Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

SAYFA:5/ 41-50


41.ÖĞRETMENİM - ÜLKÜ DUYSAK

Öğretmenim…
Dağları kekik kokan memleketimin,
Türkülerinde nağmeyim.
Dilden dile dolaşır nakaratlarım,
Saygıyım, düzenim, terbiyeyim…
Minik yüreklerde sevgiyim, dokunulmamış;
Kirletilmemiş düşünceleriyim beyinlerin.
Öğretmenim…
Bazen bir dağ köyünde,
Bazen bir şehirde…
Bahçıvanıyım bahçelerin.
Sevgi tohumları ekerim,
Çorak toprakların üstüne…
En güzel çiçeklerini ben yetiştiririm mevsimlerin.
Alın teri nasıl damlar yediğimiz ekmeklere,
Öğretirim.
Öğretmenim…
Yurdumun bir yerinde…
Ahmetlerim, Mehmetlerim, Ayşelerim,
Ortak ederler beni gülücüklerine.
Ta uzaklardan duyarlar sesimi.
Sanki birlikte alıp veririz nefesimizi.
O minicik elleri dizi dizi,
Sarılırlar bedenime.
Öğretmenim…
Bazen bir dağ köyünde,
Bazen bir şehirde…
Nerede olursam olayım,
Başak başak savrulurum,
Yurdumun her köşesine…
Bütün kurşunları doldursalar da gövdeme,
İnanın!
İnanın, dokunamazlar fikirlerime…


 
ÖĞRETMENİM- ÜZEYİR ÇAYCI

Eserin senin
Duyarsızlığın ucundaki
Yaşlı çocuklar..
Tutunmuşlar bencilliğin
Çıkıntılarından
İne ine aşağılara,
Bir nesil tükeniyor..

Kırpıldıkça kenarlarından
İsyan üreten görüntüler
Üstü örtülü bir tezgâh altında
Ejderhalar üretiyor pireler
Eylül onların gözlerinin içinde
Kinle oluşmuş bir yığınak
Fırsatçıların odağı
Sevgiyi imha eden bir sığınak
Ve ..
Umut bağladıkları
Arkası uçurum olan
Bir dayanak ..
 
Öğretmenim
Kurumadan
Değerlerin kaynağı,
Yaklaş kılcal damarlarına
Gençliğin..
Yaklaş,
Sönmüş bir duyarlığı
Zaman savurmadan ..
Biliyorum
Yakanda iki el var..
Özgür değilsin iç dünyanda,
Acılarla önüne düşerken yarın..
Sağında olaylar,
Solunda seni hırpalayan sırlar,
Endişelerin kaynağı
Senin içinde büyüyen
Yarınlar..
Eserlerin
Sadece seni değil,
Kendilerini de göremiyorlar
Öğretmenim!…


ÖĞRETMENİN DÜŞÜ - CAN YÜCEL

"Okumuş filler ki her birinin
Nice Bostan, Gülistan ezberidir."

Mavi bir ışık yandı gözlerimde,
Gökyüzü öyle yakın
Çocuklar doğacak çocuklarım
Ve öyle yağmur ki toprak, koklarsın
Ellerin bütün hayvanlar âlemi,
Hangi ağacı çalsam açıyor
Uzaylar uslu,
Yönlerim yörük,
Sağduyularım sol duyu.

Mavi kalemlere yordum bu düşü,
Su resimleriyle öğrencilerin,
Göğerttik bozkırın sarı defterini,
Şu yoncalar yurttaşlık bilgisi.

Geçen gün okudum söğütlerin tarihini,
Bi çiğdem var onlar kadar yiğit,
Şu bey, şu eşek, şu yaban, şu işçi arı,
Biz beş sınıfta kaldırdık bütün sınıfları.

Korkuluklar ektiği kargaları biçsin,
Sevginin de kendi planları var,
Beş yılları, yıldızları, dokuz ayları,
İlerde yarım kalmış bir okulun duvarı,
Duvarcı! diyor, Varım! diyorum ben de,
Gitsin bütün okumuş filler Gülistan'a,
Ben Türk'üm bu bozkırda çalışmaya geldim...



