Kullanıcı Oyu: 4 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin değil
 

ANLATIM BİÇİMLERİ VE ÖZELLİKLERİ

Anlatım, bir kimseye bir şey hakkında bir şey söyleme, bir şey anlatma işidir. Bu söyleme ve anlatma gelişi güzel olmaz. Anlatımı yönlendiren, biçimlendiren; yazarın amacıdır.

Bir yazar, acaba söz veya yazıya başvururken neyi amaçlar? Kendini dinleyecek ya da okuyacak olanlar üzerinde nasıl bir etki yaratmak ister?

Konuşmaları ve yazıları bu sorular açısından değerlendirilenler başlıca şu amaçları saptamışlardır:

1) Bir şeyi açıklamak, bir düşünceyi aydınlatmak, bir durum ya da karakteri incelemek, bir terimi tanımlamak isteyebilir. Bu durumda yazarın amacı açıktır: Okuyucuya bilgi vermek.

2) Okuyucunun bir konu ya da olgu üzerindeki yerleşmiş duygu, düşünce, davranış ve kanılarını değiştirmeyi amaçlayabilir

3) Duyduklarını,gördüklerini okuyucunun da duymasını, görmesini, kısaca izlenim kazanmasının isteyebilir.

4) Okuyucuya bir olayı oluşuyla birlikte gelişme halinde vermeyi amaçlayabilir. Bu, olmuş ya da olabilecek herhangi bir olay olabilir. Bunda yazarın amacı okuyucuyu olayın içine götürme, olayları oluş, gelişme ve zaman sırasına göre anlatmadır.

Bütün anlatımlarda genellikle bu dört ana amaçtan biri ya da birkaçı vardır.

ANLATIM VE AMAÇ İLİŞKİSİ:

Anlatıma yön veren ve yukarıda belirtilen dört amaç, dört ayrı anlatım biçimi ortaya koymuştur.

Bunlar:

*Açıklayıcı anlatım biçimi

*Tartışmacı anlatım biçimi

* Betimleyici anlatım biçimi

* Öyküleyici anlatım biçimi

olarak belirtilebilir.

Bu anlatım biçimlerini ayrıntılı biçimde inceleyelim:

 

1. AÇIKLAYICI ANLATIM BİÇİMİ:

Bilgilendirme amacıyla yazılan fikir yazılarında ve bilimsel eserlerde (ansiklopediler, ders kitapları, bilimsel yazılar... vb.) kullanılan bir anlatım biçimidir. Bu tür yazılar bir konuda bilgi vermek; bir konuyu öğretmek amacı güder. Açıklama, günlük yaşamda herkesin başvurduğu yaygın bir anlatım biçimidir. Okullarda yöneticilerin tüzüklere ve yönetmeliklere dayanarak yaptıkları konuşmalar; derslerde öğretmenlerin yönelttikleri sorulara öğrencilerin verdiği cevaplar; subayların erlerini , ustaların çıraklarını yetiştirmek için yaptıkları tanımlamalar, verdikleri bilgiler birer açıklamadır. Birçok kimsenin sorduğu “Niçin? “Nasıl?”, “Neden?” gibi sorular açıklama ile karşılanabilir. Bu nedenle açıklama, genellikle “bir konuyu aydınlatma, gün ışığına çıkarma” amacıyla kullanılır. Yani açıklama, üze rinde durulan konuyla ilgili bir sorunun cevabı niteliği taşır.

 

 

Örneğin;

*Toplumsal kalkınmada eğitimin rolü nedir, nasıldır?

*Klasizim Türk edebiyatında hangi dönemde etkili olmuştur?

*Edebiyatımızda tiyatro ne zaman batılı bir özellik kazanmıştır?

* Uzay çalışmaların teknolojideki gelişmelere katkısı var mıdır?

*Sanat sevgisi nasıl geliştirilebilir?

*Gelir düzeyi düşük toplumlarda eğitimin özellikleri nelerdir?

*Toplumsal şiir ile bireysel şiirin ayrıldığı noktalar nelerdir?

*Lirik şiirde şair, hangi duygu/an ön plana çıkarır?

Bu gibi konularda yazma çalışmaları açıklayıcı anlatım ile yapılır. Bir atasözünün ya da özdeyişin genişletilmesi; edebiyat, sanat, dil.., vb. alanlarda bir sorunun açıklanması; bjr sözcüğün, bir terimin tanımlanması gibi yazma çalışmaları hep açıklamaya dayalıdır. Bu anlatım biçiminde amaç “bilgilendirme”, “öğretme” olduğun dan düşünceyi geliştirebilmek daha etkili kılmak için “tanımlama, karşılaştırma, neden ve kanıt gösterme, tanık gösterme, örnekleme” gibi açıklama yöntemlerine başvurulur.

