Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin
 

TERCİ'-İ BEND

Terc i'-i bendler de Terkib-i bendler gibi 8-20 mısrâlık bendlerin birleşmesiyle yapılır.. Bend sayıları 5-7 arasındadır. Az olmakla birlikte daha uzun terci'-i bendlerin ya­zıldığı da görülmüştür..Bendlere Terci'-hane, haneleri birleştiren beyitlere de vasıta denir. Terci-i bendin, ter­kib-i bendden ayrılığı, vasıta beyitlerinin her bendin sonunda aynen tekrar edilmesindedir.. Terci'lerde son benddee mahlas söylenir. Bent sayısı ve bentlerdeki beyit sayısı bakımından terkib-i bentle aynıdır. Beyitler terkib-i bent gibi uyaklanır. Terci-i bentte bentleri birbirine bağlayan vasıta beyiti her bentten sonra aynen tekrarlanır. Terci-i bentte vasıta beyiti aynen tekrarlandığı için konular arasında uyum olmak zorundadır. Dolayısıyla terci-i bentte konu bütünlüğü vardır. Vasıta beyitinin uyaklanışı ise farklıdır. 

Özellikleri:

1. Bentlerden oluşmuş bir nazım şeklidir.

2. Her bent 8 ile 20 mısra yani 4 ya da 5-10 arasında beyitten oluşur

3. Bentlerin sayısı 5 ile 12 arasındadır.

4. Bentlerin kafiye düzeni gazeldeki gibidir.

5. Her bendin sonunda “vasıta beyti” adı verilen bir beyit bulunur. Ve bu beyit hiç değişmez. Eğer değişirse terkib-i bent olur.

I. Bend: aa ba ca da ea … vv

II. Bend: bb cb db eb fb … vv

6. Terci-i bentlerde vasıta beyti her bendin sonunda aynen tekrarlandığı için, aynı fikir çerçevesinde toplanan bir konu bütünlüğü vardır. Vasıta beyti şiire monotonluk vermeyecek şekilde güzel olmalıdır. Bu sebeple zor yazılan bir şiirdir.

7. Terci-i bendin konuları arasında felek, Allah’ın kudreti, kainatın sonsuzluğu, hayatın zorlukları, dünyadan şikayet vb. soyut konular ile mersiye, mehdiye, tevhid gibi nazım türleri ilk sırayı alır.

8. Aruzla yazılır.Terci-i bendlerde vâsıta beyiti her bendin sonunda aynen tekrarlandığı için, aynı fikir çevresinde toplanan bir ko­nu bütünlüğü vardır.

 

Bendlerde işlenen fikirlerin her bendin sonunda asıl fikre bağlanması, terkiblere göre terci' yazmayı daha da güçleştirmiştir,Terci'-i bendler divanlarda mütekerrir musammatlarla, hatta terkib-i bendlerle karıştırılmıştır.

Yahya Bey'in mu'aşşer olarak gösterilen birkaç medhiyesi terci' oldu-gibi. Gâlib Dede'nin Yusuf Sineçâk medhiyesi de terci’ değil mütekerrir bir müseddestir, Esrar Dede divanındaki dört terci’den ikisi terkib-i bend, biri müseddes biri müsebbâ'dır. Şeref Hanım divanında 4 muhammes ve 11 müseddese terci'-i bend denilmiştir.

Terkibler gibi terci'-i bendler de değişik konularda yazılmışlardır. Ama en çok devirden, felekten şikayet, mersiye ve özellikle medhiye terci' konusu olmuştur. Edebiyatımızda terci'-i bend çok kullanılmış bir nazım şeklidir.

Terci' yazan şairler arasında XIV. yüzyılda üç terci'-i bend ile Nesîmî, XV. yüzyılda biri mersiye olan üç terci-i bend ile Şeyhi, mehdiye konusunda iki terci-i bend söyleyen Ahmet Paşa ile daha sonraki devirlerde Cem Sultan, Hayreti, Fuzuli, Hayali bey, Nedim, Baki, Esrar Dede, İzzet Molla ve Ziya Paşa gibi şairler vardır.

