LİSEEDEBİYAT.COM

Edebiyatcıların Yeni Adresi

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

 

 

 

AÇIK OTURUM, PANEL, FORUM, SEMPOZYUM

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 82
ZayıfMükemmel 
AÇIK OTURUM
Toplumun tümünü yakından ilgilendiren bir konunun, dinleyiciler huzurunda, bir başkanın yönetimin­de, değişik düşüncelere sahip yetkili kişilerce, çeşitli yönlerden tartışılmasına ve incelenmesine açık oturum denir. Açık oturum uzman kişiler arasında yapılabileceği gibi, sınıfta öğrenciler arasında da yapılabilir.
Devamını oku...
 

ALİHAN ZADE'NİN ŞİİRLERİ

 

BAKMA YÜZÜME

 

Bakma öyle yüzüme değişmez bundan sonra

Yar peşine takılıp gitmenin vakti geçi

Kar yağdı bak işte şu güvendiğim dağlara

Gözyaşı döküp de ah etmenin vakti geçti

Devamını oku...
 

ATATÜRK'ÜN ÖZTÜRKÇE NUTKU

 

Gazi Mustafa Kemal, 3 Kasım 1934’te İsveç Veliahtı Prens Gustav Adolf’ü Çankaya Köşkü’nde kabul eder. Kabul töreninde Gazi, şu konuşmayı yapar:

“Altes Ruvayâl,

Bu gece ulu konuklarımıza, Türkiye’ye uğur getirdiklerini söylerken duygum tükel özgü bir kıvançtır.

Burada kaldığınız uzca sizi sarmaktan hiç durmıyacak ılık sevgi içinde, bu yurtta, yurdunuz için beslenmiş duyguların bir yankusunu bulacaksınız.

Devamını oku...
 

DENEME ÖRNEKLERİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1847
ZayıfMükemmel 

Bu Konuyu Facebook Profilinde Paylaş

Kitap Korkusu

Kitaptan niçin korkarlar? Bunu bir türlü anlayamadım. Kitaptan korkmak, in­san düşüncesinden korkmak, insanı kabul etmemektir. Kitaptan korkan adam, insanı mesuliyet hissinden mahrum ediyor demektir. "Bırak, senin yerine ben dü­şünüyorum!" demekle, "Falan kitabı okuma!" demek arasında hiç bir fark yoktur. İnsanoğlu her şeyden evvel mesuliyet hissidir ve bilhassa fikirlerin mesuliyetidir. Ondan mahrum edilen insan, kendiliğinden bir paçavra hâline düşer.

Şüphesiz insanı korumamız lâzım gelen vaziyetler vardır. Fakat bu vaziyetler daha ziyade ferdin kendi dışındaki vaziyetlerdir. Bir insanı kendi içinde, düşün­cesinin mahremiyetinden korumağa hakkımız yoktur.

Ortaçağ'dan bugüne kadar gelen zaman içinde insanlığın belki en büyük ka­zancı bu basit hakikati kendisine mal etmesidir.

Devamını oku...
 

DÜNYA EDEBİYATI

 

Cahit Sıtkı Tarancı “Dante gibi ortasındayız ömrün” diye bahseder Dante’den. İtalyan edebiyatının en önemli şairidir Dante ve bana göre büyük bir hü­manisttir. Bir felsefeci ve ilahiyatçı olan Dante, aynı zamanda Rönesansı hazırlayan sanatçılardan biri olarak ve ardında dünyaca tanınmış bir eser bırakarak toprak altındaki âlemine çekilip gitmiştir.

Bu parçada sözü edilen Dante’nin meşhur ese­ri hangisidir?

İlahi Komedya

 

Devamını oku...
 

ELLİ KURUŞ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 19
ZayıfMükemmel 

Bu Konuyu Facebook Profilinde Paylaş

"İster lapa lapa kar, ister şarıl şarıl yağmur yağsın, isterse de bütün gecenin ayazından karlar dona kesmiş olsun, sabahın beş buçuğunda karanlıkları ürperten sesiyle sokağa girerdi:

-Gazte, havadiis!

Sabahın dördünde yazı makinemin başına geçtiğim için, bu ses; bu kara, yağmura, ayaza kafa tutan bu canlı, bu pırıl pırıl ses, beni yazı makinemin başında bulurdu. Gazete paralarını akşamdan masamın kıyısına koyduğum için, bekletmez, koşardım sokak kapısına. Gazetelerimi önceden ha­zırlamış olurdu. Uzatır, paraları alır, saymaya filân lüzum görmeden cebine atar, donmuş burnu, bu­har kazanı gibi tüterek uzaklaşırken, canlı, yaşam dolu sesiyle sokağı gene neşelendirirdi:

-Gazete, havadiiiis!

