AÇLIKTAN ÖLDÜREN SERVET
Bir zamanlar Yemen'de çok şiddetli bir sel ortalığı alt-üst eder. Sular çekildikten sonra eski bir mezarın açıldığı görülür. Ortaya bir kadın cesediyle büyük bir servet çıkar Kitabedeki yazı okunduğunda görülür ki, bu ceset, Hımyerî hükümdarlarından Zu Şefer'in kızı olan Tace adındaki bir kadına aittir.
Devamını oku...
ACTİON-EYLEM' ÜLKESİ: ABD/ MELİH ARAT
Hakan Turgut ile birlikte Harvard Üniversitesi'nin sosyal tesislerinden faydalanmaya karar verdik. Amacımız nehir kanosu kullanmaktı. Tesislere gittiğimizde, nehir kanosu kullanmak için öncelikle bir yüzme testinden geçmemiz gerektiğini söylediler. Hakan, Türkiye'deki lisanslarımızı çıkartıp gösterdi ama belgelere bakmadılar bile.
Devamını oku...
BİR ZAMANLAR İNGİLTERE
İngiliz diline yerleşmiş ilgine ve hatta saçma görülebilecek deyimlerin. 1500'iü yılların İngiltere’sinde insanların gündelik hayatlarına ait basit gerçeklikleri dile getirdiğin; biliyor muydunuz İste XVI. yy İngiltere sinden baz; tuna! manzaralar: İnsanların çoğu Haziran da evleniyordu. Çünkü senelik banyolarını Mayıs ayında yapıyorlar. Haziranda hâlâ çok kötü kokmuyorlardı. Ama yine de kokmaya başladıkları için gelinler vücutlarından çıkan kokuyu bastırmak amacıyla ellerinde b;r buket çiçek taşıyordu.
Devamını oku...
BU pratikleri ÖĞRENmiş miyDİNİZ?
Sevgili …….öğrencileri, bilindiği gibi, ÖSS’de bilgiyi kullanmanın yanında dikkat ve hız da ölçülmektedir. Genelde öğrenciler, konuyu bildikleri halde test tipindeki soruları yapmakta güçlük çekmektedir.Bunun birkaç sebebi vardır:Yeterince test tipindeki soruları çözmeme, konunun pratik, can alıcı noktalarını bilmeme gibi…Bu eksikliği gördüğüm için Türkçe konularını kısaca anlattım ve konuyla ilgili çıkan soruların çözümünde uygulanması gereken pratik teknikleri verdim.Aşağıda 99 madde halinde verilmiş bu bilgiler, eminim işinizi daha da kolaylaştıracaktır; bu yüzden bunları mutlaka inceleyin.Faydalı olması dileğiyle…
Devamını oku...
Büyük Ruhlu Küçük Ahmet
Ahmet tam on yaşında Hem de aklı başında. Sınıfın en zekisi Hem uzun hem irisi. Hastaydı öğretmeni Rapor almıştı yeni. Yerine gelen vekil Hiç iyi birisi değil. Her gün kötü fikirler, Anlatır zihin kirler.
Devamını oku...
FARK ETMELI INSAN
Farkı fark etmeli, fark ettiğini de fark ettirmemeli bazen… Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını fark etmeli. Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını ve en sonunda bir metre karelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli.
Devamını oku...
GÖZYAŞI ŞİİRİ
Oturdum ağladım, İnsanlığa... Masumiyetini, vicdanını kaybetmiş Bir insanlık vardı karşımda. Suçlu, günahkar, küstah…
Devamını oku...
GÜZEL İLE FAYDALI
Ben arıya arı demem Arının balı olmalı Ben güzele güzel demem Güzel faydalı olmalı Güzel dediğin işe yaramalı Kadın mı? Hamur yoğurmalı
Devamını oku...
KİTAP
Galiba bahsedeceğim konuyu duyduğunuzda fazla şaşırmayacaksınız. Her şeyin ortasına kitap kitap diye atlayıveriyorum. Çoğu zaman pek de umurunuzda olmuyor zaten, ne de olsa kitap hep ikinci plana atılıyor. Evet, bundan bahsetmek istiyorum ben, dinlerseniz eğer...
