Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

TANZİMAT TİYATROSU

Türkler sahne gereksinimlerini Tanzimat dönemine kadar Meddah, Karagöz ve Orta Oyunu ile karşılamışlardır. Ne taklide dayanan Meddah ne şahısları perde üzerine yansıtılarak hikâyesi canlandırılan Karagöz ne de olayı kişiler aracılığıyla halk arasında temsil eden Orta Oyunu, bugün tiyatro adına verdiğimiz seyirlik edebiyat türünün karşılığıdır.

Batılı anlayışa uygun bugünkü modern tiyatro, edebiyatımıza Tanzimat'tan sonra girmiştir. Tanzimat'ın daha ilk yıllarında tiyatro binaları yapılmaya başlanmış, önceleri rakipsiz yıllarında tiyatro binaları ve grupları zamanla yerlerini yerli topluluklara bırakmışlardır. Dönemin koşullarına göre tiyatronun seyircisi Batı kültürüyle yakından ilgilenen küçük bir gruptan ibarettir. Bunun yanında pahalı bir eğlence olması, Türk kadınının sahneye çıkamaması gibi sebeplerden dolayı Türk tiyatrosu kısa zamanda gelişememiş, uzun süre sanatçı olarak Türk yaşam biçimini benimsemiş olan Ermeni azınlıktan yararlanmıştır. Sahneye Afife Jale 1919 yılında Müslüman Türk kadını olarak ilk kez "Yamalar" oyununda çıkmıştır.

TANZİMAT TİYATROSUNDA İŞLENEN BAŞLICA KONULAR:

  • SOSYAL KONULAR: Aile ve aile ilişkileri, karşılıklı karşılıksız aşklar, görücü usulüyle evlilik, yasak aşk, namus meselesesi gibi o dönemin sosyal konularını anlatan tiyatro eserleridir.
  • SİYASİ KONULAR: Vatan ve millet sevgisi, vatan topraklarına sahip çıkma gibi dönemin siyasi konularını işlemişlerdir.
  • BATILILAŞMA KONUSU: Yanlış batılılaşma konusu.

ŞİNASİ

ŞAİR EVLENMESİ

Şinasi tarafından yazılan bir perdelik komedidir. 1860 yılında Tercüman-ı Ahval de sertifika şeklinde yayınlanmış ve aynı yıl kitap halinde basılmıştır. Konu olarak görücü usulü evlenme adetini işlemiştir. Olay basittir fakat kuruluş sağlamdır. Vakanın başlıca iki tarafından yürütülmesi, değişik halk tabakalarından yerli karakterlerin bulunması orta oyununa ait özellikleri içerirken belli bir edebi metin halinde olması, vakanın gelişme tarzı bakımından batılı tarzda bir eserdir. Eserin böyle bir yapıda oluşu yazarın, orta oyuna alışık olan Türk seyircisini yadırgatmadan batılı tiyatroya ısındırmayı amaçlamıştır. Şinasi, tiyatroyu da düşünce ve bilgileri aktarma aracı olarak görmüştür. Türk tiyatrosunun komedi türündeki ilk denemesi, drama türündeki Hayrullah Efendinin piyesine göre teknik bakımdan daha ileridedir. Şinasi kendinden sonrakiler için de teşvik edici olmuştur.

 

NAMIK KEMAL

Tiyatroyu faydalı bir eğlence olarak görmüş, bununla ilgili “Celalettin Harzemşah”  adlı tiyatrosunun önsözünde yer “Celal  Mukaddimesi”nde tiyatroyla ilgili düşüncelerini belirtmiştir. Namık Kemal  tiyatrolarında romantik akımın etkisinde kalmıştır. Shakespeare, V. Hugo ve Corneille’yi sevmiş ve tiyatrolarında bu yazarların etkisinde 

kalmıştır. 

Vatan Yahut Silistre

Namık Kemal’in en tanınmış tiyatrosudur. 1873 yılında sahnelenmiştir. Seyircide daha çok kahramanlık ve vatanseverlik duyguları uyandırmak üzere kaleme alınmıştır. 1853 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Rumeli topraklarındaki Silistre kalesinin kahramanca savunulmasını anlatır.

GÜLNİHAL

Namık Kemal’in ikinci tiyatro eseridir. Asıl adı, “Râzı Dil” (Gönüldeki Sır) iken, Sansür kurulu tarafından Gülnihâre çevrilmiştir. Vatan Yahut Silistre’nin provaları yapıldığı sırada, Mart 1873’te yazılmış; ancak, onun oynanmasından sonra ortaya çıkan olaylar sebebiyle hemen sahneye konulamamıştır.

