LİSEEDEBİYAT.COM

Edebiyatcıların Yeni Adresi

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
ANA SAYFA > METİN İNCELEMESİ > SEZA - TEVFİK FİKRET

SEZA - TEVFİK FİKRET

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfMükemmel 

Bu Konuyu Facebook Profilinde Paylaş

Gariptir, ne zaman geçse pîş-i çeşmimden

Ufukta bir mütemevviç bulut, ya bir yelken,

Seza gelir o geniş rebhesiyle hatırıma.

Sezfi... O neş'eli, rikkatli bir tabiatti;

Bakarsınız mütelevvin, bakarsınız ciddî.

Demin getirdiği küçük bir vesile, hatırıma

Sezâcığın yine bir sergüzeşt-i ağrebini.

O bir sabah bularak bir çamın dibinde beni:

— Benimle şimdi gelirsen, demişti, zannederim

Pek istifadeli bir gün geçirmeyiz amma,

Epeyce eğleniriz...

— Pek güzel, Sezâ, giderim.

 

Evet, bugünkü gibi hâtırımdadır hâlâ:

Yeşil dikenler İçinden, yosunlu bir yardan

Sukut eder gibi İndik kenâr-ı deryaya.

Yağardı sahili tezyin eden ağaçlardan

Sedefli kumlara titrek rakîk bir saye

Bu gölgelikti Sezfi'nın sedir-i müntehabı,

Hayâlini buradan mezcederdi dalgalara.

Uzakta, Heybeli'nin tâ ucunda, martı gibi

Küşâde bâl-i tenezzüldü bir beyaz kotra.

Güneş, tulûa henüz haşlamış kadar mahmur,

Pamuk bulutların üstünde eyliyordu huzur;

.........

 

Uzak yakın bütün eşya, bütün bu sahiller

Güler gibiydi, fakat bir hazîn tebessümle;

Olurdu ra'şenümâ reng-i infiâl-i seher

Sedefli kumları hıis eyleyen köpükte bile,

Sükûn-ı manzaradan sanki hisseyâb olarak

Sezfi epeyce zaman kaldı öyle müstağrak;

Yüzünde aksi nünâyândı bir mülâhazanın.

 

Dedim:

- Bugün yine dalgınlığın pek üstünde.

- Hayır, şu gördüğünüz kotracık bizim adanın

Biraz hizasını geçsin, biraz bükülsün de...

Cevâb-ı nakısı rizân olup dehânından

Sükûta vardı yine. Kotra döndü, geçti; Sezâ

Elinde bir çalı, söz çıkmıyor lisânından.

Önünde kumları çizmekle oynuyor hâlâ.

—O kotra geçti, Sezâ...

— Hangi kotra? Ben hayran,

Refikimin yüzüne öyle kalmışım nigerân

O gün guruba kadar sonra her zaman, her gün

Bu bahsi tazelemiş, tatlı tatlı gülmüş idik...

"O hangi kotra, canım?" derdik. Âh evet, daha dün

Bu bahsi tazelemiş, tatlı tatlı gülmüş idik...

Bugün zavallı Sezâ sâkin-i cinan artık;

O kotra bahsi bir efsâne, bir yalan artık!

 

Mefâilûn feilâtün mefailün feilün

 

Metin incelemesi:

Biçim Yönünden:

Biçimi: Nazım.

Nazım biçimi: Yeni edebiyatın yeni nazım biçi­mi.

Ölçüsü: Aruz

Me fâ i lün/fe i lâ tün/me fâ i lün/fa'lün (fe i ün)

U fuk ta bir/mü te nev viç/bu lut ya bir/yel ken

Konusu: Şair, bu şiirinde "Seza" adını verdiği bir arkadaşıyla ilgili olan anısını anlatıyor.

Kafiye şeması: Şiirde özel bir kafiye düzeni vardır.

Kafiyeli olan, "Tabiattı/ciddi/ağrebini" sözlerin­de, son sesliler ortak olduğundan yarım kafiyedir. "Hâlâ/deryaya" sözlerinde de aynı durum vardır. Ahenk, son seslilerle sağlandığından yarım kafiyedir.

Dil özellikleri:

· Şiirin dili konuşma bölümlerinde sade, tasvir bölümlerinde ağırdır. Tasvir bölümlerinde yabancı söz ve tamlamalara çokça yer verildiğinden anlaşılması güçtür.

· Şair, bu şiirinde de nazmı nesre yaklaştırma başarısını göstermiştir. Dizeler yanyana getirildiğinde, ortaya bir düzyazı çıkmaktadır.

· Anlatımda "tahkiye" (hikâye etme-öyküleme) tekniği kullanılmıştır.

· Tasvirler, benzetmelerle canlı hale getiril­miştir.

Söz Sanatları:

Şiirde, "kum" sedefe, beyaz kotra görünümünde ötürü martıya; bulutlar ise "pamuk"a benzetilmiştir. Güneş, rahat ve mahmur olarak nitelendirilmekle in­san gibi düşünülmüş olduğundan "teşhis" (kişileştir­me) sanatı Yapılmıştır. Sahillerin gülmesi, hüzünlü olması ve köpüğün seaefli kumları öpmesi deyişlerinde de aynı sanatı görmekteyiz

İçerik Yönünden:

Gariptir, ne zaman geçse gözümün önünden

Ufukta dalgalanan bir bulut, ya da bir yelken,

Seza gelir o geniş alnıyla hatırıma.