ÖĞRETMENİN MEKTUBU - GÜNAY TULUN

Bugün,
Düne dair ne varsa akıllarda,
Tutam tutam birleştirip getirdim sana.
Bugün,
Biz karşınızdaysak eğer
Ve bizler gönül vermişsek bilimin ışığına,
Bilginin, bilimin önemini öğrenmişseniz eğer
Kolay mı oldu sandınız?
Kolay mı gençler?

Dün,
Kapkaraydı ufuklar... Gece gibi kapkara...
Hani fırtınalı,
Hani ışıksız,
Hani göz gözü görmez geceler var ya!
Hani dönem dönem kalpleri mengeneyle sıkan;
Huzursuz, mutsuz,
sonsuz gibi gelen o karanlık var ya!
İşte o,
O gelip çökmüştü zincirler takmak için yurduma.
O, dertlerin en bitmezi;
O, dertlerin en acımasızıyla
vurup durmuştu ya göğüslerimize.
Hani herkes başını öne eğip
"Elimden ne gelir" demişti ya!
O an biz vardık...
Bizdik sabreden,
Bizdik karanlıktan aydınlığa nasıl çıkılır, öğreten...
Aydınlık yolları bulup gösteren de bizdik.
Sorarım size,
bizden başka hangi umut kalmıştı içinizde?

O günler, döne döne gelse de yurdumun üzerine,
Bir öğretmenin sizler gibi öğrencileri varsa
Ve siz öğrenciler,
Aynı karşılığı görürseniz dokununca onların ellerine;
Kim yıkacak bu yurdu?!
Kaçıp gitsin, kalmışsa biraz aklı başında...

Biz:
Ana elinden çıkıp yurt sathına dağılan,
"Hizmet ister" denince "Vatanım!" diye koşan;
Meriç ile Dicle'yi, Ceyhan'la birlik tutan,
Gediz'den Aras'a dek kalem tutan elleriz.

Ayırmadık kimseyi; ne zengin, ne fakiri.
İşçisi de bizlerdik; sanatçısı, şairi.
Biz yönettik ülkeyi, yönetilen de bizdik.
Bizlerdik şehitlerle gazilerin önderi.

Bugün "Yirmi dört Kasım",
hem üzgünüm hem mutlu
Öğretmenlerim desem!.. Yaşamıyor birçoğu...
Zaman gerçekten bir su, su gibi akıp gider.
Unutmayın çocuklar, yetişmek gayret ister.

Bizler yılmamıştık hiç, sakın yılmayın siz de
Vatanımız yaşasın, sonsuz bir özgürlükle...
Çözülmesin milletim, tek yürek tek ses olsun.
Zorluklar geçip gider, yeter ki birlik olsun.

En mutlu anlarımız, paylaşmaktır bilgiyi.
Bu vatan görev bekler, hazırız koşar gibi.
Durmak dinlenmek olmaz, eğitimde neferiz.
Dinleyin çocuklarım!..
Bizler... Öğretmenleriz!

 
45-KÖY ÖĞRETMENLERİ - CAHİT KÜLEBİ

I
Yurdumuz uçsuz bucaksız,
Gökte yıldız kadar köylerimiz var.
Ama uzak, ama harap, ama garipsi..
Alın benim gönlümden de o kadar.
Uzak köylerimizde kuşlar gibi
Her sabah çocuklar size uçar.
Ama küçük, ama büyüyen, ama güleç..
Alın benim gönlümden de o kadar.
Siz kara göklerin yıldızları,
Işıtın yurdumuzu sabaha kadar!
Ama düşe kalka, ama yiğit, ama umutlu..
Alın benim gönlümden de o kadar.

