Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

FABL - MASALLAR ve FIKRA ŞİİRLERİ

  1. MASALCI NİNE –MEHMET NECATİ ÖNGAY   
  2. AKILLI KEÇİLER- AYLA ÇINAROĞLU   
  3. KERTENKELE VE TİMSAH- ÖMER LÜTFÜ ŞADOĞLU    
  4. ASLANLA FARE-LA FONTAİNE    
  5. ÇÜRÜK ELMA- ÖMER LÜTFÜ ŞADOĞLU                     
  6. İKİ YUVA- HAKKI SUNAT    
  7. KURT MASALI-ORHAN SEYFİ ORHON    
  8. ÇİFTÇİNİN ÖĞÜDÜ- İBRAHİM ALAADDİN GÖVSA    
  9. AĞUSTOS BÖCEĞİ İLE KARINCA -TEVFİK FİKRET    
  10. KÖR İLE KÖTÜRÜM- TEVFİK FİKRET    
  11. İKİ YOLCU- TEVFİK FİKRET    
  12. OLDU, BİTTİ- TEVFİK FİKRET    
  13. KAVUK - ORHAN VELİ KANIK    
  14. DOĞURAN KAZAN- ORHAN VELİ KANIK    
  15. EŞEĞİN YEMİ- ORHAN VELİ KANIK                  SAYFA:2 /11-20   
  16. İNCİ -İSMAİL HİKMET ERTAYLAN

SAYFA:1 /01-10

1-MASALCI NİNE –MEHMET NECATİ ÖNGAY

Otururken dizlerinin dibine,
Şeker korum hırkasının cebine,
Gözlükleri arkasından süzerek beni,
Der: Ne istiyorsun yine bir tanem?
Masalcı ninem.

Bir varmış bir yokmuşla başlar masala;
Ben bir doru taya binerim o, bir al taya,
Peri padişahının sarayına doğru
Yol alırız, dörtnala.

Soluğu mis kokar,
Dudaklarından bal akar.
Birlikte uçarız kuşlar gibi,
Kış yüzü görmemiş ülkelere.
Kendi çalıp kendi oynayan,
Dalından düşünce yürüyen
Büyülü elmalar dolu
Karlı dağ eteklerinde buğulu,
Havuzları çifte kuğulu
Bahçelere,

Sonra size söyleyeyim kardeşler,
Göz açıp yummadan kavuşuruz
Keloğlan'ın kapatıldığı yere.
Açılmaz kapılan açarız,
Kurtarırız Keloğlan'ı.
Bir kır tay da ona buluruz;
Tekrar yola koyuluruz.

Geçilmez ormanlardan geçeriz;
Su vermez çeşmelerden içeriz.
Yüzerek korkunç kan ırmağım,
Aşarız geçit vermez Kafdağı'ın.
İnsan etiyle karın doyuran,
Özgürlüğe zincir vuran
Kanlı devi uykusunda avlarız;
Onu kendi zinciriyle
Kırk katırın kuyruğuna bağlarız.



AKILLI KEÇİLER- AYLA ÇINAROĞLU

İki keçi
Daracık bir köprü üstünde karşılaştı.
İkisi de birbirinden inatçı:
-Önce ben geçeyim.
-Önce ben geçeyim, derken
Cumburlop dereye düşüverdi
İkisi birden. Canlarını zor kurtardılar.
Sonraki günlerde bir gün gene Karşı karşıya geldiler
Aynı köprü üstünde.
Bu kez akıllandılar ya:
-Buyrun geçin, yol sizin.
-Önce siz buyrun efendim.
-Yoo, siz geçiniz önce.
-Sizgeçin önce, rica ederim...
Onlar böyle nezaketle
Yol veredursun birbirine
Bir tavşan, bir kirpi
Bir sincap, bir tilki
Bir karınca ordusu
Birçok böcek, kertenkele
Ve dahası yaşlı bir kaplumbağa
Geçtiler köprüden salına salına.
Baktı ki keçiler
İşe yarar bir yöntem değil bu da.
Sonunda kafa kafaya verdiler
Ve birer trafik lambası diktiler
Köprünün iki başına.
Ooh, işte şimdi
Herkes geçeceği zamanı biliyor
Köprüden sırayla geçiyor.


