Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

0 ŞİİRİNİN İNCELEMESİ -AHMET HAŞİM

Bir hasta kadın, Dicle’nin üstünde her akşam
Bir hasta çocuk gezdirerek, çöllere gül-fâm[1]
Sisler uzanırken, o senin doğmanı bekler.

Yorgun gibi mühmel [2] duran âsûde[3] ufuklar
Titrer, silinir… Dâmen-i şeb her şeyi saklar.
Iklîm-i hayâlâta bakan bir nazar-î dûr
Hüzniyle doğar necm-i mesâ[4] sâkit ü mahmûr;
Bir mâlik üstünde yanar gizli ziyâlar;
Leylin bütün ezhâr[5]ı semâlarda açarlar,
Leylin bütün ezhârı, bütün rûh-ı ziyâsı;
Bir nefha[6]-i mechûlenin eşyâya temâsı,
Zulmetlerin esrârını baştan başa sallar,
Sen âh, doğarsın o zaman, mest ü ziyâdâr…
Sâhilleri sesiz dolaşan hasta leyâle,

 

Bir nûr-ı tesellî taşır alnındaki hâle;
Hattâ o soluk çehreye nûrun dokunurken,
Bir bûseye benzerdi ki gelmiş ona senden,
Nehrin gece, rüyâ ve serâir[7]le boğulmuş,
Ufkunda tahassürler okur gam-zede bir kuş.
Bir giryeli ses –belki kadın, belki de erkek-
Söyler gecenin şi’rine bir aşk, bir âhenk…

Nûrun dökülür, sâhil erir, karşıki yerler,
Bir hâb-ı münevver[8]de hep eşkâlini gizler;
Simîn[9] dumanlarda ölür rûh-ı menâzır[10],
Bir ra’şe-i zerrîn[11] ile tâ karşıda yer yer,
Mahmûr ışıklar yüzer esrâr üzerinde,
Yorgun sular üstünde kanar bir şeb-i hande[12]

 

Her lerze, her âhenk bulut, hâb[13] oluyorken,
Bir feyz-i umûmî-i ziyâdâr ile birden,
Sâkin soluyorken gece eşbâh[14] ü avâlim[15],
Yalnız o ziyâlarda kahr ü muzlim.
Ey mâh cebîn[16]in o cebîn-î keder ü gam;
Altında o yorgun,o soluk heykel-i mâtem!..
Ahmet HAŞİM
(Piyale, 1926)


Vezin: Mef’ûlü / mefâilü / mefâilü / feûlün (fâ’lün)

[1]  Pembe gül renkli.
[2] Bakımsız.
[3] Sessiz, suskun.
[4] Akşam yıldızları.
[5] Çiçekler.
[6] Koku. Rüzgârın hafif esişi. Azıcık koku. Üfürük.
[7] Sırlar.
[8] Işıklı, parıltı rüya.
[9] Gümüşten.
[10] Manzaralar. Seyredilecek, görülecek güzel yerler. Güzel görünüşler.
[11] Altın gibi parlak sarı titreyişler, ürküntüler.
[12] Gülme, gülüş.
[13] Örtülmek. Gizli. Uyku. Rüya.
[14] Sabah
[15] Dünya. Alemler.
[16] Alın.

Tahlil
1. bölüm
Hasta kadın annedir. Dicle, Bağdat yakınlarından akan bir nehirdir. Hasta çocuk da şairi temsil etmektedir. Doğması beklenen aydır. Şair aya “sen” diye hitap eder.

2. bölüm
Ahmet Haşim, tüm varlıkları bir sis perdesi ardında görmeye çalışır, böyle ister.
Akşamla birlikte bütün objeler görünmez olmaya başlıyor (Gecenin eteği her şeyi saklar). Haşim, geceleri sever, öyle ki, bu bölümde geceyi bir kadına benzetiyor. Gece ve uyku, Haşim uykuyu da kişileştiriyor. Ona bir canlılık vasfı (yorgunluk) veriyor (yorgunluk mefhumu da Haşim’in şiirlerinde sık görülür).
Gökte doğan yıldız hayaller iklimine bakmaktadır. Realiteden uzaklaşmaya başlıyoruz. Akşamda bir, mavilik oluşur. Bunun üstünde gizli ışıklar yanmaya başlar (akşam olmuş ve yıldızlar bir bir belirmeye başlamıştır). Gece yerine “mâilik”, yıldız yerine de “gizli ışıklar” demesi sembolizminden dolayıdır.
“Gecenin bütün çiçekleri” bu irrasyonel ifade de yine sembolizm hanesinde değerlendirilmelidir.
“Semalar” der Ahmet Haşim, gökyüzü onun için katman katmandır. Işığın da bir ruhu vardır onun için. Gökyüzü bu ruh ile farklı bir aydınlığa kavuşur. Sembolizmin en belirgin özelliği müphem olmasıdır. Şiirdeki bu müphemlik okurda eksikliğe yol açmıyor.

3. bölüm
Hasta kadına ay teselli getirmektedir.
Hasta kadın güneşli günden, gündüzün güneşinden mustariptir, gecenin serininde ay ile teselli bulur.

4. bölüm
Gece gelir ve Dicle’nin uyku sırları rüyalara boğulur. Rüya ve sır; bunlar Ahmet Haşim’in anahtar kelimelerindendir.
Bir kuş sesi duyulur, bunun ardından ağlamaklı bir ses kuş sesine eşlik ediyor.
Bu sesler geceden müteşekkil şiire bir ahenk, bir melodi katmaya çalışıyor.

5. bölüm
Ay ışığında sahil erimektedir. Haşim buradaki dizelerde varlığın mahiyetini değiştirip gizli bir hale geldiğini betimler.
Öyle bir sis kaplıyor ki etrafı, değdiği her şey görünmez oluyor.
Gecenin karanlığında Dicle’nin suları üzerinde görünen sarı renkli ışık dalgalarını şair, sırların üzerindeki altın rengi titreyiş olarak tasvir eder. Dicle burada sır olmuş, ışık ise altın rengi bir titreme.
Yorgun suların üzerinde bu ışıltılar kandil gibi gülümser.

6. bölüm
Şiir, matemli bir atmosferde sona erer.

Ayın doğuşu ile manzara hüviyet değiştiriyor. Şair, hasta kadın için yine teselli istiyor. Ay ışıkları altında hasta kadın bir matem heykeli gibi hareketsizdir…

---
Ahmet Haşim
Bağdatlı bir köy çocuğudur. Çölü tanıyarak büyümüştür. Çöl tesiri şiirlerinde görülür. Çölün yakıcı sıcağına tezat olarak akarsu da Ahmet Haşim’in şiirlerinde dikkat çekecek sıklıkta vurgulanır. Akşam serinlerine yer vermesi de yine çöl iklimiyle alakalıdır.
Annesi hasta bir kadındır ve Ahmet Haşim’in karakterinde çok önemli bir yeri vardır. Şiir yazdığı dönemde annesini kaybetmiştir ve anne, bir hatıra olarak Haşim’in şiirlerinde yaşamaya devam etmiştir.

Üye Girişi