Açıklamanın iki ayrı türü vardır: Birincisi her tür kişi sellikten sıyrılmış, nesnel bir tutumla, bilimsel bir dille gerçekleştirilir. İkincisi ise kişisel bir yaklaşımla gerçekleştirilir; yani özneldir. Bu yol makale, fıkra, deneme, sohbet gibi düşünce yazılarında kullanılır.

Örnek:

MÖ. VI. yüzyılda başlayıp yüzyılımızın başına dek etkisini yoğun biçimde sürdüren türler arasında tiyatro,felsefe ve tarih vardır. İlkçağ tiyatrosu tragedya ve komedya diye ikiye ayrılır. Tragedya, bağbozumu tanrısı Dionysos adına düzenlenen törenlerden doğmuştur. Tragedyanın amacı seyircide korku ve acıma duygusu uyandırmaktır. Bu da gerilimlerle sağlanır. Oyunun sonunda ise her şey cüzüme kavuşur.

Bu parçada tiyatro, tarih ve felsefenin ortaya çık tragedyanın hemen bütün özellikleri bilgilendirmeye ‘ açıklayıcı bir yöntemle, anlatılmıştır.

Örnek:

Herkes her şey olamaz. Nasıl iyi asker olmak için disiplin, iyi öğretmen olmak için bilgi. iyi tüccar olmak için para yeterli değilse, nasıl bütün mesleklerin, kendilerine göre birazı doğuştan gelme, çoğu da sonradan öğrenilen incelikleri varsa politikacıların da rasgele, herkesin beceremeyeceği yönleri vardır. Bunları becerebilen kimse ‘ on binlerce kişinin karşısına çıkıp nutuk söyleyebiliyor, on binlerce kişinin elini sıkabiliyor, çömelip ayran içebiliyor…

Bu parçada politikacıda bulunan ve bulunması gereken özellikler açıklanmıştır.

 

Örnek:

Üzüm, botanikte asmagiller (vitaceae) olarak isimlendirilen bitkinin meyvesidir En fazla bilinen ve tüketilen türü ise "vıtis vinifera ’dır. Üzüm, içeriğinde bulunan çok miktardaki şekerden dolayı kalorideğeri fazla olan bir gıda maddesidir. Çeşitli mineral maddelerden ve vitaminlerden yana zengin olan üzümün, insan sağlığı açısından birçok faydası çeşitli bilimsel çalışmalar ışığında ortaya konmuştur Özellikle, kalori değerinden dolayı üzüm hem fiziksel hem de zihinsel çalışmalarda bulunan insanlar için çok değerli bir gıda maddesidir. Üzüm tüketimine bağlı olarak bağışıklık sistemi güçlenmekte, böbreklere ve karaciğere yüklenmiş olan fonksiyonların gerçekleşmesi kolaylaşmakta, karaciğer hastalıkları ve kansızlığın tedavisi söz konusu olabilmektedir.

Bu metinde açıklayıcı anlatımın özellikleri vardır. Bu paragrafta üzümün kökeni, içeriği, sağlık açısından yararları üzerinde durulmuştur. Amaç bilgi vermek olduğundan yalın bir dille yazılmış, öznel yargılardan kaçınılmıştır.

Örnek:

Hindistan cevizi, tropikal iklime sahip, bol güneşli, nem oranı yüksek bölgelerde ve kumlu topraklarda yaygın olarak yetişir. İngilizcede “Coconut palm” olarak isimlendirilen Hindistan cevizi ağacının ticari türlerinin boyları 2730 metreye ulaşabilmektedir. Ağacın telek tüyü şeklindeki yapraklarının uzunluğu, 60-90 cm civarındadır. Bazı araştırmacılara göre Hindistan cevizinin ana vatanı Güneydoğu Asya'dır. Bazı araştırmacılar ise Hindistan cevizinin ana vatanının Amerika’nın kuzeybatısı olduğu görüşündedir. Hindistan cevizi, Arecaceae familyasının Cocos nucifera L. türüne giren bitkinin meyvelerine verilen isimdir. Hindistan cevizi ağaçları 5-6 yıllık olunca meyve vermeye başlar. Ortalama 12-13 yılda en verimli hâle gelir. Meyveler 12 ayda olgunlaşır.