Devamını oku...
KİTAP YERİNE ÖKÜZ
Bağdat'ta devrin âlimlerinden Tuşlu Naşir, uzun bir emek sonunda yazdığı kitabını gururla devrin halifesi Mutasım Billah'a takdim etti. O sırada halife Dicle kıyısında bir ağacın gölgesinde uzanmış yatıyordu. Bir kitaba bir Nasir'e baktı, sonra kitaptan bir sayfa koparıp Dicle'ye attı. Ve "bu sayfa kirlenmiş, yıkanması lazımdı" dedi. Ardı ardına sayfalan koparmaya devam etti; "Bunlar da kirliymiş!" diye söyledi. Sonunda hiç okumadığı kitabın tamamını Dicle'ye fırlattı. Şaşkınlıktan bir şey diyemeyen Nasir'e dönüp:
Devamını oku...
MAKBER
Abdülhak Hâmid Tarhan'ın, (ö. 1937) karısının ölümü üzerine yazdığı manzum eser. Abdülhak Hâmid, 1883 Ekiminde baş-şehbender olarak tayin edildiği Bombay'a giderken eşi Fatma Hanım'ı da beraberinde götürmüştü. Vereme yakalanmış olan Fatma Hanım'ın sağlığı burada daha da bozulunca İstanbul'a dönmek için bindikleri gemide hastalığın ilerlemesi üzerine o sırada Beyrut'ta vali olan ağabeyi Abdülhak Nasûhî'nin evine inerler. Fatma Hanım burada ölür (21 Nisan 1885) ve buraya defnedilir. Makber, Hâmid'in Beyrut'ta kaldığı kırk gün içinde yazdığı uzun ve tek bir şiirden ibaret eseridir (Abdülhak Hâmid'in Hâtıraları, s. 166-169).
Devamını oku...
NİYAZİ MISRİ - DUA
Ey kudret ıssı Pâdişâh lûtfeyle açıver yolum Bağlandı her yanım Şehâ lûtfeyle açıver yolum Şol ism-i zâtın hakkıçün cümle sıfatın hakkıçün İzz u sânın hakkıçün lûtfeyle açıver yolum
Devamını oku...
O KUL-AİLE İKİLİĞİ
Ankara, 24 Ocak 1964 Kardeşim Ahmet, 20 Ocak tarihli mektubunu az önce aldım. Dün aşı olduğumuz için bugün okul yok. Mektubunu odamda okurken, farkında olmadan, sesli sesli gülmüşüm. Annem, dışardan duymuş. — Kendi kendine ne gülüp duruyorsun? diye seslendi. Ben de senin mektubuna güldüğümü söyledim. Odama geldi, — Neler yazmış? dedi.
Devamını oku...
ÖĞRENCİYE ALTIN TAVSİYELER
Devamını oku...
ÖĞRETİCİ METİNLER
Edebiyat alanı içerisine giren metinler sanat eserleri ve düşünce eserleri olarak iki ana grupta incelenir. Bunlardan düşünce eserleri diğer bir söyleyişle öğretici metinler bilgi ve haber vermek, konuları değiştirmek, uyarmak, düşündürmek, yönlendirmek ve tanıtmak amacıyla yazılır.
Devamını oku...
OKUMA TEKNİKLERİ
Ümit Şimşek Araştırma Teknikleri, s. 62-73 Okuma problemi, sadece ilmî araştırmalarda değil, günlük hayatın hemen her safhasında kendisini hissettirmektedir. Günlük gazetemizden büro işlerine veya okul çalışmalarına kadar pek çok yerde, kısa zaman içinde çok okumak zaruretiyle karşı karşıya kalırız. Çok şükür ki bu mevzudaki kabiliyetimiz, zannettiğimiz kadar sınırlı değildir. Problem, kabiliyetimizin sınırlılığından ziyade, bu kabiliyetimizi yeterince kullanmamamızdan ileri gelmektedir. İlkokul çağında harfleri yan yana getirerek kelimeleri tanımayı başardıktan sonra artık "okuma" işini öğrenmiş oluruz ve daha ileri seviyede bir eğitime ihtiyacımız kalmaz! Bu yaygın kanaattir ki bizi daha çok ve daha kifayetli şekilde okumaktan olduğu kadar, okuma zevkinden de mahrum bırakmaktadır.
