Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin
 

Bu Konuyu Facebook Profilinde Paylaş

Orhan Veli komik bir insandır. Yeri geldiğinde bunu şiirlerine yansıtmaması da olanaksızdır.

Hafızası çok güçlüdür Orhan Veli'nin. Arkadaşlarının mektep numaralarını, telefon numaralarını, yolculuk - taşınma - eğlence gibi irili ufaklı olayların tarihleri unutmadığı şeyler arasındadır. Okuldayken yerbilimi kitabının birçok bölümünü ezbere bilirdi. Keyifli anlarında yanındakileri şaşırtıp güldürmek için iki yüz - üç yüz kadar baharat adını, elli - altmış kadar balık adını sayardı.

En çok sevdiği yemeğin balık olmasının yanı sıra, balıklar O'nun özel ilgi alanıydı. Şu konuşma bir yaz günü Sabahattin Eyuboğlu'nun motorunda Sait Faik'le Orhan Veli'nin arasında geçer:

O. Veli - Balıkların yüreği var mıdır?

S. Faik - Olmaz olur mu be?

O. Veli - Yoktur işte.

S. Faik - Yüreksiz yaşanır mı?

O. Veli - Bizim bildiğimiz manada değil onların kalbi.

Sait Faik, biraz önce tuttukları balıklardan, motorun döşemesine bulaşan kanı göstererek sorar:

S. Faik - Bu kan nereden çıkar öyleyse?

O. Veli - Sen lakırdıdan anlamazsın.

Birkaç gün sonra Hachette Kitabevi'nde bir ansiklopedinin balıklar hakkındaki bölümünü inceleyen Sait Faik şaşırır. Daha ilk satırda balıkların kan dolaşım sisteminin insanlardaki gibi olmadığını, yalnızca atardamarların ya da toplardamarların girip çıktığı iki hücreli bir kalpleri olduğunu öğrenir.

1 Aralık 1951 tarihli Yeditepe dergisindeki yazısına şöyle devam eder Sait Faik: 

"O, boğazın akıntılarını, balıkların yüreğini, ağların boyasını, yellerin koyu balıkçı ağızıyla isimlerini, neleri bilmiyor yahu?..."

Ve tüm bu bilgisini ukalalık için değil, çevresindekileri eğlendirmek için kullanırdı Orhan Veli...

Yine bir gün Pera Palas'ın arka tarafındaki Haliç'e bakan kanepelerde Sait Faik'le birlikte otururlarken, bir çingene kız yanlarına yaklaşır ve "Çakır, falına bakayım mı?" diye sorar. Sait Faik istemediğini söyleyince "Ya senin mektepli" der Orhan Veli'ye. Cebinde on kuruş bulunmayan Orhan Veli, Sait Faik'e "tosla on kuruş" dedikten sonra çingene kıza döner: "Ama sen bakmayacaksın fala, ben senin falına bakacağım." Ve öyle bir fal bakar çingene kızına ki, kızın ağzı bir karış açık kalır.

Şiirini tanımasına rağmen, kendisini tanımayan, eleştirmen Nurullah Ataç'a sorulduğunda; Ataç bıyık altından gülümseyerek: "Hakkını inkar etmeyelim, iyi şairdir" der. Bunu duyan Orhan Veli, şu yanıtı verir: "Hakkını inkar etmeyelim, şiirden anlayan adamdır."

Aradan zaman geçer, tanışırlar ve konuşmaları hep bu şekilde eğlenceli olur. İşte bu Orhan - Ataç maçlarından birini şöyle anlatır Bedri Rahmi Eyuboğlu: 

"Nurullah Ataç mütemadiyen Orhan'a takılıyor, bir gün şöyle diyor: 'İlahi Orhan Veli'... Senin şiirlerin için yazdığım makaleleri bir çokları ciddiye almışlar. Bunları sırf alay etmek için yazdığımı anlamamışlar...'

Orhan Veli kıs kıs gülerek, bir Nasrettin Hoca edasıyla: 'İşin tuhafı şu ki, ben de şiirlerimi tamamıyla şaka diye yazıp neşretmiştim. Bazıları ciddiye aldılar!'

Rivayete nazaran o gün bu gün Nurullah Ataç - Orhan Veli dostluğu iflah olmazmış."

Kendisiyle bu kadar dalga geçen şairi, şiir okurken görenler de gülümsemeden edemezdi. 


Yeditepe Dergisi, 1947

Üye Girişi