LİSEEDEBİYAT.COM

Edebiyatcıların Yeni Adresi

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

 

 

 

ALİHAN ZADE'NİN ŞİİRLERİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 6
ZayıfMükemmel 

 

BAKMA YÜZÜME

 

Bakma öyle yüzüme değişmez bundan sonra

Yar peşine takılıp gitmenin vakti geçi

Kar yağdı bak işte şu güvendiğim dağlara

Gözyaşı döküp de ah etmenin vakti geçti

Devamını oku...
 

ATATÜRK'ÜN ÖZTÜRKÇE NUTKU

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 6
ZayıfMükemmel 

 

Gazi Mustafa Kemal, 3 Kasım 1934’te İsveç Veliahtı Prens Gustav Adolf’ü Çankaya Köşkü’nde kabul eder. Kabul töreninde Gazi, şu konuşmayı yapar:

“Altes Ruvayâl,

Bu gece ulu konuklarımıza, Türkiye’ye uğur getirdiklerini söylerken duygum tükel özgü bir kıvançtır.

Burada kaldığınız uzca sizi sarmaktan hiç durmıyacak ılık sevgi içinde, bu yurtta, yurdunuz için beslenmiş duyguların bir yankusunu bulacaksınız.

Devamını oku...
 

BİN DOKUZ YÜZ KIRK(1940)-1960 YILLARINDA GENEL DURUM

 

İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI

Avrupa'da ve Dünya'da, 1929-1939 yılları "Bunalımlar" ve "Barışın Yıkılışı" dö­nemidir.

"1929'dan itibaren patlak veren dünya ekonomik buhranı etkilerini, dalga dalga yeryüzünün her köşesine ulaştırmıştır. Bu ekonomik sarsıntılar ise, dünyanın siyasal atmosferini de etkilemiş ve siyasal buhranların peşpeşe patlak vermesine ve İkinci Dünya Savaşına kadar gidilmesine sebep olmuştur. Japonya'nın 1931'de Mançurya'ya saldırması ise, buhranlar zincirinin ilk halkasını teşkil etmiştir."

Devamını oku...
 

BÖYLE OLUR ÇOKULUSLU YAZAR

 BİR YILDA DÜNYANIN KİTABINI OKUDU

MAGAZİN SERVİSİ

8 Ocak 2015, Perşembe

Avustralyalı yazar Ann Morgan, 200’e yakın farklı ülkenin ünlü yazar ve kitaplarını okuyacağına dair kendisine bir hedef koymuş. Bir blog açan ve burada hangi kitapları okuyabileceğinin tavsiyesini alan Morgan, büyük bir kazanım elde ettiği kanaatinde. Ona göre bir zamanlar kendisine uzak olan ülkeler şimdi yakın.

Devamını oku...
 

DENEME ÖRNEKLERİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1896
ZayıfMükemmel 

Bu Konuyu Facebook Profilinde Paylaş

Kitap Korkusu

Kitaptan niçin korkarlar? Bunu bir türlü anlayamadım. Kitaptan korkmak, in­san düşüncesinden korkmak, insanı kabul etmemektir. Kitaptan korkan adam, insanı mesuliyet hissinden mahrum ediyor demektir. "Bırak, senin yerine ben dü­şünüyorum!" demekle, "Falan kitabı okuma!" demek arasında hiç bir fark yoktur. İnsanoğlu her şeyden evvel mesuliyet hissidir ve bilhassa fikirlerin mesuliyetidir. Ondan mahrum edilen insan, kendiliğinden bir paçavra hâline düşer.

Şüphesiz insanı korumamız lâzım gelen vaziyetler vardır. Fakat bu vaziyetler daha ziyade ferdin kendi dışındaki vaziyetlerdir. Bir insanı kendi içinde, düşün­cesinin mahremiyetinden korumağa hakkımız yoktur.

Ortaçağ'dan bugüne kadar gelen zaman içinde insanlığın belki en büyük ka­zancı bu basit hakikati kendisine mal etmesidir.

Devamını oku...
 

DÜNYA EDEBİYATI

 

Cahit Sıtkı Tarancı “Dante gibi ortasındayız ömrün” diye bahseder Dante’den. İtalyan edebiyatının en önemli şairidir Dante ve bana göre büyük bir hü­manisttir. Bir felsefeci ve ilahiyatçı olan Dante, aynı zamanda Rönesansı hazırlayan sanatçılardan biri olarak ve ardında dünyaca tanınmış bir eser bırakarak toprak altındaki âlemine çekilip gitmiştir.

Bu parçada sözü edilen Dante’nin meşhur ese­ri hangisidir?

İlahi Komedya

 

Devamını oku...
 

EHRAM, ORHAN VELİ

 

 


Ey aşılmaz dağların ardında,
Ulaşılmaz beldelerden uzak,
Hasretin dallarını tutan sak,
Mavi, sonsuz bir tâkın altında!

Ey gülüşü sabahlardan gelen güzel,
Dünyası düşüncelerden geniş!
Ey göğsünde ilahî geriniş,
Rüyalarıma hükmeden güzel!

