Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

BİR KÜÇÜK OSMANCIK VARDI -HASAN NAİL CANAT

Roman, küçük yaşta fidye için kaçırılan bir çocuğun hüzünlü hikâyesini konu edinmektedir. Oldukça sürükleyici ve heyecanlı bir dili olan eser her yaştan okuyucunun ilgisini çekecek türdendir.

Başlıca Kahramanlar

Osman: Çok küçükken kaçırılan ve başka bir aileyi ailesi bilen, çalışkan, dürüst, edebiyata meraklı, yetenekli bir çocuktur.

Abdullah Bey: Osman'ın gerçek babasıdır. Oldukça zengin, evine bağlı, erdemli bir kişidir.
Fatma Hanım: Osman'ın gerçek annesidir. Alçak gönüllü, dindar bir kadın olan Fatma Hanım yıllarca çocuğunun hasreti ile yanar.

Şerife Hanım: Osman'ı evlat edinen ve kendi çocuğu gibi bakan, iyi niyetli, köylü bir kadındır.

ÖZET

Ağustos ayının en sıcak günlerinden biridir. Fatma Hanım denize bakan köşklerinde her zamanki gibi oğlu Osman'la vakit geçirmektedir. O sırada kapı çalar. Fatma Hanım pencereden, gelenin postacı olduğunu görür ve kapıyı açar. O anda korkunç bir felaket olur. Gelen, postacı kılığına girmiş bir hırsızdır. Fatma Hanım'ı kokulu bir mendille bayıltır ve kasaya koşar. Fakat kasada aradığı para yoktur. Aklına şeytanca başka bir plan gelir ve küçük Osman'ı kaçırır.

Abdullah Bey fabrikasında işleri ile meşgulken eşi Fatma Hanım arar, telefonda ağlayarak başına gelen felaketi anlatır. Abdullah Bey hemen eve gitmek için yola çıkacakken telefonu tekrar çalar. Telefondaki ses, çocuğu kaçıran kişi olduğunu söylemektedir ve fidye karşılığında çocuklarını vereceğini anlatmaktadır.

Abdullah Bey hemen eve gider. Eşini teskin etmeye çalışır ve çocuklarını mutlaka bulacağını söyler. Akşam olduğunda evin hizmetçisi ve bahçıvanı olan Ahmet Efendi ile Ayşe Hanım gelirler. Her şeyden habersiz gibidirler. Abdullah Bey, dostu Komiser Mahmut Beyi olanlardan haberdar eder. Eşkıyalar ertesi gün saat dokuzda parayı alıp çocuğu bırakacaklarını söylemektedirler.

Apo, Zevzek ve Romantik adındaki üç eşkıya Pendik'te bir evde Osman'ı tutmaktadırlar. Ertesi gün alacakları parayı hayal etmektedirler. Fakat tedbirli davranarak buluşma yerine önce biri gider ve polisin gelip gelmediğini kontrol ederler. Sonuç kötüdür. Polise haber verilmiştir. Apo çok sinirlenir ve Romantik'in yalvarmalarına rağmen Osman'ı dağ başındaki viranede bırakıp gider. Abdullah Beyle buluşma yerine gelmezler. Abdullah Bey yarı baygın hâlde, oğlunun canından ümidini kesmiş olarak eve döner.

Evde Fatma Hanım durumu öğrenince hüsrana uğrar. Bir süre sonra polis anlar ki Ahmet Efendi, bu eşkıyaların başıdır. Adam tutuklanır. Ayşe Hanımın ise her şeyden habersiz olduğunu öğrenirler.

Viranede tek başına kalan Osman ise Allah'ın yardımı ile yoldan geçen iki kişinin dikkatini çeker. Bunlar Şoför Ali ile Garip'tir. Yalnız başına ağlayan Osman'ı görünce ona acırlar ve onun annesi tarafından terk edildiğini düşünürler. Çocuğu da yanlarına alıp Kayseri'ye gelirler. Köylerinde çocukları olmamış zengin bir aile vardır. Bu iyi yürekli aileye Osman'ı verirler. Osman ve Garip bu aile tarafından evlat edinilir. Adı Hüseyin olur.

Bu arada Apo, Zevzek ve Ahmet'in yakalanması ile olanlar öğrenilmiş; fakat söz konusu yerde Osman bulunamamıştır. Fatma Hanım yıllarca ondan ümidini kesmez ve hep Allah'a dua eder.

Hüseyin ise yeni ailesini kendi ailesi gibi sevmekte ve geçmişini bilmemektedir. Çok çalışkan bir öğrencidir. Bir süre sonra babasını kaybeder. Annesi Şerife Hanım onun kendi çocukları olmadığını öğrenmesinden korktuğu için İstanbul'a taşınmaya karar verir ve bir süre sonra İstanbul'a taşınırlar. İki katlı bahçeli bir ev alırlar. Hüseyin ortaokul ve liseyi burada bitirir. Garip de evlenmiştir.

Hüseyin lise son sınıftadır. Bir gün ansızın kendisinin evlatlık olduğunu öğrenir. Kendisini çok kötü hisseder. Garip ona olan biteni anlatır. Fakat bu bilgi onun ailesini bulması için yeterli değildir. Bu arada okulunda bir hikâye yarışması olur. Hocası Zarife ondan hikâye yarışmasına katılmasını ister. Hüseyin kendi hayat hikâyesini yazar. Zarife hikâyeyi okuyunca inanamaz. Yıllardır aradıkları Osman'ı bulmuştur. Her şeyi öğrenir. Yengesi Fatma Hanınım yanına gider. Ondan Osman'ın hikâyesini anlatmasını ister. Bunu kâsede alır. Aynı şeyi Osman'dan da ister. İki hikâye bir-leşince Osman'ın bütün hayat hikâyesi ortaya çıkmış olur.

Osman ve Fatma Hanım birbirine yıllar sonra, böylece kavuşurlar.

HASAN NAİL CANAT

1943 yılında Kayseri'de dünyaya gelmiştir. Yazı hayatına burada başlayan Hasan Nail Canat daha sonra İstanbul'da sanat yaşamını devam ettirmiştir. Geleneksel tiyatronun örneklerini sunmuştur. Yıllarca Altunizade Kültür Merkezinde oyunları sahnelenmiştir. Ayrıca tiyatro hocalığı yapmıştır. 2004 yılında İstanbul'da vefat etmiştir.

Başlıca Eserleri: Nur Dağındaki Çocuk, Yaralı Serçe, Gül Yarası, Keloğlan, Bir Avuç Ateş, Yasemen, Kırımlı Murat Destanı.

Üye Girişi