Devamını oku...
ÖSS TÜRKÇE VE EDEBİYAT SORULARI
Devamını oku...
ÖZER'İN ÖYKÜSÜ
İlkokulun birinci günü Özer'i okula babası götürdü. Okula varınca babası, "Özercim, okul eve çok yakın. Akşam çıkınca kendin gel." dedi. Küçük çocuk biraz endişelendiyse de, "Tamam baba" dedi. Okul bitip dışarı çıkınca sokakları karıştırdı.
Devamını oku...
SAATLERİ AYARLAMA ENSTİTÜSÜ’NDE SEMBOL KARAKTERLER
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı romanı, romanın başkarakteri ve anlatıcısı olan Hayri İrdal’ın hayatını temel alarak Türk toplumunun değişimler karşısındaki tutumunu anlatmaktadır. Bu romanda Hayri İrdal’ın çocukluğundan başlayarak tüm hayatı anlatılır.
Devamını oku...
ŞEKER KUTUSU
"İndir!" dedi, "Ne kadar kutun varsa indir!" Şekerci kalfası, üzeri çiçekli, içi dışı kadifeli, iç kapağının ortası aynalı, pırıl pırıl selefonlu, ne kadar kutu varsa, serdi tezgâhın üstüne. Ali Yılmaz, iç kapağı aynalı kutuyu kestirmişti gözüne: "Ne kadar şeker alır bu kutu?" diye sordu. "Bir kilo alır! Karışık mı yapalım?" "Karışık... Biraz çikolatalı, biraz badem ezmeli... Altına da bir sıra lokum, fıstıklısından! Anlıyorsun ya! Temiz bir şey olsun!" Şekerci, yirmi yaşındaki bir delikanlının böyle bir kutuyu kime göndereceğini kestirmişti çoktan. Ali Yılmaz: "İki kat kâğıda sarın kutuyu!" dedi, "Şıklığı dışarıdan belli olmasın!"
Devamını oku...
TELEVİZYON KARŞISINDA1095 SAAT
Büyük emekler ve yüksek fiyatlarla ele geçen bir nimetin değerini herkes takdir eder. Fakat hiçbir fiyat ödemeksizin doğuştan sahip olduğumuz nimetler, dünyadaki her şeyden daha değerli olmalarına rağmen, lâyık oldukları itinâyı nedense görmezler. Böyle nimetleri mirasyediler gibi harcamakta birbirimizle adetâ yarışırız
Devamını oku...
YAMAN ÇELİŞKİ
Bir zamanlar İran'da bilginler ve şairler 'Suskunlar Meclisi' adıyla bir topluluk oluşturmuşlardı. Üye sayısı otuz kişiydi ve bunu arttırmıyorlardı.Üyeliğin ilk şartı; çok düşünmek, az yazmak ve çok az konuşmaktı. O zamanlar meşhur şair ve bilgin Molla Camı, bu meclisin aşkındaydı. Günün birinde Suskunlar Meclisi'nin bir üyesinin öldüğünü duyunca onun yerine aday olmak için bilginlerin bulunduğu köşke geldi.
Devamını oku...
YOK BANA BİR FAİDE EY GÜL-OSMAN NEVRES
Senden bilirim yok bana bir faide ey gül, Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül. Etsem de abestir sitem- i hare tahammül, Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül...
Devamını oku...
ZİHİNSEL OBEZİTE/ MELİH ARAT
Türkiye'nin dünyanın en rahat ülkesi olduğunu söylesem kimse inanmaz. Türkiye'de bir insanın deyim yerindeyse kendini kurtarabilmesi/hayatta başarılı olabilmesi için ilkokuldan başlayarak günde -iki saat ders çalışması yeterli.
Devamını oku...
|
|