Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

AZİZ MAHMUD HUDAYİ HAYATI ve ESERLERİ

(1541-1628)

Şairliğinden de öte, büyük Halveti (sonra Celveti) şeyhi olan Aziz Mahmud Hudâyî, tasavvufta, özellikle İstanbul ve Bursa'nın "Hazret" sıfatı ile andığı, "evliya"dan bir zattır. Cüneyd-i Bağdadî neslinden olduğu menkıbelerle anlatılan Aziz, Mahmud Hudâyî Koçhisar'da doğmuş, öğrenimini İstanbul ve Edirne'de tamamlamıştır. Hem medrese hocası (müderris) hem de dergâh postnişîni olarak yüksek şöhret kazanan Hudâyî, Şam ve Mısır'ı tahsil ve irşad için dolaştıktan sonra, Bursa'da Şeyh Üftade'ye intisab etmiştir.

Seferihisar'dan başlayan vaaz ve irşatları, Bursa'dan sonra Üsküdar'da, Fâtih ve (1611'de ilk defa açılan) Sultanahmed (1. Ahmed) camiinde devam etti.

Bir yandan da, Üsküdar Çamlıca'daki Hudâyî Dergâhı (1595'te yapılmış) âlim, şair, şeyh ve musikişinasların toplandığı bir sanat-fîkir yuvası olarak Aziz Mahmud'un çevresinde devam ediyordu. Hatta Sultan I. Ahmed dahi bu dergâha devam ediyor "Bahtı" mahlası ile şiirler de söylüyordu. Zaten padişah ve valide sultanı, Aziz Mahmud Hudâyi’ye "intisap etmişçesine" bağlı idiler.

Devrinin tasavvufî şiirinde de hoş söyleyişli, aruzla çok berrak yazan bu üstâd şeyhin tasavvuf ve din ilimlerinde Türkçe ve Arapça yazılmış kitapları da vardır. Şiirlerini Divân-ı İlâhiyât'ında toplamıştır. Daha önce eski yazı ile basılan bu Dîvân, 1970'de yeniden yayımlanmıştır.(Ahmet Kabaklı, Türk Edebiyatı Tarihi, 2.cilt)

Eserleri.

Arapça ve Türkçe otuz kadar eseri bulunan Aziz Mahmud Hüdâyî, devrinin anlayışına uyarak eserlerinin çoğunu Arapça yazmıştır. Başlıca Arapça eserleri şunlardır:

1. Nefâʾisü’l-mecâlis. Tasavvufî bir tefsirdir. Ancak Kur’an âyetlerinin tamamı değil seçilen bazı âyetler açıklanmıştır. Yazmalarının bir kısmı iki, diğerleri üç cilt halinde olup en düzgün ve en eski nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’ndedir (Şehid Ali Paşa, nr. 172-174).

2. Câmiʿu’l-feżâʾil ve ḳāmiʿu’r-reẕâʾil. İlmî, amelî ve ahlâkî faziletleri anlatan bu eser, Hüdâyî’nin en meşhur ve en yaygın eserlerinden biri olup en eski nüshası Köprülü Kütüphanesi’ndedir (nr. 1853/3). Eser H. Kâmil Yılmaz tarafından İlim Amel ve Seyr ü Sülûk adıyla Türkçe’ye çevrilmiştir (İstanbul 1988).

3. Miftâḥu’ṣ-ṣalât ve mirḳātü’n-necât. Namazın fazilet ve hikmetlerini anlatan risâlede Muhyiddin İbnü’l-Arabî ve Şehâbeddin Sühreverdî gibi büyük mutasavvıfların fikirlerine de yer verilmiştir. 1010 (1601) tarihli en eski yazma nüshası Murad Molla Kütüphanesi’ndedir (nr. 1314/4). Bu risâle de H. Kâmil Yılmaz tarafından tercüme edilerek İlim Amel ve Seyr ü Sülûk adlı eserin sonunda yayımlanmıştır.

4. Ḫulâṣatü’l-aḫbâr fî aḥvâli’n-nebiyyi’l-muḫtâr. Hüdâyî’nin hilkat, varlık ve hakîkat-i Muhammediyye gibi tasavvufî konuları işlediği yaklaşık altmış varaklık bir eseridir. En eski yazma nüshası 1037 (1627) tarihli olup Hacı Selim Ağa Kütüphanesi’ndedir (Aziz Mahmud Hüdâyî, nr. 258).

