LİSEEDEBİYAT.COM

Edebiyatcıların Yeni Adresi

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

 

 

 

BIRAK BENİM YAKAMI-NASREDDİN HOCA

Hocanın, çok kararsız,
Bir arkadaşı vardır.
Gelir bir gün Hocaya,
Akıl danışacaktır. 

Der ki:
“Hoca efendi,
Acaba var mı bilgin.
Uzun bir yolculuğa,
Çıkacağım ben bugün.”
 

Devamını oku...
 

Böyükler Bilir

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

Yalan-dolan ile devran sürmeyi
Biz ne bilek beğim, böyükler bilir.
Milletin başına çorap örmeyi
Biz ne bilek beğim, böyükler bilir.

Devamını oku...
 

BU MEMLEKET BİZİM

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfMükemmel 

Dört nala gelip uzak Asya'dan

Akdenize bir kısrak baþı gibi uzanan

bu memleket bizim

Devamını oku...
 

ÇALIŞMA TAKVİMİ 2011 - 2012

 

CEMİL MERİÇ'TEN SEÇMELER

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfMükemmel 

Münakaşada zafer mağlup olanındır. Yenilmek zenginleşmektir. Bilmediğinizi öğreneceksiniz ve ego denen köpek havlamayacak. Münakaşa hakikati birlikte aramaktır. Adeta bir ormandasınız ve mesela bir kaynak arıyorsunuz.

Önce arkadaşınız bulup sesleniyor size: Evreka! Ne sevinilecek şey? Yalnız bir temele dayanmalı  münakaşa. Herkesin bildiklerini bileceksiniz. Sonra yeniyi arayacaksınız. Hakikat binbir cepheli, binbir görüştü.

Karşınızdaki göremediğinizi gösterecek size. Sizden farklı düşündüğü ölçüde yaratıcı ve öğreticidir. Kızıl şal görmüş İspanyol boğası gibi, her düşünceye her düşünene saldırmak. Bu canım memleket, bu yüzden bir cüzzamlılar ülkesidir.

Devamını oku...
 

DENEME

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 14
ZayıfMükemmel 

İnsan ve insanı ilgilendiren herhangi bir konuda, ke­sin sonuçlara varmadan; ele alınan düşünceyi, kesin hükümler vererek değerlendirmeden; yazarın şahsî düşünce ve duygularıyla, samimiyetle ve kendisiyle söyleşi tarzında ele aldığı yazılara deneme denir.

Başlangıçta ayrı bir tür olarak değerlendirileme­yen, çoğunlukla diğer türlerle bağlantıları olduğu dü­şünülen deneme türü, zamanla kendi ölçü ve sınırla­rını ortaya koymaya başlamış, bugünse kendine özgü bir tür olarak edebî türler arasındaki yerini almıştır. Denemenin bir tür olarak edebiyatta varlığını kabul ettirmesi Montaigne'le gerçekleşmiştir.

Devamını oku...
 

DERLEME HİKAYE VE MENKIBELER

                                             HİKAYELER

 

                                                       I

 

Ayu, gurt dilki arkadaş olmuşlar.Bir gün ayu bal,dilki horuz ,gurt da goyun getirmiş.Bu üç arkadaş akşam horuz ve goyunu yemişler,balı da sabah yiyelim demişler.Dilki gece acıkınca kalkıp balı yemiş.Gurt ile ayu sabah bakmışlar bal yok. Gurt balı sen yidin diye ayu ile çekişmiş.Ayu da ona sen yidin diye sarıyormuş

Devamını oku...
 

DESTAN

 Destan, bir ulusun hayatını yakından ilgilendiren savaş, göç vb. gibi tarih ve toplum olaylarını anlatan uzun şiirlerdir.

İki çeşit destan vardır: doğal destan, yapma destan.

