Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

TARLA KUŞUNUN SESİ ÖZETİ- MUSTAFA KUTLU

1.    KİTABIN ADI: Tarla Kuşunun Sesi

2.    YAYINEVİ: Dergâh

3.    BASKI TARİHİ:1 Baskı 2017

4.    SAYFA SAYISI:224

5.    KİTABIN YAZARI: Mustafa Kutlu

6.    HİKÂYENİN KONUSU:
Osmanlı Devleti’nin son döneminden Cumhuriyet dönemine geçiş ve cumhuriyetin ilk yıllarında bir Yörük ailesindeki hayat ve sosyal hayata bağlı değişim

7.    YER:
Bir sahil köyü olan Çamaltı ve Kocadağ yayları, Tosunlar köyü

8.    ZAMAN:
Osmanlı Devleti’nin son yılları Cumhuriyet dönemi

9.    KAHRAMANLAR:
Molla Murat: 93 Harbi yıllarında doğmuş. Evin tek erkek çocuğu. Babasını küçük yaşlarda kaybetmiş. Gözü pek bir Yörük. Cesaretli, atılgan ve girişimci. Askerlikte okuma yazma öğrenmiş, yine askerlikte dini bilgi edinmiş bir insan. Başından iki evlilik geçiyor. Birinci eşinden askerlik dönüşü ayrılıyor. İkinci eş olarak bir yörük kızıyla evleniyor.

Arzuhalci Mustafendi: İdadiyi bitirmiş. Arzuhalcilikle geçimini sağlayan Molla Murat akranı, boyu kısa olduğu için askerliğe alınmamış bir insan

Terzi Orhan: Eskiden terzilik yaptığı için bu adla anılır. Ama terziliği de bırakarak konfeksiyonda üç gün çalışıp beş gün boş gezen birisidir.

Şerafettin: Kahveci esnafı. Gençliğinde gazoz-ayran satan, kovboy filmlerine meraklı bir karakter

Saffet Bey: Eski zenginlerden hastalıklı bir insan. Ömrünü kumarda, içkide, hovardalıkta harcamış. Bunun için karısı kahrından ölmüş. Tek oğlu da okuma bahanesi ile Avrupa’ya gitmiş, bir yabancı kadınla evlenerek yurda dönmemiş.

Saliha: Saffet beyin kızı. Annesiz büyümüş, narin, kırılgan bir yapıya sahip

Titiz Hoca: Temizliğe ve düzene dikkat eden ideal bir imam tipi

Mustafa: Molla Murat’ın oğlu. Yörük geleneklerine göre yetişmiş, babasına bağlı bir evlat. Çanakkale Savaşında şehit düşer.

Celil: Cumhuriyet devri öğretmenlerindendir. Köyde Cumhuriyet devrimlerinin savunucu ve uymayanları üst kademelere şikâyet eden bir karakter

Arap Çavuş: Jandarma çavuşu, toplumu Celil öğretmene göre biraz daha iyi okuyan daha anlayışlı bir insan

Hamit: Molla Murat’ın torunu. Molla Murat’ın mirasına iyi sahip çıkar.

Ziya: Hamit’in paragöz oğlu

Sefa: Hamit’in futbol hastası, bir kesere sap ol(a)mayan oğlu

OLAY:

Hikâye iki kısımdan oluşur. Birinci bölüm Cumhuriyet öncesi, ikinci bölüm cumhuriyet dönemi
Hikâyenin kahramanı Molla Murat 93 harbi yıllarında doğuyor. Bir Yörük çocuğu evin tek erkek evladı. Babası küçükken ölüyor. Annesi tarafından Tosunlar köyünde büyütülüyor. On yedi yaşlarında yün pazarında Saliha’yı görüp âşık oluyor. Askerlik öncesi Saliha ile evlenir onu kendi köyüne götürür. O gün için yerleşik bir bey kızını alıp bir Yörük köyüne, dağlara götürmek herkese nasip olacak bir iş değildir.  Ama Saffet Beyin kendisinden sonra güvende olur kaygısıyla kızını Yörük Murat’a verir. Murat askere gidince orada okuma yazma öğreniyor. Tabun imamının ilgisiyle biraz dini bilgi ediniyor. Ama Saliha kocasının askerliği süresince köye uyum sağlamaya çalışsa da başaramaz.  Murat annesi kızın mutsuzluğunu görünce onu evine gönderir. Murat askerlik dönüşü Saliha ile görüşür ve ayrılmaya karar verirler. Murat annesinde bir kız bulmanı ister. Annesinin bulduğu Gülhanım adlı bir kızla evlenir. Mustafa, Bekir, Bilal adında üç çocuğu olur.

Murat bir Rumla ortak olarak Çamaltı Pınarı mevkisinde arazi almaya başlıyor. Oraya bir değirmen ve değirmenin etrafında bir köy –Çamaltı köyü- kuruyor. Bu köyün arazilerinde çiftçiliğe başlıyor. Bu sıralarda etrafına kötülük saçan eşkıya Karaduman’ı öldürerek ününe ün katıyor. Ülkedeki olumsuz gelişmeleri iyi okuyan Molla Murat çeşitli tedbir alarak silah ve yiyecek stokluyor. Oğlu Mustafa’yı Binnaz ile evlendirir. Yunan işgalinde Murat’ın aldığı tedbirler işe yarar ve köylerini işgalden korurlar. Cumhuriyet ilan edilir ve yapılan devrimler sosyal hayatta değişimlere sebep olur. Bu devrimlerin toplumda yarattığı rahatsızlıklar Titiz Hoca gibi karakterler üzerinden verilir. Molla Murat’ın oğlu Mustafa askerde ilen ölür. Torunu Hamit’i evlendirir.