5. Ḥabbetü’l-maḥabbe. Allah, Peygamber ve Ehl-i beyt sevgisini anlatan küçük bir risâledir. Ahmed Remzi Akyürek tarafından Mahbûbü’l-ahibbe adıyla tercüme edilen bu risâleyi Rasim Deniz yeni harflerle yayımlamıştır (Habbetü’l-Mahabbe Tercümesi Mahbûbü’l-ahibbe, Kayseri 1982).

6. Keşfü’l-ḳınâʿ ʿan vechi’s-semâʿ. Semâın meşruiyetini müdafaa için yazılmış olan bu risâlenin 1016 (1607) tarihli nüshası Köprülü Kütüphanesi’ndedir (nr. 1583/7). Eser H. Kâmil Yılmaz tarafından tercüme edilerek neşredilmiştir (“Hüdâyî’nin Semâ Risâlesi”, MÜİFD, IV [1986], s. 273-284).

Bunlardan başka Ḥayâtü’l-ervâḥ ve necâtü’l-eşbâh, el-Fetḥu’l-ilâhî, Tecelliyât, eṭ-Ṭarîḳatü’l-Muḥammediyye, Fetḥu’l-bâb ve refʿu’l-ḥicâb, el-Mecâlisü’l-vaʿẓıyye adlı Arapça eserleri vardır. Şeyhi Üftâde’nin sohbetlerinde tuttuğu notlardan meydana gelen Vâḳıʿât adlı eser de genellikle Hüdâyî’ye nisbet edilmiştir. Yazmaları genellikle üç cilt halinde tertip edilmiş olan eserin, üzerinde Hüdâyî’nin hattı olduğuna dair bir kayıt bulunan nüshası Hacı Selim Ağa Kütüphanesi’ndedir (Aziz Mahmud Hüdâyî, nr. 250).

Hüdâyî’nin belli başlı Türkçe eserleri de şunlardır:

1. Divan. Dîvân-ı İlâhiyyât olarak da bilinen eserde Hüdâyî’nin 255 kadar ilâhisinden başka rubâî ve kıtalar da vardır. Divan Kemaleddin Şenocak ve Ziver Tezeren tarafından ayrı ayrı yayımlanmıştır (İstanbul 1970, 1986).

2. Necâtü’l-garîk fi’l-cem‘i ve’t-tefrîk. Tasavvuf terimlerinden olan cem‘ ve farkın manzum olarak anlatıldığı bir risâledir.

3. Tarîkatnâme. Celvetiyye tarikatı âdâbını anlatan bir risâledir. Bu üç eser Nûri adlı bir kişi tarafından Külliyyât-ı Hazret-i Hüdâyî adıyla yayımlanmıştır (İstanbul 1287). Bu neşrin sonunda Hüdâyî’nin kısa bir hal tercümesiyle tarikat silsilesine de yer verilmiştir. Aynı eserleri, Hüdâyî Âsitânesi’nin son postnişinlerinden Mehmed Gülşen Efendi (ö. 1925), başına daha geniş bir hal tercümesi ve Hüdâyî’nin Arapça eṭ-Ṭarîḳatü’l-Muḥammediyye adlı eserini de ilâve ederek yeniden neşretmiştir (İstanbul 1338).

4. Mektûbât. Hüdâyî’nin III. Murad’a ve diğer padişahlarla bazı devlet erkânına gönderdiği mektuplardır. Çoğu III. Murad’a yazılan 152’si Türkçe, yirmi iki kadarı da Arapça mektuptan oluşan bir nüsha Süleymaniye Kütüphanesi’ndedir (Fâtih, nr. 2572).

5. Nesâih ve Mevâiz. Hüdâyî’nin vaaz ve nasihatlerini ihtiva eden eser 237 varak olup kırk üç bölümden oluşur. Bilinen tek yazma nüshası Hacı Selim Ağa Kütüphanesi’ndedir (Aziz Mahmud Hüdâyî, nr. 266).

6. Mi‘râciyye. Mi‘rac hadisesini âyet ve hadislerin ışığı altında anlatan bir risâle olup bir nüshası Hacı Selim Ağa Kütüphanesi’ndedir (Aziz Mahmud Hüdâyî, nr. 262).
İslam Ans. TDV.

