Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

İKİ KERE NİKAHLANIP KIZ OLARAK ÖLMEK

 

İKİ KERE NİKÂHLANIP KIZ OLARAK ÖLMEK

Ninemin arkadaşıydı. Birkaç ayda bir köyden gelir, bir gece bizde misafir kalır, ninemle sabaha kadar dini konularda sohbet ederlerdi. Ona “Yörük Nine” derdik. Her gelişinde biz çocuklara bazen ceviz, bazen badem, bazen de kestane getirirdi. Ninem bazen takılır, “Bu yörük nineniz hâlâ kızdır.” der onu güldürürdü.

Biz çocuklara bakarken gözlerinin tâ içleri güler, büyük bir sevgi ile başımızı okşardı. Şimdi, çocuk sevgisi ile yanıp tutuştuğunu anlar gibi oluyorum. Köyde nişanlamışlar. Nişanlısı bir süre sonra askere alınmış. Bir daha hiç haber alamamış. Öldü demişler. Bir kaç yıl bekledikten sonra biriyle nikâhları kıyılmış tam düğün günü eşi Çanakkale Cephesi’ne alınmış. Birkaç hafta sonra “şehit” haberi gelmiş. Üzerinden fazla zaman geçmeden sahipsiz, koruyucusuz kalmasın diye amcaoğlu ile nikâhlamışlar. O da Çanakkale’ye gönderilmiş, o da orada kalmış. Birkaç zaman sonra, öldü sanılan ilk nişanlısı tebdil hava ile yaralı, çok hasta bitkin bir halde köye dönmüş. Köyün yaşlıları yaralının bakacak kimsesi olmadığından, “Ancak sen bakarsın” diye nikâh kıyarak yaralıyı onun evine getirmişler. O yokluk, çaresizlik, tedavisizlik günlerinde çok iyi bakmasına çabalamasına rağmen o da ölmüş.

Kendi köyünde de, komşu köylerde de bütün eli silah tutan erkekler çeşitli cephelerde tükendiği için bir daha hiç evlenememiş. “Neden evlenmedin?” diye şaka ile soranlara “Ah nasıl evlenecektim ki. Beni alacak bütün adamlar öldü... Gari başkalarını öldürmem didim...” diyerek gülerdi. Bu gülümseme içinde yeni neslin unutulmuş dramını sezer gibi olurdum.

Üye Girişi