk edebiyatında “ağıt”, Divan edebiyatında “mersiye” denir
  • “Yuğ” denilen ölüm törenlerinde söylenir. 
  • Divanu Lûgatit-türk’teki Alp Er Tunga sagusu bu türün önemli bir örneğidir.

 

3. Sav 

  • Türk toplumunun dünyaya bakışını, geleneklerini, varlık anlayışlarını ortaya koyan özlü sözlerdir. 
  • Bugünkü “ata sözü”nün karşılığıdır. 
  • Divanu Lûgatit-türk’te pek çok sav vardır.

 

4. Destan 

  • Bütün dünya edebiyatlarının başlangıç eserleri olan destanlar, çeşitli konularda yaradılış hikâyeleri yanında, milletlerin hayatında büyük yankılar uyandırmış bir kahramanın veya tarih olayının millet muhayyilesinde ortak sembol ve ifadelerle zenginleştirilmiş uzun manzum hikâyeleridir.
  • Türk destanları, kâinatın, insanın, kadının ve erkeğin yaradılışı; Türk milletinin doğuşu, çeşitli Türk devletlerinin kuruluş gelişme, çöküşleri, zafer ve yenilgileri gibi konularla beraber pek çok sebep açıklayıcı efsaneyi de içinde barındırır.
  • Bütün dünya edebiyatlarında olduğu gibi Türk Edebiyatının da ilk örnekleri destanlardır.
  • Milletlerin toplumu derinden etkileyen, tarihî önem arz eden önemli olaylarını (doğal afetler, savaşlar, göç, yangın vb.) konu edinirler
  • Manzum hikâyelerdir. 
  • Destanlarda olağan üstü olaylar ve olağan üstü özellikte kahramanlar vardır. 
  • Destanlar anonim ve sözlü edebiyat ürünleridir. 
  • Ağızdan ağıza dolaşmak suretiyle oluşmuşlardır. 
  • Destanlarda anlatılan olayların geçtiği yer ve zaman bilinmez.
  • Kahramanlar lider ve kurtarıcı rolündedir.

TÜRK DESTANLARI

 SAKA TÜRKLERİNİN DESTANLARI

  • Alp Er Tunga Destanı: Türk-İran savaşlarıyla Alp Er Tunga’nın yiğitliklerinin anlatıldığı destanlardır.
  •  Şu Destanı:İskender ile Türkler arasındaki savaşların ve Hükümdar Şu’nun destanıdır. 

HUN TÜRKLERİNİN DESTANI

  • Oğuz Kağan Destanı: Hun Hükümdarı Mete’nin yiğitliklerini,ülkesini genişletip oğulları arasında nasıl bölüştürdüğünü anlatan destandır

 GÖKTÜRK DESTANI

  •  Bozkurt Destanı: Savaşta yaralanan bir Türk’ün,dişi bir kurt tarafından kurtarılmasını,korunmasını ve Türklerin sözü edilen kurtla bu Türk’ten çoğaldığı anlatılır.
  •  Ergenekon Destanı: Bir yenilgi sonunda Ergenekon’a çekilen Türklerin orada çoğalıp,bir demir dağı erittikten sonra öçlerini alışlarını anlatan destandır.

UYGUR TÜRKLERİNİN DESTANI

  • Türeyiş Destanı: Uygur hakanının,üç kızını insanoğluyla evlendirmeyi uygun bulmayarak tanrıya, kızlarıyla evlenmesi ve Uygur Türklerinin bu evlenmeden çoğaldığı anlatılır.
  • Göç Destanı: Türklerin,Kutsal taşı Çinlilere vermeleri üzerine, tanrı tarafından cezalandırılmaları kuraklığın başlaması nedeniyle de göç etmeleri anlatılır.  

