LİSEEDEBİYAT.COM

Edebiyatcıların Yeni Adresi

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Terkib-i Bend

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfMükemmel 

Bu Konuyu Facebook Profilinde Paylaş


 

Aynı vezinde 8–20 mısralık bendlerin birleştirilmesiyle yapılan nazım şeklidir.

 Bütün öteki musammatlarda olduğu gibi terkib-i bendlerde de bendlerin mısra sa­yıları aynı olması gerektiği halde bazen Fuzuli’nin Sultan Süleyman Medhiyesi Terkib-i Bendi’nde yaptığı gibi mısra sayıları 8-10-12-14-16 olarak değişen bendlerle de terkib yazılmıştır.

            Terkib-i bendlerde bend sayısı genellikle 5-7 bend arasındadır. Ama Nâbî ve Leylâ Hanım'da olduğu gibi 3 ve 4 bende kadar inen, Bağdatlı Ruhî ve Esrar Dede'de olduğu gibi 17 bende kadar uzayan terkib-i bendler de görülmüştür.

Terkib-i bendlerde bendlere Hâne, daha tam adıyla Terbîb – Hâne bendleri birleştiren beyitlere de Vâsıta ya da Bendiyye denir. Hâne ve Vâsıta'nm tümüne"de Bend adı verilir. Şairler son bendde mahlaslarını söylerler. Terkib-hâne'de mısralar ya gazelde olduğu gibi beyit be­yit kafiyelenir ya da bütün mısralar birbiriyle kafiyelidir. Vâsıta, bendlerin sonunda iki mısra'ı aralarında kafiyeli bir beyittir. Her bendin vâsıta beyti bendden ve öteki vasıta beyitlerinden ayrı kafiyelidir. Bu kafiyeleniş şekli terkib-i bendleri müsemmem ve mu'aşşer gibi musammatlardan ayıran en önemli özeliktir. Buna karşı cok az da olsa musammatlar gibi kafiyelenen yani vâsıta'nm bendiyye ile aynı kafiyede olduğu terkib-i bendler yazılmıştır. Bunları da musammatlardan ayıran bendle­rinin mısra sayılarıdır. Bu durumda terkîb-i bendîerin kafiye şekilleri şöyle gösterilebilir:

1) aaxaxa ... w         bb xb xb ...       yy    (örnek 1)2) aaaaaa ... w         bb bb bb            yy     (örnek 2)3) aa xa xa ... aa      bb xb xb            aa     (örnek 3)

Bu üç kafiye şeklinden en çok birincisi kullanılmış­tır. Bazı divanlarda şairler ve müstensihler terkib-hâne mısrâlarının hepsi kafiyeli olan ikinci şekli musammat sayarak müsemmen ya da mu'aşşer olarak adlandırmışlarsa da bu şeklin on mısrâdan çok uzun olanlarının da görülmesi bunlara terkîbhâne adı verilmesini zorunlu kıl­maktadır

            Terkib-i bend edebiyatımızda çok kullanılmış ve bu nazım şekliyle hemen her konu işlenmiştir: Münâcât, na't gibi dinî konularda, medhiye, hiciv, hayattan ve felekten yakınma, felsefî ve tasavvufî fikirlerin söylenmesinde, hatta aşk konusunda hep terkib-i bendden yarar-lanılmıştır. Ama terkib-i bendin asıl konusunun olduğunu söylemek de yanlış olmaz, Edebiyatımızda terkib şeklinde söylenmiş pek çok Âl-i abâ mersiyeleri ya­nında, şairlerin padişah, şehzade ve diğer devlet büyük­leriyle kendi yakınları ve dostları için söyledikleri

ter­kib-i bendler, mersiyeler de çoktur. Ahmed Paşa (ölm. 1496–97)'nın Yahya ve Bâkî'ye de örnek olan Şehzade Mustafa Mersiyesiyle Necati Bey (ölüm1508-09)'in Şeh­zade Abdullah ve Şehzade Mahmud mersiyeleri, Yahya Bey (ölüm 1582)Şehzade Mehmet ve Şehzade Mustafa mersiyeleri bu arada ilk akla gelen mersiyelerdir.

            Mersiyeden sonra bendlerde ençok işlene konu “mehdiye”dir. Şeyhi’ni Sultan Çelebi Mehmed’e yazdığı Bağdatlı Ruhî’nin Kanuni’ye yazdığı, Şeyh Galib’in Raşid Efendi’ye yazdığı, Cem Sultan’ın filiğin zalimliğinden yakınmak için yazdığı medhiyelerde olduğu gibi.

