Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

ÖMER BEDRETTİN UŞAKLI HAYATI ve ESERLERİ

(BELENLİ):
Yazarın kendi hâl tercümesi (otobiyografisi):
Yazılış Tarihi: 18 Şubat 1938

1904 senesi Ağustos'unun 24'ünde Uşak'ta doğdum. Amasya'nın Karahacip köyünden Mehmet Ağa'nın oğlu olan babam Ömer Lütfü Bey, İstanbul'da medrese tahsilini bitirmiş, Arapça ve Acemce(Farsça) öğrenmiş, çalışkan, iyi ahlaklı bir adamdı. Annem; Uşak'ın tanınmış ailelerinden Ali Mollazade'lere mensup, çok hassas bir kadındı.

İlk tahsilimin bir kısmını, babamın kadı bulunduğu Uşak'ta gördüm. Aynı zamanda babamdan Arapça ve Acemce ders alıyordum. Küçük yaşta, babamla beraber Rumeli'nin, Anadolu'nun çeşitli yerlerini, hatta Doğu Anadolu'yu ve Suriye'yi gezdim. Farklı memleket mekteplerinde ilk tahsilimi bitirdim. Daha küçükken edebiyata karşı bende bir heves başladı, şiirler ve romanlar okumayı seviyor, güzel yazmaya özeniyordum. Beni 1918'de İstanbul'a gönderdiler. Nişantaşı Lisesi'ne yatılı kaydolundum. İki sene de Kabataş Lisesi'nde okudum. Babam Sivas kadısı olunca oraya gittim. Sivas'ta liseye devam ettim. O sıralarda, bu mektepte edebiyat hocası olan Kozanoğlu Cenap Muhittin, mektebin bütün orta ve son sınıflarında kuvvetli bir edebiyat havası yaratmıştı. Çocuklar arasında gazel, şarkı yazma, üstat Yahya Kemal'in, hececi şairlerin şiirlerini ezbere okumak, adeta moda olmuştu. Hakikaten şair olan bu kıymetli muallim, zaten çok ilgim olan edebiyata beni doğal olarak daha çok teşvik etti. Ben de aruz vezni öğrendim. Bir taraftan gazeller, kasideler; bir taraftan da hece vezniyle koşmalar yazıyor, hatta bunları mektepte bir nüsha olarak çıkarıp dağıtıyordum.

1923'te tekrar İstanbul'a giderek Kabataş'ta bir sene daha okudum, sonra lise mezunu oldum. 1924'te Mekteb-i Mülkiye'ye girdim.

Mülkiye birinci sınıfta iken babam öldü. Her tatil zamanında Uşak'taki annemin yanına gidiyor, kendi masraflarımı kazanmak için “Tütün Tahmin Memuru” olarak köyleri dolaşıyordum. Aralıksız ve şehre inmeden iki ay kadar köylerde gezmek suretiyle tabiat ve köylü ile yakından temas etmek, içimdeki şiir hevesini büsbütün canlandırıyordu. Duygularımı köy odalarında, dağ başlarında, çam ve meşe diplerinde yazmaya çalışıyordum. Bu yazılarım, “Milli Mecmua” ve “Türk Yurdu”nda neşredildikten sonra artık kendime güvenim de artmıştı. Mektepte hem derslerime hem de Fransızca'ya çalışıyordum. Bir taraftan Fransız edebiyatını, dünya edebiyatının belli başlı eserlerini okumaya gayret ediyor, bir taraftan da yazıyordum.

Nihayet 1926'da neşrettiğim “Deniz Sarhoşları” adlı eserim (ilk şiir kitabıdır), beni teşvik edecek kadar iyi karşılandı. O sırada çıkan “Hayat Mecmuası”nda da yazılarım neşrolundu.

1927'de Mülkiye'yi bitirdim. “Vilayet Maiyet Memuru” olarak Bursa'ya tayin edildim. Orada altı ay kadar bu görevi ve Türkçe hocalığı, sonra Tirilye ilçesinde üç ay kadar “Nahiye Müdür Vekilliği” yaptım. Üç ay da “Mudanya Kaymakam Vekilliği”nde bulundum. 1928'de “Asil Kaymakam” oldum. Antalya'da Manavgat'ta, Ünye'de, Şavşat'ta, Artvin'de kaymakamlık yaptım. Şimdi üç senedir Edremit'te kaymakam bulunuyorum... (18 Şubat 1938 – Edremit)

* Şair, önce "Belenli" soyadını kullanmış, daha sonraları "Uşaklı" soyadını almıştır.


** Biyografi bilgileri ve şiirler; Prof. Dr. İnci Enginün'ün "Ömer Bedrettin Uşaklı - Bütün Eserleri (1988)" kitabından alınmıştır.



HAYATI VE ESERLERİ

Ömer Bedrettin Uşaklı, şair, bürokrat ve siyasetçidir. 24 Ağustos 1904'te Uşak'ta doğmuş, 23 Şubat 1946'da (42 yaşında) veremden ölmüştür.

