Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

RÜCU ŞİİRİNİN AÇIKLAMASI- TEVFİK FİKRET

Hayır, hayır, sana râci’ değil bu tel’înât,
Bütün bu levm ü te’ellüm, bu ibtikâ-yi hayât
Hayât'i milleti ta'zib eden, muhakkar eden,
Çamurlıyan ne kadar levs varsa hep birden
Kucaklamış taşımış bir muhite aiddi;
O mel'ânet gecesinden uzaktayız şimdi.

Hayır, hayır, bu lanet etmeler sana değil,
Bütün bu kınama ve elemleme, bu hayal ağlaması
milletin hayatına azap veren, hakaret eden,
onu çamurlayan ne kadar kir varsa
hep birden kucaklamış, taşımış bir çevreye aitti.
Şimdi o melunluk gecesinden uzaktayız.

Karıştı leyl-i musîbet leyâl-i nisyana,
Açıldı gözlerimiz bir sabâh-ı rahşâna.
Sen, ey muhît-i teceddüd, o leyl-imenhûsun
Seninle nisbeti yok; sen şereflisin, ulusun.
Ne sis yüzünde ne zûl; bilâkis, safâ vü vakaar,
Doğan güneş gibi sâfi bir infilâkın var.

Musibet gecesi unutulmuş gecelere karıştı,
Gözlerimiz parıltılı bir sabaha açıldı.
Ey yenilik çevresi, o uğursuz gecenin
seninle ilgisi yok; sen şereflisin, ulusun.
Yüzünde ne sis, ne alçaklık; bilakis safa ve vakar var.
Doğan güneş gibi saf bir açılışın var.

Ufukların bütün enzarı sende, pür-hayret;
Bugün senin medeniyyet, müsâlemet, safvet.
Adâlet isteyen âvâz-ı-hak nümûnunla,
Bugün senin harekâtın veya sükûnunla,
Takarrür eyliyecektir huzûr-i istikbal;
Senin selâmet-i fikrin demek selâmet-i hâl!

Ufukların hayret dolu bütün bakışları sende,
bugün senin uygarlık, barış, saflık,
adalet isteyen hak gösterici yüksek sesinle,
bugün senin hareketlerin veya duruşunla
geleceğin huzuru karar bulacaktır;
Halin iyi olması senin düşüncenin iyi olmasına bağlıdır.

Güzel düşün. İyi hisset, yanılma, aldanma.
Ne varsa doğrudadır, doğruluk şaşar sanma.
Koş ittihâda, teâliye, sa'ye, ikbâle;
Fakat unutma ki yol intizâm-ı meşvetle
Yakınlaşır, kısalır.. Doğru at adımlarını;
Düşün; bugünkü adımlar hazırlıyor yarını!

Güzel düşün, iyi hisset, yanılma, aldanma,
Ne varsa doğrudadır, doğruluk şaşar sanma.
Birleşmeye, yükselmeye çalışmaya, ikbale koş;
fakat unutma ki yol, yürüyüşün düzenliliğiyle
yakınlaşır, kısalır.. Adımlarını doğru at;
Yarını bugünkü adımların hazırladığını düşün.

Ve siz, ey ordumuzun anlı şanlı efrâdı,
Siz ey güzel vatanın bergüzîde evlâdı,
Siz ey küşâde alınlar, güzîde vicdanlar,
Siz ey yürekli ve aslan yürekli insanlar!
İçimde şimdi ne hisler, nasıl temenniler,
Ne neş'eler coşuyor, bilseniz, ne vecd-âver
Terâneler coşuyor.. Bunların hâkir ü güzîn
Meâli şi'ri sünûhâtı, rûhu, lâfzı sizin;
Sizin ne varsa sizin; hepsi hepsi hepsi sizin!

Ve siz, ey ordumuzun anlı şanlı mensupları,
siz ey güzel vatanın seçkin çocukları,
siz ey açık alınlar, seçkin vicdanlar,
siz ey yürekli ve aslan yürekli insanlar!
Bilseniz içimde şimdi ne duygular, ne dilekler,
ne neşeler coşuyor; bilseniz ne coşkunluk verici
nağmeler coşuyor.. Bunların bayağı, seçkin
anlamı, şiiri, ilhamları, ruhu, sözü,
sizin ne varsa sizin, hepsi, hepsi, hepsi sizin!

