LİSEEDEBİYAT.COM

Edebiyatcıların Yeni Adresi

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
ANA SAYFA > DERS NOTLARI > 12. SINIF TÜRK EDEBİYATI > İsmet Özel - İSMET ÖZEL'İN HAYATI, EDEBİ KİŞİLİĞİ VE ŞİİRLERİ ÜZERİNE

İsmet Özel - İSMET ÖZEL'İN HAYATI, EDEBİ KİŞİLİĞİ VE ŞİİRLERİ ÜZERİNE

E-posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 8
ZayıfMükemmel 
İçerik Sayfaları
İsmet Özel
İSMET ÖZEL'İN HAYATI, EDEBİ KİŞİLİĞİ VE ŞİİRLERİ ÜZERİNE
Tüm Sayfalar

 

 

 

 

 İSMET ÖZEL'İN HAYATI, EDEBİ KİŞİLİĞİ VE ŞİİRLERİ ÜZERİNE

1940'lı yıllarda şiire yönelik tercihleriyle şiir geleneğine ciddi bir darbe vuran Garip Akımı'nın ya­rattığı şiirsel boşluk, ne Garip'le yaklaşık aynı zaman diliminde oluşan 1940 Kuşağı toplumcu gerçekçi­lerinin, ne de onlardan sonra doğan Hisarcılar tarafından gerektiği gibi doldurulabilmiştir. 1950'li yılla­rın başında, Garip Akımı'nın düzeysiz taklitçileri ve Hisarcılar'ın geleneğe bağlanmakla yetinen, yaratı­cılıktan uzak şiirleri arasında, Garip'in dışladığı imgeye yaslanarak şiir yazan Attila İlhan'ın, şiir adına gerekli yerde duruyor oluşu, söz konusu boşluk içinde dikkat çekici bir görüntü arz etmektedir.

1950'li yılların ortalarında, çok partili siyasî yapılanmaya geçiş sonucunda doğan özgürlük havası ve modernizmin toplumsal katmanlarda yer edinişi; başkent Ankara'da, toplumsal ve şiirsel oluşumla­rın, arayışların bir sonucu olan ikinci Yeni akımını meydana getirmiştir. Poetik açıdan Garip'e tepki olarak doğan bu akım ile XX. yüzyılın başında modernizmin getirdiklerini yoğunluğuna yaşayan Batı toplumlarının oluşturduğu "modern şiir" arasında, "aynı şeylerin neticesi olmak" noktasında yoğunla­şan bir bağ dikkat çekmektedir. Şiirde imgeyi öne alan ve çeşitli "deneylere" başvuran İkinci Yeni akı­mının, modern şiirin yörüngesine soktuğu Türk şiiri, "şiir adına geniş imkânlara" kavuşmuştur.

1960'h yıllara gelindiğinde ise, toplumsal bir duyarlık, kaygı taşımadıkları için eleştirilen İkinci Ye­ni şiiri, şairlerinin yarattığı etki bazında devam etmektedir. Bu arada 1960'dan başlayarak, ülkenin geçirdiği toplumsal sürecin, siyasî alandaki göstergelerinin artması, bu kuşak şairlerinin uzak kalama­yacağı bir duyarlığın oluşmakta olduğunu göstermektedir.

