LİSEEDEBİYAT.COM

Edebiyatcıların Yeni Adresi

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

 

 

 

ALMAN ŞAİRİ GOETHE

Bakın, kaynak nasıl fışkırmakta 
Kayalardan neşe ile 
Nurlu yıldızlar gibi pırıl pırıl! 
Bulutlar üzerinden melekler 
Onun gençliğini beslerdi 
Fundalıklardaki kayalar arasında. 

Taptaze, gencecik 
Raks ederek bulutlardan 
Mermer kaynaklara iner, 
Tekrar yükselir sevinç 
Nağmeleriyle semaya. 

Devamını oku...
 

BALKABAĞI GEMİSİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 32
ZayıfMükemmel 

William, o sabah güneşli bir güne uyandığı için çok sevinçliydi. İngiltere’nin genellikle yağmurlu geçen eylül ayları, sanki ona özel muamele yapıyordu. Çünkü eğer hava yağışlı olursa anne ve babası onu dev meyve ve sebze festivaline götüremeyeceklerini söylemişti.

Gece boyu ettiği dualar kabul olmuş görünüyordu. Çok merak ediyordu, bakalım orada neler görecekti.

Festivalin yapıldığı bahçe de, sergilenen ürünler kadar kocamandı. Her şey neredeyse kendi vücudunun iki-üç katı kadardı. Adeta bir masal dünyasının içinde geziniyordu. William’ı en çok cezbeden çok büyük bir futbol topuna benzeyen balkabağı oldu. Gözlerini hayretle ona dikip uzun uzun inceledi. Meyve mi sebze mi olduğuna karar veremediği bu turuncu top bir şeyler söylüyordu ama onu anlamakta güçlük çekiyordu. Sabah erken kalktığından biraz da heyecandan, sırtını ona yaslayıp uyuyakaldı.

Devamını oku...
 

DOSTLARI OLMALI İNSANIN

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 16
ZayıfMükemmel 

DOSTLARI OLMALI İNSANIN

Dostları olmalı insanın,
aynen gemilerin limanları gibi.
Zaman zaman uğradığın, yükünü boşalttığın,
dalgalar dininceye kadar beklediğin koynunda.

Devamını oku...
 

ERZURUM

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 8
ZayıfMükemmel 

ERZURUM

zaman yitik, sanki hiç yaşanmamış
bu mekân ne ilk, ne son durak
karşıda çifte minare
taşı işleyen nakkaş
hem selçuklu, hem dadaş

burda mevsim ikimizden biri

Devamını oku...
 

HÜRREM SULTANA GAZEL

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 9
ZayıfMükemmel 

Bu dünyayı seninle sevmişim, Hürrem!

Öldürür diriltirsin, Mesih’im, Zühre’m!

Karun’ca mal yığsam ben neylerim sensiz,

Neylenir saltanat sensiz, gözüm, gözdem!

Allar kuşan, has bahçeden güller takın,

Bir düştür seyrettiğin aynadan madem!

Devamını oku...
 

İFLAH OLMAZ KİTAP HASTALARI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 23
ZayıfMükemmel 

Kitaba merak sarmanın Fransızcada iki karşılığı var: Bibliyofil ve bibliyoman. Birincisi kitap muhibbidir ki kendi zevkine ve kültü­rüne veya belirli bir hedefe göre kitap seçer; kıskanç değildir, bun­ları başka kitap dostlarıyla paylaşmaktan zevk alır. Hayatı boyunca kütüphanesini kurmak için girdiği zahmet kadar, onları başkaları­nın faydasına sunmak, hatta dağıtmak ve sonunda hasbetenlillâh bağışlamak için de âdeta çırpınır. İkincisi, yani kitap hastası ise her gördüğü kitabı elde etmeğe uğraşan, bunlara sadece sahip olmaktan zevk alan, sahip olduktan sonra da kimseye kaptırmayan hatta kok­latmayan adamdır.

Etrafımızda bunlardan her iki gruba da girecek tipte insanlar vardır. Birincilere örnek, şüphesiz artık her kitap meraklısının tanı­dığı veya tanıması gerektiği Seyfettin Özege’dir. Hiç evlenmemiş, mütevazı gelirinin hemen tamamım genç yaşlarından beri topladığı kitaplarına sarf etmiş olan Seyfettin Özeğe eski harflerle basılmış Türkçe kitapların tamamına yakınını,

Devamını oku...
 

