Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

NİYAZİ-İ MISRİ HAYATI ve ESERLERİ
1617-1693

Babası Ali Çelebi, bir seyyah Nakşibendî olup, Niyazi, Malatya'da, doğmuştur, Dünyayı en çok gezip, ayrıca irşad görevi yapan sofilerden olup, Diyarbekir, Bağdat, Kerbela yoluyla Mısır'a da gitmiş, Kahirede bir Kadiri şeyhine bağlanmıştır. Gördüğü bir rüya üzerine İstanbul'a, oradan Bursa'ya, Uşak'a ve nihayet Elmalı'ya, Ümmî Sinan'ın halifesi olmaya gitmiştir,

Gezgin bir mutasavvıf olduğu kadar da derin bir bilgindir. Tasavvuf ve Kur'an ilimlerinde 10 kadar eser sahibidir. Bu eserlerden birisi, Dr. Süleyman Ateş tarafından İrfan Sofraları adıyla (1971) yayımlamıştır.

Niyazi, IV. (Avcı) Mehmed devrinde, son derece nüfuzlu bir şeyh olarak Lehistan seferine çıkacak ordunun maneviyatını yükseltecek irşatları yapmak üzre İstanbul'a da çağrılmıştır. Devletle münasebetleri bazen çok iyi, bazen de iftiralar yüzünden kederli geçen Niyazı, son nefesini Limni'de iken vermiş ve o adaya gömülmüştür.

Bilgin yorumcu, ünlü mürşit, tasavvuf eri, şeyhi Ümmî Sinan'a çok vefalı bir mürid olan Niyâzî-i Mısrî, ölümünden sonra daha çok şiirleri ile ün yapmıştır. Zamanında ise, dergâhlar âleminin en güçlülerinden sayılıyordu. Büyük şöhret sahibi olan Niyâzî şiirin derinliklerinden ziyade şekilde ve söyleyişte yenilik yapan usta bir şairdir. Birçok defa, yeni ve eski yazı ile basılan Divan'ında, şiirlerinin eski büyüklerin ölçülerine çıktığı söylenemez. Aruz şiirlerinde Fuzûlî ve Nesimi'nin; hece şiirlerinde ise esasen hayranı ve övücüsü olduğu Yunus Emre'nin üslûp ve dünyaları hâkimdir. (Ahmet Kabaklı, Türk Edebiyatı Tarihi, 2.cilt)

ESERLERİ

DİVAN:
“İlmihal-i tarikat “ olarak tanınan Mısri’nin divanı en çok tanınan ve sevilen eserlerden bir tanesidir. Bestelenmiş şiirleri tekkelerin ve zikir meclislerinin ayrılmaz parçası olmuş, Kadiriye’den, Uşşakiye’den, Nakşibendiye’den, pek çok tekke şairi de muhtelif manzumelerine şerh yapmışlardır.

MEVAİDU L-İRFAN
“İrfan Sofraları” anlamına gelip, 71 bölümden meydana gelen eser tasavvufi konularla ilgili tespitlerin yanı sıra bazı hatıraları ihtiva etmektedir.

KASİDE-İ BÜRDE TESBİ-İ
1075 Senesinde Bursa’da Resulullah’ın mübarek yüzünü rüyada görmek şerefine nail olduktan sonra on gün içinde yazıp bitirdiğini ifade ettiği beyitler...

MECMUA
Büyük bir bölümü elyazması olan bu kitap, Bursa Eski Eserler Kütüphanesi’nde bulunmuş, Cifr ve Hurufi kültürünün derin izlerini taşıdığı bazı müstehcen ifadeler ihtiva ettiği gibi istikbale matuf tesbitleri de barındırmakta olduğu okuyanlarca ifade edilmektedir.
TEVHİD RİSALESİ
RİSALE-İ HASENEYN
DEVRE-İ ARŞİYYE
FATİHA TEFSİRİ
ESMÂ-İ HÜSNÂ ŞERHİ
ESMÂ-İ HALVETİYYE
MEKTUBAT

ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER

GEREK

Ârif-i kâmil kelâmın duymağa irfan gerek,
Sırr-ı muğlakdır, gönülde zevk ile vicdan gerek!

Bir hazinedir tasavvuf, mâlik olmaz her hasis,
Bulmağa ânı cihanda, bir yeğit sultân gerek!

İnci taşıyan sadefe, kavuşmak kolay olmaz,
Bulunmaz nehr içinde, bahri bî pâyân gerek!

Ma’rifet da’vâsı eden, sahtekâr bilmez mi ki,
Kalbindeki arzuya elde, huccet-ü burhan gerek!

Ârif gezer hak içinde, herkes tanımaz onu,
Aşk ateşinde yanarak, hâl ile yeksan gerek!

Şöhretle övünen kimse, Hakdan nasîb alamaz,
Bâtının umranı için, zâhirî viran gerek!

Ölmeden önce ölerek, kabri ve haşri görüp,
Mâlik-ül-mülk huzûrunda, kalbi hem hayran gerek!

Şeri’at sıratı ile, nefs âteşinden geçip,
Kalbi habâisden ârî, Ravda-i Rıdvan gerek!

Söylediği, işittiği, her dâim fikr etdiği,
Bî-kem ve bî-keyf olarak, Hazret-i Rahmân gerek!

Ey Niyâzî, Hakka vuslat, herkese olmaz nasîb,
Güneşden ziyâ alacak ay gibi insan gerek!