İkinci Dünya Savaşı'nın başladığı günlerde dünyaya gelen ve ergenliğini bu savaş sonrası or­tamda geçiren Özel, yukarıda sözünü ettiğimiz toplumsal süreçlerden oldukça etkiler alarak, bir taşra Çocukluğu ve ergenliği geçirmiştir. Potansiyel bir şairliğin bütün ham yapısını bu çocukluğundan ve kişisel dünyasından alan Özel'in, sanat alanlarından şiire yönelimini kaçınılmaz kılan daha pek çok nokta, neden olarak sıralanabilir, i. Özel'in 1962'den başlayarak şiire karşı ciddi bir ilgi gösterdiği gö­rülmektedir. 1962-1964 yıllarını kapsayan yaklaşık üç yıllık bir zaman dilimi içinde, şiirimizin gelenek­sel sesine ve ikinci Yeni'nin imgeye yönelik ilgisine yaslanan Özel, dünyada var olmuş bulunmaktan duyduğu sorunun yansımalarını kaleme almıştır. Şairin varoluş sıkıntılarını, cinsel bunalımlarını çocuk­luğuna çekilerek dindirmesini ifade eden bu şiirler de; ölüm, cinsel sıkıntı ve bedeni horlayış, sertlik ve yıkıcılık gibi dikkat çekici özellikler görülmektedir. Bu şiirlerinde akıp giden hayatla uyuşmayan, uyuş­maya da yanaşmayan bir "marjinal" görüntüsü çizen Özel, gür bir ses ve güçlü bir anlatımın arkasına gizlenen, henüz ortaya çıkmamakla birlikte gücünü fazlasıyla hissettiren bir "magma" selini içinde taşır. Geceleyin Bir Koşu adıyla toplanan bu dönem şiirlerini, Özel'in şiirinin "prototip"i olarak değerlendir­mek mümkündür.

1962 yılında Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne giren ve ardından bir yıl sonra Türkiye İşçi Partisine üye olarak sosyalist dünya görüşüne bağlandığını belgeleyen Özel'in, 1965'ten başlayarak bu dünya görü­şünün etkisiyle, bireysel bir duyarlıktan toplumsal bir duyarlığa geçtiği görülmektedir. 1963-1965 yılları arasını kapsayan iki yıllık bir zaman diliminde de sosyalist bir eylem içinde olan şairin, 1965'e kadar bireysel bir duyarlığı yansıtan, yukarıda sözünü ettiğimiz niteliklerde şiirler yazması düşündürücüdür. Bu bakımdan 1965 yılının Özel'in ve yakınında bulunan arkadaş çevresinin hayat içindeki konumları açısından önemli bir yeri olduğu söylenebilir, ilk olarak Dönüşüm dergisi etrafında gelişen sosyalist eylemlerin siyasî özellikler taşıması, şiire hayatında büyük bir önem veren Özel için, bir sıkıntının baş­langıcı olmuştur.

Partizan şiirinin, toplumsal duyarlığın ilk örneği olması ve siyasî terminolojinin şiir içinde yediril­meye çalışılmasının yarattığı sıkıntıyı yansıtması açısından, Özel'in şiir serüveninde önemli bir yeri vardır. 1965 yılında yazılan bu şiirle, önceki şiir evresinden kimi özellikleriyle bıçakla kesilmiş izlenimini veren ikinci şiir evresine geçen Özel'in, şiir noktasında büyük bir değişim yaşadığı söylenemez. Yine imgeye yaslanan, gür ve güçlü anlatımını muhafaza eden Özel'in şiirlerinde, değişen şeyi; "varoluşundan sorunlu bir ergen şairden, yaşadığından sorumlu bir entellektüel şaire geçiş" olarak ifade etmek mümkündür. Evet, İsyan adıyla kitaplaşan bu dönem şiirlerinde, ilk evredeki cinsel sıkıntı­nın, yaşamın akışına karışamayışın izleri kaybolmuş; onun yerine, hayata sevgili nazarıyla bakarak onu ciddiye almak ve sorumlu bir kişilik olarak vazifelerini yapma duygusu gelmiştir. Sosyalist oluşun etkisiyle halka karşı büyük bir ilgi gösteren, onların yaşantılarını şiire sokan Özel'in, bu türden yakla­şımlarında romantik öğeler bulunduğu kanaatindeyiz. Halka ait unsurları büyük bir maharetle kullanan Özel'in, sevgiliye ve arkadaşlığa yöneliminde de, kendi "ben"ini geriye çekemeyişin yarattığı çelişkinin bulunduğu da bir gerçektir. Geceleyin Bir Koşu'daki şiirlerde kendini gösteren bedenini horlayışın yeri­ni, artık iyiden iyiye "ben'in alması da bu noktada hatırlanmalıdır. Ben'in dikkat çekici diğer bir yansı­ması ise, sonsuz bir açlığın ifadesi olan "merak" temasında kendini göstermektedir. Kendi varoluşunu gerçekleştirmek amacını taşıyan bir isteğin uzantısı olan bu durumun, Özel'in kişilik yapısıyla yakından ilgili olduğu düşüncesindeyiz. 1969'da Ant dergisinde A. Behramoğlu, Ö.Mert, S.Berfe ile "sanatta gerici yönelimleri" hedef aldıklarını açıkça ortaya koyan bir çıkışın içinde gördüğümüz Özel'in, bu çıkı­şının, 11970 Martında yayın hayatına giren Halkın Dostları dergisiyle somutlaştırdığı görülmektedir. Nitelikli bir dergi olmaktan ziyade, sanatın düştüğü hâle yönelik tavrıyla edebiyatımızda yerini alan bu derginin yayınlanış sürecinde, en ön safta yer aldığını gördüğümüz Özel, 1970'den başlayarak kendi içinde bir çeşit inzivaya çekilmiştir. Dünya içindeki yerini sorgulayan, hayatın anlamını kavramaya çalı­şan şairin, bu günlerde, Geceleyin Bir Koşu'daki şiirlerine yansıyan benlik sorununu yeniden yaşama­ya başladığını söylemek mümkündür.

