Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

-KİMSESİZLER-

Sokaktan geçen dedenin kulağına bir ağlama sesi gelir, sesin geldiği yere doğru gider, bahçeli evin kapısına doğru yaklaşır ve içeri doğru uzanır. Orada, iki çocuk ve kucağında bebeği olan bir anne görür. Duyduğu bu ses çocukların ağlama sesleridir. Çocuklar çok acıktıkları için annelerinden yiyecek bir şeyler isterler. Ancak anne de için için ağlamaktadır. Dede durumun farkına vararak hemen en yakın bakkala gider. Ekmek, peynir, zeytin gibi hem doyurucu, hem sağlıklı yiyecekler alır ve hemen çocukların yanına gider. Bahçe kapısını, küçük bir tıkla yavaşça açarak içeri girer ve elindeki yiyecekleri çocuklara doğru uzatır.
Çocuklar, dedeyi görünce hemen ellerindeki poşetlere sarılırlar. Yiyecekleri yemeye başlarlar. Bir tanesi öyle bir su içer ki, çocukların bu durumundan dede çok etkilenir, yüreği acır.
Artık onlar için çok güzel günler başlayacaktır.
Kim olduğu bilinmeyen bu dede, çocukların annesi Serpil’i bir terziye işçi olarak yerleştirir. Bu kimsesiz ailenin, bir kimsesi vardır artık. Çocukların dedesi, Serpil Hanım’ın da babası olmuştur. Onlarda dedelerini bırakmazlar ona sahip çıkarlar. Dedeciğin de sevgiden
sevilmekten başka bir dileği de yoktur aslında.
Birlikte uzun ve güzel zamanlar geçirirler. Kızlar üniversiteli olmuş, Serpil’in saçları ağarmıştı.
Aradan geçen yıllar, hayat dedeyi iyice yaşlandırmış ve yatağa düşürmüştü. Bir gece başında dua ve kuran okuyan Serpil ve kızlar bir baba gibi saydığı dedelerini kaybettiler. Hepsi de çok üzgündü.
Dede çok güler yüzlü, yardımsever bir insandı. Herkes O’nun bir emekli maaşından başka bir şeyi olmayan yoksul biri olduğunu sanıyordu.
Fakat dedenin mirası çok büyüktü. Ölümünden sonra eve gelen bir avukat bu durumu açığa çıkarmıştı.
Dedenin kendi el yazısıyla yazdığı vasiyet mektubunda, kızı Serpil’in mirasa hak sahibi olduğunu, mirasının tümünü ona bıraktığını ifade etmişti…
Mektubunda son sözlerini; “Küçücük bir iyiliğin karşısında bana evlerini açan. Beni seven, değer veren sevgili aileme bu iyiliğin meyvesini bırakıyorum,” diyerek bitiriyordu.
Serpil ise her gün babasının mezarına gider hiç aksatmadan o günkü dualarını ederdi.
Babasının bıraktığı mirasın bir bölümü ile öncelikle bir yardım kuruluşu açtı. Diğer kısmını işletti, çok çalıştı, çoğalttı. İşleri büyüttü. Ülkenin neresinde bir yetim, kimsesiz, ihtiyacı olan her kim varsa yardımına koştu. Onların ihtiyaçlarını giderdi. Yaşlı bakım evleri açtı. Açları doyurdu. Hastaya sağlık, işsize iş temin etti. Sevabını da babasının ruhuna hediye etti.
*********************************************************