 

Diğer Milletlerin Destanları:

  • İran: Şehname
  •  Alman: Nietbelungen Lied
  •  Hindistan: Mahabarata, Ramayana
  •  Japon: Şinto
  •  Rus: İgor
  •  Yunan: İlyada,Odyssa
  •  Fransa: Chasen de Rolland
  •  Fin: Kalevala

  

YAZILI EDEBİYAT

 İslam öncesi Türk edebiyatına ait, bilinen yazılı ürün çok azdır. İlk eserler mezar taşlarındaki yazılardır. Türkler bu dönemde Göktürk ve Uygur alfabesini kullanmışlardır. İslam öncesi Türk edebiyatının en önemli yazılı eseri Yenisey nehri kenarındaki Orhun Abideleri'dir.

Abidelerin ilki M.S. 720 yılında Bilge Tonyukuk tarafından yazılmış ve dikilmiştir. İkinci ve üçüncü abideler Yolluğ Tigin tarafından yazılmıştır. Birisi 732 yılında Kültigin adına diğeri ise 735 yılında Kültigin’in ağabeyi Bilge Kağan adına dikilmiştir. 

 *Birinci taşın dili sadedir.İkinci ve üçüncü taşların dili ise süslü ve söylev dilidir.

 *Bu abideler de Göktürklerin bağımsızlıkları için Çinlilerle yaptıkları savaşlar ve bu savaşlar sonucunda devleti yeniden nasıl kurdukları anlatılır.

 *Çin entrikalarına karşı halk uyarılır.

              


             

İSLAM ETKİSİNDEKİ TÜRK EDEBİYATI

 İLK DÖNEM VE İLK ESERLER

 KUTADGU BİLİG

 ESERİN KİMLİĞİ:

 Adı:                                Kutadgu Bilig

 Anlamı:                           Saadet Veren Bilgi, Kutlu Olma Bilgisi

 Yazarı:                            Yusuf Has Hâcip

 Yazıldığı Tarih:                  1069-1070 yıllarında tamamlanmış

 Yazıldığı Yer:                     Balasagun Şehri

 Yazıldığı Dil:                      Kaşgar-Hakaniye Türkçe’si

 Kime Sunulduğu:               Karahanlı Hükümdarı Tabgaç Buğra Han’a sunulmuştur.

 Eserin İçeriği:                   İyi bir devlet yönetiminin ilkelerini anlatır, ahlâk ve dilin öneminden bahseder.

 ESERİN ÖNEMİ:

  • İslâmî Dönem Türk Edebiyatının bilinen ilk eseridir.
  • Türk edebiyatının ilk siyaset-nâme örneğidir.
  • Aruzla yazılan ilk Türkçe eserdir.
  • Söze Allah adı ile başlayan ilk Türkçe Eserdir.
  • Geçiş Dönemi eseridir.

 

ESERİN ÖZELLİKLERİ:

  •  Manzum bir eserdir.
  •  Mesnevî nazım şekliyle yazılmıştır.
  •  Nazım birimi beyit + dörtlüktür. (6645 beyit + 173 dörtlük + 77 beyit )
  •  Aruz ölçüsü ile yazılmıştır. ( Şeh-nâme vezni: feûlün / feûlün / feûlün / feûl )
  •  Dörtlüklerde yarım ve cinaslı kafiye kullanılmıştır.
  •  Eserde aliterasyon ve tekrirlere sık sık rastlanır.
  •  Didaktik bir eserdir.
  •  Dili oldukça sadedir.
  •  Eserin yazılışında karşılıklı konuşma tarzı kullanılmıştır.
  •  Eserde yer yer tiyatro üslûbuna rastlanır.
  •  Eserin alegorik bir anlatımı vardır.
  •  Eser dört sembolik şahsiyet ve bunların temsil ettiği dört ana kavram üzerine kuruludur.

  

ESERDEKİ SEMBOLİK ŞAHSİYETLER: 

 ESERDEKİ SEMBOLİK ŞAHSİYET     SEMBOLİK ŞAHSİYETİN GÖREVİ    TEMSİL ETTİĞİ KAVRAM

KÜN TOGDI:                                       HÜKÜMDAR                                 ADALET

AY TOGDI                                            VEZİR                                       KUT

ÖGDÜLMİŞ                                         VEZİRİN OĞLU                             AKIL

ODGURMUŞ                                       BİLGE KİŞİ                                  AKIBET VE KANAAT

 