 

Doğal Destan

Eski çağlarda ulus vicdanında derin izler bırakan tarih ve toplum olayları, yine o çağ­larda çeşitli saz şairleri tarafından parça parça söylenirdi. Ulusal destanların temeli olan bu destanlardan şu yolda yararlanılır:

Devamını oku...
 

DUA


 
                                Tanrım duam şu ki her şey yeniden toprak olsun
Su toprak olsun
İnsan toprak gibi duysun yeri
Ay toprak olsun
Topraktan kaçanı toprak tutsun
Gün toprak olsun
Kabirler saltanatı toprak olsun
Yazı
Kitap

Devamını oku...
 

İSTİARE

Teşbihle yakınlık gösteren bir sanattır. Bilindiği gibi teşbih en az iki öğe ile yapılır. Benzeyen ve (kendisine) benzetilen. İşte benzetme bu iki öğeden sadece biri ile yapılırsa istiare meydana gelir. Mesela "Arslan asker" deyimi Teşbih-i beliğ'dir. Çünkü iki öğe ile yapılmıştır. Asker aslana benzetilmiştir. Yani asker BENZEYEN, arslan ise KENDİSİNE BENZETİLEN'dir. İşte askeri gördüğümüz zaman sadece "Arslanım dersek istiare yapmış oluruz. Çünkü yalnızca bir öğe ile benzetme yapılmıştır. Asker söylenmemiş, sadece BENZETİLEN öğe olan arslan söylenmiştir.

Devamını oku...
 

KADI BURHANEDDİN

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

Kadı Burhaneddin 14. yüzyılın ikinci yarısında Anadolu'da yaşamış, kadılık, vezirlik, hükümdarlık yapmış âlim ve şâir bir devlet adamıdır. Harezm'den gelerek Anadolu'ya yerleşmiş olan ailesi Oğuz asıllıdır. İlk eğitimini babasından alan Kadı Burhaneddin, daha sonra Mısır, Şam ve Halep'e giderek tahsilini ilerletmiş, daha çok fıkıh üzerinde bilgisini derinleştirmiştir. Babasının ölümünden sonra önce Eretna beyi Gıyaseddin Muhammed tarafından Kayseri kadılığına atanmış, daha sonra bu beylikte vezirlik görevini üstlenmiştir.

Devamını oku...
 

Kimsesizlik

Yıllardır ki bir kılıcım kapalı kında,
Kimsesizlik dört yanımda bir duvar gibi;
Muzdaribim bu duvarın dış tarafında,
Şefkatine inandığım biri var gibi.

Devamını oku...
 

OLAMAM

Bir çocuksam 
Kucaksız, 
Oyuncaksız; 

Bir delikanlıysam 
Atsız, 
Pusatsız 
Olabilirim... 
Bayraksız olamam! 

Devamını oku...
 

ÖNCE EŞEĞİ KAYBETMEK- HATIRA ÖRNEĞİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfMükemmel 

       Günlerden salı, aylardan ağustos ayı... Her zaman olduğu gibi oldukça rutubetli ve bunaltan bir sıcak gün… Birkaç gündür yağmur yağmadığı için hava oldukça yoğun. İnsanlar bir ufacık zerrenin peşinden koşan karıncalar gibi koşuşturup duruyorlar. Herkesin elinde birer ip, birer küçük sepet ya da karadenizlilerin dediği gibi fındık toplamaya yarayan belcek. Belcek çuvaldan ya da benzeri bezlerden yapılan fındık toplamaya yarayan bir torba.

Devamını oku...
 

ÖSS TÜRKÇE VE EDEBİYAT SORULARI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 9
ZayıfMükemmel 
Devamını oku...
 

ŞARKI

Şarkı, Türk edebiyatında bestelenmek amacıyla yazılan millî bir nazım biçimi olup halk edebiyatındaki türkünün karşıtıdır.