II
Çemişkezek'te, Patnos'ta, Malazgirt'te doğanlar!
Malazgirt'e, Çemişkezek'e, Patnos'a gitmezseniz,
Çocuklarınız öksüz kalır, yetim kalır,
Köylere ışık iletmezseniz.
Dağlara, vadilere, ovalara
Tesbihler gibi saçılmış köyler,
Rüzgâra karşı bir bayrak,
Sevinçle türküsünü söyler.
Sevinçle türküsünü söyler
Bir idare lambası küçük, solgun.
En azından üçyüz pare dam
Umudu en azından üçyüz çocuğun.
Ve onlar saçları uzamış,
Çatlak ellerinde çıkınları,
Üç saat, dört saat ötelerden
Yorgundur, sessizdir akınları.
Ve onlar, yıldızlar gibi
Gözleri ışıl ışıl yananlar.
Oyuncak için değil, kâğıt, kalem
Kitap için gizlice ağlayanlar.
Ve onlar âşıktan bilya,
Sopadan at yapanlar.
Kurt yavruları gibi, kuzular gibi
Dağ başlarını çınlatanlar.
........
Çemişkezek'te, Patnos'ta, Malzgirt'te doğanlar,
Bütün bunları düşünmelisiniz.
Yüce ırmaklar gibi sessiz, sürekli
Kağnılarla, arabalarla, kamyonlarla
Akıp köylere gitmelisiniz!
Yurdumuza ışık iletmelisiniz...


ÖĞRETMENİN ANDI - MEHMET AYDIN

Ahdettim, yemin ettim dönmeyeceğim geri;
Gidiyorum yurdumun çok uzak diyarına.
Cehalet cinlerinin cirit oynayan yeri;
Şimdi beni bekliyor, bakıyor yollarıma.

Varacağım köyüme ziyamı saçmak için;
Bıkmadan, usanmadan bilgiyi yayacağım.
"Başıboş dolaşmalar, bu işsizlikler niçin,
Niçin çalışmıyoruz?" diye anlatacağım.

Okulumu açarak talebelerim ile
Bol irfan vereceğim, ilme susamışlara.
Ama yılmayacağım, dökülsem de n'olacak?
Yılmazlardan ide var, bu yurt için başımda.

Bilgiyi kafalara perçinleyebilirsem;
Gelecek günlerimi mutlu görebilirim.
Yurdun evlâtlarını tüm okumuş görürsem,
İşte ruhum, o zaman rahat ölebilirim...




YORUM SENİN ÖĞRETMENİM - HATİCE KÜLTÜR

Ben bir gülüm, sen bahçıvan
Çok açarsam eser senin,
Mis kokarsam hüner senin,
Ama birde soluversem
Günah senin, günah senin öğretmenim.
Ben tohumum, çiftçi sensin
Çok sularsan ürün senin
Reklamlar

Bol olursam verim senin
Ama bir de çürütürsen,
Hata senin, hata senin öğretmenim!

Ben elmasım, sanat sensin
Pırlantaysam emek senin,
Parlıyorsam ışık senin,
Ama birde parçalarsan,
Kırık senin, kırık senin öğretmenim.

Ben boş defter, kalem sensin,
Doğru yazsan yarın senin
Güzel yazsan ikbal senin
Ama bir de karalarsan
Vicdan senin, vicdan senin öğretmenim...

Ben öğrenci, sen öğretmen,
Başarırsam hüner senin
Kazanırsam zafer senin;
Ama bir de kaybedersem
Yok başka diyecek sözüm
Yorum senin, yorum senin öğretmenim...


ELLERİNDEN ÖPERİM ÖĞRETMENİM- ÖZKAN GÖNLÜM
-I-
Ellerinden öperim öğretmenim
Binlerce öğrencinden biriyim ben
Anne oldun baba oldun bana
Okudum yazdım çok şey öğrendim
Borcumu ödeyemem sana.

Ellerinden öperim öğretmenim
Tebeşir tutan, kalem tutan ellerinden
Ellerin öyle güzel ellerin, öyle sıcak
Ya gözlerin öğretmenim ışıl-ışıl
Sevgi dağıtırdın kucak-kucak.

Ellerinden öperim öğretmenim
Benim için en büyük gurursun sen
Bir söz duysam iyiye güzele dair
Kalbimde vurursun sen.

