Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

TARİHİMİZDE ÖNE ÇIKAN KADINLAR


İspanya Kraliçesi İzabel, Fransızların özgürlük savaşçısı Jeanne D’Arc, Rusya’nın Katerina’sı ve Britanya’nın meşhur Elizabethler’i Batı tarih yazarlarının kahraman olarak sundukları kadınlardır. Ya bizim kadınlarımız! Zihnimizde yaratılmış imgeye göre tarihte bizim kadınlarımız hep acziyet sembolü olarak aksettirilmiştir. Kimi kadın analığına ya da hayırlarına dem vurularak yüceltilenler olsa da, Hürrem Sultan gibi örneklerle genellikle fitnelere sebep gösterilmişlerdir. Oysa Sultan Abdülmecit’in annesi Bezm-i Âlem Valide Sultan gibi nice fedakâr hayırsever kadınımız var olmuştur. Kendi özel geliriyle yaptığı hayır hasenatının yanı sıra, Haliç üzerindeki Galata Köprüsünün, Gureba Hastanesi’nin ve pek çok okul ile matbaanın inşa ettirenidir. Hastanesi hâlâ şifa veriyor ve adına bir de üniverrsitemiz var. Gerçek şu ki tarih, imparatorluklar ile meşhur insanların olduğu kadar hakikatlerin de mezarıdır, Tarihimiz pek çok kadın kahramanla şanlıdır. Selçuklu devletini kurtaran, Tuğrul Bey’in eşi Altun Can Hatunu kimseler duymamıştır. Hansa Hatunu, Süyümbike Hatunu işitmemişizdir. 13. yüzyılda Kayseri’ye bir kadının vali olduğundan, dünyanın ilk kadın örgütünü kuran Fatıma’dan, Türk-Islam saraylarında şiir söyleyen, Batılı müzisyenlerden üstün kadın bestekârlarımızdan bihaberizdir. yandan yakın tarihimizde dünya savaşı ve kurtuluş savaşı sırasında cephede ve gerisinde mücadele veren kadınlarımıza az çok aşinayız

Niçin bilmiyoruz?

Tarih, kimi zaman acımasızdır. Zalimler kahraman, kahramanlar zalim addedilecek kadar! Ve maalesef ki bu acımasızlıktan en çok da kadınlarımızın tarihi nasibini almıştır. Kimi zaman tarih yazarlarımız erkek olduğu için ötelendi kadınlar... Kimi zaman ise, yeni nesil kadınların tarihlerindeki örnekleri görerek potansiyellerini bilmesi engellenmek istendi. Aşağılık psikolojisine hapsedilmek maksadıyla bu bilgilerin üzeri kasıtlı kapatıldı. Çünkü nesli doğuran ve yetiştiren olarak kadının kendini bilmesi ya da bilmemesi hayati öneme sahipti. Kadının şuur sahibi ve azimli olması, ait olduğu ülke, kültür ve medeniyeti de o denli yücelecekti.

Her birine yer veremesek de bilim-sanat alanında ve sosyal yaşamda öncü olan kadınlarımızdan bazılarını hatırlayalım.

 

 

Dünyanın ilk kadın örgütü
Bacıyan-ı Rum, Ahi Evran’ın eşi Fatma Bacı tarafından oluşturulmuş, yeryüzünün ilk kadın örgütlenmesidir. Moğol istilasıyla sarsılan Anadolu’nun toparlanmasında bu örgüt siyasi, ticari ve sosyal alanda faal çalışmıştır. Kimi zaman örgüt kadınları erkekleriyle at binip silah kuşanarak savaşmışlardır.

 

Dünyanın ilk kadın hükümdarı: Tomris Hatun

 

 

 

 

Yunanlıların ‘Leydi Origana’ dediği Tomris Hatun altıncı yüzyılda yaşamıştır. Türkleri birleştirip Turan birliğini kuran Alp Er Tunga’nın torunudur. Evlilik teklifini reddettiği İran hükümdarı Kirus’la savaşa girerek muhteşem bir zafer kazanmıştır.

NASA tarafından Venüs’te bir kratere isim

Mihri Hatun, erkek egemen divan şiirinde ün yapmış, Sultan Beyazıt zamanında Amasya’da yaşamış bir şairdir. NASA tarafından Venüs’te bir kratere ismi verilmiştir. Almanya, Avusturya ve Hollanda başta olmak üzere birçok yabancı ülkede müfredata girmiş, şiirleri okutulmuştur. Kadınlardan bahsediyor olsak da burada değinmek gerek; Bilge hükümdar Halife Memnunun hak ettiği onur anısına da ay üzerindeki bir kratere ‘Almanon’ ismi verilmiştir.


Dünyanın ilk üniversitesinin kurucusu

Fatima Al-Fihri, 1150 yıl önce dünyanın ilk üniversitesini kurmuştur. Buradan mezun olanlar kimya, fizik ve matematik alanlarında önemli gelişmelere imza atmışlardır. Fas’da bulunan ve dünyanın en eski üniversitesi olan Karaviyyin hâlâ eğitim vermektedir.

Usturlabın mucidi


Meryemü’l İcliyye ilk usturlabı yapan kişidir ki hassas usturlaplar yapma konusunda oldukça yetenekliydi. Usturlaplar yön bulmakta, zamanı gösteren, güneş ve yıldızların konumunu belirleyerek onları izlemekte kullanılan oldukça faydalı aletlerdi. Teleskobun icadından önce en önemli astronomik gözlem cihazı olarak kabul ediliyordu.

Cerrah kadınlar

15. yüzyılda Amasyalı hekim ve cerrah Şerafeddin Sabuncuoğlu tarafından yazılmış olan resimli eserde ileri seviye ameliyat teknikleri gösterilmektedir. Ayrıca aynı eserde tarihte ilk kez kadın cerrahlar iş başında gösterilmiştir. Biliyoruz ki, IV. Murat zamanında İstanbul’un en ünlü fıtık hekimi bir kadındı: Saliha Hatun. Muayenehanesinin önünde kadınlı erkekli uzun kuyruklar oluşurdu.


Madam Curie’nin öğrencisi

Prof. Dr. Remziye Hisar, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın ldmyacısı Fransa’nın Sorbonne Üniversitesi’nden mezun olan ilk Türk kadını ve dünyaca ünlü bilgin Madam Curie’nin öğrencisi olmuş tek Türk

 TRT VİZYON DERGİSİ

Üye Girişi