Devamını oku...
 

GÜVERCİN

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

 

Sevr  mağarasında,

Dostun sadakatinde,

Örümceğin ağlarında,

Ve güvercinin kanatlarında saklandı aşk.

Kum fırtınalarının nurlu rüzgârları,

Savurdu emin beldeye aşk kokularını.

Âşıkların ve mâşukların buluştuğu,

Devamını oku...
 

HASAT ZAMANI

 

                                                                     Çağ yangınlarını gözyaşlarıyla söndürmeye çalışan tüm dervişler için

         Düşünce yolun Anadolu’ya duyarsın her şeyden sımsıcak bir merhaba. Tozlu yollardan, karlı dağlardan, boz bulanık ırmaklardan geçersin. Sonra birden bire beliriverir önüne, küçücük bir Anadolu köyü ya da kasabası.

         Her şey tatlı bir selamla başlar. Yeni bir çevre, yeni bir çehre, yeni yeni adetler… Değişmeyen bir şey vardır Anadolu’da: Öğrencilerin yüzleri. Yağmur yüzlü, sevda bakışlı, çiçek kokulu çocuklar sarar etrafını. Hangi yüze baksan, tertemiz bir çift göz dikkatini çeker.  Ben bu yüzü bir yerlerden tanıyorum dersin. Anadolu’nun yüzüdür bu yüz. Her şeyi yakıştırırsın o yüze. Hüznü bile en çok ona yakıştırırsın. Bir demet kır çiçeği toplamak istersin. Ellerin değince mavi önlüklü çocukların saçlarına, gerek kalmaz kır çiçeklerine. Gözlerin değince kır çiçeklerinin gözlerine, dirilir kardelenler kar altından. Bir umut kaplar onların yüreklerini. Onların yürekleri tutuşturur seni, alev alıp harlanmak istersin. Değil bir mumla söndürmek cehaleti, güneş olup doğmak istersin karanlıkların üstüne. Bin bir umutla çıktığın bu yolda anadan, yardan, serden geçersin. Yelken açıp gidersin uçsuz bucaksız ufuklara doğru, önden gidenlerin ardından. Bu kutlu sevda yolunun ne ilk yolcususundur, ne de son.

Devamını oku...
 

HER KELİMENİN MANTIKLI BİR AÇIKLAMASI VAR

 

Diller arası etkileşim yüzyıllardır sürüyor. Farklı dillerden kelimeler dilimize yerleşmeye devam ediyor. Bazıları garip gelse de unutmayalım, her kelimenin mantıklı bir açıklaması var.

Türk Dil Kurumu (TDK) bünyesindeki çalışma grubu, geçtiğimiz günlerde eczacılık terimlerine Türkçe karşılıklar bularak bir eczacılık sözlüğü hazırladı. Yaklaşık 12 yılda hazırlanan İlaç ve Eczacılık Terimleri Sözlüğü’nde otopsi-ölü açımı, mazoşist-özezer, refleks-tepke, dezenfeksiyon-bulaşsavma, migren-yarım baş ağrısı, halüsinasyon-varsanım, anestezi-uyuşturum, deterjan-kirgiderir şeklinde isimlendirildi.

Devamını oku...
 

İFLAH OLMAZ KİTAP HASTALARI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 28
ZayıfMükemmel 

Kitaba merak sarmanın Fransızcada iki karşılığı var: Bibliyofil ve bibliyoman. Birincisi kitap muhibbidir ki kendi zevkine ve kültü­rüne veya belirli bir hedefe göre kitap seçer; kıskanç değildir, bun­ları başka kitap dostlarıyla paylaşmaktan zevk alır. Hayatı boyunca kütüphanesini kurmak için girdiği zahmet kadar, onları başkaları­nın faydasına sunmak, hatta dağıtmak ve sonunda hasbetenlillâh bağışlamak için de âdeta çırpınır. İkincisi, yani kitap hastası ise her gördüğü kitabı elde etmeğe uğraşan, bunlara sadece sahip olmaktan zevk alan, sahip olduktan sonra da kimseye kaptırmayan hatta kok­latmayan adamdır.