Bu metinde Hindistan cevizi ele alınmıştır. Öğreticilik ağır basmaktadır burada. Bu nedenle kısa ve yalın bir anlatım sergilenmiş, kişisel düşüncelere yer verilmemiş, bilimsel verilere ve konu ile ilgili terimlere başvurulmuştur. Bu, açıklama paragrafıdır.

Örnek:

Çocuk, son günlerde hep erken geliyordu okula. Oyunlara eskisi gibi katılmıyor, bir kenarda, arkadaşlarını izlemeyi yeğliyordu. O gün yine erkenden gelmişti. Bahçe kapısının yanındaki duvara dayanarak yolu gözlüyordu. Birden gözleri parladı, yolun ucundan arkadaşı görünmüştü. Hemen dışarı fırladı. Kızılderili gibi bağırarak oynamakta olan çocukların arasına karıştı. Sağa sola koşuyor, durarak birtakım hareketler yapıyordu. Yaklaşan arkadaşının çevresinde dolandı. Birisinin şapkasını yakalayıp havaya attı. Birden koşarak çocukları çil yavrusu gibi dağıttı.

 

2. TARTIŞMACI ANLATIM BİÇİMİ:

Bir yargıyı, bir düşünceyi ya da öneriyi çürütme değiştirme amacıyla yazılan yazılarda kullanılan anlatım biçimine tartışmacı anlatım denir. Yazı ve edebî eserlerde yer alan önemli anlatım biçimidir. Bu anlatım biçiminde üzerinde durulan düşünce, yargı ya da öneri ortaya konur. Sonra da düşüncenin neden doğru olmadığı, geçersiz olduğu tartışılır.

Doğal olarak tartışmanın amacı okurların b bir konudaki kökleşmiş yargı ve kanılarını değiştirmek onların da kendimiz gibi düşünmesini sağlamaktır Bu anlatımda önce, ele alınan, ispatlanmak veya çürüte istenen düşünce açıklanır. Sonra bunun neden doğru olduğu veya olmadığı gerekçeleriyle tartışılır. Yazar bunları yaptıktan sonra kendi görüşünün haklı olduğunu ispata çalışır. Bazen sorular sorar ve bu sorulara cevaplar arar.

Tartışmada örneklendirme, karşılaştırma, tanımlama, tanık gösterme gibi yollara başvurulur. Tartışmada “düşünce ve kanıları değiştirme” amacı güdüldüğü için bu anlatım biçimiyle fikirsel ağırlıklı yazı türleri (deneme, eleştiri, sohbet, fıkra, makale.., vb.) ele alınır.

Örnek:

“Politika “ahkam kesmek” olsaydı, bunu becerebilecek o kadar çok insan bulunurdur ki Türkiye’de. Üniversite kürsüsünün yüksekliğinde ahkam kesmek, üniforma zırhının gerisinde ahkam kesmek gazete sütununun açıklığında ahkam kesmek, büyük memur masasında ahkam kesmek çok kolay. Hatta oralarda kesilen ahkam politikacılardaki düşüncelerden de parlak olduğu söylenebilir.Ama, onlarınki kadar gerçekçi ve yığınlarla bağlantılı,olduğu söylenebilir mi? Parçada “ahkam kesmek” ile ilgili görüşler tartışmacı anlatımla ele alınmıştır.

Örnek:

Ülke kalkınmasına kentlerden mi yoksa köylerden mi başlanmalı? Bence köylerden başlanmalı. Kentlerde insanlar nasıl olsa daha bilinçli Kentlerdeki kalkınmışlık oran, köylere göre daha yüksek. İşe en temelden yan, köylerden başlanırsa güçlü bir kalkınma olur. Çünkü köyler bilinçlenirse tarım daha bilinçli yapılır, üretim artar, şehirlere göç azalır Bilinçli köylüler teknik donanımı yüksek bir tarımla daha kaliteli ve daha fazla urun yetiştirir Bu hem işsizliğin azalmasını hem ülkenin tarımda güçlü olmasını sağlar. Ayrıca köylerdeki kalkınma olumlu anlamda kentleri de etkileyecektir.

Bu metinde “Ülke kalkınmasına kentlerden mi köylerden mi başlanmalı?’’ konusu ele alınmıştır. Yazar, kalkınmanın köylerden başlaması gerektiği düşüncesini benimsediği için okuru da bu düşünceye inandırmaya çalışmıştır. Bunun için görüşlerini aktarırken kanıtlayıcı bir anlatım kullanmıştır.
Tartışma metninde dil göndergesel işlevde kullanılır. Düşünceler kısa ve kesin ifadelerle dile getirilir. "Makale, fıkra, deneme, röportaj" gibi türlerde sıklıkla kullanılır.