İlk öğrenimini Uşak'ta, orta öğrenimini Sivas'ta tamamlayıp, 1927'de Mülkiye Mektebi'ni bitirip idari hayata atılmış, Bursa'da maliye memuru olarak staj yapmıştır. Mudanya kaymakam muavinliğine atanmıştır. Daha sonra Ünye ve diğer çeşitli ilçelerin kaymakamlıklarında ve bir süre de Artvin vali vekilliğinde bulunmuştur. 1938-1943 yılları arasında mülkiye müfettişliği yapmıştır. 1943 yılında 7. dönem Kütahya milletvekili seçilerek meclise girmiştir.

İlk şiirleri, yüksek öğrenimi sırasında Milli Mecmua'da yayımlandı. Anadolu'da görev yaptığı yıllarda tanıdığı yöreler, kişisel izlenim ve gözlemleri şiirinin duygu ve düşünce kaynağını oluşturmuştur.


Doğayı izlenimci bir gözle, ülke gerçeklerini ve bireysel duygulanışları içli bir duyarlılığın sezgileriyle ve öznel bir bakışla, şiirinde yansıtmıştır. Döneminde "Anadolu Şairi" olarak ünlenmiştir. Eşini ve kızını kaybetmesi, şiirine hüznü ve iç duyarlılığı getirmiştir. “Sarı Kız Mermerleri” adlı şiir kitabını kızına adamıştır.

Öz ve sade bir söyleyişi vardı. Şiirlerinin önemli bir bölümü Türk Müziği bestekarları tarafından bestelenmiştir. Özellikle Kaptanzade Ali Rıza Bey ve Cevdet Çağla'nın yaptığı besteler halk tarafından çok sevilmiş ve beğenilmiştir. Bu gün bile bu şarkılar dillerdedir ve yeni kuşaklar tarafından benimsenmektedir.”Yıldızların Altında”, “Eğilmez Başın Gibi”, “Kapıldım Gidiyorum” adlı besteler buna örnek verilebilir.


Eserleri:

1. Deniz Sarhoşları (1926 - 1929)
2. Yayla Dumanı (1934)
3. Sarıkız Mermerleri (1940)
4. Yayla Dumanı - “Seçme Şiirleri” (1945)
5. Bütün Eserleri (1988 – Hazırlayan: Prof. Dr. İnci Enginün)

ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER

DENİZ SARHOŞLARI

Köpükten omuzları birbirine dayanmış,
Yüksek, mağrur başları akşam rengiyle yanmış,
Sahile koşuyorlar bak deniz sarhoşları!..

Bazen yırtık yelkenli bir sandala çarparak,
Bazen ufkun kıpkızıl şarabına taparak
Gitgide coşuyorlar bak deniz sarhoşları!..

Rüzgârların ıslığı en yakın yoldaşları...
Yıllarca dövünerek içi yenmiş taşları
Bir anda parçalayıp doyacak bu sarhoşlar!..

Çılgın gönüllerinde aşkın en büyük kini,
Yosunlu kayaların o yeşil gözlerini
Deli âşıklar gibi oyacak bu sarhoşlar!..


1926

KAHRAMAN BİR ATLIYA

Deminki kasırga sen miydin atlı?
Niçin varlığından hasret taşıyor?
Gözlerin ateşli, ruhun kanatlı;
Canında bir başka can mı yaşıyor?

Sarhoşsun bir kanlı aşk hevesiyle,
Yandın mı suların coşkun sesiyle?
Demir kır atının kişnemesiyle
Dağların gururu kucaklaşıyor...

Belli ki hasrete eskiden yarsın,
Yıldırım fışkırsın izinden varsın!
Güzeller vurgunu bir bahtiyarsın,
Ardında bir koca nam dolaşıyor!..


Uşak, 1925

SILAYA GİDERKEN

- babamın ölümü için -

“Gidip de gelmemek var, gelip de görmemek var”
Diye ağladığın gün gözümde yandı anne!
Öksüz gönlümde yine bir dert uyandı anne!

Teselli edemiyor beni ne gül ne bahar...
Şu öksüzlük acısı derin... Çok derin anne!
En sonra işte çıktı söylediklerin anne!..

Bulutlar, kara kuşlar dolaşıyor başımda;
Bilmiyorum, varlığım alevden bir gölge mi?
Niçin sürükler beni, bilmiyorum bu gemi?

Dumanlı bir hatıra titriyor gözyaşımda,
Haykırıyor gönlüme engin denizler, dağlar;
“Gidip de gelmemek var, gelip de görmemek var!”


Sivas, 1924

BAŞAKLAR ARASINDA


- Mehmetçiğin yavrusuna -

Başaklardan kundağın,
Bağ, bahçe solun sağın,
Yıldızlar oyuncağın...
Ağlama güzel çocuk!..

Mavili bir nişan mı?
Nazarlara derman mı?
Göklerden armağan mı?
Başındaki şu boncuk...

Uruban yama yama,
Gönül koyma akşama.
Güzel çocuk ağlama,
Anan orak biçiyor...

Tanrım sevsin başını,
Rüzgar silsin yaşını.
Babanı, kardaşını
Sakarya ufkuna sor!..

Unutma sakın dünü,
Bitmez bu zafer günü!..
Atanın ak yüzünü
Senin yüzün ak tutar!..

Oğlusun bir askerin,
Ağlama derin derin...
Başak tutan ellerin,
Bir gün al bayrak tutar!..

 

1927

http://www.dostyakasi.com

Üye Girişi