Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

ALİ SUAVİ OLAYI

Abdülaziz zamanında Avrupa’ya gitmiş olan İslam bilginlerinin en olgunlarından Yüce Devlet büyüklerinin en üstünlerinden Ali Suavi Efendi, Abdülhamit’in tahta çıkışının arkasından İstanbul’a gelmiş ye bir süre mabeyinde kaldıktan sonra Galatasaray Sultanisi müdürlüğüne atanmıştı. Bugüne kadar bilinemeyen nedenlerden dolayı bir süre sonra adı geçen okul Müdürlüğünden azlolundu. Kendisi tanınmış Osmanlı yazarından olup kendilerini pek iyi tanıdığım için ara sıra evlerine gidip Basiret’e konulmak üzere felsefe ve siyaset üzerine yazılarını alır ve gazetede yayınlardım. Bin iki yüz doksan dört yılı mayısının yirmi birinci cumartesi günü akşam üzeri adı geçenden uşağı aracılığıyla bir not aldım. Sözünü ettiğim notta aynen şu sözler yazılı idi:

“Yüce Devletin dış politikası şu sırada birtakım güçlüklere rastlamış ise de bunun iyi biçimde düzelmesi yolu olanaksız değildir. Pazartesi günü gazeteniz ile yayınlayacağım yazının okunmasını iş başında bulunanlara ve bütün halka salık veririm.” idi

Bu notu kendilerinin isteğine uyarak aynen ve imzası altında Basiret’e koyduk. Bütün halk, pazartesi günü için Ali Suavi’nin önemli siyasi yazısını bekliyordu.

Mayısın yirmi üçüncü pazartesi günü Flibe ve Hasköy ve diğer rumaeli halkından beş altı yüz, bir söylentiye göre bin göçmenle birlikte Ali Suavi Efendi Çırağan Sarayı’na saldırıp Sultan Murad'ı oradan alarak ve “Padişahım çok yaşa bağrışlarını göklere çıkararak Serasker kapısına götürüptahta çıkarma girişiminde bulundular ise de Ali Suavi Efendi’nin düzenlenmesine göre bu işte görev almak üzere hazırlanmış olan Taşkışla taburları, göçmenleri biraz önce saldırmış ve işe başlamış olmalarından dolayı yardım yerine karşı koymaya zorlandıklarından ve o zaman Beşiktaş zabıtasında görevli ve sonradan müşir olan Hasan Paşa beraberindeki zaptiyelerle yetiştiğinden, iki yüzden fazla göçmen vurulup öldürüldüğü gibi saraya girmiş ve karşılaştıkları ansızın saldırı üzerine pencereden dışarı atlamakta bulunmuş olan Ali Suavi Efendi’yi bizzat Hasan Paşa sopa ile başına vurarak cansız yere sermiş olduğundan uzun uzun tartışmadan ve plan sonucu olan bu girişim böylece başarısız kalmış ve Abdülhamid’in can yakmalarına ayrıca bir neden fırsat yaratmıştır.

Çırağan yakınlarında vurulup öldürülen göçmenler dışında asker ve zaptiyeler eliyle yakalanan iki yüz kadarı Yıldız Sarayı’na getirilerek tutuklanıp hapse atıldığı gibi derhal İstanbul’da Sultan Murad hazretlerinin kölelerinden ve yakınlarından ne kadar kişi varsa tümü birer birer toplanılarak ve Yıldız’a götürülerek hapsolunmuşlardır.

Bu olayın iç yüzünü incelemek üzere Mabeyin Başkâtibi Sait Bey’in (bir önceki Sadrazam Sait Paşa) başkanlığı altında Sadrazam Sadık Paşa ve vekiller heyeti ye bazı müşirlerden oluşan bir komisyon kurulup işe başlattırıldı.

(Basıretçi Ali Efendi, İstanbul’da Elli Yıllık Önemli Olaylar)

 

Bu metinde tarihi bir olay olan Ali Suavi’nin öldürülüşü anlatılmaktadır. Bu metinden merkezi otorite olan saraya karşı yapılan bir girişimin sonuçsuz kaldığı anlaşılmaktadır. Okuyanı bilgilendirmek amaçlandığından bu, öğretici bir metindir. Okuyanlar, Ali Suavi’nin nasıl öldürüldüğünü öğrenmiş olurlar. Zaten Basiretçi Ali Efendi bu metni, olayı okura iletmek amacıyla yazmıştır.

 İLGİLİ İÇERİK

SERVET-İ FÜNÛN İLE TANZİMAT ROMANININ KARŞILAŞTIRILMASI

TANZİMAT EDEBİYATI ÖSS/ÖYS/LYS SORULARI

TANZİMAT EDEBİYATI BULMACA

TANZİMAT EDEBİYATININ OLUŞUMU

TANZİMAT TİYATROSU

TANZİMAT I.DÖNEM ve II.DÖNEMİN DİL ANLAYIŞLARI

TANZİMAT EDEBİYATI TEST

TANZİMAT I. DÖNEM SANATÇILARI

TANZİMAT II. DÖNEM SANATÇILARI

TANZİMAT EDEBİYATI (1860-1896)

Üye Girişi