 

3. BETİMLEYİCİ (TASVİR) ANLATIM BİÇİMİ:

Betimleme, yalın bir söyleyişle sözcüklerle resim çizme sanatıdır. Görme, işitme, tatma, dokunma, kok gibi duyu organlarımız aracılığıyla varlıkların belirleyici niteliklerini algılama, bu nitelikleri belirterek onları görünür kılmadır.

Betimleme, varlıkların kendilerine özgü niteliklerini sözcüklerle anlatma işidir. Varlıkların, eşyaların ve olayların en belirgin özellikleriyle tanıtılıp, göz önünde canlandırılmasına yönelik bir anlatım yoludur. Betimleme, bakıma varlıkların, nesnelerin ve olayların sözcüklerle resmini çizmektir. Bu anlatım okuyucuların duygularına, hayal gücüne seslenir; yani yazar dış dünya ile, varlıklarla izlenimlerini okurlara da aktarmak ister. Bunun için bilinçli, titiz bir gözlem yoluyla ayrıntı seçer. Seçtiği ayrıntıları imge (hayal) oluşturacak biçimde düzenler.

Ayrıntılar genelden özele ya da özelden genel doğru sıralanabilir. Sözgelimi bir kentin genel görünümü anlattıktan sonra özellik taşıyan bir yapısını (hastane, kışla, cami, park...) ele almak genelden özele doğru bir betimlemedir. Bir hayvanın ilgiyi üstüne çeken gözlerinden başlayarak tüm gövdesini tanıtmak da özelden genele doğru bir betimlemedir.

Konuları Bakımından Betimleme Türleri:

* İnsan betimlemesi

* Hayvan betimlemesi

* Eşya betimlemesi

* Manzara betimlemesi

* Olay betimlemesi

Amaçları Bakımından Betimleme Türleri:

* Açıklayıcı — teknik betimleme

* Sanatsal — izlenimsel betimleme

Örnek:

Gökyüzünü açık güneşli olduğu bir ilkbahar günüydü. Öğleden sonra saat tam beşe çeyrek kala, arabamla Guercina’nı pazar yerine geldim. Alan insan kaynıyordu. Birden çanlar çalmaya, sirenler ötmeye başladı. İlk kez gökten düşen bir bombayı, sonra bunun ardından on sekiz tane kadar olduğunu sayabildiğim savaş uçaklarını gördüm. Bombaların patlaması anlatılamaz bir panik yarattı. Ben beş milis askeriyle birlikte küçük bir tahta köprünün altına saklandım. Oldukça iyi gizlendiğimiz yerden meydanda olup bitenleri, kadınların, erkeklerin, çocukların ve hatta hayvanların nasıl bir şaşkınlık ve korku içinde kaçıştıklarını dehşetle görebiliyorduk...

Bu parçada yazar, birdenbire karşısına çıkan savaş ortamını; bu ortamda insanların nasıl davrandıklarını betimliyor.

 

Örnek:

Koyun üzerini örten kara bulutlar, yerini masmavi gökyüzüne bırakmıştı. Yılan gibi kıvrıla kıvrıla akan derenin suları, coşkulu türküler söyleyerek akıyordu. Vadi rengârenk tomurcuk ve çiçeklere bürünmüştü. Arılar, türlü renklerdeki kelebekler çiçek çiçek dolaşıyordu. Kuşlar semada özgürce uçuyor, kuzular yemyeşil çimenler arasında oraya buraya koşuşuyordu.

Bu betimlemede yazar, sanat gücünü ortaya koymaya çalışmıştır. Öznel bir yaklaşımla bir doğa parçasını etkileyici tarzda anlatmıştır.

Örnek:

Gazetedeki ilan dikkatimi çekti: Bulgurlu Mahallesinde satılık ev. Ev tek katlı, iki dönümlük bir bahçenin içinde. Bahçede kiraz, erik, ceviz ağaçları ile küçük bir yüzme havuzu var Sarı boyalı, kırmızı çatılı evin dört odası ve bir mutfağı var. Odalar güneş görüyor.

Bu betimlemede yazar, anlatıma kendi duygularını katmamıştır. Amacı, bilgi vermektir.

Örnek:

Kendini olduğundan daha büyük görme eğilimini megalomani denir. Bu tür kişilerde kendilerine aşırı beğenme, üstünlük ve büyüklük hissine kapılma, başkalarının duygu ve düşüncelerini anlayamama durumu hâkimdir. Böyle kişiler kendisine karşı yapılan eleştirilere katlanamaz. Herkesten daha güzel ve başarılı olduklarını, büyük işler başarmaları gerektiğini düşünürler. Her zaman pohpohlanmayı isterler. Aksi durumda büyük hayal kırıklıkları yaşarlar.

