LİSEEDEBİYAT.COM

Edebiyatcıların Yeni Adresi

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Terci'-i Bend

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 30
ZayıfMükemmel 
İçerik Sayfaları
Terci'-i Bend
TERCİİBEND
Tüm Sayfalar

Bu Konuyu Facebook Profilinde Paylaş

Terc i'-i bendler de Terkib-i bendler gibi 8-20 mısrâlık bendlerin birleşbirleş mesiyle yapılır.. Bend sayıları 5-7 arasındadır. Az olmakla birlikte daha uzun terci'-i bendlerin ya­zıldığı da görülmüştür..Bendlere Terci'-hane, haneleri birleştiren beyitlere de vasıta denir. Terci-i bendin, ter­kib-i bendden ayrılığı, vasıta beyitlerinin her bendin sonunda aynen tekrar edilmesindedir.. Terci'lerde son benddee mahlas söylenir. Bent sayısı ve bentlerdeki beyit sayısı bakımından terkib-i bentle aynıdır. Beyitler terkib-i bent gibi uyaklanır. Terci-i bentte bentleri birbirine bağlayan vasıta beyiti her bentten sonra aynen tekrarlanır. Terci-i bentte vasıta beyiti aynen tekrarlandığı için konular arasında uyum olmak zorundadır. Dolayısıyla terci-i bentte konu bütünlüğü vardır. Vasıta beyitinin uyaklanışı ise farklıdır.

Özellikleri:

1. Bentlerden oluşmuş bir nazım şeklid

2. Her bent 8 ile 20 mısra yani 4 ya da 5-10 arasında beyitten oluşur

3. Bentlerin sayısı 5 ile 12 arasındadır.

4. Bentlerin kafiye düzeni gazeldeki gibidir.

5. Her bendin sonunda “vasıta beyti” adı verilen bir beyit bulunur. Ve bu beyit hiç değişmez. Eğer değişirse terkib-i bent olur.

I. Bend: aa ba ca da ea … vv


II. Bend: bb cb db eb fb … vv

6. Terci-i bentlerde vasıta beyti her bendin sonunda aynen tekrarlandığı için, aynı fikir çerçevesinde toplanan bir konu bütünlüğü vardır. Vasıta beyti şiire monotonluk vermeyecek şekilde güzel olmalıdır. Bu sebeple zor yazılan bir şiirdir.

7. Terci-i bendin konuları arasında felek, Allah’ın kudreti, kainatın sonsuzluğu, hayatın zorlukları, dünyadan şikayet vb. soyut konular ile mersiye, mehdiye, tevhid gibi nazım türleri ilk sırayı alır.

8. Aruzla yazılır.Terci-i bendlerde vâsıta beyiti her bendin sonunda aynen tekrarlandığı için, aynı fikir çevresinde toplanan bir ko­nu bütünlüğü vardır.

Bendlerde işlenen fikirlerin her bendin sonunda asıl fikre bağlanması, terkiblere göre terci' yazmayı daha da güçleştirmiştir,Terci'-i bendler divanlarda mütekerrir musammatlarla, hatta terkib-i bendlerle karıştırılmıştır.

Yahya Bey'in mu'aşşer olarak gösterilen birkaç medhiyesi terci' oldu-gibi. Gâlib Dede'nin Yusuf Sineçâk medhiyesi de terci’ değil mütekerrir bir müseddestir, Esrar Dede divanındaki dört terci’den ikisi terkib-i bend, biri müseddes biri müsebbâ'dır. Şeref Hanım divanında 4 muhammes ve 11 müseddese terci'-i bend denilmiştir.

Terkibler gibi terci'-i bendler de değişik konularda yazılmışlardır. Ama en çok devirden, felekten şikayet, mersiye ve özellikle medhiye terci' konusu olmuştur. Edebiyatımızda terci'-i bend çok kullanılmış bir nazım şeklidir.