Beş perdelik Gülnihâl, tiyatro tekniği ve kompozisyon itibariyle Vatan Yahut Silistre’den daha üstün özellikler göstermekle birlikte, o kadar şan ve şöhret kazanamamıştır. Eser, zulme ve zâlim kimselere karşı mücadele etme ve intikam alma düşüncesini ele alır, işler.

AKİF BEY

  Namık Kemarin Magosa’ya giderken yazmaya karar verdiği ve orada iken tamamladığı piyesidir. Konusu, yazarımıza göre hayalî olmakla birlikte; esere ismini veren merkezî kahraman Âkif Bey, 1827’deki Yunan isyanı üzerine açılan Navarin Savaşı’na katılan Süleyman Kaptan’ın oğlu ve bir gemi kumandanıdır.

KARA BELA

 Şairimizin 1876’da Magosa’da yazdığını söylediği bu eseri, ancak ölümünden sonra 1908’de basılabilmiş 5 perdelik dramıdır. Onun, en zayıf tiyatro eseridir. Sadece, Doğu saraylarındaki haremağalarının çevirdikleri türlü entrikaları, dolapları sergilemesi bakımından önem taşır.

Kısmen feerik (masal türü) özellikler gösteren Kara Belâ’da Hind Padişahı’nın güzel kızı Behrever, Vezir’in oğlu Mirza Hüsrev’i sevmektedir; fakat, Behrever’in hizmetine verilen zenci haremağası Ahşid de gizlice Behrever’i sever. Hadım olduğu sanılan Ahşid, gizlice hazırladığı bir tuzakla Behrever’e sahip olur. Artık, Mirza Hüsrev’in yüzüne bakamayacak duruma gelen Behrever, zehir içerek intihar eder. Mirza da, hançerle Ahşid’i öldürür ve bu defa hançeri kendi göğsüne dayayarak, o da intihar eder.

Çeşitli hususiyetleri çerçevesinde, bir yerli dram karakteri taşıyan bu eserde; dramın ağırlığı ve meraklı, ilgi çekici konusu, kusurlu taraflarını örter görünmektedir.

ZAVALLI ÇOCUK

 Magosa’da bulunduğu sırada, yazdığı ve neşrettiği bu eseri, aile konusunu ele alıp, işlediği ilk piyesidir. Şairimiz, burada; anne ve babaların baskısıyla tanımadıkları, sevmedikleri kimselerle evlenmek zorunda kalan genç kızların acıklı durumlarını gözler önüne serer.

CELALETTİN HARZEMŞAH

 Şairimizin 1881’de Midilli’de tamamladığı bu piyesi, 15 perdelik en büyük tiyatro eseridir. Konusunu, Vatan Yahut Silistre gibi tarihten aldığı Celâleddin Harzemşah; baştan sona kadar birçok tarihi olaylar ve bunlara bağlı olarak hitabe tarzındaki konuşmalarla doludur. Eserin önemli taraflanndan birisi de, Shakespeare’in tarihî tiyatroları gibi, baştan sona kadar bir hayatı, bütün içinde ele alıp işlemiş olmasıdır. Ayrıca eserde, Victor Hugo’nun Cromvvell’ine benzer taraflar da dikkati çekmektedir.

Diğer taraftan, Celâleddin Harzemşah’ın; uzunluğu, mekân ve sahneleme tekniğindeki güçlükleri dolayısıyla, oynanmaktan ziyade okunmak için yazıldığını söyleyebiliriz.

 

RECAİZADE MAHMUT EKREM

Recaizade’nin piyes yazma merakı şairliğinden önce başlamıştır. Ekrem, Namık Kemal ve Şinasi de olduğu gibi tiyatroda sosyal bir fayda görmez ve tiyatrolarını bu anlayışla oluşturmaz. Onun bu türde eser verişini, zamanında çok rağbet gören bu türü deneme hevesinden ileri geldiğini söylemek daha doğru olacaktır. Recaizade’nin; “Afife Anjelik”, “Vuslat” ve “Çok Bilen Çok Yanılır” adıyla üç telif eseri ve “Atala” adıyla da bir tercüme eseri vardır. Ölümünden sonra yayımlanabilen “Çok Bilen çok Yanılır” adlı eseri komedi, diğerleri dramdır.

AFİFE ANJELİK

Recaizade Mahmut Ekrem; tiyatro; yazarın ilk tiyatro eserdir; yazar bu eserinde, daha çok devrin tiyatroya olan eğilimleri dolayısıyla yazarı tarafından bu yolda denenmiş bir eserdir; eser, edebiyat tarihimizin öncü birikimleri arasında sayılmalıdır.