ESERİN İÇ DÜZENİ:

1)   Tanrı Övgüsü

2)   Peygamber Övgüsü

3)   Dört Halifenin Övgüsü

4)   Parlak Bahar Mevsiminin Tasviri

5)   7 Yıldız 12 Burç Hakkında Bilgi

6)   Akıl Hakkında Bilgi

7)   Dilin Meziyeti Hakkında Bilgi

8)   Kitabın Adı Hakkında Bilgi

9)   Eserdeki Temsili Şahsiyetlerin Tanıtılması

10) Asıl Vak’a

 

Siyasetnane :  Devlet adamları  ya da diğer yöneticilere bilgi  ve öğüt  verme amacıyla yazılmış  ahlâki ve  didaktik eserlere  siyasetname  denir.

Selçuklu  veziri  Nizamül  Mülk’ün  “Siyasetname”  Koçi  Bey’in “ Koçibey  Risalesi”  bu türün  ilk  örnekleridir.

Mesnevi :Arapçada “ ikişerli “ anlamına gelir    Her biyitin kendi arasında   uyaklanmasıyla   oluşur.  aa   bb   cc…   İlk olarak Hint edebiyatında Beydaba’nın  yazdığı “ Kelile ve Dimne” de kullanılmıştır.  İran  şairleri  Gencali  Nizam “Penç Genç” te  Frdevi “Şehname” de bu nazım şeklini kullanmıştır. Bizede ilk olarak “Kutadgu Bilig” de kullanılmıştır

 Aynı şairin yazdığı beş mesneviye “Hamse” denir   Bizde ilk olarak Ali Şir Nevai

 1- Hayret-ül Ebrar

 2 – Ferhat  ü Şirin

 3 – Leyla  vü Mecnun

 4 – Seba-i  Seyyar

 5 – Sedd –i İskender    adlı mesnevileri yazarak hamse sahibi olmuştur.

 

Mesnevi Çeşitleri

 1 – Kahramanlık ve destan mesnevileri : Şehname ( Frdevsi ) İskendername ( Ahmedi )

  2 – Aşk Mesnevileri .Leyla  vü Mecnun ( Fuzuli)  Hüsrev  ü Şirin ( Şeyhi )

  3- Din ve Tasavvuf Mesnevileri : Mevlid ( Süleyman Çelebi )   Hün-ü  Aşk ( Şeyh Galib )

  4 – Didaktik Mesneviler : Kutadgu Bilig ( Y.Has Hacib )   Risaletü’n Nüshiye   ( Y. Emre ) Hayriye  (Nabi)

  5 – Mizahi Mesneviler : Harname ( Şeyhi )

  6 – Şehir Mesnevileri : Şehrengiz-i Bursa ( Lami )

  7 – Eğlence ve Düğün Mesnevileri : Sürname  ( Ahmedi )

 

 Mesnevinin Bölümleri :

   1 – Dibace     2 – Tevhid    3 – münacaat       4 – Na’t       5 – Miraciye    6 – Methi Cehar-ı  Yârı Gizin  7 – Methiye   8- Sebebi Telif       9 – Agazı  Destan      10 – Hatme

 

DİVÂNÜ  LÜGÂT’İT-TÜRK     (DİVÂN-I LÜGÂTİ’T-TÜRK)

ESERİN KİMLİĞİ:

 Adı:                            Divân-ı Lügâti’t-Türk

 Anlamı:                        Türk Dillerinin Sözlüğü

 Yazarı:                        Kaşgarlı Mahmut

 Yazıldığı Yer:                 Bağdat (?)        

 Yazıldığı  Tarih:              1068-1072        

 Kime Sunuldu:              Ebûl Kasım Abdullah (?) El-Muktedî Bi-Emrillah (?)   

 Yazıldığı Dil:                  Türkçe Konuşan tüm boyların dillerinden kelime alınmıştır. Ancak; eserin dili Kaşgar-Hakaniye Türkçe’sidir.

 İçeriği:                        Bütün Türk dünyasında konuşulan kelimeler ve bunların Arapça’daki karşılıkları ile bu kelimelerin içinde geçtiği  örneklere yer verir.