-II-
Ellerinden öperim öğretmenim
"Daha dün annemizin kollarında yaşarken
Çiçekli bahçemizin yollarında koşarken..."
Sen BAYRAK önünde topladın dizi-dizi
ATATÜRK yolunda yetiştirdin bizi.

Ellerinden öperim öğretmenim
Boşa gitmedi emeğin
Kimimiz doktor olduk savaştık hastalıkla
Asker oldu kimimiz canı Vatana feda
Kimimiz mühendis oldu yol yaptı baraj yaptı
İşçi olduk memur olduk emek verdik topluma
Öğretmen oldu kimimiz karanlığı aydınlattı.

Ellerinden Öperim Öğretmenim
Huzurlu ol düşünme bizi
ATATÜRK yolunda dimdik ayaktayız
Sesimiz daha gür yolumuz daha aydınlık
Özgür esen rüzgarda dalgalanan al Bayraktayız.

Sevgili öğretmenim
Senin için yazdım bu şiiri
Binlerce öğrencinden biri benim
Mübarek ellerinden öperim.

 
ATATÜRK VE ÖĞRETMENİM-ÖZKAN GÖNLÜM

Sevgili öğretmenim
Heyecanla beklerdik seni her sabah
"Günaydın" derdin, seslerin en güzeliyle,
"Bugünkü konumuz" diye, başlardın söze
Kara tahta önünde akbilgilerle
Çırpınırdın, bir şeyler öğretmek için bize.

"Bayrak" derdin öğretmenim
Heyecandan dalgalanırdı sesin bayrak gibi
"Atatürk" deyince coşardın sen
Yatağına sığmayan ırmak gibi.

"Atatürk" deyince öğretmenim
Nefes almaz seni dinlerdik
Anlatırdın hayatını, devrimlerini
Cepheden-cepheye koşardın sen
Daha bir büyürdün gözümüzde
Sanki Atatürk'ü yaşardın sen.

Ellerinden öperim öğretmenim.
En güzel duygularla, en güzel bilgilerle
Yetiştirdin bizi
Şimdi içimizde inanç, başımızda bayrak

Bu yurt sevincimiz tasamız bizim
Atatürk ilkeleri en büyük yasamız bizim
Atatürk yolundan dönmeyiz biz
Meşalemiz Atatürk, sönmeyiz biz...


 
50-ÇOCUKLARIM - RIFAT ILGAZ

Yoklama defterlerinden öğrendim sizi,
Benim haylaz çocuklarım!
Sınıfın en devamsızını
Bir sinema dönüşü tanıdım;
Koltuğunda satılmamış gazeteler?

Dumanlı bir salonda
Kendime göre karşılarken akşamı ,
Nane şekeri uzattı en tembeliniz?
Götürmek istedi küfesinde
Elimdeki ıspanak demetini
En dalgını sınıfın!
İsterken adam olmanızı
Çoğunuz semtine uğramaz oldu mektebin
Palto, ayakkabı yüzünden.

Kiminiz limon satar Balıkpazarında
Kiminiz tahtakalede çaycılık eder ;
Biz inceleye duralım aç tavuk hesabı ,
Tereyağındaki vitamini
Ve kalorisini taze yumurtanın!

Karşılıklı neler öğrenmedik sınıfta ,
Çevresini ölçtük dünyanın,
Hesapladık yıldızların uzaklığını
Orta Asya'dan konuştuk laf kıtlığında.

Neler düşünmedik beraberce
Burnumuzun dibindekini görmeden
Bulutlara mı karışmadık...
Hazan rüzgârında dökülmüş
Hasta yapraklara mı üzülmedik.
Serçelere mi acımadık kış günlerinde
Kendimizi unutarak!

İLGİLİ İÇERİK

BELİRLİ GÜN ve HAFTALAR

29 EKİM CUMHURİYET HAFTASI

10 KASIM ATATÜRK'Ü ANMA HAFTASI

12 MART İSTİKLAL MARŞI'NIN KABULÜ HAFTASI

18 MART ÇANAKKLE ZAFERİ HAFTASI

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK ve ÇOCUK BAYRAMI HAFTASI

19 MAYIS GENÇLİK ve SPOR HAFTASI

Üye Girişi