 

ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER

İKİ CİHAN SULTANI

İki cihân sultânının
Doğduğu ay geldi yine
İlm u meârif kânının
Doğduğu ay geldi yine

Gelsün şefâat isteyen
Bulsun safâ anı seven
Ol sâhib-i hulk-i hasen
Doğduğu ay geldi yine

Bedr-i dücâ şems-i duhâ
Verd-i gülistân-ı Hudâ
Hakk’ın habîbi Mustafâ
Doğduğu ay geldi yine

Bir âşık u sâdık kanı
Râhat bula cân u teni
Sırr-ı hakîkat mahzeni
Doğduğu ay geldi yine

Anı Hüdâyî kim sever
Matlûba bulmuştur zafer
Fahr-ı cihân Hayru’l-beşer
Doğduğu ay geldi yine

***
RABBENA


Olmayıcak senden ata
Kul n’eylesin ya Rabbena
.
Daim işi sehv ü hata
Kul n’eylesin ya Rabbena.
 
Kim(i) gamda kim(i)rahattadır.
Âlem buna hayrettedir.

Hep kabza-i kudrettedir.
Kul n’eylesin ya Rabbena.



BUYRUĞUNU TUT RAHMAN'IN

Buyruğun tut Rahmân'ın, tevhide gel, tevhide!
Tâzelensin imanın, tevhide gel tevhide!

Müşkilde kalan kişi, güç etme âsan işi,
Bırak gayrı teşvişi, tevhide gel tevhide!

Sen seni ne sanırsın, fâniye aldanırsın,
Hoş bir gün uyanırsın, tevhide gel tevhide!

Yaban yerlere bakma, canın odlara yakma,
Her gördüğüne akma, tevhide gel tevhide!

Hüdâi'yi gûş eyle, aşka gelip cûş eyle,
Bu kevserden nûş eyle, tevhide gel tevhide!



DÜNYA

Yalancı dünyâya aldanma yâ hû,
Bu dernek dağılır dîvân eğlenmez.
İki kapılı bir virânedir bu,
Bunda konan göçer, konuk eğlenmez.

Bakma bunun karasına ağına,
Gönül verme bostanına bağına,
Benzer hemân çocuk oyuncağına,
Burda aklı olan insan eğlenmez.

Vârını îsâr et Mevlâ yoluna,
Bunda ne eylersen anda buluna,
Bir gün sefer düşer berzah iline,
Otağı kalkacak Sultan eğlenmez.

Sen ey gâfil ne sandın rûzigârı,
Durur mu anladın leyl-ü-nehârı,
Yükün yeynildigör evvelden bârı,
Yoksa yolcu gider kervan eğlenmez.

Doğrusuna gidegör bu yolların
Geçegör sarpını yüce bellerin,
Dünyâ zindânıdır mümin kulların,
Zindanda olan kul kolay eğlenmez.

Ömür tamam olup defter dürülür,
Sırat köprüsü ve mîzân kurulur,
Hakkın dergâhında elbet durulur,
Buyruğu tutulur fermân eğlenmez.

Hüdâyî n'oldu bu kadar peygamber,
Ebû Bekr u Ömer, Osman u Haydar,
Hani Habîbullah Sıddîk-ı Ekber,
Bunda gelen gider bir cân eğlenmez.


AŞKA DÜŞÜRDÜN

Aşka düşürdün kendüzün
N’eyleyeyin gönül seni
Bir oldu gecen gündüzün
Âh n’ideyin gönül seni
 
Düşeli aşkına yârin
Yerde gökte yok karârın
Gitti elden ihtiyânn
N’eyleyelin gönül seni
 
Hakk ile her kim bileşdi
Vâdî-i hayrete düşdü
Aşk deryâsı başdan aşdı
Âh n’ideyin gönül seni
 
Ma’şûktan ericek kemend
Uşşâkı eyler kayd ü bend
N itsin Hüdâyî derd-mend
Âh n’ideyin gönül seni

 

İLGİLİ İÇERİK

CUMHURİYET DÖNEMİ ŞİİRLERİ

DİVAN EDEBİYATI ŞİİRLERİ

HALK EDEBİYATI ŞİİRLERİ

KONULARINA GÖRE ŞİİRLER

AZİZ MAHMUD HUDAİ ŞİİRLERİ

 

Üye Girişi