Terci' yazan şairler arasında XIV. yüzyılda üç terci'-i bend ile Nesîmî, XV. yüzyılda biri mersiye olan üç terci-i bend ile Şeyhi, mehdiye konusunda iki terci-i bend söyleyen Ahmet Paşa ile daha sonraki devirlerde Cem Sultan, Hayreti, Fuzuli, Hayali bey, Nedim, Baki, Esrar Dede, İzzet Molla ve Ziya Paşa gibi şairler vardır.

Örnekler:

1. Bend

Tâli' oldı neyyir-i ikbâli devlet subhdem

Şu'le saldı âleme necm-i hidâyet subhdem

Kâ'inâtı kıldı mir'ât-ı cemâl-i sândan

Gark-ı envâr-ı hidâyet Rabb-ı izzet subhdem

Çokdan eylerdi cemâl-i bâ-kemâlin arzu

Ber-murâd oldı hele tâc-ı sa'âdet subhdem

Şeş cihâtı rûşen itdi tal'atından gün gibi

Buldı ziynet çârsû-yı mülk ü millet subhdem

Nâgehân bir toz kopardı bâd-ı pây-ı devleti

Rûşen oldı dîde-i a'yân-ı hazret subhdem

Nevbet ol şâh-ı cevân-baht-ı cinânundur deyu

Çaldılar eflâkden kûs-ı beşaret subhdem

Âfitâb-ı âlem-ârâ gibi zerrin tâc ile

Taht-ı simin üzre saldı ferr-i devlet subhdem

Sâye-i Yezdan penâh-ı dîn ü devlet HânMurâd

Dâver-i devrân mu'izz-i saltanat Sultân Murâd

5. Bend

Gül gibi halkı nesîm-i hulkı handan eylesün

Nevbahâr-i adli âfâkı gülistan eylesün

Âsumânun gûşe-i bâm-ı zümürrüd-fâmına

Kadri tâvûsı çıkup gün gibi cevlân eylesün

Kârgâh-ı dîn ü devletde düşen duşvâr işin

Hak Te'âlâ hazreti lutfmdan âsân eylesün T

âr-ı zülf ü turra-i hûbân-ı müşgîn-mû gibi

Sâl-i ikbâlin Hudâ bî-hadd ü pâyân eylesün

Karşusında ayagun tursun mülûk el baglasun

Kendü çıksun bârgâh-ı adle divân eylesün

Şevket-i İskender! dârât-ı Dârâ -kusûr

Mesnedün şimdengeru taht-ı Süleyman eylesün

Mülk-i Mısra nitekim bir bendesin sultân ider

Bir kulın salsun diyâr-ı Çîne hâkân eylesün

Sâye-i Yezdan penâh-ı dîn ü devlet Hân Murâd

Dâver-i devrân mu'izz-i saltanat Sultân Murâd

Baki

Tercî'-i Bend

1

Kabul eyler mi yâ Rab zahm-ı pür-nâsûrumuz bih-bûd

Kalır im yoksa bu âteşle dâğ-ı dil gibi pür-dûd

Alırsa pençeye yazık bend bu baht-ı nâ-mes'ûd

Kıyamet kopsa gevher tutsa âlem olmayanı hoşnûd

Ferah nâmın dahi yâd edemez bu cân-ı zehr-alûd

Rızâdır çâresi her ne dilerse hazret-i Ma'bûd

Belâ mevc-âver-i gird-âb-ı hayret nâ-hudâ nâ-bûd

Adem sâhi Merhı tuttu dirìga bang-i nâ-onevcûd

Düşüp dâm-ı hevâya hasret-i gül-zâr kaldım ben

Gidip nefsim Mesîhâ-veş sabâ bîmâr kaldım 'ben

Gül-d ümmîd "soldu mübtelâ-yı hâr kaldım ben

Bu gül-şen külhan oldu çeşmime nâ-çâr kaldıım ben

Şarâb-ı ye'se düştüm teşnen dîdâr kaldım ben