KEREM İLE ASLI EFSANESİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 6
ZayıfMükemmel 

İran'ın çok meşhur beldesi İsfahan'da adil, iyi yürekli bir padişah yaşardı. Çok zengin, rahat yaşayan ama bir türlü evlat saadetini tadamayan bir padişahtı. Ne tesadüftür ki emrinde çalışan bir Keşiş de aynı özlemi duymakta idi. Padişahın aklına bu keşiş gelince, padişahın derdine ortak olması için onu emretti. Ve uzun uzun sohbet ettiler. Keşiş padişaha "eğer bir saray yaptırır içini bahçesini süslerseniz bütün zamanınızı burada geçirir acınızı unutursunuz" deyince, padişah kısa bir sürede bu planı gerçekleştirdi. Bir gün Keşişin karısı ve hanım sultan saraydaki eğlenceyi ziyarete giderken karşılarına nur yüzlü bir ihtiyar çıkar, hanım sultana bir elma, Keşiş'in karışana bir ayva fidesi verir. Ve bunları ekmelerini ister.

Devamını oku...
 

KİME GÖRE NEYE GÖRE ŞİİR?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

Türkiye’de şiir, hemen herkesin yolunu düşürdüğü bir ev gibi. Ama Türk şiiri genelde, geleneği olan dergilerde ürünleri görülen şairlerin kanalıyla akıyor. Vatan sathında yazılan iki tarz-ı şiiri inceledik.

Ali Çolak, Zaman’daki köşesinde edebiyat çevrelerinde şiirden söz edildiğinde, çoğumuzun dergilerde yayımlanan örneklerin ve adını bildiğimiz şairlerin basılmış kitaplarının kastedildiğini anladığımızı yazmıştı ve “Bizden şair adı istediklerinde ise ya edebiyat tarihine geçmiş, klasik değeri kazanmış ustaları yahut çağdaşımız, okuyup sevdiğimiz şairleri söylüyoruz. Bunda şaşılacak bir durum yok elbette. Çünkü dolaşımda olan ve genel kabul görmüş şiir budur. Peki, gerçekten de Türkiye’de şiir dendiğinde herkes aynı şeyi mi düşünmektedir ve şiir sadece bir kanaldan mı akıp gitmektedir?” diye de zor bir soru tevcih etmişti. Malum, şiir çok okunmasa da çok yazılan bir edebî tür.

Devamını oku...
 

KİTAP DÜŞMANLIĞININ KISA TARİHİ

Bazı Batılı tarihçiler, İskenderiye Kütüphanesi'nin Hazret-i Ömer tarafından yakıldığını iddia etmişlerdir. Fakat daha sonra yapılan araştırmalar, Müslümanların İskenderiye'yi ele geçirdikleri sırada bu şehirde böyle bir kütüphanenin mevcut olmadığını göstermiştir. Çünkü fanatik Hıristiyanlar tarafından 640 yılından çok önce imha edilmiştir.

Hıristiyanların kitap imha etmede büyük başarı kazandık­ları su götürmez bir gerçektir. Bu konuda, Bağdat'ı ele geçir­diklerinde ne kadar medeniyet eseri varsa yakıp yıkan ve yüz binlerce nadide kitabı Dicle'nin sularına bırakan Moğollarla bile yarışabilirler. Kilise, iktidarı elinde bulundurduğu sürece, bu iktidarı tehdit edebilecek her şeyi yok etmiştir. Bunlar ara­sında kitaplar başta geliyordu. 391 yılında Patrik Teophile, İmparator Theodose'den son büyük akademi olan Serapeioriu kapatmasını ve büyük kütüphanesini yakmasını istemiş­ti. Roma'da Augusto tarafından kurulan kütüphane de 600 yılında yakıldı.

Devamını oku...
 

KİTAP SEVGİSİ İSKENDER PALA

Siyaset ortamının hareketliliğine kapılıp vıdı vıdı laf ve atışma üretmek yerine kitap okumamız gereken bir çağdayız. Mesela kişi başına düşen yedi kitabın kaçını biz okuduk? Mesela bir yılda kaç kitaba bütçemizden para ayırdık? Kaç adet sahaf veya kitapçı ile selamlaşıyoruz?

Geçen haftanın gazete haberleri şöyleydi:

“Türkiye Yayıncılar Birliği’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı ISBN Ajansı ile Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü’nden edindiği bilgilere göre; 2013 yılında Türkiye’de 47.352 çeşit (başlık) kitap yayımlandı. 2013’te toplam 536.259.040 adet kitap üretildi. Bu kitaplar için 330.017.405 adet bandrol satın alındı. Milli Eğitim Bakanlığı 2013 yılında ilk ve ortaöğretim öğrencilerine 206.241.635 adet ücretsiz ders kitabı dağıttı. TÜİK rakamlarına göre Türkiye’nin nüfusu (1.1.2013 itibarıyla) 75.627.384. Toplam kitap sayısının nüfusa oranına göre, 2013 yılında kişi başına 7,1 kitap düştü.”

Devamını oku...
 

KİTAPSIZ KÜTÜPHANELER YAYGINLAŞIYOR