ATALA

Recaizade Mahmut Ekrem; oyun; yazar bu eserini, Fransız yazar Chateaubriand roman türündeki eserini Türkçeye çevirerek oyun haline getirmiştir. Egzotik bir oyundur.  Uygarlıktan uzak yaşayan Amerika yerlilerinin içine giren iki beyaz gencin hikayesini, romantik bir tarzda ele almıştır. Şaktas adlı genç adam, yerlilerin eline düşer, gencin öldürülmesine karar verilir, ancak Simağa adlı bir yerlinin kızı olan Atala, Şaktas’a aşık olur ve genci kurtarır.

VUSLAT

Vuslat’ta aşk konusu işlenir. İstanbul’un tanınmış ailelerinden Tevfik Efendi’nin oğlu Muhsin Bey ile küçük yaşta konağa besleme olarak alınan Vuslat’ın birbirini sevmesi anlatılır. İki gencin evlenmesine karşı çıkan aile, Vuslat’ı başkasına satıp konaktan uzaklaşır. Aşk acısı çeken iki genç, hastalanıp yataklara düşer. Büyükler hatalarını anlayıp iki genci kavuştursa da artık çok geçtir. Verem hastalığına yakalanan Muhsin ve Vuslat kavuşmasa da aynı yatakta can verirler.

ÇOK BİLEN ÇOK YANILIR

“Çok Bilen Çok Yanılır” isimli tiyatro eserinde konu, “Binbir Gece Masallarından alınmış ve Türk toplum yaşamına adapte edilmiştir.”

Fesat ve kıskanç bir insan olan Maraş hâkimi Azmi Efendi, Kaymakam Edip efendi ile anlaşamamaktadır. O esnada kaymakamın kızı Lütfiye Hanım’ı, Halep valisinin oğlu İhsan Bey istemiş ve ihsan Bey, alacağı kızı görmek amacıyla yoksul bir gezgin kılığında Maraş’a gelmiştir. Azmi Efendi, İhsan’ın, valinin oğlu olduğunu bilmediği ve gerçekten yoksul bir gezgin sandığı hâlde, sırf kaymakama kötülük etmek amacıyla onu “Halep valisinin oğlu İhsan Bey” olarak tanıtır ve Lütfiye’yle evlenmesini sağlar. Halbuki İhsan Bey gerçekten valinin oğludur. Önce, fakir biri ile (oyuna gelerek) evlendiğine üzülen, sonra da onun, valinin oğlu ihsan olduğunu anlayarak mutlu olan Lütfiye Hanım, kötü niyetli Azmi Efendi’den intikam almaya karar verir. Bir gün mahkemedeki odasına gizlice girer ve kadıya güzelliğini gösterir. Sonra da kendisinin, Kahveci Hasan’ın kızı Kokmuş Ayşe olduğunu, babasının onu çok çirkin bularak kocaya vermediğini söyleyerek onu buna inandırır. Lütfiye’yi çok beğenen Azmi Efendi, 30 senelik karısını boşayıp kahvecinin kızı zannettiği Lütfiye ile  evlenir fakat düğün günü duvağı açtığı an karşısında gerçekten Kahveci Hasan’ın kızı sümüklü, salak , çolak ve topal Kokmuş Ayşe’yi görür. Lütfiye Hanım, hâkimden bu şekilde öç alır.

 

ABDÜLHAK HAMİT TARHAN

Eserlerini dram türüyle yazan Hamit; Finten'de Shakespeare; Nesteren ve Eşber'de Corneille'in etkisinde kalmıştır. İlk piyeslerinde tiyatro tekniğine (üç birlik kuralı) uyarken sonraları bu anlayışı bırakmış, 1880'den sonraki tiyatro eserlerini okunsun diye yazmıştır.

Piyeslerinde sosyal gerçeklere pek değinmemiştir. Bireyin iç dünyasına yönelerek daha bireysel konuları işlemiştir. Hâmit'in piyeslerindeki en büyük kusur dilde ve üsluptaki düzensizliktir. İlk piyeslerinde konuşma diline ve üslubuna yaklaşmış olmasına rağmen sonraki eserlerinde bu dil ve üsluptan uzaklaşmıştır.