 

ESERİN ÖNEMİ:

  •  Türkçe’nin ilk sözlüğüdür.
  •  Türkçe’nin ilk grameridir.
  •  Sözlü gelenek yolu ile yayılan ve artık unutulmak üzere olan bir çok eserin korunmasını sağlamıştır.
  •  Araplara Türkçe öğretmek ve Türkçe’nin,  Arapça’dan zengin bir dil olduğu göstermek amacı ile yazılmıştır.
  •  Türklerin yerleşim yeri ve biçimi, tarihi, âdetleri, folkloru ve edebiyatları hakkında bilgi verir.
  •  Eserde atasözü, şiir ve deyimlere de yer verildiği için ansiklopedi niteliği taşır.

 

 ESERİN ÖZELLİKLERİ:

  • Araplara Türkçe öğretmek amacı ile yazılmıştır.
  • Bu sebeple Arap alfabesi ile kaleme alınmıştır.
  • Eserde 7500 Türkçe kelimeye Arapça karşılıklar verilmiştir.
  • Bu eser aynı zamanda Türklerin folkloru hakkında o güne kadar en geniş bilgiyi veren eserdir.

 

KAŞGARLI MAHMUT’UN TÜRK DİLİNE  YARARLARI:

  •  Kaşgarlı Mahmut bu eseri yazmakla Türklerin Arapça’ya olan yönelişlerini durdurmayı amaçlamıştır.
  •  Türk Dilini yabancı dillere karşı korumuştur.
  •  Yok olmak üzere olan bazı sözlü ürünleri yazıya  geçirerek yok olmalarını önlemiştir.

 

KAŞGARLI MAHMUT İLE ATATÜRK’ÜN TÜRK DİLİ ÇALIŞMALARI ARASINDAKİ BENZERLİK:

  •  Kaşgarlı  Mahmut’un yazmış olduğu bu eser Türkçe’nin gelişmesini sağlamıştır.
  •  Atatürk de Türk Dil Kurumu ( TDK) nu kurarak asırlar sonra Türkçe’nin gelişmesine hizmet etmiştir.
  •  Kaşgarlı Mahmut, eserini Türkçe’yi Arapça’ya karşı korumak amacı ile yazmıştır.
  •  M. Kemâl Atatürk’ün “TÜRK DİLİ İÇİN YAPMAMIZ GEREKENLER VARDIR. ÜLKESİNİ, YÜKSEK

 İSTİKLÂLİNİ KORUMASINI BİLEN TÜRK MİLLETİ DİLİNİ DE YABANCI DİLLERİN BOYUNDURUĞUNDAN  KURTARMALIDIR.” sözü  Türklere aynı ideali göstermesi bakımından önem taşır.

 

DİVÂN-I LÜGATİ’T TÜRK İLE MUHAKEMETÜ’L-LÜGATEYN ARASINDAKİ BENZERLİK:

  •  Kaşgarlı Mahmut 11. yüzyılda yazdığı DİVÂN-I LÜGÂTİ’T-TÜRK adlı eserinde Türkçe’yi Arapça ile kıyaslayarak  Türkçe’nin de en az Arapça kadar zengin bir dil olduğunu gösterdi.
  •  Ali Şir Nevâî  15. yüzyılda yazdığı MUHAKEMETÜ’l-LÜGÂTEYN adlı eserinde Türkçe ile Farsça’yı kıyaslayarak Türkçe’nin Farsça’dan üstün bir dil olduğunu ortaya koydu.
  •  

 TÜRK DİLİNİN GELİŞMESİNE YARDIMCI OLAN ESERLER VE FAALİYETLER:

  1)   TÜRKÇENİN RESMİ DİL İLÂN EDİLMESİ

 2)   DİVÂN-I LÜGÂTİ’T-TÜRK’ün yazılması

 3)   MUHAKEMETÜ’L-LÜGÂTEYN’in yazılması

 4)   LATİN KÖKENLİ TÜRK HARFLERİ’nin kabulü.