1970-1974 yıllarını kapsayan dört yıllık zaman dilimi içinde yoğun bir sorgulamaya giren Özel'in, bu sorgulamasını, 12 Mart 1971 muhtırasından sonra ülkede oluşan ortamın hızlandırdığı söylenebilir. Özel'in, Mazot şiirinden Amentü'ye kadar uzanan dokuz şiirini, bu sorgulamanın şiir halinde yansıma­ları olarak değerlendirilebilir. Bu şiirler, toplumsal ortamın kokuşmuş, boğucu havasını, anarşistçe yaklaşan şairin, gür ve güçlü sesinin yanında kendi varoluşundan kaygılanışının içerdiği bir hüznü ve acıyı da kapsamaktadır. Cinayetler Kitabı adıyla kitaplaşan sorgulama dönemi şiirlerini, şairin kişisel serüveninin yansımaları olarak değerlendirilebileceği gibi, 1970 yılların ilk yarısının panoraması olarak da değerlendirmek mümkündür.

1974 yılında yazılan Amentü şiiri, Özel'in geçirdiği sorgulamanın neticesine işaret etmektedir: İs­lâmiyet. Geceleyin Bir Koşu'daki şiirlerinden beri, bir benlik, kimlik sorunu yaşadığını belirttiğimiz Özel'in, sorununun çözümüne yönelik arayışlarının, özgürlüğünün peşine düşmek anlamına gelen sosyalizmden, güvenliğe teslim olmak anlamına gelen İslâmiyet'le noktalandığı kanaatindeyiz. Bu bakımdan Özel'in aynı yolu yürümekle sosyalist ve Müslüman olduğunu belirtmesi, bizce gerekli açık­lığa ve inandırıcılığa sahiptir.