Şekil yönünden murabba'a benzer. Çoğunlukla dört dizeli bendlerle yazılır. Ancak beş veya altı dizeli bendlerden oluşan şarkılar da vardır. Şarkıda her bendin üçüncü dizesi miyân (orta) veya miyânhâne; sonda tekrarlanan dize ise nakarat adını alır. Miyân, daha çok şarkının en güzel ve en dokunaklı dizesi olup bestenin de en önemli bölümünü oluşturur. Nakarat ise her bendin sonunda tekrarlanan ve o bendin anlamı ile yakından ilgili olan dizedir.

Devamını oku...
 

SINAV KAZANDIRAN ALTIN EDEBİYAT BİLGİLERİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfMükemmel 

 

Sevgili öğrenciler, aşağıda gerek deneme sınavlarında gerek yazılılarda gerekse merkezi sınavlarda en çok karşımıza çıkan bilgileri derledim. Aşağıda tek bir tane bile gereksiz, ayrıntı diyebileceğimiz bilgi bulunmamaktadır. Normal ders kitaplarına çalıştıktan sonra bu altın bilgileri sınav öncesinde dikkatle okumanızı tavsiye ediyorum.

1. Mensur şiirin ilk örneklerini Servet-i Fünun döneminin en önemli sanatçılarından Halit Ziyah Uşaklıgil “Mensur Şiirler adlı eserinde vermiştir.

2. Türk edebiyatında mensur şiir türündeki bazı eserler şunlardır:

- Halit Ziya Uşaklıgil = Mezardan Sesler.

- Mehmet Rauf = Siyah İnciler

- Yakup Kadri = Erenlerin Bağından, Okun Ucundan

- Ruşen Eşref Ünaydın = Damla Damla

- Sabahattin Kudret Aksal = Mavi

Devamını oku...
 

TÜRKÇE / EDEBİYAT 2010 LYS PUAN SIRALAMA

  • Türkçe öğretmenliği,
  • Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği
  • Bilgi ve Belge Yönetimi
Devamını oku...
 

UMUT GAZELİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfMükemmel 

Soyundum çileye dönmemesine
Bilendim ışıktan gözyaşlarıyla

Acılar umudu buldurur bize
Bir zırha büründüm bu çağa

Devamını oku...
 

XI-XII. yy. tarihî, siyasi ve sosyal yapı:

Türkler, 8. yüzyıldan itibaren Müslümanlığın etkisinde kalarak yeni dini kabul etmeğe başlamışlardır. Müslümanlığı önce doğudaki, Maveraünnehr yöresinde yerleşmiş bulu­nan Türkler arasında yayılması 10. yüzyılda gerçekleşebilmiştir. 9. yüzyılın ortalarında Horasan’da Samanoğulları Devletinin kurulduğunu biliyoruz. Bu devleti yöneten hükümdar ailesi, bir Türk ailesi olduğu izlenimini yaratacak ölçüde Horasan'da, Maveraünnehr'de Türklerle iş ve güç birliği yapmış, ordusunda daha çok Türkler'e yer vermiştir. Samanoğulları halkının çoğunun Türk olduğunu ancak, resmi dil olarak Arapça ve Farsçayı kullandıklarını biliyoruz. Nitekim 10. yüzyılın ortalarında kurularak 12. yüzyılın sonlarına kadar Egemenliğini sürdürmüş olan Gazneliler'de sarayın ve ordunun kullandığı dil Türkçe olmakla birlikte resmi dil gene Arapçadır.

Devamını oku...
 

Yâr Demeye Gelmişim

Şivekârın olmuşum, dilimden düşmez ismin
Mihenge vurdum seni dünya'ya değer cismin
Şems'i bile söndürür gözden içre şol resmin
------Müptelâyım ben sana, 'yâr' demeye gelmişim
------Üşüyorum sarmaşık 'sar' demeye gelmişim

Devamını oku...
 

YAZILI SORULARI 12 TÜRK EDEBİYATI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfMükemmel 

 12 TÜRK EDEBİYATI İÇİN YAZILI SORULARI

Devamını oku...