Hamit’in Yusuf, Ziya, Ayşe, Sefa adlı dört çocuğu olur. Bu çocuklar üzerinden Cumhuriyet dönemi Türk ailesindeki değişimler verilir. Hamit ne kadar uğraşsa da oğlu Ziya’yı da Sefa’yı da adam edemez ve onları doğru bir istikamete yönlendiremez. İki oğlu da savrulur gider
Ziya zenginliği kafaya takmış saygıyı zenginlikte arayan ve paradan başka hiçbir kutsalı olmayan bir insandır. Babasının tarlalarını arsaya çevirip sattırmaya çok uğraşır. Ama Hamit Efendi toprağın satılmasına karşıdır. Zenginlik yoluyla kazanacağı şeref için babasını dahi öldürme planları yapabilecek bir karakter düşkünüdür. Babasını öldürecek cesareti kendisinde bulamaz bunu Sefa’ya yaptırmaya çalışır ama Sefa da buna yanaşmaz. Ziya bir yangınla ortadan kaybolur. Sefa da bir gemiye binerek bulunduğu sahil kasabasından uzaklaşır. Diğer kahramanların sonları hakkında bilgi okuyucunun zihin dünyasına bırakılmıştır.

10.    ANAFİKİR:
Bulunduğu topraklara uyum sağlayamayan insanları savrulurlar. Sosyal hayattaki değişim iyi kanalize edilemezse bireyler üzerinde yıkıcı etkisi olur.

11.    YAZAR:

Mustafa Kutlu 6 Mart 1945 Erzincan doğumlu, Türk yazar. Öykü ve denemeleriyle tanınır.
Erzincan'da doğdu. Erzincan Lisesini (1964), Erzurum A.Ü. Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümünü (1968) bitirdi. Tunceli Lisesinde ve İstanbul'da Vefa Lisesinde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1974'te mesleğinden ayrılarak Dergâh Yayınlarında çalışmaya başladı. Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi'nin yayın müdürlüğünü 3. ciltten itibaren üstlendi. (8 cilt, 1976-1998).

İlk hikâyeleri Fikir ve Sanatta Hareket dergisinde çıktı (İlk hikâyesi 'O', 1968). 1979-1982 yılları arasında bu derginin yazı işleri müdürlüğünü yürüttü. Ayrıca Adımlar (Erzurum), Hisar, Türk Edebiyatı, Düşünce, Yönelişler'de hikâyeler yayınladı. Dergâh dergisinin genel yayın müdürü oldu (Mart 1990). Zaman gazetesinde "Bir Demet İstanbul" başlığı ile şehir yazıları (1986), Yeni Şafak gazetesinde kültür ve spor yazıları (1995) yazdı. Kanal 7'de kültür programları hazırladı.

Mustafa Kutlu, hikâyecilerimizin önde gelen isimlerindendir. Daha çok köy ve kasaba insanının günlük endişelerini işlemiştir. Hikâyelerinde kahramanlar Türkiye'deki sancılı değişimin birer şahididirler.

Edebi Kişiliği

Mustafa Kutlu sadece hikâye türünde eser veren nadir yazarlarımızdandır.
Hikâyelerinde genellikle Anadolu’nun acılarını, cahil ve perişan halkı, asırlarca aydınların söylemleri ve çeşitli politikalarla geri bırakılmış insanımızın yaşamını anlatmıştır.
Hikâyelerinde Anadolu ve özellikle Doğu insanının konuşmalarını, şive taklitlerini başarıyla kullanmıştır.

Hikâyelerinde yabancılaşmanın karşısında olmuş ve her tür gelişimin tarihimizde ve öz değerlerimizde olduğunu dile getirmiştir.

Hikâyelerinin en önemli özelliği kendi başına müstakil olarak yazılmalarına rağmen bir araya geldiklerinde başarılı bir şekilde “bütün” oluşturmalarıdır. Onun bu tekniği edebiyatımız açısından büyük bir yeniliktir. Kutlu bu tekniği Kuran-ı Kerim’de görülen ve geleneğimizde olan “kıssa” kavramından esinlenerek kullandığını söylemektedir.
Büyük bir İslam inancı olan Kutlu, hikâyelerinde din ve tasavvufun yozlaştığını ifade etmiştir. Son yazdığı hikâyelerinde, özellikle tasavvufi bir dilin peşinden koşmuş ve tasavvuf konularına yönelmiştir.

Kutlu hikâyelerini “az söz çok mana” anlayışıyla kaleme almış; kendine has, alışılmamış cümle yapısı ile oluşturduğu başarılı bir üslupla yazmıştır.

Eserleri:
Öykü: Ortadaki Adam, Gönüş İşi, Yokuşa Akan Sular, Yoksulluk İçimizde, Ya Tahammül Ya Sefer, Bu Böyledir, Arkakapak Yazıları, Hüzün ve Tesadüf, Sır, Uzun Hikâye, Beyhude Geçti Ömrüm, Mavi Kuş, Tu-fandan Önce, Rüzgârlı Pazar, Chef, Menekşeli Mektup, Huzursuz Bacak, Tahir Sami Bey’in Özel Hayatı

Deneme-İnceleme: Sait Faik’in Hikâye Dünyası, Sabahattin Ali, Şehir Mektupları, Akasya ile Mandolin, Yoksulluk Kitabı
Çocuk Kitabı: Yıldız Tozu





Üye Girişi