SEN

Aldın mı kalb yoluyla, yekta haberini sen?
Duydun mu hem Yûsuf ve züleyhâ haberin sen?

Kalbini nice yıllar, ağlatmadı mı bu aşk?
Alsan nolur doğruca, Leylâ haberini sen?

Dağlar dahî duramaz onun yüzüne karşı,
Âlime sor Tûr ile Mûsâ haberini sen!

Sular gibi yüzünü, yere sür. Durma yüksek.
Alçaklarda bulursun, derya haberini sen!

Alemde nice yüzbin kişi aşkdan, bahseder.
Sorma o mecnûnlara, Mevlâ haberini sen!

Bülbüle bakma sakın, âşık olayım dersen,
Pervaneden al gizli, sevda haberini sen!


UYAN EY GAFİL

Uyan gafletten ey gâfil, seni aldatmasın dünyâ,
Yakanı al elinden ki, seni sonra kılar rüsvâ!

Ne sandın sen bu gaddarı ki, tâ böyle onu sevdin,
Onu her kim ki sevdiyse, dînini eyledi yağma.

Adavet kılma kimseyle, sana nefsin yeter düşman,
Ki asla senden ayrılmaz ömür âhır olunca tâ.

İşittin Hak Resûlünden nice âyet ve ahbârı,
Velî nidem ki, kâr etmez, bu öğütler sana asla.

Bu zâhir gözünü örtüp, bana tut can ile gönlün;
Ki her bir sözün içinde duyasın cevher-i ma’nâ.

Kelâm-ı Mustafâ zevkin dimağında bula gör ki,
Muâdil olmaz ol zevke hezârân men ile selva.

Kemâl-i devlet istersen oku âyât-i Kur’ân’ı
Ki her harfin içinde var Niyâzî, bin dürr-i yekta.


İNSAN-I KAMİL

Hak yolunun rehberi nefesidir kamilin
Dil tahtının serveri mefesidir kamilin

Nefsini mat eyleyen, ref’i-memat eyleyen
Nefh-i hayat eyleyen nefesidir kamilin

İsteyu git ademi, ademde bul ademi
Sırr-ı nefahtü demi nefesidir kamilin

Sure-yi Necm’i oku anlagıl vahyi Hakk’ı
Bilesin o mantıkı nefesidir kamilin

Ruhül-Kudüs demini, ademde iste anı
Ölmüş gönülün canı nefesidir kamilin

Maye-yi zat denilen, fayz-i necat denilen
Ab-ı hayat denilen nefesidir kamilin

Diri kılan tenleri, zinde eden canları
Kaldıran ölenleri nefesidir kamilin

Mevtaya etse nefes, her yaneden gele ses
Haşreden ey hakşinas nefesidir kamilin

Niyazi’yi can eden zerresini kan eden
Katresin umman eden bir demidir kamilin


EY TARİKAT ERLERİ

Ey tarikat erleri, ey tarikat pirleri
Bir nişan verin bana, ol binişan kandedir?

Kandedir dostun yolu,kande açılır gülü
Dost bağçesi bülbülü, gül-i handan kandedir?

Aradım bahr ü berr’i bulmadım ben bu sırrı
Cism ü candan içeru gizli sultan kandedir?

Bildim ki can tendedir, ten can ile zindedir
Amma nidem bilmedim, cane canan kandedir?

Niyazi’ye can olan, sırrında sultan olan
Diyn ü hem iyman olan ol bimekan kandedir?

CEVAP

Ey gönül gel ağlama,zari zari inleme
Pirden aldım haberi, o binişan sendedir

Sendedir dostun ili,sende açılır gülü
Söyler bu can bülbülü, gül-i handan sendedir

Gezme gel bahr ü berr’i, kendinde işte sırrı
Cism ü cana hükmeden gizli sultan sendedir

Anladınsa sen seni,bildinse can u teni
Gayri ne var ey gönül, cane canan sendedir

Ten tahtıdır bu canın, can tahtıdır cananın
Ey Niyazi şübhesiz, ol bimekan sendedir


EY ZAHİD

Zahida suret gözetme içeru can’e bak
Vechi üzre gör ne yazmış Defter-i Rahman’e bak

Mushaf-ı hüsnünde yazılmış “Hüvallah” ayeti
Gel inanmazsan gir oku mekteb-i irfan’e bak

Çeşmini gösterdiğince aşıkın canını alır
Leblerin açdıkça can nefheyleyen canan’e bak

Zülfünün her bir telinde bağlı bin mecnunu gör
Hattı’nın leylindeki yüz-bin meh-i taban’a bak

Ateş-i ruhsar ile yanmış kararmış çehresi
Harf libasından muarra nokta-yi üryan’e bak

Hep mülazım kulluğunda bu cihanın şehleri
Kapusunda padişahlar kul olan sultan’e bak

Alem anın hüsnünün şerhinde olmuş bir kitab
Metnin istersen Niyazi suret-i insan’e bak

 

İLGİLİ İÇERİK

CUMHURİYET DÖNEMİ ŞİİRLERİ

DİVAN EDEBİYATI ŞİİRLERİ

HALK EDEBİYATI ŞİİRLERİ

KONULARINA GÖRE ŞİİRLER

NİYAZİ-İ MISRİ ŞİİRLERİ

 

Üye Girişi