Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

İNCİR KUŞLARI ROMANININ İNCELEMESİ – SİNAN AKYÜZ

ROMANIN ÖZETİ

Suada Yugoslavya'da yaşayan güzel ve alımlı bir Boşnak kızdır. Üç çocuklu bir ailenin en küçük kızı olan Şuada başarılı bir öğrencidir ve Saraybosna'da konservatuvarı kazanarak piyano bölümüne girer. Bir gün Profesör Duşanka'nın dersinde iken kapı çalar ve içeriye bir genç girer. Suada Tarık ismindeki bu gence ilk görüşte âşık olur. Vukadin adındaki Sırp, genç de Suada'ya deliler gibi âşık olur İki genç aşklarını Suada'ya açarlar ve Suada Tarık'ı seçer Bunun üzerine Vukadin çılgına döner ve konservatuvarı terk ederek orduya girer Suada ile Tank güzel bir aşk yaşarlar ve nişanlanırlar. Her şey çok güzel gider fakat Sırp gençlerin çıkardığı taşkınlıklar Müslümanlar arasında savaş korkusu oluşmasına neden olur. Suada buna pek ihtimal vermez ve 1992 yılının Nisan ayında Ramazan Bayramı öncesinde köyüne giderek ailesini ziyaret eder Otobüse binmeden önce yerde bir kâğıt parçası görür ve kâğıtta bu Ramazan Bayramı’nın çok kanlı geçeceği yazar. Buna rağmen moralini bozmaz ve köyüne doğru yola koyulur Sırada köyüne vardığında acı haberi de alır. Savaş başlamıştır ve Saraybosna yerle bir edilmiştir. Tarık kendini kurtararak Yeşil Berelilere katılır. Suada köyünde gizlenir fakat Sırpların köyü basması pek uzun sürmez. Annesi ve bir kız kardeşi öldürülür ve Suada babası ve diğer kız kardeşi ile birlikte esir alınır. Tek suçları Müslüman olmalarıdır

Esir kampında Suada'yı acı bir tesadüf bekler. Karşısında Vukadin’i bulur Fakat Vukadin'in kalbindeki aşkın yerini intikam duygusu almıştır ve Suada'ya tecavüz eder Sırplar Sırp askerler ile takas etmek için Boşnak kadınlarına tecavüz ederek onları hamile bırakmaya başlar. Suada da Vukadin ile birlikte farklı esir kamplarında olayların acı tanığı olur.
Vukadin savaşta yaralanır ve ölür. Bunun üzerine Suada hamile bir şekilde diğer esirlerin arasında yerini alır. Takas sırası ona da gelmiştir ve karşısında Boşnak askerleri görünce gözyaşlarına hâkim olamaz.

Yaşadığı travma nedeni ile psikolojik destek almak üzere hastaneye yatar Suada’nın mükemmel piyano çaldığını öğrenen hemşireler yardım derneği için piyano çalmasını isterler, İlk konserinde büyük beğeni toplar fakat onu alkışlayan başka biri daha vardır. Konservatuardaki profesörünü karşısında görür ve ilk olarak Tarık'ı sorar Profesör Tarık'ın sağ olduğunu söyler takat Suada utancından onun karşısına çıkmaya korkar. Karşı karşıya geldiklerinde ise Suada'yı bir acı daha bekler. Tarık savaşta iki ayağını da kaybetmiştir. Tarık'ın Suada'ya tek sorusu “Beni böyle kabul edebilecek misin?" olur. İki âşık bir daha ayrılmamak üzere sıkıca sarılırlar.


İNCİR KUŞLARI’NDAN

Hızla daldım nehrin sularına Suyun berraklığında kayboldum adeta Utanç verici günlerin lekesini bedenimden silip atmak istercesine başımı bir sure sudan çıkarmadım
Sonra, sudan dışarı çıktığımda bir dünya dolusu kirden arınmış gibiydim Dimiyemi çabucak giyindim arkama bakmadan koşmaya haşladım Koştukça bütün hayatı yaşadığım kâbus dolu günleri sanki arkamda bırakıyordum.