KERTENKELE VE TİMSAH- ÖMER LÜTFÜ ŞADOĞLU

Bir gün yavru kertenkele
Der ki, "Anne, gel bir hele,
Irmağa bak, şu yıkanan
Ağabey ne kocaman.
Haydi onunla bir konuş,
Ne yemiş de böyle olmuş?
Cüce kalmışım sayende,
Dev olmak isterim ben de."

Annesi telaşla der ki,
"Timsaha özenmek neyine,
Sen önce bak gökyüzüne.
Yem olmadan şu leyleğe
Çabuk ol da gir evine."



ASLANLA FARE-LA FONTAİNE

Herkes herkese yardım etmeli,
Ben büyük o küçük dememeli.
İki masalım var bunun üstüne,
Başka da bulurum isteyene

Aslan toprakla oynuyormuş bir gün;
Bir de bakmış pençesinde bir fare,
Aslan, aslan yürekliymiş o gün,
Kıymamış canına, bırakmış yere.
Boşuna gitmemiş bu iyiliği.
Kimin aklına gelir,
Farenin aslana iyilik edebileceği?
Etmiş işte, hem de canını kurtarmış.
Günün birinde aslan
Biraz çıkayım derken ormandan,
Düşmüş bir tuzağa,
Ağlar içinde kalmış;
Kükremiş durmuş boşuna,
Bereket fare usta yetişmiş imdada:
Bu iş kükremekle değil,
Kemirmekle olur demiş.
Başlamış incecik dişlerini işletmeye
Gelmiş ipin hakkından kıtır kıtır.
Bir ilmik kopunca ağdan hayır mı kalır?
Sabır, biraz da zaman
Güçten öfkeden daha yaman.



5-ÇÜRÜK ELMA- ÖMER LÜTFÜ ŞADOĞLU

Alımlı bir elma, kırmızı, iri.
Bir sızı duymuş yüreğinde,
"Eyvah, hapı yuttum" demiş,
"Tünel açıyor kurdun biri."
Derken ağaca çıkmış bir oğlan,
En kırmızısı bu ya, Koparıp ısırmış yanağından.
Ağzına alır almaz Elmayı atmış çocuk.
"Gittik de çürüğünü bulduk."
"Vay başıma gelenler" demiş kurt,
"Ne hale geldi bizim yurt."
Doğrusu bu iş yaramış sineğe,
Bayılırmış elmanın çürüğüne.
Asalakların
Kimi sevinmiş, kimi saçını yolmuş.
Olan boynu bükük elmaya olmuş.  



İKİ YUVA- HAKKI SUNAT

Sordum bir gün arıya:
"Yok mu senin bir yuvan?"
Vızıldayıp gösterdi
Bana koca bir kovan.
Dönüp sordum serçeye.
"Ya seninki nerede?"
Cik cik dedi:
"Benimki Dal üstünde tepede."
Annem bana o akşam
Öğütler veriyordu.
Güzel güzel dinledim,
Bana şöyle diyordu:
"Senin yuvan ikidir:
Biri okul, biri ev.
Kıymetini iyi bil,
Sev onları, çok çok sev."  


KURT MASALI-ORHAN SEYFİ ORHON

kurt bir akşam acıkmıştı
dağlarda ava çıkmıştı

bakınarak sağa sola
geldi en işlek bir yola

dedi:”bu çok güzel bir yer,
bir kısmetim varsa eğer,

ayağıma gelir kendi.”
seçtiği yeri beğendi.

geçti öyle hayli zaman
bir katır çıktı uzaktan

titretti bir sevinç kurdu,
çıktı yol üstünde durdu.

katır dedi: ”kurt arkadaş!
öyle uzak durma, yanaş..

bilirim ne diyeceksin,
açsın, beni yiyeceksin..

ye, âfiyet olsun ama,
bak bir şey geldi aklıma

etim pek tatlı bir ettir
fakat kemiklerim serttir

getireyim sana bir satır,
kemiğimi onunla kır..

mademki son demimdeyim,
böyle bir iyilik edeyim

sana ölümümden evvel..”
-peki. .git de çabuk gel..”

kurdu aldattı bir satır
getireyim diye katır.