MENSUR OYUNLARI: Macera-yı Aşk, Sabr-ü Sebat, İçli Kız

MANZUM OYULARI: 

  • ARUZ ÖLÇÜSÜYLE YAZILANLAR: Eşber, Sardanapal, Nazife, Tezer, Yabancı Dostlar, İlhan, Turfan, Tayflar Geçidi, Ruhlar
  • HECE ÖLÇÜSÜYLE YAZILANLAR: Nesteren, Liberte, Cünun-ı Aşk, Hakan
  • NAZIM- NESİR KARIŞIK OYUNLAR: Duhter-i Hindu, Finten, Yadigâr-ı Harb  

 

FİNTEN

Finten (Missis Cross), Londra’da sefahat içinde yaşamaktadır; kocası Mister Cross, Avustralya’da altın madenleri işleten çok zengin bir ihtiyardır. Finten, Londra’da kendisine kapalı duran yüksek so-veteye girebilmek için asalet unvanı kazanmak hevesine kapılır. Kend/s/n/ seven Lord Dick ile evlenebilmek için de kocasını öldürtmeyi düşünür. Hintli uşağı ve âşığı Davalaciro’yu aşk vaadi ile kandırarak bu işi görmek üzere Avustralya’ya gönderir. Finten’in Davalaciro’dan olma gayrimeşru ve anormal bir çocuğu vardır. Fakat Lord Dick bunu kendinden olma sanmaktadır. Çocuğa bir ana bulmak maksadıyla veremli kızlar hastanesinden üçüncü derecede veremli bir kızla Lord Dick’in evlenmesi, kızın ve Mr. Cross’un ölümlerinden sonra da iki sevgilinin birbirlerine kavuşmaları düşünülür. Fakat veremli kız Blanche nikâhtan sonra iyileşmeye başlar, Lord Dick de karısını gerçekten sever ve Finten’i bırakır. Finten, Davalaciro’ya kalır. Cinayet işlediği için vicdan azabına tutulan, Finten’in geçmişini bildiği için de kıskançlığa kapılan Davalaciro, bir bunalım sırasında Finten’in çocuğunu boğar; Finten, Davalaciro’yu tabanca ile vurur. Kendisi de bunalım içinde yere yıkılır.

 

 AHMETVEFİK PAŞA 

Özellikle Türk tiyatrosunun gelişmesinde önemli bir oynayan biridir. Fransız tiyatrosundan ve Molliere’den yaptığı çeviri ve adapte oyunlar Türk edebiyatında ilk örnekleri olmuştur. Bu bakımdan devlet adamlığından ziyade Tiyatroculuğu ile tarihe geçmiştir. Tiyatro alanında yaptğı hizmetler yazmakla sınırlı değildir. Dramaturji ve sahnemeleme yetenekleriyle ilgilenmiş Bursa Valiliği sırasında yaptırttığı tiyatro binasında sahnelenecek oyunların her şeyiyle ilgilenmiştir.   Molliere’den uyarladığı “Zor Nikah” ve “Zoraki Tabip” Türk tiyarosunun ilk örnekleri oldu.

 

KAYNAKÇA:  

  1. http://www.edebice.net/index.php?option=com_content&view=article&id=216:recaizade-m-ekrem-in-edebi-kisiligi&catid=31&Itemid=122
  2. http://www.turkedebiyati.org/namik-kemalin-tiyatrolari/
  3. http://kalecikmtal.meb.k12.tr/meb_iys_dosyalar/06/13/962846/dosyalar/2013_02/22041819_tanzimatdnemidersnotlar.pdf
  4. http://www.edebiyatogretmeni.info/cok-bilen-cok-yanilir.htm
  5. http://www.turkedebiyati.org/tanzimat_donemi_tiyatrosu.html
  6. http://www.bilgisevdasi.org/diger-dersler/488-finten-kisa-ozet.html
  7. http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/edebiyad/1005-ahmet_vefik_pasanin__tiyatroculugu_ve__tiyatroya_katkilari.html 

 

 

İLGİLİ İÇERİK

SERVET-İ FÜNÛN İLE TANZİMAT ROMANININ KARŞILAŞTIRILMASI

TANZİMAT EDEBİYATI ÖSS/ÖYS/LYS SORULARI

TANZİMAT EDEBİYATI BULMACA

TANZİMAT EDEBİYATI ÖĞRETİCİ METİN ÖRNEKLERİ

TANZİMAT EDEBİYATININ OLUŞUMU

TANZİMAT I.DÖNEM ve II.DÖNEMİN DİL ANLAYIŞLARI

TANZİMAT EDEBİYATI TEST

TANZİMAT I. DÖNEM SANATÇILARI

TANZİMAT II. DÖNEM SANATÇILARI

TANZİMAT EDEBİYATI (1860-1896)

Üye Girişi