Ormanın derinliklerinde hiç durmadan koştum koştum koştum. En sonunda durdum. Boynum, omuzlarım göğsüm ter içinde kalmıştı Bacaklarım yorgun, bedenimi daha fazla taşıyamadı ve olduğum yere yığılıp kaldım. Uzun sure soluklanmaya çalıştım
Daha sonra çaresizlik içinde etrafımda dönüp durdum. Ansızın bu el silah sesi duydum. Yüzümü ellerimle kapayarak kendimi hemen yere attım "Beni öldürmeniz için size yalvarıyorum." diye yakarmaya başladım.

Yakarışlarım cevapsız kaldı. Çevremde bu sure sessizlik hüküm sürdü. Elimi yüzümden çektim, korkarak etrafa bakındım. Ortalıkta ağaçların dışında bir Allah'ın kulu gözükmüyordu. İçimi büyük bir sevinç kapladı. Ayağa kalktım, tekrar koşmaya başladım. Epey süre koştuktan sonra dizlerimin üzerine çöküp kaldım. Acıktığımı ve susadığımı hissettim; aynı zamanda üşüyordum da Bu ağacın gövdesine sığındım ve başımı kaldırıp gökyüzüne baktım. Gökyüzüne bu nefes ışık üflenmişti sanki. Çiçek ve ot kokuları çoktan havaya karışmış, mis gibi kokan bu hava açlığımı iyiden iyiye kamçılamıştı.

İçimde fırtınalar koptu. Ağlamaya başladım. Neden Allah’ım? Bu genç yaşta neden bu kadar şiddetli bu kederi içime üfledin? Oysa ben kendimi çok inançlı ve cesur sanırdım. Beni hiçbir şey korkutamaz derdim. Şimdi şu halime bak! Bilmediğim bu yerde gözleri donmuş, aç hayvanlar gibi kudurmuş insanların ellerinden kaçıp kurtulmaya çalışıyorum. Neden Allah'ım, neden bana bu genç yaşımda hayatı erken öğrettin?

Baştan aşağı titriyordum. Yaşlı gözlerimi ellerimin arasına gömüp bir an ölümü düşündüm. Kim bilir, şimdi ne kadar da güzeldir ölüm. Kahverengi toprakta huzur içinde uyumak, başının üzerinde hafifçe esen yelin kuru otlar arasında çıkardığı hışırtıyı dinleyip hoş bir seda bulmak... Ve her şeyden önemlisi, içinde bulunduğun am unutmak, hayatı ve bu hayatta yaşayan günahkâr insanları bağışlamak...

0 an kendimi son derece yorgun ve tükenmiş hissediyordum. İçimi sise benzeyen puslu bir keder kaplamıştı. Bir baykuş tepemde ötüp duruyordu. Ayın parlayan yüzüne baktım Kendi hayallerime, düşüncelerime daldım...