Özel'in, 1974-1994 yılları arasını kapsayan süreçte yazdığı on yedi şiiri, Müslüman dünya görü­şüne bağlanmanın yarattığı şiirsel açılımlarla dikkat çekmektedir. Partizan kelimesiyle ifade edilebilecek bir sorumluktan, "dinsel bir insan" olmakla ulaşılan sorumluluğun, özde birliğinin ifadesi olan bu şiirlerde, ironik bakışın verdiği ince alay sezilmektedir. Bu tür şiirlerde imgenin geri plâna düşüşünün yarattığı şiirsel bir kayıptan söz etmek mümkündür. Tamamen zekâ ürünü bir kurgusallığın yanında, şairin, entellektüel tarafını da öne çıkran özellikler taşıyan bu şiirlerin bir çeşit işçilik ürünü olduğu da gözden kaçmamaktadır. Son derece lirik olmasıyla belirginlik kazanan Özel'in diğer şiirlerinin aksine bu şiirlerin, lirizmi sağlamayı zorlaştıracak derecede uzun olduğu da görülmektedir. Özel'in bu dönem şiirlerinde, bir başka dikkat çeken nokta modern hayata yönelik nesirlerinde yoğunlaşan eleştirel yak­laşımlarının şiirlere de yansımış olmasıdır. Şairin, modern hayatın yaşam alanı olan şehirlere yönelik hıncını, bu bağlamda değerlendirebiliriz. Bu şiirlerde, ölümün yeniden bir tema olarak yaygınlık ka­zanmasının, bu temanın şairin benliğini saran bir takıntı, yaratmanın bir unsuru olarak ele alınmaya yetecek özellikler taşıdığı görülmektedir.

1970-1974 yıları arasında varoluşuna dair bir sorgulama içine girdiğini belirttiğimiz Özel'in, 1984 yılında yazdığı Cellâdıma Gülümserken Çektirdiğim Son Resmin Arkasındaki Satırlar ve Of Not Being a Jew şiirlerinde, bu defa mevcut konumunda sabit kalarak, benzer bir sorgulama içine girmiş olması dikkat çekicidir. Şairin arayışlarının sürmesi olarak değerlendirilebilecek bu durum, yeni bir bağlanma­dan çok, yaratma sıkıntılarının yöneldiği bir kaynak olarak değerlendirilebilir. Bu değerlendirmeye kay­nak olan şiirlerden Of Not Being aJew’da, Özel’i yukarıda sözünü ettiğimiz uzun olmaktan dolayı, lirizmin kaybolması sıkıntısını aştığı görülmektedir. Kanaatimizce Özel'in en yetkin şiirlerinden biri olan bu şiir, şairin şiir adına kullanılabilecek ne varsa kullanmasından doğan bir öneme de sahiptir.

1994 yılından bu yana Hüsn ü Yusuf adıyla bilinen halk masalının kimi varyantlarında da oyna­malar ve eklemeler yaparak Bir Yusuf Masalı adıyla, bir çeşit mesnevî formunda şiirleştirmeye çalışan İsmet Özel'in, bu yöneliminde yaşının etkisinden söz edilebilir. Bir Yusuf Masalı'na kadar hiçbir şiirinde konuya yaslanmayan şairin, bu defa nasıl bir görüntü çizeceği merak konusudur.

Özel'in kişisel yaşam serüveninden aldıklarıyla ve şairin düşünce dünyasındaki derinlikle bütün­leşen şiirinin, üslûp özellikleri de son derece önemlidir.

Özel'in ilk şiirlerinden başlayarak şiirde ses kaygısı taşıdığı görülmektedir. Geleneksel şiirimizdeki sesten etkilenen bu şiirlerden sonra yazılan bütün şiirlerde de aynı kaygı değişik boyutlarda kendini göstermektedir. Kelime ve ses tekrarlarına başvurarak sağlanan armoni ve serbest veznin özenle ve bir disiplin dâhilinde kullanımıyla oluşan ahenk, şiirlerin diğer önemli bir özelliğidir. Bu güne kadar alt­mış bir şiir yazan şairin, az sayıda şiir yazmasına karşın, 4146 tekrarsız (tekrarlı 12920) kelime kul­lanması, şiirlerinin içerik açısından geniş bir yelpaze oluşturduğunu ve bazı içerik özelliklerinin sıkça tekrarlandığını göstermektedir. Ben, ölüm, hayat, yaşamak, çocuk gibi kelimeler Özel'in sıkça tekrar ettiği kelimelerdir. Şair, ayrıca, yeryüzü, gökyüzü, insan bedeni, ekonomi gibi alanlara ve durumlara ait kelimelere de çok başvurarak, söz konusu yelpazeyi daha da genişletmektedir.