 5)   TÜRK DİL KURUMU’nun kurulması

  

ATABET’ÜL HAKAYIK

  • 12.yyde ‘’Edip Ahmet Yükneki’’ tarafından kaleme alınmıştır.
  •  Eser Sipehsalar Mehmet Bey adlı birine sunulmuştur.
  •  Atabet’ül Hakayık ‘’hakikatler eşeği’’ anlamına gelir.
  •  Aruz vezniyle mesnevi tarzında yazılmıştır.
  •  Didaktik bir eserdir.
  •  Cömertlik,doğruluk,ilim gibi konular işlenmiştir.
  •  Eserde 46 beyit ve 101 dörtlükten meydana gelmiştir.
  •  Dörtlükler manilerdeki gibi aaxa şeklinde kafiyelenmiştir.
  •  Eserin dili biraz ağıdır.Arapça ve Farsça kelimelere rastlanır.
  •  Hakaniye lehçesiyle yazılmıştır.

  

DİVAN-I HİKMET

  • 2.yy’da Hoca Ahmet Yesevi tarafından yazılmıştır.
  • Hikmet: Ahmet Yesevi’nin şiirlerine verdiği isimdir.
  • Eserin dili sadedir.
  • Eserin yazılma gayesi, halka İslamiyet'i hikmetli bir şekilde öğretmektir.
  • Dörtlüklerle ve hece vezniyle yazılmıştır.
  • Hakaniye lehçesi kullanılmıştır.

 

MANAS  DESTANI

  • Kırgız  Türklerine ait  olup  dünyanın en uzun destanıdır  Eser manasın dünyaya  gelişini  ve oğullarını anlatır.
  • Sekizli   hece ölçüsüyle yazılmış  yarım uyak kullanılmış olan esrde aliterasyonlara çok yer verilmiştir.   Alman bilim adamı   Prof.  Wilhelm Raddloff 1862 -1869 yılları arasında Kırgız Türklerinden derlemiş ve kısaca “Proben”  diye tanınan eserinde yayınlamıştır.                             
  • Manas Destan’ında kahramanların hayatları Oğuz Destan’ı ve Dede Korkut Hikayeleri ile benzerlik gösterir.Destan’da Türk boylarını birbirleri ile mücadeleleri ortak konudur.Sözlü edebiyat geleneğini nesilde nesile sürme özelliğinin günümüzde yaşayan delillerindendir.Bugün da Kırgız ve Kazak Türlerinden Manasçı ve ya Semedeyci denilen destan anlatıcıları tarafından 1 milyon mısra olarak anlatılmaktadır.Manas Destanı Manas, Semetey ve Seydek olarak 3 ana bölümden oluşur.Manas Destan’ında bahseden en eski kaynak Seyfeddin Absikendi’nin 16. yyda yazdığı Mecmuu’t –Tevarüh adlı eseridir.Destan hakkında tafsilatlı bilgi verip bilim dünyasına ilk tanıtan ise Kırgız ve Kazak Türklerinden Türkdoğ Velihanoğlu Çakan Töre’dir(1861).Manas Destanı ilk defa bir bütün halinde Alman Türkolog Radloff tarafından derlenmiştir.Bu derleme 19.922 mısradır(1862-1869).Manas Destan’ının kahramanları neziyet ve zaafları ile gerçek kişilerdir.Destanda geçen olağanüstü olaylar ancak süs olarak kullanılmaktadır.Kırgız Türkleri arasında ilk Manasçı olarak Manas’ın 40 çorahından biri olan Iraman Irçıoğlu dur.Bugün destan çeşitli varyantlarıyla mısra sayısı 1 milyon’u bulmaktadır.Bu destanlar üzerinde en fazla araştırmayı Alman ve Ruslar yapmıştır.     