ROMAN İNCELEMESİ

İNCİR KUŞLARI

Olay örgüsü

Suada’nın Milyevena'dan konservatuarı kazanıp teyzesi İfeta ile Grbavitsa semtine yerleşmesi
2 Eylül tarihinde konservatuarın müdürü Profesör Duşanka Seratlıç ile tanışması
Suada ve Duşanka görüşme yaparken odaya Tarık'ın girmesi ve birbirlerine âşık olmaları, ilişkinin başlaması. Savaş belirtilerinin ortaya çıkması, Boşnakların bu duruma endişelenmesi
Suada'nın Vukadin'i reddetmesi üzerine bir general olan babasının okulu basıp Vukadin’i okuldan alması
Fikret ve Edina’nın düğünü için Suada'nın Milyevena’ya gitmesi
Tarık'ın Suada’ya anneannesinden kalan elmas yüzüğü takması üzerine, Duşanka’nın ilişkilerini anlaması, İfeta’nın ise izinsiz böyle bir şey yaptığı için Suada'ya çok kızması
Suada Ramazan Bayramı için gara giderken rüzgârla çarpan kâğıdın üzerinde yazan yazıyı gördükten sonra savaşın artık geldiğini anlaması
Ramazan Bayramı'nın ilk sabahında Sırpların savaşı resmen ilan etmesi, her geçen gün Müslüman Boşnakların ölüm haberinin gelmesi
Uzun süre Tarık ve teyzesi İfeta'dan haber alamayan Suada'nın her ikisinin de gelen telefonla; Tarık'ın Yeşil Bereliler grubuna katıldığını, teyzesinin ise zor şartlar altında hastanede olduğunu öğrenmesi
Keşova Hastanesi'ne bomba atılması ve Suada’nın teyzesinin öldüğünü öğrenmesi
Şehirlerin birer birer yok edilmesi; su, elektrik ve telefon bağlantılarının gitmesi üzerine Suada’nın Tarık’tan haber alamaması.
Zineta ve Suada'nın mutfakta iken gelen silah sesiyle dışarı çıkmaları üzerine o sırada incir ağacından incir toplayan “Emin ve Edin'in" Sırplar tarafından öldürüldüğünü görmeleri
Fikret’in ve Fadila’nın öldürülmesi
Diğerlerinin esir alınması, Suada’nın bu sırada Vukadin'i görmesi Suada, Ayşa, Edina ve Emin Bey'i bir eve getirmeleri
Sırpların Edina ve Ayşa'ya Emin Bey’in önünde tecavüz etmeleri Vukadin'in Suada’yı sahiplenmesi ve kendine ayırması
Ayşa’nın bir Sırp tarafından öldürülmesi
Edina, Şuada ve Emin Bey’in farklı yerlere götürülmeleri
Suada ve babasının tekrar bir esir kampında karşılaşmaları
Sırpların esir alınan Sırplara Boşnakların takas edilmesi kararı alması
Hem bedensel hem de ruhsal çöküş yaşayan Suada’nın Keşova hastanesine getirilmesi
Suada'nın Tarık'ın yaşadığını öğrenmesi
Suada'nın iki öğrencisi anısına düzenlenen törende piyanist olarak gitmeye ikna edilmesi, töreni izleyen Duşanka'nın Suada'yı tebrik etmesi
Suada’nın Tarık’ın yüzüne söyleyemeyeceği şeyleri bir mektupla dile getirmesi ve Tarık'a vermesi için mektubu Duşanka’ya vermesi
Tarık'ın hastaneye Suada'yı görmeye gelmesi, Suada'nın Tarık’ın bir bacağını kaybettiğini görmesi

On yıl sonra Suada’nın ünlü bir piyanist olması
Duşanka, Tarık, Edina ve Edina’nın kızı Katarine ve oğlu Almir ile mutlu bir yaşam sürmesi


ROMAN KİŞİLERİ:

Suada Hatiboviç
Sarayevo'da 4 Aralık 1973’te doğmuştur. Milyevena’dan konservatuarı kazanıp, teyzesinin yanına Saraybosna'nın Grbavitsa semtine yerleşmişlerdir. Suada'nın en büyük hayali ünlü bir piyanist olabilmektir. Birbirini severek evlenmiş çiftin üç kız çocuklarının en küçüğüdür. Müslüman Boşnak’tır. On sekiz yaşındadır. Sevgilisi Tarık Suada'nın ela gözlerinden, alev renkli kızıl saçlarından ve su perisi güzelliğinden gözlerini alamamaktadır.

Tarık Begiç
Konservatuarın müdürü Duşanka Seratliç’in oğludur. Müslüman'dır. Yıllar önce annesi ve babası ayrılmışlardır. Ailenin tek çocuğudur. Babası Boşnak'tır. Babası Almanya'da mühendis olarak çalışmaktadır. Annesi ise bir Sırp’tır. Annesi ile babasının boşanma nedeni babasının annesini öğrencisi ile aldatmasından olduğundan babasından nefret etmektedir. Yirmi yaşındaki Tarık buğday tenli, çıkık elmacık yanakları, güzel sesi, sol yanağındaki gamzesi ve mavi gözleri ile oldukça dikkat çekmektedir Vatanına ve milletine oldukça bağlıdır. Bu yüzden de Yeşil Bereliler grubuna katılmıştır. Hayattaki tek varlıkları olan Suada ve annesine aşırı bağlıdır.