-DUVAR-
İnşaat sahibi müteahhit yeni yaptırdığı inşaatı bitirmiş fakat inşaat bittiği halde istimlak duvarını yıkmamıştır ve her gün o binanın duvarı için komşularla kavga eder. Yine bir gün bakkalla kavga ettiği sırada aniden bir ses duyulur, çocuklardan biri hemen kahvenin önünde kavga eden müteahhit ve bakkalın yanına gelerek;
Bakkala seslenir:
Ali Abi koş oğlun inşaatın orada, üstüne duvar çöktü der.
O sıra Bakkal Ali, oğlunun yanına giderken müteahitte;
oğluma bir şey olursa bak bu senin sonun olur, der.
Müteahhit öylece susar ve kalır.
Ali inşaatın yanına gelince oğlunu yerde baygın bir halde görür ve;
Ambulans çağırın diye bağırır.
Ambulans geldiğinde Ali çocuğunu hastaneye götürür, ama çok geçtir, çünkü oğlu aşırı kan kaybetmiş ve ayağı duvarın altında kalmıştır.
Aradan bir hafta geçer ama Hasan iyileşip hastaneden çıkmış, koltuk değnekleriyle yürür.
Kahvenin önünden geçen müteahhit, bakkal Ali’yi görür Ali müteahhite;
Allah inşallah seninde başına verir, diye beddua eder.
Müteahhit ters bir cevapla;
benim suçum yok ve yine de o istimlak duvarını yıkmayacağım, der. Bakkal;
neden?
Müteahhit;
Çünkü o duvar yıkılırsa inşaata yağmur suları dolar ve inşaat çöker der.
Bakkal,
İnşallah senin üzerine çöker, der yine beddua okuyarak Allah oğluma verdiklerini senin başına versin der ve oradan uzaklaşır.
Bakkala yarım saat sonra haber gelir; inşaata müşteri gelip daireyi almaya gelenler olur. Bu sırada Müteahhit evi satmak için müşteriye ev tanıtırken istimlak duvarı başına çöker ve oracıkta ölür.
SONUÇ :Böylelikle bir insanın duasını almayıp bedduasını alan kişi ALLAH katında cezasını mutlaka bulur…
*************************************************************

-SOLARKEN BÜYÜTTÜM-
Şengül, 3 çocuğunu bir trafik kazasında kaybetmiştir, ama çocuklarını büyütmek ve yetiştirmek için elinden gelen her şeyi yapmıştır. Bir pazar günü çocuklarıyla bir parka gitmiş ve o parkta dikkatsizlik sebebiyle çocukları arabanın altında kalmıştır. O günden beri Şengül, üç çocuğunun özlemi için de kavrulmuş, yüreği acı ile dolmuştur. O üç çocuk, ona yalnızlığını hissettirmiştir. Haftada 1 gün çocuklarının kabrine gider ve özlemini giderirdi. Çocuklarının ölümünden;
1 yıl sonra;
O gün, onun için değişik bir gündü, sabah güneşiyle uyanmıştı, kapının önünde bir adam çiçek satarak, “güzel güllerim, menekşelerim, lalelerim var” diye bağırıyordu, hemen aklına çocukları geldi. Çünkü; çocuklarının adı da gül, menekşe, lale idi, koşarak dışarı çıktı.
Satıcıya sordu “kaç para,” diye?
Satıcı Şengül’e “5 lira abla,” dedi.
Satıcı ısrarla “papatyadan al,” dedi.
Şengül, “hayır sen bana gül, menekşe, lale ver,” dedi. Şengül acısını kimseye anlatmak istemez ve satıcıdan çiçekleri alıp, hemen eve gelip, çiçekleri toprağa koyup, suladı. Çiçekleriyle güzel günler geçirip, onlarla arkadaş gibi mutlu zaman geçirmeye başladı. Onları 3 evladının yerine koydu.
2 ay sonra;
Şengül sürekli her gün balkonda çiçekleri sulardı, aşağı mahallede oturan Mehmet bey, her gün Şengül’ü balkonda çiçek sularken, onu çiçeklerle konuşurken görürdü. Kapının oradan geçen Mehmet bey usulca seslendi;
Mehmet bey; “bakar mısınız,” diye?
Şengül; “efendim,” dedi.
Mehmet bey; “kusura bakmayın sizi her gün bu çiçeklerle konuşup, onlarla çok ilgilendiğinizi görüp, merak ettim,” dedi.
Şengül; “evet ama bu sadece beni ilgilendirir,” dedi.
Aradan geçen uzun bir zamandan sonra, Mehmet bey iki, üç gün o balkonlu evden hiç haber alamaz olur. Şengül’de artık balkona çıkmıyordur. İyice meraklanır. Sabredemeyip kapısına kadar gider. Ancak Şengül’ü göremez. Şengül’ün çocukları gibi büyüttüğü çiçekleri balkonda, çocukları gibi solup gitmiştir.
İyice yaşlanan Şengül hayatını kaybetmiş, çiçekleri ise onun mezarında canlanmıştır…

Üye Girişi