Özel'in şiirlerinde isimler, gramer kategorileri arasında en dikkat çeken grubu oluşturmaktadır. Bu bakımdan, bütün şiirlerinde 5537 isim, 2085 sıfat ve 1647 fiil kullanan Özel, kavramları, durumları v.s. niteleyen değil, onlara ad koyan bir şairdir. Şair, ağızlarda yaşayan kelimeleri şiir dilinde kullanmada da oldukça başarılıdır. Çocukluğunda ve gençliğinde yoğun bir yakınlık duyduğu halkın dilini, şiirsel denemelerinde kaynak olarak kullanır. Kalgıtmak, irkitmek, esenlemek, bıngıldamak gibi fiillerin ya­nında, çaşıt, hacana, çevgen, pıtrak gibi isimlerin, bu tür kullanımlarda yer aldığı görülür. Özel'in üslû­bunda, sıfatlardan sayıca az olmalarına rağmen, fiillerin de önemli bir yeri vardır. Şiirlere sinen hareke­tin merkezi olan fiiller, isim ve sıfat yapılarak da sık kullanılmakta ve böylelikle söz konusu hareket alanı genişlemektedir.

Özel'in, özellikle Evet, isyan kitabında yer alan şiirlerinde ünlemlerin yarattığı, gür ve güçlü bir ses görülmektedir. İçerikleri dolayısıyla (30) eylem alanlarında okunmaya müsait olan bu şiirlerde, sık kullanılan "ey" ünlemi dikkat çekici bir kullanıma sahiptir "ki" ve "ve" bağlacının, ünlemlerin yoğunlaştı­ğı şiirlerdeki kullanımı bir başka dikkat çekici noktadır.

Bağlaçlarla kurulan karmaşık cümle yapılarından, basit cümle yapılarına kadar bütün cümle yapı­larını gerektiği gibi kullanan Özel'in, nesirlerinden gelen, sağlam bir cümle yapısına sahip olduğu gö­rülmektedir. Çeşitli teknik oyunlarla şiirlerini uzatıp, kısaltan şair, gerektiğinde tahkiyeli bir anlatım ya da lirik bir anlatıma rahatlıkla geçebilmektedir.

Kendi kişisel dünyasında yarattığı imgelerin, Özel'in şiirlerinde önemli bir yeri vardır. Soyut ve somut unsurları birbiriyle irtibatlandırarak, çocukluk anılarından ve psikolojik yapısından özgün ve çarpıcı imgeler yaratan Özel, 1974 sonrası şiirlerinde zaman zaman imgeyi geri plâna atmaktadır. Bu Şiirlerdeki ironik bakış, şiirlerin imgeyle değil, "intellect" ile yazıldığı izlenimini vermektedir.

Özel'in şiirlerinin, sıralamaya çalıştığımız özgün yanlarının oluşmasında, şiiri bir bütün olarak or­taya koyabilmeye yönelik titiz çalışmalarının etkisi büyüktür. Özellikle 1974 ve sonrası şiirlerinde "kurguca önem veren şair, Geceleyin Bir Koşu'daki kısa şiirlerindeki ahengi ve lirizmi, uzun soluklu şiirle­rine böylelikle ulaştırabilmektedir.