2
geçti yine hayli zaman
bir at göründü uzaktan

kişneyerek şahlanıyor
dağı kimsesiz sanıyor..

titretti bir sevinç kurdu,
çıktı yol üstünde durdu.

at dedi ki: ”kurt arkadaş!
öyle uzak durma, yanaş..

bilirim ne diyeceksin,
açsın, beni yiyeceksin..

ye,  âfiyet olsun ama,
bak bir şey geldi aklıma

bilmiyorsun ne cinstenim,
öğren aslım nedir benim

getireyim berâtımı
bildiğin arap atı mı,

yoksa huysuz bir beygir mi
bilinmeyen şey yenir mi?

mademki son demimdeyim,
büyük bir iyilik edeyim

sana ölümümden evvel..”
”-peki, git de çabuk gel..”

getireyim diye berat,
kurdu aldatıp gitti at…

3
geçti yine hayli zaman
bir koyun çıktı uzaktan

titrek sesiyle meliyor
güle oynaya geliyor

titretti bir sevinç kurdu,
çıktı yol üstünde durdu.

koyun dedi:  ”kurt arkadaş!
öyle uzak durma,  yanaş..

bilirim ne diyeceksin,
açsın, beni yiyeceksin..

ye,  âfiyet olsun ama,
bak bir şey geldi aklıma

ne oyunlar bilirim ben,
bir kere gör de, neşelen

eski sevincin azalmış,
belli, gönülcüğün dalmış

bir kederli düşünceye
yiyeceksen neşeyle ye..

mademki son demimdeyim,
böyle bir iyilik edeyim

sana ölümümden evvel..”
”-haydi, oyna güzel güzel..”

kurt aldandı bu oyunda,
kaçıp kurtuldu koyun da.

4
artık sular kararmıştı
gece etrafı sarmıştı

tenha,  sessiz bütün yollar,
ne gelen var, ne giden var..

zavallı kurdun karnı aç,
bir lokmaya bile muhtaç..

akıtıyor gözyaşını,
artık akılsız başını

keskin taşlara vuruyor,
şöyle söylenip duruyor:

”bulmuştun bir âlâ katır,
ye, düşünme gönül hatır..
nene lâzım senin satır,
kasap mıydın behey sersem?
bana lâyıktır gebersem..

”bulmuştun bir semiz at,
ye etini sırt üstü yat..
nene lâzım senin berat?
kadı mıydın behey sersem?
bana lâyıktır gebersem..

”bulmuştun bir âlâ koyun,
ye de,  uzan yüzükoyun
nene lâzım senin oyun?
köçek miydin behey sersem?
bana lâyıktır gebersem…”

kurt, zavallı, bütün gece
inleyip durdu delice..

gün doğarken işi bitti,
açlığından ölüp gitti…


ÇİFTÇİNİN ÖĞÜDÜ- İBRAHİM ALAADDİN GÖVSA

Vaktiyle bir çiftçi varmış.
Tecrübeli, ihtiyarmış.
Hastalanıp yatmış bir gün;
Çocukları mahzun, küskün.
Toplanmışlar etrafına,
Demiş: “Kulak verin bana!”
Çünkü artık yavrularım.
Öleceğim, ihtiyarım.
Son sözleri babanızın
Aklınızda iyi kalsın.
Tarlamızda hazine var,
Kazarsanız altın çıkar.

