Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

OSMAN NEVRES - OLAYDI REDİFLİ GAZELİNİN İNCELENMESİ

Sînemde ger müessir bir dûd-ı âh olaydı
Ruh-sârını yakardım ger gökte mâh olaydı

"Eğer gönlümde yakıcı bir ah ateşi olsaydı, gökteki ay bile olsam yanağını yakardım." Şimdi, Divanda adettir cefa göstermek mâşuk'a cefayı çekmek ve her türlü cefaya 'EYVALLAH' demek de âşık'adır. Bu beyitte şair çektiği cefalardan dolayı mecalsiz, takatsiz kaldığını bildiriyor. Ettiklerinden dolayı bitkin düştüm ah edemiyorum diyor. Eğer ah edebilecek olsaydım ey sevgili, çektiklerimden dolayı benim bu âhımın ateşi o kadar şiddetli olurdu ki sen gökte bir ay bile olsan ( ki sevgili her zaman aya benzetilir ve öyledir) bu ateş felekleri aşar ve senin yanağını yakardı. 

Evvel senin elinden şekvâya ben giderdim
Âlemde âşıkana bir dâd-hâh olaydı

"Bu âlemde âşıklar için adaletle hükmeden bir mahkeme olsaydı senin bana çektirdiklerini anlatmak için, şikayetçi olmak için herkesten önce ben koşardım oraya." İkinci önemli mevzu, divan edebiyatında âşıkların ruhunda günümüz diliyle 'mazoşistlik' diye anlaşılabilecek esrarengiz bir hâl hâsıl olmuştur. Âşık hep cefa çeker bir taraftan çektiği cefâlardan dolayı şikâyet edeceği tutar fakat diğer taraftan da asla cefanın kesilmesini istemez. Acıdan haz duymaya başlar ve bu o kadar tesirli bir duygudur ki kişiye çektiği sıkıntıyı ulvileştirir. Öte yandan sevgili her şeyin sahibi ve hükmetme kudretini elinde bulunduran yegâne mercidir. Onun için hüküm verecek olan da, şikâyet edilecek olan da  aynı kişidir. Şair zaten 'olaydı' diyerek gerçekte olmayan fakat kendisinin istediği şartları anlatmaktadır.

Zülfün görenlerin hep bahtı siyah olurmuş
Tek zülfünü göreydim bahtım siyah olaydı

"Senin zülfünü(saçını) görenlerin bahtları hep siyah olurmuş, ben saçının bir telini görseydim de benim de bahtım siyah olsaydı( gam yemezdim, aldırmazdım) " Bu beyit şerh etmek için fazla ağırdır. Anlatılanlar gayet açıktır, böyle muhteşem bir anlatımı bırakıp da Dünyayı değişmem saçının teline' demenin bir manası yoktur. Âşık’ın bir tek tel için bahtını karartmayı göze alması zaten mevzuunun ne kadar derin olduğunu apaçık ortaya koymaktadır. Pes doğrusu.

Olmazdı kalb-i mahzûn tâ böyle zâr u mecnûn
Çeşmin kılaydı efsûn zülfün penâh olaydı

"Gözün beni büyülese ve saçın bana sığınak olsaydı, bu mahzun kalbim böylesine ah edip deliye dönmezdi." Göz üzerine yapılan edebiyatı hepimiz az çok biliyoruz. Fakat burada dikkate şayan muhteşem bir ayrıntı var. Âşık sevgilinin gözü tarafından büyüleniyor ve kendisine sığınak olarak tekrardan sevgilinin saçlarını seçiyor. Yani sevgilinin cefasından, sevgilinin eziyetinden tekrar sevgiliye kaçıyor çünkü kendisi için başka bir salim liman olmadığını hüzünlü kalbini ancak onun iyi edebileceğini biliyor.