Duşanka Seratliç
Konservatuvarın müdürü ve piyano hocasıdır. Elli-elli beş yaşlarında, yuvarlak yüzüne uygun kesilmiş kahverengi saçlara ve ince bir fiziğe sahip olan Profesör Duşanka, kestane rengi gözleriyle hoş bir kadındır, öğrencilere hep tepeden bakmayı sever. Kocasının kendisini aldatmasından dolayı içine kapanık birisidir Pek fazla konuşmayı sevmez, fakat gerektiğinde sözünü kimseden esirgemez. Sinirlendiğinde gözünü hiçbir şey görmez. Duşanka, yalnızca ateist değil, ırkçılığa da karşı biridir. Dinlerin ve ırkların müziğin düşmanı olduğunu söyler.

Ayşa Hatiboviç
Suada'nın küçük ablasıdır. Milyevena da ailesi ile yaşamaktadır. Yirmi iki yaşındadır Ayşa'nın kumral saçlarına her zaman eşarp bağlıdır Ağzı var dili yoktur. Boşnak kadınların giydiği hafif kumaştan yapılmış kırmızılı yeşilli dimiye giymeyi çok sevmektedir Anı bir kararla lise ikide okulu terk etmiş, bir daha geri dönmemiştir. Eli hamur işlerine son derece yatkındır. Boşnaklara ait bir yiyecek olan pitayı çok iyi yaptığı için bir dükkân bile açmıştır

Edina Hatiboviç
Suada’nın büyük ablasıdır. Pembe yanaklı tombul yüzlüdür. Yirmi altı yaşındadır. Liseye kadar okumuş üniversiteye gitmek istememiştir. Fikret ile evlidir.

Heta
Suada'nın teyzesidir. Grbavitsa semtinde Tito zamanından kalma kibrit kutusu evlerden birinde üçüncü katta oturmaktadır. Kırk yaşlarında, siyah gözlü, kumral tenli ve minyon tiplidir. Müslüman'dır. Geleneklerine son derece bağlı birisidir. Gençliğinde bir anne olmayı her şeyden çok istemektedir. Son derece bilgili ve kültürlüdür. Hemşirelik yüksekokulunu bitirdikten sonra tarih fakültesinden mezun olmuş, daha sonra dünya tarihi ve üzerine master yapmıştır. Ancak mesleğini hemşirelik olarak seçmiş ve tarihi seçmediği için pişman olmuştur.

Vukadin Milunoviç
Sarı saçlı, yüzünün sol tarafında yara izi olan, yakışıklı olmamasına rağmen son derece etkileyici yüz hatlarına sahiptir. Baş generalin oğludur Babasından dolayı egoist, her şeyin para ile yapılabileceğine inanan acımasız biridir. Karadağlıdır. Suada'ya âşıktır.

Fikret
Suada'nın eniştesidir. Edina'nın kocasıdır. Yirmi dokuz yaşındadır. Kıvırcık siyah saçlı ve oldukça sempatik biridir. Siyasetle ilgilidir.

Fadila Hatiboviç
Suada'nın annesidir. Elli bir yaşında, orta boylu ve beyaz tenlidir Ayrıca son derece iyi ve ilgili bir annedir. Oldukça cana yakındır

Emin Hatiboviç
Milyevena'da ailesiyle yaşamaktadır. İmamdır. Dinme oldukça bağlıdır. İnsanlara sürekli Müslümanlığı anlatmaktadır. Ailesine ve çocuklarına karşı ilgilidir. Eğitime son derece önem verir.

Zineta
Milyevena’da kocası, Emin ve Edin ile yaşamaktadır. Suadaların Milyevena'daki yan komşusudur. Otuz beş yaşlarında, dost canlısı ve yardımsever bir kadındır.

 

PALME, 9.SINIF TÜRK EDEBİYATI KİTABINDAN

Üye Girişi