 

Nizâm-ı âlem olan pâdişâ sağ olsun                                  

Mevlâ ilâhi cennet-i firdevs ana turag olsun

Ziyâde ede yaşum gibi rahmetin

Enîsi gâ'ib erenler celisi ehl-i safâ

Şefîki rûh-ı Muhammed refiki zât-ı Hudâ

Hayât-ı bakîye erişdi rûhı ey Yahya

Nasibi olmasa tan mı bu cîfî-i dünyâ

Hakîkaten sebeb-i rif'at oldı düşmen ana

Çekildi âlem-i balâya hemçü murg-ı hümâ

Garîbler gibi gitdi o yollara tenhâ

Kodı bu kesret-i dünyâyı kıldı azm-i bekâ

Sipihrün âyînesinde göründi rûy-ı fena

(7.Bend)

Yazuklar ana reva görmedi bu râyı gözüm                             ….

 

            Edebiyatımızda Terkib-i Bend şairi olarak Bağdatlı Ruhi’nin ayrı bir yeri vardır.Devrinde gördüğü aksaklık, haksızlık, yolsuzlukları, insanların zayıf ve kötü taraflarını alaylı bir dille hicvetmiş ve devrinde çok tanınmış ve sonraki şairlere ilham kaynağı olmuştur. Ziya Paşa’nın yazdığı terkibler bunun örneklerindendir.

 

Terkib_i Bend (1)                                                                

 Örnekler:        

 

 N"olaydı görmeye idi bu macerayı gözüm

Boguldı seyl-1 belâya dağıldı erkânı

Cinayet etmedi cânî gibi anun canı

Akıtdı yaşumuzı yakdı nâr-ı hicranı 

Yalancmun kuru bühtanı buğz-ı pinhâru

Felek o canibe döndürdi şâh-ıdevrânı

Geçerler idi geçende o merd-i meydânı

Vebale koydılar âl ile Al-i Osmânı

Tolundı mihr-i cemâli bozuldı divânı

Ecel celâllleri aldı Mustafa Hânı

(1. Bend)Meded meded bu cihânun yıkıldı bir yanı

(Şehzade Mustafa Mersiyesi)            

Terkib-i Bend (2)          

Bağdatlı Ruhi                

Ser-halka-i rindân-ı melâmet-keş-i aşkız                                      

Hâlâ ki biz üftâde-i hûbân-ı Dımışkız

Ma'lûm olur ahvâlimiz erbâb-ı vefaya

Bu matla'-ı garrâyı okı ebsem ol andan

Derlerse buluşdun mı o bî-berg ü nevaya

Ruhîyi eger bir sorar ister bulunursa

Âdâb ile var hizmet-i yârân-ı safâya

Bağdad'a yolun düşse ger ey bâd-ı seher-hîz

Alındı gönül bir sanem-i mâh-likâya

Olduk nereye vardık ise aşka giriftar

Uyduk dil-i dîvâneye dil uydı hevâya

Devreylemedik yer komadık bir nice yıldır

Kim renc-i sefer bâ'is ola izz ü âlâya

Koyduk vatanı gurbete bu f ikr ile çıkduk

Gam çekmeyiz uğrarsak eğer derd ü belâya

(17. Bend)Verdik dil ü cân ile rızâ hükmi kazaya

Ser-halka-i cem'iyyet-i peymâne-keşânız….

Biz mest-i mey-i meygede-i âlem-i canız

Meyhanedeyiz gerçi velî aşk ile mestiz

Hem-kâse-i erbâb-ı diliz arbedemiz yok

Âlâlara âlâlanınz pest ile pestiz

Bu âlem-i fânide ne mir ü ne gedâyız

Düşmez yere zîrâ okumuz sâhib-i şastız

Erbâb-ı garaz bizden ırağ olduğı yeğdür

Hâtır-şiken-i zâhid-i peymâne-şikestiz

Mâ'il degülüz kimsenün azarına amma

Pây-ı hum-ı meydür yerimiz bâde-perestiz

Sadrın gözedüp neyleyelüm bezm-i cihanım

Biz mâ'il-i bûs-ı câm u kef-i destiz

Ter-dâmen olanlar bizi âlûde sanır lîk

Biz ehl-i harâbatdanız mest-i elestiz

Sanman bizi kim şîre-i engin- ile mestiz

(1. Bend)

 

 Yahya BeyNot: Bu konu Prof. Dr. Haluk İPEKTEN’in Eski Türk Edebiyatı Nazım Şekilleri adlı kitabından yararlanılarak hazırlanmıştır.

                   

Çarşamba, 02 Kasım 2011 12:27 tarihinde güncellendi