  

KİTAB-I DEDE KORKUT

  • Destan dan halk hikayesine geçiş döneminin ürünüdür.
  • 12 hikayeden oluşur.
  •  Olağanüstü olaylarla gerçeğe uygun olaylar eserde iç içedir.
  • Türklerin eski yaşam tarzları ile ilgili ayrıntılar yanında İslam dini ile ilgili özelliklerde vardır.
  • Eserde geçen ‘’Dede Korkut’’meçhul bir halk ozanıdır.
  • Hikayelerde oğuzların çevredeki boylar ile aralarındaki savaşlar ve kendi iç mücadeleleri yer alır.
  • Hikayelerin konuları;aşk,yiğitlik gösterisi,karamanlık,boylar arasındaki savaştır.
  • 15. yy’da kaleme alınmıştır.
  • Eserin yazarı belli değildir.
  • Nazım ile nesir iç içedir.
  • Hakaniye lehçesi kullanılmıştır.
  • Kitabın asıl adı ’’Kitab_ı Dede Korkut Da Taife_i Oğuzhan ‘‘ dır.Bu hikayede 12.yy ve13.yy’larda yaşamış.Kuzey Doğu Anadolu Bölgesine gelip yerleşen Müslüman oğuzların iç ve dış savaşları anlatılmıştır.Kitabın bugüne değin iki nüshası bulunmuştur.Dresten ve Vatika nüshası.15.yy’lın ortaların da yazıya geçirilmiştir.Çünkü o dönemin izleri taşımaktadır ve Osmanlılardan söz edilmektedir.Hikayelerde, Oğuzların kendi iç çatışmaları, doğaüstü varlıklara mücadeleleri,Rum,Gürcü,Abaza Beylik ya da devletleriyle savaşları anlatılmıştır.Hikayeler arı ayrı bir bütün olmak üzere, çoğunda aynı kahramanların bulunuşu, aşağı yukarı aynı çevreden geçişi, her hikayenin sonunda Dede Korkut’un ortaya çıkarak vahayı bağlayışı dolayısıyla hikayeler birbirleriyle ilgili görünmekte ve daha büyük bir bütünün parçasıymış izlenimi vermektedir.Bazı kayıtlarda ‘Oğuzname’ diye bir kitaptan bahsedilmektedir.Ama kitap bulunamamıştır.
  • Bütün hikayelerde genellikle yiğitlik havası vardır.Bundan başka kimi kahramanlar olağanüstü güce sahiptir.Kimilerini vücut yapısı  doğalın üstündedir.Kimileri keramet gösterir ve büyük işler kazanır.Eserde ayrıca Doğaüstü varlıklara yer verilmiştir.Hikayeler bu bakımdan destan özeliği gösterirler.(taşımaktadır)Fakat,şiir-düz yazı karışık olması ,kısa olmaları, ayrıntılar üzerinde durmamaları bakımından bunları destan sayma olanağı yoktur.Destan-hikaye özelliği gösteren bu çeşit hikayeler  ‘‘halk hikayesi’’ türüne girer.
  • Hikayeler, eski Türk Destan’larından izler taşımaktadır.Türkistan’a ait yer hatlarına, Orta Asya Türkleri arasında yaşayan söz biçimlerine rastlanmaktadır.Üçok , Bazok
  • Yirmi dört sancak beyi, Kazılık Dağı Türkistan2ın dileği, görür gözüm görmez oldu , bilir bilgin bilmez oldu………….gibi…).
  •  Dede Korkut’un Kişiliği : Kitabın giriş bölümünde Onun peygamber zamanına yakın bir zamanda, Bayat Boyundan çıktığı, Oğuzların Bilgesi olduğu, galipten gelip haber söylediği, Tanrının onu gönlüne ilham ettiğine, Oğuz Kavmi’nin her müskilini hallettiğine, Oğuzların her ne işinin olsa, ona danışmadan yapmadığı yazılıdır.Dede Korkut İslamlık’tan önceki Türk Ozanlarının toplum içindeki şairlik, kahinlik, musikicilik, vb gibi……görevlerini kendinde toplamış, onları islami bir renk altında sürdürmüştür.Dede Korkut’un tarihsel bir kişi olduğunu, zamanla ve hayatının menkıbeleştiği anlaşılıyor.Çeşitli yerlerde mezarı vardır.Hikayeler hak ağzında bugünde yaşamaktadır.Dresden nüshasında 12 hikaye, Vatikan nüshasında 6 hikaye vardır.     

SON EKLENENLER

Üye Girişi