Çiftçi ölür üç gün sonra.
Tarla kalır çocuklara
Kazma, kürek çalışarak
İçindeki taşı toprak
Yapar gibi uğraşırlar,
Ne altın var, ne mangır var.
Fakat dolar şimdi tarla
Altın gibi başaklarla.

Çiftçi şunu demek ister:
“Haydan gelen Hû’ya gider.
Hazır para çabuk yenir.
Çalışmanız hazinedir.”


AĞUSTOS BÖCEĞİ İLE KARINCA -TEVFİK FİKRET

Karıncayı tanırsınız
Minimini bir hayvandır
Fakat gayet çalışkandır
Gayet tutumludur, yalnız
Pek hodgamdır, bu bir kusur:
Hodgam olan zalim olur.

Bir gün ağustos böceği
Tembel tembel ötüp durmak
Neticesi aç kalarak
Karıncadan göreceği
Bürudete bakmaz, gider
Bir lokma şey rica eder
Der ki: - Acıyınız bize
Çoluk çocuk evde açız
İanenize muhtacız.
Karınca bir yüreksize
Layık huşunetle sorar:
- Aç mısınız? Ya o kadar
Uzun, güzel günler oldu.
O günlerde ne yaptınız?
Böcek inler: - Açız, açız
Bakın benzim nasıl soldu
O günlerde gülen, öten
Sazla, sözle eğlenen ben
Bugün bakın ne haldeyim!
Vallah açız, billah açız,
Halimize acıyınız!
Karınca eğlenir: - Beyim,
Şimdi de raksedin, ne var?
"Yazın çalan kışın oynar."


10-KÖR İLE KÖTÜRÜM- TEVFİK FİKRET

-Bak arkadaş, ne ben sağlam
Bir adamım… – Ne ben tamam
Bir insanım – Ben kötürüm.

– Ben de körüm;

Hem anadan doğma körüm.

-Ben de kırk yıldır kötürüm;
Değil iki adım atmak,
Ayağa kalkamam hattâ:

-Ya ben? Değil görmek, bana,
Kirpiğimi kıpırdatmak

Bile nasip olmamıştır

Böyle yaşamak pek ağır
Bir yük; şundan kurtulaydım!

-Ben de günlerimi saydım,
Bitip tükenmedi gitti.
Dünyaya geldiğin gibi
Gitmek de elinde değil.

Çekmek kolay, ölmek müşkül!

Neyse kısmet, çekeceğiz.
-Ben düşündüm ki ikimiz.
Tam bir insan olmak için
Her şeye mâlikiz: Senin
Kuvvetli bacakların var.
Benim gözlerim de bakar.
Ben senin gözün olurum.
Gecen, gündüzün olurum.

-Ben de sana bacak, ayak.
-Öyleyse hiç düşünme, kalk;
Senin için
Ben bakarım ve görürüm.
-Ben de seni istediğin
Yere alır, götürürüm.
Böyle işte:
İki mihnet birleşince
Bir teselli hâsıl olur,
Mihnetliler de kurtulur.

mâlik: sahip olma,
mihnet: sıkınt

 

İLGİLİ İÇERİK

CUMHURİYET DÖNEMİ ŞİİRLERİ

DİVAN EDEBİYATI ŞİİRLERİ

HALK EDEBİYATI ŞİİRLERİ

KONULARINA GÖRE ŞİİRLER

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI İLE İLGİLİ ŞİİRLER

19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA HAFTASI ŞİİRLERİ

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK ve ÇOCUK BAYRAMI ŞİİRLERİ

ATATÜRK ŞİİRLERİ

ÖLÜM ŞİİRLERİ

TÜRKÇE İLE İLGİLİ ŞİİRLER

ÇANAKKALE İLE İLGİLİ ŞİİRLER

İSTANBUL İLE İLGİLİ ŞİİRLER

BAŞÖRTÜSÜ ve ÖRTÜNMEK İLE İLGİLİ ŞİİRLER

AY ŞİİRLERİ

MARŞLAR

ÇOCUK ŞİİRLER

Üye Girişi