Devamını oku...
 

ELLİ KURUŞ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 28
ZayıfMükemmel 

Bu Konuyu Facebook Profilinde Paylaş

"İster lapa lapa kar, ister şarıl şarıl yağmur yağsın, isterse de bütün gecenin ayazından karlar dona kesmiş olsun, sabahın beş buçuğunda karanlıkları ürperten sesiyle sokağa girerdi:

-Gazte, havadiis!

Sabahın dördünde yazı makinemin başına geçtiğim için, bu ses; bu kara, yağmura, ayaza kafa tutan bu canlı, bu pırıl pırıl ses, beni yazı makinemin başında bulurdu. Gazete paralarını akşamdan masamın kıyısına koyduğum için, bekletmez, koşardım sokak kapısına. Gazetelerimi önceden ha­zırlamış olurdu. Uzatır, paraları alır, saymaya filân lüzum görmeden cebine atar, donmuş burnu, bu­har kazanı gibi tüterek uzaklaşırken, canlı, yaşam dolu sesiyle sokağı gene neşelendirirdi:

-Gazete, havadiiiis!

Devamını oku...
 

GÜVERCİN

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 7
ZayıfMükemmel 

 

Sevr  mağarasında,

Dostun sadakatinde,

Örümceğin ağlarında,

Ve güvercinin kanatlarında saklandı aşk.

Kum fırtınalarının nurlu rüzgârları,

Savurdu emin beldeye aşk kokularını.

Âşıkların ve mâşukların buluştuğu,

Devamını oku...
 

GÜVERCİN AVLAYAN MARTI

 


“Terasta yemlerini yiyen güvercinlerden biri aniden başının üzerinde kurşundan bir gölge hissetti. Çatıya tüneyen martı, şişmanlığından umulmayan bir çeviklikle güvercinin tepesine kurşun gibi inmiş, zavallıyı yerden iki metre yükseklikte vurmuştu. Galiba sivri gagası ile karnını deşmişti.

Bir an, ama sadece bir an çıkıp şunu taşla mı olur, kurşunla mı olur vurayım diye geçti kafamdan, o kadar. Hınç ile dolmuştum.

Devamını oku...
 

HASAT ZAMANI

 

                                                                     Çağ yangınlarını gözyaşlarıyla söndürmeye çalışan tüm dervişler için

         Düşünce yolun Anadolu’ya duyarsın her şeyden sımsıcak bir merhaba. Tozlu yollardan, karlı dağlardan, boz bulanık ırmaklardan geçersin. Sonra birden bire beliriverir önüne, küçücük bir Anadolu köyü ya da kasabası.

         Her şey tatlı bir selamla başlar. Yeni bir çevre, yeni bir çehre, yeni yeni adetler… Değişmeyen bir şey vardır Anadolu’da: Öğrencilerin yüzleri. Yağmur yüzlü, sevda bakışlı, çiçek kokulu çocuklar sarar etrafını. Hangi yüze baksan, tertemiz bir çift göz dikkatini çeker.  Ben bu yüzü bir yerlerden tanıyorum dersin. Anadolu’nun yüzüdür bu yüz. Her şeyi yakıştırırsın o yüze. Hüznü bile en çok ona yakıştırırsın. Bir demet kır çiçeği toplamak istersin. Ellerin değince mavi önlüklü çocukların saçlarına, gerek kalmaz kır çiçeklerine. Gözlerin değince kır çiçeklerinin gözlerine, dirilir kardelenler kar altından. Bir umut kaplar onların yüreklerini. Onların yürekleri tutuşturur seni, alev alıp harlanmak istersin. Değil bir mumla söndürmek cehaleti, güneş olup doğmak istersin karanlıkların üstüne. Bin bir umutla çıktığın bu yolda anadan, yardan, serden geçersin. Yelken açıp gidersin uçsuz bucaksız ufuklara doğru, önden gidenlerin ardından. Bu kutlu sevda yolunun ne ilk yolcususundur, ne de son.

Devamını oku...
 

HER KELİMENİN MANTIKLI BİR AÇIKLAMASI VAR

 

Diller arası etkileşim yüzyıllardır sürüyor. Farklı dillerden kelimeler dilimize yerleşmeye devam ediyor. Bazıları garip gelse de unutmayalım, her kelimenin mantıklı bir açıklaması var.

Türk Dil Kurumu (TDK) bünyesindeki çalışma grubu, geçtiğimiz günlerde eczacılık terimlerine Türkçe karşılıklar bularak bir eczacılık sözlüğü hazırladı. Yaklaşık 12 yılda hazırlanan İlaç ve Eczacılık Terimleri Sözlüğü’nde otopsi-ölü açımı, mazoşist-özezer, refleks-tepke, dezenfeksiyon-bulaşsavma, migren-yarım baş ağrısı, halüsinasyon-varsanım, anestezi-uyuşturum, deterjan-kirgiderir şeklinde isimlendirildi.

Devamını oku...
 

İFLAH OLMAZ KİTAP HASTALARI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 30
ZayıfMükemmel