Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

ZİYA GÖKALP - ÖTÜKEN ÜLKESİ İNCELEMESİ

"Türk gençleri yalvardılar Hakan'a:
Boru çaldır, ruhlarımız uyana...
Cenk edelim, yayılalım cihana:

-Yayılmaktır Türk soyunun turası!
Böyle diyor Oğuz Han'ın yasası!

Hakan dedi: "Anayurt'tan bıkılmaz,
Boş bulunup eve düşman tıkılmaz
Yabancılar çıkarılır, çıkılmaz."

-Toplanınız: vatanınız burası!
Böyle diyor Oğuz Han'ın yasası.

Önce yad'dan temizlensin yurdunuz.
Yuvasında yalnız kalsın kurdunuz;
Bir gün gelir yine arar ordunuz:

-Atalardan kalan büyük mirası
Böyle diyor, Oğuz Han'ın yasası.

Şimdi dışı değil, içi almalı,
Her yerine demir kökler salmalı,
Türk Ötüken ovasında kalmalı.

-Bugün ona yeter bu gök yaylası;
Böyle diyor Oğuz Han'ın yasası.

Ekin eksin yerden altın toplansın,
San'at yapsın, sırlarını anlasın
Tacir olup garbe kervan yollasın

-Yurt şenletmek olsun yeni sevdası;
Böyle diyor Oğuz Han'ın yasası. .

Hakan sustu, Türk gençleri yürüdü
Arkasından tezgâhları sürüdü;
Her tarafı iş ordusu bürüdü...

-Buymuş meğer Türk'ün Kızılelması
Böyle demiş Oğuz Han'ın yasası.

ZİYA GÖKALP

OĞUZ HAN’IN YASASI

"Ötüken", eski Türk vatanının (belki sembolik) adıdır. Bugün, bizim için Ötüken, Türkiye’mizdir. Nitekim açıklayacağım şiirde Ziya Gökalp de bu manayı kullanmaktadır.
Şiirin yorumuna başlamadan önce, Bilge Kağan’ın 1261 yıl önce (731) ölen kardeşi Kül-Tiğin adına kazdırdığı nefis Türkçeli kitabenin birkaç cümlesini hatırlayalım. Yazılı Türk tarihinin başlangıcında duran Bilge Ala’nın bu sözleri, her çağ ve nesildeki insanlarımıza, vatanseverlik düsturu olarak bulabilecekleri en güzel sözlerdir:

"... Bilgisiz İlanlar tahta oturmuşlar. Emirleri yersiz, kötü imiş. Beyleri ve halkı âsi olduğundan ve Çin kavmi de hilekâr, kurnaz olduğu için, kardeşler kardeşlere karşı ayaklandıkları için, beylerle halk arasında ayrılık olduğu için, ülkeli ve hakanlı Türk milletinin vatanı çökmeye yüz tutmuş. Hakanı hükümsüz kalmış.

Türk'ün asil erkek evlâtları, Çin hakanına kul, temiz kızları cariye olmuş. Türk beyleri Türk adlarını atarak, Çin beylerinin adlarını almışlar. Çin kağanına itaat etmişler. Elli yıl, işlerini güçlerini ona vermişler.

O zaman Türk halkı şöyle demiş: Ülkeli millet idim, vatanım şimdi hani? Kime il kazandıracağım ben! Kağanlı millet idim, kağanım şimdi hani? Hangi kağana hizmet edeceğim! Böyle deyip Çin hanına düşman olmuş.

Türk Oğuz beyleri Türk milleti işitin! Üstüne gök çökmese altta yer delinmese seni ir ülken i töreni kim bozabilir! Türk milleti kendine dön, bağımsız güzel yurduna dön!
Kendin, bir kere yanıldın, kötülük ettin. Silahlar nereden geldi de seni dağıtıp götürdü? Mızraklar hangi yerden geldi de seni sürüp götürdü. Ey kutsal Ötüken milleti seni kimse götürmedi, sen kendin vardın! Doğuya gidenin gitti... Batıya gidenin gitti.. Vardığın yerde eline geçen şu oldu: Kanın su gibi aktı, kemiğin dağlar gibi yığıldı yattı.”

Görüldüğü gibi, Türkiye’nin her meydanı ve her okuluna çerçeveler içinde yazılması gerekli olan bu "Bilge ata" nutkunda, devlete itaat, vatana bağlılık, düşmana aldanmamak, kapılmamak,' kültürde bağımsızlık, idare edilenlerle edenler arasında barış, anlayış, ayrıca iç barış... Bir vatanda kalıp oraya hizmet etmek öğütlenmektedir. Bunlara uymayan "Kök-Türk" kavminin nasıl mahvolduğu, sonra nasıl azar azar "Ötüken"de toplanarak, kurtuluş savaşı vererek, kendine geldiği anlatılmaktadır.