 

Örnekler:

1. Bend

Tâli' oldı neyyir-i ikbâli devlet subhdem

Şu'le saldı âleme necm-i hidâyet subhdem

 

Kâ'inâtı kıldı mir'ât-ı cemâl-i sândan

Gark-ı envâr-ı hidâyet Rabb-ı izzet subhdem

 

Çokdan eylerdi cemâl-i bâ-kemâlin arzu

Ber-murâd oldı hele tâc-ı sa'âdet subhdem

 

Şeş cihâtı rûşen itdi tal'atından gün gibi

Buldı ziynet çârsû-yı mülk ü millet subhdem

 

Nâgehân bir toz kopardı bâd-ı pây-ı devleti

Rûşen oldı dîde-i a'yân-ı hazret subhdem

 

Nevbet ol şâh-ı cevân-baht-ı cinânundur deyu

Çaldılar eflâkden kûs-ı beşaret subhdem

 

Âfitâb-ı âlem-ârâ gibi zerrin tâc ile

Taht-ı simin üzre saldı ferr-i devlet subhdem

 

Sâye-i Yezdan penâh-ı dîn ü devlet HânMurâd

Dâver-i devrân mu'izz-i saltanat Sultân Murâd

 

 

5. Bend

Gül gibi halkı nesîm-i hulkı handan eylesün

Nevbahâr-i adli âfâkı gülistan eylesün

 

Âsumânun gûşe-i bâm-ı zümürrüd-fâmına

 Kadri tâvûsı çıkup gün gibi cevlân eylesün

 

Kârgâh-ı dîn ü devletde düşen duşvâr işin

Hak Te'âlâ hazreti lutfmdan âsân eylesün

 

Târ-ı zülf ü turra-i hûbân-ı müşgîn-mû gibi

Sâl-i ikbâlin Hudâ bî-hadd ü pâyân eylesün

 

Karşusında ayagun tursun mülûk el baglasun

Kendü çıksun bârgâh-ı adle divân eylesün

 

Şevket-i İskender! dârât-ı Dârâ bî-kusûr

Mesnedün şimdengeru taht-ı Süleyman eylesün

 

Mülk-i Mısra nitekim bir bendesin sultân ider

Bir kulın salsun diyâr-ı Çîne hâkân eylesün

 

Sâye-i Yezdan penâh-ı dîn ü devlet Hân Murâd

Dâver-i devrân mu'izz-i saltanat Sultân Murâd

 

Baki

 

Tercî'-i Bend

1

Kabul eyler mi yâ Rab zahm-ı pür-nâsûrumuz bih-bûd

Kalır im yoksa bu âteşle dâğ-ı dil gibi pür-dûd

 

Alırsa pençeye yazık bend bu baht-ı nâ-mes'ûd

Kıyamet kopsa gevher tutsa âlem olmayanı hoşnûd

 

Ferah nâmın dahi yâd edemez bu cân-ı zehr-alûd

Rızâdır çâresi her ne dilerse hazret-i Ma'bûd

 

Belâ mevc-âver-i gird-âb-ı hayret nâ-hudâ nâ-bûd

Adem sâhi Merhı tuttu dirìga bang-i nâ-onevcûd

 

Düşüp dâm-ı hevâya hasret-i gül-zâr kaldım ben

Gidip nefsim Mesîhâ-veş sabâ bîmâr kaldım 'ben

 

Gül-d ümmîd "soldu mübtelâ-yı hâr kaldım ben

Bu gül-şen külhan oldu çeşmime nâ-çâr kaldıım ben

 

Şarâb-ı ye'se düştüm teşnen dîdâr kaldım ben

Başımdan aştı şeylâbı keder bîzâr kaldım ben

 

Belâ ımevc-âver-d girdaba hayret nâ-hudâ nâ-bûd

Adem sahillerin tutta dirìga bang-i nâ-mevcûd

 