Sezâ...O neş'eli, incelikli bir karakterdi;

Bakarsınız kararsız, bakarsınız ciddi,

Demin, küçük bir vesile, getirdi hatırıma

Sezâcığın yine garip bir macerasını.

O bir sabah bularak bir çamın dibinde beni:

-Benimle şimdi gelirsen, demişti, zannederim

Pek yararlı bir gün geçirmeyiz ama, Epeyce eğleniriz..

-Pek güzel, Seza, giderim.

Evet, bugünkü gibi hatırımdadır hâlâ:

Yeşil dikenler içinden, yosunlu bir yardan

Düşünür gibi indik deniz kenarına.

Yağardı sahili süsleyen ağaçlardan

Sedefli kumlara titrek, ince bir gölge.

Bu gölgelikti Sezâ'nın seçtiği sedir,

Hayalini buradan dalgalara gömerdi.

Uzakta, Heybeli'nin tâ ucunda, martı gibi

Gezinti kanatlarını açmıştı bir beyaz kotra.

Güneş, doğaya yeni başlamış kadar uykulu,

Pamuk bulutların üstünde hazır bulunuyo'rdu.

Uzak yakın tüm eşya, bütün bu sahiller

Güler gibiydi, fakat kederli bir tebessümle;

Her yeri titretirdi seher yelinin kırgın rengi

Sedefli kumları öpen köpükte bile bu görülürdü,

Manzaranın sakinliğinden sanki hisse alarak

Seza,öylece hayallerine dalıp gitmişti;

Yüzünde yankısı görünüyordu bir düşüncenin.

Dedim :

-Bugün yine dalgınlığın pek üstünde.

-Hayır, şu gördüğünüz kotracık bizim adanın

Biraz hizasını geçsin, biraz bükülsün de...

Eksik cevabını ağzından döküp

Sessizliğe vardı yine. Kotra döndü, geçti; Seza

Elinde bir çalı, söz çıkmıyor ağzından,

Önünde kumları çizerek oynuyor hâlâ.

-O kotra geçti, Sezâ...

-Hangi kotra?

Ben hayran,

Ben hayranlıkla arkadaşımın yüzüne öyle baka­kalmışım

O gün, günbatımına kadar sonra her zaman, her gün

Bu konuyu anmış, tatlı tatlı gülmüş idik...

"O hangi kotra, canım?" derdik. Ah evet, daha dün

Bu konu anılmış, tatlı tatlı gülmüş idik...

Bugün zavallı Sezâ, cennette bulunuyor artık;

O kotra konusu bir efsane, bir yalan artık!

Araştırmalar:

· Şiirde hikâye edilen olay şudur : Şair, "Sezâ" adını verdiği biriyle arkadaş olmuştur. Onunla kimi kez sahile iner, doğa ile başbaşa kalır ve denizi sey­reder. Sezâ, sürekli olarak hayallerine dalıp gider.

· Gezintilerinden birinde de gözleri uzaktan geçen be­yaz bir kotraya dalmıştır. Şair, Sezâ ile bu konuda konuşmak ister. Ne var ki, Sezâ, birkaç sözden sonra yine hayallerine dalıp gider. Şair, Sezâ'nın ölümünden sonra, tek başına Deniz kenarına iner. Birlikte ge­zip dolaştıkları yerleri gezer, onun dalgın hallerini anımsar ve üzülür.

· Şiirde Sezâ'nın portresi ile deniz kıyısının tasvi­ri yapılıyor. Tasvirler özellikle birinci bölümde yer alıyor. Bu tasvire göre Sezâ, geniş alınlı, neşeli, in­celiklidir. Kimi kez kararsız, kimi kez de ciddi gö­rünmektedir. Aşırı dalgınlığı da diğer bir niteliğidir. Deniz kıyısı ise ağaçlıktır. Ağaçların gölgeleri denizin kenarındaki sedefi andıran kumlara düşmektedir. Uzakta Heybeliada'nın ucunda beyaz bir kotra vardır. Açık deniz kıyısının görünümünü "her şey kederli bir gülümseyiş içindeydi" sözleri anlatmakta, "seherin kır­gın renkleri sedefli kumlarla öpüşmektedir" sözleri yansıtmaktadır. Şair, Sezâ ile ilgili tasvirlerinde yalın anlatım yolunu seçerek gerçekçi davranmıştır. Ancak deniz kıyısının anlatımında gerçekçi bir tutum izle­memiştir.

· Şair, "o kotra bahsi bir yalan artık" dizesiyle, Sezâ'nın artık yaşamadığını anlatmak istemiştir. Di­zedeki "yalan" sözcüğü, gerçek anlamda değildir; ha­yatın gelip geçiciliğini anlatan mecazlı bir söyleyiştir.

· Bu şiir, Batı edebiyatı etkisiyle ortaya çıkan modern bir nazım biçimidir. Aruz ölçüsüyle yazılması­na karşın, nazım birimi yönünden Divan şiirine uyma­maktadır. Nazım birimi "bend" lerden oluşuyor deni­lebilir.

Perşembe, 02 Ağustos 2012 11:49 tarihinde güncellendi  
ANA SAYFA > METİN İNCELEMESİ > SEZA - TEVFİK FİKRET