Şimdi bu bilgiler ışığında, Gökalp'ın "Ötüken Ülkesi" şiirini anlamaya çalışalım:.
Şiirin tarihi 1914.Seksen yıl önce yazılmış, hem öğretici, hem lirik, hem yön verici, hem de biraz politik olan bu şiirde, anlamadığımız bir tek "Osmanlıca" veya uydurma kelime yok. Gökalp'in dili üzerindeki, ilmi ve doğru görüşlerine uygun olarak "sade Türkçe, halk Türkçesi" yazılmış. Bugün biz de bu dili yazmakta, canlı tutmakta, savunmaktayız.
Şiirde birkaç kelimeyi, iyi anlaşılmak için açıklayalım: el, yabancı" demek. "Tezgâh: teknik, sanayi, fabrika, atölye, fen vs. anlamlarında kullanılıyor. Kızılelma: Bilhassa Osmanlı tarihlerinde geçen bir deyimdir. Çokluk "ülkü, ideal" manalarına gelmekle beraber daha çok, Türk'ün yayılma, fetih, imparatorluk ülküsüdür. Mesela Fatih devrinde, önce İstanbul, sonra Roma, Türk'ün Kızılelma'sı sayılmıştır. Birinciye ulaşılmış ve Fatih, Otranto üzerinden İkinciye ulaşmak üzere iken merhum olmuştur.

Şiirin 1914’de yazılmış olması ilgi çekici. Birinci Dünya Haiti’nin başlangıcındayız. Düşmanımız çok; Ruslar ve İngilizler dâhil...1911’de,"Turan" şiirini yayınlayarak:
"Vatan ne Türkiye'dir Türklere ne Türkistan.

Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir: "Turan" diyen Gökalp,1914'dc, İttihat ve Terakki iktidarının, fikir babalığı sorumluluğunu da yüklenmiş olarak, bu şiirde geçici bir süre için de olsa, "fetih" töresini ve "cihana yayılma" tutkusunu bırakmayı öğütlüyor. "Ötüken" vatana dönmeyi, oraya kök salarak, her türlü yabancıyı oradan alarak, fende, teknikle, ticarette, tarımda gelişmeyi, zenginleşmeyi telkin etmektedir. "Büyük Turan fethi rüyası" yerine "Şimdi dışı değil içi almalı" düsturunu koymaktadır. Şiirin içinde tartışma zaten dikkati çeker.

Türk gençleri, Hakan'a (devlet yetkililerine) savaş açması için yalvarıyorlar: "Boru çaldır, ruhlarımız uyansın, cenk ile cihanı alalım... Oğuz Han'ın töresi "budur" diyorlar.
Hakan ise "Bilge Kağan" gibi, onlara sağduyu öğütleri vermektedir:

-Hayır, anayurda (Ötüken)e bağlıyız. Yurdu boşaltıp düşman eline veremeyiz. Bu ova, tarlalar madenler bize yeter. Varlığımızı iyi kullanarak yurdu şenlendirelim. Çağın en ilerisine kadar varalım. Millî sanat, felsefe, kültür ile yükselelim. Ondan sonra nasıl solsa ruhumuzda var olan fatihlik cevheri yine depreşir. Ordumuz "Bir gün gelir yine atalar mirası olan yayılma töresini arar bulur” Ancak bu, Ötüken’de kalarak kendi devlet ve ülkemize hizmet etmemize bağlıdır

Bu şiirin, 1914’de olmakla birlikle, "büyük harbe" girmemizden önce ve hatta "harbe girmenin lüzumsuzluk ve zararlarım" telkin için yazıldığını sanıyorum.

Şurası da bilinmelidir ittihatçılar da o savaşa, "Turanı almak" gibi bir ham hayalle girmemişlerdi. Hata, harbe girmekteydi. Girdikten sonra maksat Osmanlı Devletinin çok geniş sınırlarını korumaktı. Fakat netice, bizim mahvımız oldu.

1914’de,bu şiirin dile getirdiği düşüncenin Türkiye Cumhuriyetinin resmi görüş ve siyaseti olduğunu da, burada hatırlamalıyız. Atatürk’ün "Yurtla sulh, cihanda sulh" cümlesi, bu manzumenin bir özeli sayılabilir.

Ahmet KABAKLI, Tercüman, 30 Kasım 1975

Üye Girişi