Aceb ey Hızr-ı ma'nâ bî-nevâya himmet olmaz mı

Şefaat yoksa da bir tesliyet-gûn sohbet olmaz mı

 

Demem hâşâ bu nâ-kâma ümîd-i vuslat olmaz mı

Sezâ-vâr hitâb olmak gibi bir ruhsat olmaz mı

 

Ya ehliyyet mi lâzım bahşiş-i ehliyyet olmaz mı

Esîr-d derd ü firkat lâ-cerem ye's-ülfet olmaz mı

 

Belâ mevc-âver-i gird->âb-ı hayret nâ-hudâ nâ-bûd

Adem sahillerin tuttu diriga bang-i nâ-mevcûd

 

Eğer küstah isem de çâre ne bî-çâre uktendir

Hezâran kayd u bende düştüğüm avareliktendir

 

Gönül cem'iyyeti sevmezse de sadâreliktendir

Devadan şekvemdz var ise de bir pâreliktendir

 

Sirişkim bî-sebebdir menba'ı gam-hâreli!ktendir

Mahâldir gark-ı eşk olsa gözüm hun-bâreliktendir

 

Belâ mevc-âver-i gird-âb-ı hayret nâ-hudâ nâ-bûd

Adem sahillerini tuttu dinigâ bang-i nâ-mevcûd

 

Belâ bu 'kim dahi suret miyim ma'nâ mıyım bilmem

Sezâ-vâr-ı meges yâ lokma-i Anka mıyım bilmem

 

Esfavi pîç-tâb-ı zülf müşk-efzâ mıyım bilmem

Perîşânî-i gam menşuruna tuğra mıyım bilmem

 

Gam-ı Yûsuf'la dolmuş Mısr-ı istiğna mıyım bilmem

Garîk-ı Nîl-i hasret Gâh ibni rüsvâ mıyım bilmem

 

Belâ mevc-âver-i gird-âb-ı hayret nâ-hudâ mâ-bûd

Adem sahillerin' tuttu dirìga bang-i nâ-mavcûd

 

(Şeyh Galip)

 

TERCİ-i BEND'den

 

Sirkat çoğalup lâfz-ı sadâkat modalandı

Nâmus tamâm oldu hamiyyet yeni çıkdı 

 

Hak söyleyen evvel dahi menfûr idi gerçi

Hâ'inlere amma ki ri'âyet yeni çıkdı

 

Devletlûlere bizleri tahkîr düşer mi

Biz âciz isek de yine mahlûk-ı Hudâ'yız

 

Bî-baht olanın bağına bir katresi düşmez 

Bârân yerine dürr ü güher yağsa semâdan

 

Âyînesi işdir kişinin lâfa bakılmaz

Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde 

 

Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdîr

Tekdîr ile uslanmayanın hakkı kötekdir 

 

Nâ-dânlar eder sohbet-i nâ-dânla telezzüz

Dîvânelerin hem-demi dîvâne gerekdir 

 

Bed-asla necâbet mi verir hiç üniforma

Zer-dûz pâlân ursan eşek yine eşektir 

 

Milyonla çalan mesned-i izzetde ser-efrâz

Birkaç guruşu mürtekibin câyı kürekdir 

 

Pek rengine aldanma felek eski felekdir

Zîrâ feleğin meşreb-i nâ-sâzı dönekdir 

 

Allah'a sığın şahs-ı halîmin gazâbından

Zîrâ yumuşak huylu atın çiftesi pekdir 

 

İnsana sadâkat yakışur görse de ikrâh

Yardımcısıdır doğruların Hazret-i Allah 

Ziyâ Paşa

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

TERKİB-İ BEND- BAKİ

DİVAN EDEBİYATI NAZIM ŞEKİLLERİ

BAĞDATLI RUHİ

TERKİB-İ BEND

TERKİB-İ BEND 2

TERKİB-İ BEND - ZİYA PAŞA

TERKİB-İ BEND (İ.PALA)

Üye Girişi