El çektim ey vefasız vaslın temettu'undan
Rûyına bâri bende tâb-ı nigâh olaydı

"Ey vefasız! Ben kavuşmadan elde edeceğim faydadan, kârdan zaten vazgeçtim, ama keşke senin yüzüne bakabilecek kudretim olsaydı" Evet. Bu beyit en az 3. beyit kadar şerh etmesi zor bir beyit. Âşık edep sahibidir. Hicâb eder sevdiğinin yüzüne bakmaya. Hatta ona yaklaştığı her an yanacağını çok iyi bilir. Şem ve pervane hikâyesi zaten bu durumun timsalidir. Âşık zaten kavuşmayı aklının ucundan bile geçirmez el çekmiştir kavuşmaktan, kavuşursa her şeyin biteceğini, yanacağını bilir hep o vuslatın peşinden koşar ama bir yandan da gelmesini hiç istemez. Tabi sevgilinin vefasızlığı ise üstüne cabasıdır. Bütün bunlardan dolayı yorgun düşmüş olan ve utanma duygusunu 'bir kuşun gibi göğsünde taşıyan' âşık bir bakışlık kuvveti, kudreti, cür'eti kendinde bulamaz.

Kasd eylemek rakîbe kûyunda pek günehmiş
Ben hasmım öldüreydim koy bir günâh olaydı

"Senin semtinde rakibin canına kast eylemek çok günahmış, ben düşmanımı öldürseydim de günah olursa olsaydı" Ve gül ile bülbül arasına her zaman giren diken. Rakîb aşıkın her vakit önemli dertlerinden biridir. Ağyar (yani rakîb ) konusu oldukça sık ve derin bir şekilde işlenmiştir divan edebiyatında. Fakat buradaki incelik şudur aşık'ın maşuk'a olan sevgisi o kadar büyüktür ki o sevgiden ötürü günah bile gözüne gelmemektedir.

Hattın Habeş kuluyla alsaydı Fas diyarın
Zülfün sevad-ı Çine tek padişâh olaydı

"Fermanın zenci bir köleyle Fas ülkesini alsaydı ve saçların Çine tek hükümdar olsaydı." Burada yine aşıka göre 'eylemek' vasfına sahip olan tek kuvvenin sevgili olduğunu ve kendisinin neler yapabileceğini mübalâ sanatının güzide bir örneği ile temaşa etmiş bulunuyoruz.

Ömrüm içinde senden ger bir vefâ göreydim
Râzı idim gâmınla ömrüm tebâh olaydı

"Yaşadığım müddetçe senden sadece Bir kez vefâ görseydim, ömrümün senin gamınla mahvolmasına razıydım." Başkaları ne der bilmem ama kanaatimizce bu beyit ŞAH beyittir. Yani en güzel beyittir. Bu beyit beyitin dibidir. Beyit gibi beyittir bu beyit. Vefasızlık zaten sevgilinin karakteridir. O kırar, döker, hakir görür, karşılık vermez velhasıl aşıkı bitirir. İşte bu sebepten bir tatlı söze, bir tebessüme bütün ömrünü değişmeye razıdır âşık. Hani zirvede bırakmak diye bi deyim vardır. İşte âşık için vefanın görüldüğü an zirvedir, artık her şey son bulsa da hiçbir önem arz etmemektedir. Netekim burada üstat Muallim Naci'yi de anmadan geçmek edepsizlik olur : "Oldu cân hem bezm-i cânân dinlemem sussun cihan, Gûş-i cânım dinlesin ârâm-ı cânım söylesin." (Beyiti beyitle şerh etmenin de tadı başkadır hani)

Güçmüş murada ermek NEVRES vefâ yolunda
Ey kâş kûy-i yâre bir başka râh olaydı

"Nevres, vefalı olarak vefa göstererek yâre ulaşmak ne zor ne müşkül bir iş imiş, keşke onun yanına yani ona ulaşacak başka bir yol olsaydı" Ve son beyitte de çekilen ızdıraptan beli iki büklüm olmuş olan âşık bu yolun ne zor ne çetrefilli bir yol olduğunu dile getirerek derin bir iç geçirmiştir. Fakat kendisi de adı gibi biliyordur vefa yolundan başka sevgiliye ulaşacak yol yoktur. Âşık bu yola girdiği andan itibaren vefa libasına bürünmüş ve sevgiliden gelecek her türlü belaya, cefaya eyvallah demek üzere ahd etmiştir. Ahtine vefa gösterecek ve gelen ne olursa olsun itiraz etmeden kabullenecektir. Bu durum onun itibarını gittikçe arttıracak ve sonunda belki sevgiliye kavuşabilecektir. İşte bundan dolayı bütün bu eziyetlerden başka bir çıkar yol olmadığını bildiğinden dolayı derin bir Âh çekip keşke demiştir.


http://harictengazl.blogspot.com.tr

Üye Girişi