Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

NEDİM – BİR NİM NEŞ'E SAY BU CİHANIN BAHARINI

GAZEL
1. Bir nim neş'e say bu cihânın bahârını
    Bir sâgar-i keşideye tut lâlezârını

2. Bir dem mi var ki âhederek anmaya gönül
    Ey serv-kad seninle geçen rûzgârını

3. Şevk-i tamâm va'de ferdâyı dinlemez
    Reşk ana kim cihanda bugün buldu yârını

4. İran zemîne tuhfemiz olsun bu nev gazel
    İrgürsün Isfahâna Sitanbul diyârını

5. Düşmen ne denlü saht ise de şâdol ey Nedîm
    Seng üzre gösterir zer-i kâmil ayârını

Vezni: Mefulü Fâilâtü Mefâîlü Fâilün

Günümüz Türkçesi
1. Bu cihanın baharını bir yarım neşe say ve lâle bahçesini içilmiş bir kadehe farzet.
2. Ey selvi boylu! Bir an var mı ki, gönül seninle geçen zamanını anmasın?
3. Tam kıvamını bulmuş olan neşe yarına âhirete dair olan vadi dinlemez; dünyada bugün sevdiğini bulmuş olana ne mutlu!
4. Bu yeni gazel İran’a armağanımız olsun da İstanbul’u Isfahama götürsün.
5. Ey Nedim! Düşman ne kadar çetin ise de tasa etme; halis altın, ayarını taş üstünde gösterir.


izahlar:
1. Sâgar-i keşide : (f. s. t.) Çekilmiş, içilmiş kadeh.
Hayatın manasının zevkte bulmuş epiküriyen (epicurien) bir şair olan Nedim, bu beytiyle de, baharı bir yarın neşe saymak; lâle bahçesinden, içilmiş bir kadehten alınan keyfi gibi zevk duyup neşelenmek ve içinde bulunulan zamanın insana temin ettiği zevk ve neşeyi ganimet bilerek kalbe huzursuzluk veren hırslar ve arzular peşinde boşuna yorulmamak lâzım geldiğini ifade ediyor.
İkinci mısradaki sâgar ile lâle arasındaki münasebeti de gözden kaçırmamalıdır.
Birinci mısrada nîm kelimesini, vezinde bir kapalı ve bir açık hece karşılığı olacak surette okumak lâzımdır.

2.Serv-kad : (f. St.) Selvi boylu.
Serv ile rûzgâr kelimeleri arasında mana münasebeti vardır.
Serv kelimesiyle rûzgâr kelimesinin rûz hecesini, vezinde birer kapalı ve birer açık hece karşılığı olacak surette okumalıdır.

3. Şevk-ı tamâm : (f. s. t.) Tamam şevk; kemalini bulmuş olan neşe ve arzu.
Va'de-i ferdâ : (f. is. t.) Yarın için, âhiret için verilmiş olan söz; Cennet ehline vâdedilen hüriler gibi.
Bu beytin kafiyesi olan yârını kelimesi, tevriyeli olarak kullanılmıştır. Buna nazaran, mısraın manası hem: "Dünyada bugün sevdiğini bulmuş olana gıpta olsun.” hem de: "Dünyada bugün yarını bulmuş olana, yani yarın olacak şeyi bugünden elde etmiş olana gıpta olsun” diye düşünülebilir. Bu bakımdan, bu kelime ile birinci mısradaki ferdâ kelimesi arasında da münasebet olduğu için beyitte İhâm-ı tenâsüh san'atı vardır.
Birinci mısradaki tamâm kelimesinin mâm hecesi, vezinde bir kapalı ve bir açık hece karşılığı olacak surette uzatılarak okunmak lâzımdır.

4. İran-zemîn: İran ülkesi, İran demektir.
İrgürmek: eriştirmek, ulaştırmak, götürmek demektir.
Evvelce de bahsi geçtiği gibi bir İstanbul çocuğu olan ve İstanbul’u çok sevdiği eserlerinden anlaşılan Nedim’in bu beytinde millî vicdanının bir aksülâmeli, İran edebiyat ve kültürünün bizimkinden daima üstün sayılması zihniyetine karşı irfanının bir isyanı görülmektedir.
Malûm olduğu üzere, Divan Edebiyatımıza, ta başından beri, İran edebiyatının tesiri olmuştu. Eski şairlerimiz İran edebiyatını ve şairlerini kemal nümunesi saymışlar ve onlara yaklaşmakla öğünmüşlerdir. Isfahân’ın nısfı cihân, yani dünyanın yarısı sayılması telâkkisi İran’dan bize de geçmiştir.
Kültür hayatımızda zaman zaman artan bu İran nüfuzuna karşı, gene zaman zaman, fakat tek tük- Nedîmin’kinden başka ve daha önce-aksülâmellerde olmuştu.
Bu izahattan sonra, Nedîmi bu beyti söylemeğe sevk eden duygu ve düşüncenin mahiyeti anlaşılabilir. Nedim’in:
Bu şehr-i Sitanbül ki bîmişı ü behâdır
diye başlayan İstanbul kasidesi de, kendi memleketini her yerden üstün görmek duygusu ile yazılmıştır.


5. Zer-i kâmil : (f. s. t.) Tam, halis, ayarı tamam altın.
Bu beyitte şairin, kendi san'atı hakkında beslediği itimat ve gururun sevkiyle, bir öğünmesini, düşmanlarına bir meydan okumasını görüyoruz.
Saht, Farsçada sert, katı, çetin, kuvvetli demektir. Düşmanı için, yani kendisini çekemeyenleri çin bu sıfatı kullanan şair, şiirlerini halis altına benzeterek mihek taşında altının ayarının meydana çıkması gibi, kendi eserlerin de amansız düşmanları karşısında kıymetini göstereceğini söylüyor.
Altın ve gümüş gibi madenlerin saflığının derecesi manasına gelen ayâr kelimesinin Arapçada doğru okunuşu iyâr ise de, dilimizde daima ayar diye kullanılagelmiştir.

İZAHLI DİVAN Şİİ ANTOLOJİSİ,  NECMETTİN HALİL ONAN

SON EKLENENLER

Üye Girişi