- 11 Temmuz 1324 -

Şiirin Tahlili:
Sis manzumesinin yazılışından yedi yıl soma Fikret Hürriyet’in ilânıyla birlikte yeniden umuda kapılır. Geleceğe ait beklenti ve iyimser düşünceleri y miden yeşerir. Artık Meşrutiyet ilân edilmiştir. Meşrutiyet her ne kadar askerî ?ır darbe sonucu ilan edilmişse de bu olayın vaad ettiği neticeler bakımından _sulün görmezden gelinmesine yol açmıştır. Otuz üç yıl süren istibdat rejiminsen kurtulan bireylerin önünde hürriyet vadeden bir çığır vardır. İşte Fikret la surumu alkışlar. Rücû geriye dönmek, vazgeçmek, fikrinden dönmek anlamın-sadır. Şair Sis şiirinde dile getirdiği duygu ve düşüncelerinden nefret dolu dize-erden geri döndüğünü ifade etmektedir. O artık olaylara, mekâna, eşyaya, insan-iara, devlete ve onun kurumlanna bir başka gözle bakmaktadır. Yedi yıl önce snetlediklerini şimdi övmekte, yüceltmekte göklere çıkarmaktadır. Sis şiirinde lanetlediği her şeyi bir ‘muhit’e ait unsurlar olarak niteler. Şair rmdi şehri kaplayan o lanetli sisli geceden çok uzaktadır. O musibet gecesi artıkunutulmuş gecelere karışmıştır. İnsanların gözleri bir parlak sabaha açılmıştır. Şair şimdi bir ‘teceddüt muhiti’ndedir ve ona seslenir. Orada sis yüzünden bir ağırlık, fenalık yoktur; aksine o şerefli ve uludur. İnsanlar bu ‘parlak sabah’tan haklı olarak medeniyet, barış, temizlik ve adalet beklemektedir. Bu hareket yani Meşrutiyet yapacağı icraatlarla ya da sessiz kalacağı durumlarla geleceği kuracaktır. Geleceğin huzuru bu hareketin doğru adımlar atmasına ve beklentileri cevaplamasına bağlıdır. Şair geçmişin hatalarının tekrarlanmaması ve insanların tekrar eski karanlık günlerine dönmemesi için hürriyetin şahsında onu gerçekleş-tirenleri uyarır, nasihatler verir:

Güzel düşün, iyi hisset, yanılma, aldanma;
Ne varsa doğrudadır, doğruluk şaşar sanma.
Koş ittihada, terakkiye, saye, ikbâle;
Fakat unutma ki yol intizâm-ı meşyenle
Yakınlaşır, kısalır... Doğru at adımlarını;
Düşün; bugünkü adımlar hazırlıyor yarını!

Geçmişten çıkarılmış derslerin özü olan yukarıdaki nasihatler ne yazık ki adresini bulmayacak ve şair umutlarının kınldığım görerek Doksanbeş ’e Doğru, Hân-ı Yağma şiirlerini yazarak İttihad ve Terakki hükümetini yerden yere vuracaktır.

Manzumenin son bölümünde şair Sultan 11. Abdülhamid’i tahttan indirerek hürriyet ve Meşrutiyet’i ilân eden Osmanlı ordusunu yaptığı bu kutlu hizmetten dolayı övgüler yağdınr:

Ve siz, ey ordumuzun anlı, şanlı efrâdı.
Siz ey güzel vatanın ber-güzîde evlâdı.
Siz ey küşâde alınlar, güzide vicdanlar.
Siz ey yürekli ve arslan yürekli insanlar!
İçimde şimdi ne hisler, nasıl temenniler,
Ne neşeler coşuyor, bilseniz; ne vecd-âver
Terâneler coşuyor... bunların hakir ü güzîn
Meâli, şi'ri, sünûhâtı, rûhu, lâfzı sizin;
Sizin ne varsa sizin, hepsi hepsi hepsi sizin!

Sanatım ruhunun durmadan değişen rüzgârlarından aldığı hızla kurgulayan ve değiştiren tavnyla heyecanı yüksek fakat samimi eserler ortaya koyan Fikret’in dinginliğe kavuştuğu zamanlarda sosyal ve siyasal meselelerden uzak bir şair portresi çizer. Rucû şairin içinde yedi yıl süren bir ‘sis’in dağıldığım işaret eden bir manzumedir. Yedi yıl öncesinin İstanbul’u kaplayan sisi bir gün sonra dağılmış ve hayat kaldığı yerden devam etmiştir. Fakat Fikret’in içindeki sisin kalkması için yedi yıl beklemek, Meşrutiyet’in ilânım görmek gerekecekti. Kendi sisini yaratan bir şair olarak Fikret ömrünün sonlarına doğru bu sisin yoğun bir inanç karanlığına dönüştüğünü Tarih-i Kadîm şiiri ile ortaya koyacaktır.

Üye Girişi