 

4. ÖYKÜLEYİCİ(Hikaye Edici) ANLATIM BİÇİMİ:

Konuyu, yani anlatılanı eylem içinde verme ve gösterme biçimidir. Nasıl bir eylemin bir ortaya çıkış, bir gelişim, bir de sona eriş durumu varsa öyküleyici anlatımda da öyle bir akış görülür. Bir durumdan bir duruma geçme, bir aşamadan bir aşamaya dönüşme bu tür anlatımın belirleyici özelliklerindendir. Bu özelliğinden ötürü okuyucu eylem içinde yaşar, sürekli bir devinim içinde bulur kendini. Çünkü belirli zaman dilimi içinde olay ve olgular ya birbirinin uzantısı olarak ya da geriye ve ileriye sıçrayışlar yapılarak verilir. Ancak bu olay ve olgular dizisi birbirine bağlantılı anlamlı bir bütün oluşturur. Bunun yanı sıra şu iki soru anlatımın dokusuna egemen olur: “Ne oldu?”, “Nasıl oldu?” Bundan dolayı bir olayı okuyucunun gözü önünde canlandırmak, varlıkların başından geçenleri aktarma amacı güdüldüğü zaman öyküleyici anlatıma başvurulur. Bu anlatımda okuyucuyu olay içinde yaşatmak amaçlanır.

Bu anlatım biçimi öykü, roman, masal, biyografi... gibi eserlerin temel örgüsünü oluşturur. Yazar, konuyla ilgili ana düşüncesini okuyucusuna belirli bir olayı yaşatarak düşündürmeyi,algılamasın amaçlamıştır. Bu anlatım biçimi çoğu zaman “betimleme” ile birlikte kullanılır.

Örnek:

…Ateş oyunları arasında daha büyükleri, hatta kazalara yol açanları vardı. Baruttan gemiler, kuleler yapılara şenlik yerine taşınır, burada bunlara ateş verilir, büyü patlamalarla yanıp tutuşmaları zevkle seyredilirdi. Ağzından ateş püsküren ejderhalar, tekerlekler üstünde hal arasında gezdirilir, görenler kaçar, seyredenler gülerdi.

 

Örnek:

Sabahtan beri yürüyorlardı. Yorgunluktan ayaklarına kara sular inmişti. O kadar ki karşılarındaki tepe, gözlerinde büyüyor, onlara âdeta dağ gibi görünüyordu. Tepeye varınca bir ağacın altında bir süre dinlendiler. Susuzluk, açlık, yorgunluk her ikisini de bitkin duruma getirmişti. Su sesi duydular ve hemen o tarafa yürüdüler. Kayaların arasından şırıl şırıl akan suyu görünce gözlerine inanamadılar. Su, küçük bir kayadan dökülüyor, ağaçlardaki rengârenk kuşlar birbirlerine güzel şarkılar söylüyordu. Hemen bu billur gibi sudan doya doya içtiler. Suyun kenarındaki ağaçların meyveleriyle karınlarını doyurduktan sonra ağaçların altında tatlı bir uykuya daldılar. Uyandıklarında güneş, batıya meyletmişti. Karanlık basmadan köye varmak için hemen yola düştüler.

Bu metinde iki kişinin başından geçenler anlatılmış. Olaylar belli bir zaman akışına göre verilmiştir. Varlıklar hareket hâlindedir. Dil, sanatsal işlevde kullanılmıştır. “Dağ gibi, billur su" sözlerinde benzetme yapılmıştır. “Birbirine güzel şarkılar söylemek” sözleriyle kuşlara insana özgü nitelikler verilmiştir.

Örnek:

Dağın hemen dibinde, gümüş dere, vadi boyunca gürül gürül akıyordu. Onun yanında ve onun gibi kıvrıla kıvrıla bir yol uzanıyor, bir dağın arkasında çayla birlikte bu yol da kayboluyordu. Karşı kıyı dik ve ormanlıktı. Ormanlar hemen oradan başlıyor ve dağların karlı tepelerine kadar uzanıyordu. En yüksek yerlere kadar çıkan ağaçlar çam ağaçlarıydı. Karların ve kayaların arasından yükselen uçları küçük kara fırçalar gibi duruyordu tepelerin doruğunda.

 

 

Üye Girişi