Etrafımızda bunlardan her iki gruba da girecek tipte insanlar vardır. Birincilere örnek, şüphesiz artık her kitap meraklısının tanı­dığı veya tanıması gerektiği Seyfettin Özege’dir. Hiç evlenmemiş, mütevazı gelirinin hemen tamamım genç yaşlarından beri topladığı kitaplarına sarf etmiş olan Seyfettin Özeğe eski harflerle basılmış Türkçe kitapların tamamına yakınını,

Devamını oku...
 

KİMDİR? CUMHURİYET DÖNEMİ

 

Deneme ve eleştiri türünün başarılı sanatçıların- dandır. Okuruma Mektuplar, Günce eserlerinden ikisidir.

Yukarıda tanıtılan yazar kimdir?

Nurullah Ataç

 

Fâhim Bey, romantikliğin de ötesinde bir hayal ve iyi duygular adamıdır. İçinde yaşanan ve pek çok çirkin yönü bulunan günlük hayat şartları yüzün­den silik bir karakterdir. Kendisinin özlediği daha doğrusu inandığı dünya bu olduğu için uzun za­man gerçeklerin üzücü olaylarını görmezlikten gel­meye çalışır. Ne var ki bu inanç ve savaş tek yön­lüdür, ister istemez Fâhim Bey yenilgiye uğraya­caktır.

Yukarıda özeti verilen roman azar­lardan kimdir?

Abdülhak Şinasi Hisar

 

 

Devamını oku...
 

LYS EDEBİYAT SORULARI 2014

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

 

1.    Psikiyatrik uygulamaların omurgasını hasta ile yapılan görüşmeler oluşturur. Psikiyatrik görüşme, diğer tıp dallarındaki tanı ve tedaviye yönelik tüm tıbbi işlemlerin yerini alan temel bir işlemdir. Kuşkusuz diğer tıp dallarında da hastayla yapılan görüşmelerin, alınan bilginin tartışılmaz bir önemi vardır. Ancak bu branşlarda tanı; esas olarak çeşitli fizik muayene yöntemleri, radyolojik ve laboratuvar incelemeleriyle konur. Hastanın görüşmeye katkısı veya çaba göstermesi sınırlıdır. Oysa psikiyatrik tanı, büyük ölçüde hekimle hastanın görüşmesine ve hekimin hastanın sözel ifadeleri ile sözel olmayan ifadelerini yorumlamasına dayanır.

Bu parçada psikiyatrik görüşmelerin önemi, aşağıdaki anlatım yöntemlerinden hangisi ön plana çıkarılarak vurgulanmıştır?

A)   Örnekleme

B)   Nesnellik

C)   Tanık gösterme

D)  Tartışma

E)    Karşılaştırma

Devamını oku...
 

MENDİL ALTINDA

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 99
ZayıfMükemmel 

Bu Konuyu Facebook Profilinde Paylaş

"Ağustos Cuma günü. Sicil müdürü Cavit Bey, yemekten sonra minderin üstüne uzanmış, uyumak istiyor ama karasinekler rahat bırakmıyor. Köylülerin duvar diplerine uzanıp yüzlerine birer mendil örterek mışıl mışıl uyudukları gözünün önüne geldi.

Devamını oku...
 

ÖSS TÜRKÇE VE EDEBİYAT SORULARI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 16
ZayıfMükemmel 
Devamını oku...
 

PIT PIT

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

 

“Bu kente yalnızlık çöktüğü zaman

                                                                          Uykusunda bir kuş ölür, ecelsiz

                                                                          Alıp da başını gitmek istersin

                                                                        Karanlık sokaklar kör, sağır, dilsiz”

                                

           Şehre kar yağıyordu. Beyaz rahmet gökyüzünden yeryüzüne doğru süzülürken, her birini indiren bir meleğin olduğunu biliyordum. Yalvardım Yaradana kar getiren meleklerle seni göndersin diye. Yalvardık Yaradana Gülümle, bembeyaz bir melek gibi seni göndersin diye…

          

Devamını oku...
 

ŞAİRLERİN ve OZANLARIN KENDİ SESİNDEN ŞİİRLER

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 81
ZayıfMükemmel 

Necip Fazıl Kısakürek-Takvimdeki Deniz

Devamını oku...
 

ŞEHZADE MUSTAFA'YA MERSİYE/TAŞLICALI YAHYA

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 117
ZayıfMükemmel 

Medet! Medet! bu cihanın yıkıldı bir yanı

Ecel celâlileri aldı Mustafa Han'ı

 

Tolundu mihr-i cemâli, bozuldu erkânı

Vebale koydular al ile Al- Osman'ı

Devamını oku...
 
ANA SAYFA