İsmet Özel'in 1964 yıılnda başlayıp 1991 yılında tamamladığı poetikası, Şiir Okuma Kılavuzu'nu Necip Fazıl'ınkinden sonra bütünlük ve kapsam itibariyle bir poetika olma özelliğini bünyesinde barın­dıran tek ciddi poetika olarak değerlendirmek mümkündür. Şiirin ne olduğu, nerede olduğu, insanların niçin şiire yöneldiği gibi soruların yanında, şiirle ilişkili olan ve bu yüzden de bir karmaşanın oluşması­na zemin hazırlayabilecek özellikler taşıyan ideoloji, nesir gibi konulara da eğilinen bu poetikanın, 1990-1991 yılları arasında yazılan bölümlerinde, Özel'in İslâmî bir bakışla şiire yönelmesi, kimi çelişki­ler yaratmaktadır. Bu çelişik noktalarda Necip Fazıl'ın poetikasındaki tutumuyla, Özel'inkinin yer yer benzeştiğini de söylemek mümkündür. Bu türden bir durum kanaatimizce, Özel'in şair kimliğinin Müs­lüman kimliğinin gerisinde kalmasından kaynaklanmaktadır. 1987-1990 yılları arasında Millî Gazete'de sadece siyasete değinen haftalık yazılar kaleme alan Özel'in bu yazıların yarattığı havadan hemen sonra poetikasının bu bölümünü kaleme almasının dikkat çekici bir tevafuk mu, yoksa tesadüf? Bir durum mu olduğu konusunda tereddüt içinde olduğumuzu belirtmekte yarar görüyoruz.

İsmet Özel'in edebiyatımızdaki yeri, bu tür özellikleri bünyesinde barındıran bir şiir yaratarak, 1960 sonrasının önde gelen şairleri arasında yer almakla sınırlı kalmaz. Özel, 1978 yılında yayınladığı Üç Mesele adlı denemesinde, teknik, medeniyet, yabancılaşma konularına getirdiği özgün yaklaşım­larla, 1980 sonrası Türk düşünce hayatında da önemli bir yer işgal eder. Onun getirdiği görüşlerin yaptığı etkinin, "İslamcı" olarak adlandırılan kesimdeki entelektüel gelişimin önünü açtığı söylenebilir. Ne var ki, bu entellektüel gelişimin, Özel'in entellektüelliğine koşut ilerleyen "tavrından", "kişiliğin"den pek bir şey almış gözükmediği rahatlıkla söylenebilir. Kanaatimizce Özel'in bu noktadaki konumu; şiiriyle, entellektüel yaklaşımlarıyla olduğu kadar kişilik özellikleriyle de son derece bütünlük arz eden, ancak yaşarken de, vefatından sonra da, fikirleri yağmalanan ama kişilik özelliklerinin benimsenmesi­ne yönelik hiçbir çabaya girilmeyen Mehmet Akif'e benzemektedir.

Özel'in diğer denemeleri de, Üç Mesele'nin yoğunluğuna erişememiş olsalar da, eğilinen sorunla­ra yöneltilen felsefik bakışla ve özgün çıkarımlarla önem arz etmektedir. Sözgelimi, şairin otobiyografik özellikler taşıyan Waldo Sen Neden Burada Değilsin? adlı eseri, 1960'lı yıllardan, 1980'li yıllara kadar uzanan süreç içindeki Türk toplumsal yapısındaki değişimleri, kırılmaları, sarsıntıları açıklıkla ortaya koyması bakımından, son derece önemli bir yere sahiptir.

Çalışmamız boyunca irdelemeye çalıştığımız ve burada kısaca sıraladığımız özelliklerden de gö­rüleceği gibi, İsmet Özel, dünyayı ve evreni kendine has bir bakış ile kuşatmaya çalışan, "soy bir şair ve som bir düşünce adamı" olarak edebiyatımızda, düşünce hayatımızda yerini almakta ve etkinliğini sürdürmektedir, (ismetozel.org)

 

 

 

 

 

 

 



Pazartesi, 14 Kasım 2011 19:26 tarihinde güncellendi  
ANA SAYFA > DERS NOTLARI > 12. SINIF TÜRK EDEBİYATI > İsmet Özel - İSMET ÖZEL'İN HAYATI, EDEBİ KİŞİLİĞİ VE ŞİİRLERİ ÜZERİNE