Başımdan aştı şeylâbı keder bîzâr kaldım ben

Belâ ımevc-âver-d girdaba hayret nâ-hudâ nâ-bûd

Adem sahillerin tutta dirìga bang-i nâ-mevcûd

Aceb ey Hızr-ı ma'nâ bî-nevâya himmet olmaz mı

Şefaat yoksa da bir tesliyet-gûn sohbet olmaz mı

Demem hâşâ bu nâ-kâma ümîd-i vuslat olmaz mı

Sezâ-vâr hitâb olmak gibi bir ruhsat olmaz mı

Ya ehliyyet mi lâzım bahşiş-i ehliyyet olmaz mı

Esîr-d derd ü firkat lâ-cerem ye's-ülfet olmaz mı

Belâ mevc-âver-i gird->âb-ı hayret nâ-hudâ nâ-bûd

Adem sahillerin tuttu diriga bang-i nâ-mevcûd

Eğer küstah isem de çâre ne bî-çâre uktendir

Hezâran kayd u bende düştüğüm avareliktendir

Gönül cem'iyyeti sevmezse de sadâreliktendir

Devadan şekvemdz var ise de bir pâreliktendir

Sirişkim bî-sebebdir menba'ı gam-hâreli!ktendir

Mahâldir gark-ı eşk olsa gözüm hun-bâreliktendir

Belâ mevc-âver-i gird-âb-ı hayret nâ-hudâ nâ-bûd

Adem sahillerini tuttu dinigâ bang-i nâ-mevcûd

Belâ bu 'kim dahi suret miyim ma'nâ mıyım bilmem

Sezâ-vâr-ı meges yâ lokma-i Anka mıyım bilmem

Esfavi pîç-tâb-ı zülf müşk-efzâ mıyım bilmem

Perîşânî-i gam menşuruna tuğra mıyım bilmem

Gam-ı Yûsuf'la dolmuş Mısr-ı istiğna mıyım bilmem

Garîk-ı Nîl-i hasret Gâh ibni rüsvâ mıyım bilmem

Belâ mevc-âver-i gird-âb-ı hayret nâ-hudâ mâ-bûd

Adem sahillerin' tuttu dirìga bang-i nâ-mavcûd

(Şeyh Galip)


 

TERCİ-i BEND'den



Sirkat çoğalup lâfz-ı sadâkat modalandı

Nâmus tamâm oldu hamiyyet yeni çıkdı

Hak söyleyen evvel dahi menfûr idi gerçi

Hâ'inlere amma ki ri'âyet yeni çıkdı
Devletlûlere bizleri tahkîr düşer mi

Biz âciz isek de yine mahlûk-ı Hudâ'yız

Bî-baht olanın bağına bir katresi düşmez

Bârân yerine dürr ü güher yağsa semâdan



Âyînesi işdir kişinin lâfa bakılmaz

Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde

Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdîr

Tekdîr ile uslanmayanın hakkı kötekdir

Nâ-dânlar eder sohbet-i nâ-dânla telezzüz

Dîvânelerin hem-demi dîvâne gerekdir

Bed-asla necâbet mi verir hiç üniforma

Zer-dûz pâlân ursan eşek yine eşektir

Milyonla çalan mesned-i izzetde ser-efrâz

Birkaç guruşu mürtekibin câyı kürekdir

Pek rengine aldanma felek eski felekdir

Zîrâ feleğin meşreb-i nâ-sâzı dönekdir

Allah'a sığın şahs-ı halîmin gazâbından

Zîrâ yumuşak huylu atın çiftesi pekdir

İnsana sadâkat yakışur görse de ikrâh

Yardımcısıdır doğruların Hazret-i Allah

Ziyâ Paşa

 

 



Çarşamba, 27 Mart 2013 19:46 tarihinde güncellendi