Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

ÇEDOMİR'iN HİKAYESİ

Polis Çedomir’in bu fotoğrafı savaş sırasında çekilmiş. Haç, tesbih, Ayetel Kürsi gibi bütün dinlere ait sembolleri üzerinde taşıyordu. Hepsinin hatırası vardı. Kimisini komutanı, kimisini yaşlı bir kadın vermişti.

1992-95 yıllarında 42 ay devam eden kuşatma sırasında Saraybosna’da kalan Ortodoks bir Bosnalı idi Vesna Domuz. Eşi Çedomir ile polis teşkilatında birlikte çalışıyorlardı. 10 yaşında Teo ve 6 yaşında Sanya adlı iki çocukları vardı.

 Sırplar Avrupa’nın en büyük 4. ordusu ile şehri bombalamaya başlayınca onlar gibi Ortodoks olan Çedomir, ülkesinin bölünmesine karşı çıkarak Bosna-Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’in yanında yer aldı. Etrafına topladığı 30 kişilik birliğiyle İgman dağında Sırp güçlerine karşı savaşmaya başladı. Kahraman babasını sesi titreyerek anlatan Teo, onun zaten bütün insanları seven, haksızlıklara tahammül edemeyen biri olduğunu söylüyor. Ancak, babasını Boşnaklara yakınlaştıran taze bir olayı da anlatıyor. Çedomir, savaştan birkaç ay önce hastalanır ve ameliyat olması gerekir. Eşi ve annesi kan aramak için karakola gider. Kan vermeyi kabul eden 9 kişi de Müslüman’dır. Savaş başlayınca Boşnak, Hırvat ve Sırp polisler de kendi aralarında ayrılır. Sırplar, Çedomir’in de kendi saflarına katılmasını bekler. O ise eşi Vesna’ya düşüncelerini şöyle anlatmıştır: “Eğer bu insanlar benim hayatımı kurtardıysa bundan sonra onların beni öldürmek istediğine, benimle savaşacaklarına inanamam. Sırpları, Ortodoksları sevmediklerine inanmıyorum. Yaşadığım ülkeye karşı borçluyum, buna karşı sorumluyum. Ülkemi koruyacağım ve onun için savaşacağım. Benim için başka bir ülke yok.”

İgman dağına çıkan Çedomir, kendi grubuyla, Sırp cephesini yararak, dağdan şehrin girişindeki havaalanına kadar güvenli bir geçiş koridoru açar. Bu sayede günde 2 bin bomba düşen Saraybosna’da mahrumiyetler içinde yaşamaya çalışan Boşnak halka dış yardımlar ulaştırılır. Çedomir’in birliğinde Adnan isimli Müslüman bir arkadaşı vardır. İgman dağı kurtulmadan can verirlerse yan yana defnedilmek için sözleşir, vasiyetlerini yazarlar. Ayrıca, kim hayatta kalırsa, savaştan sonra diğerinin ailesine bakacaktır. O yılın temmuz ayında ‘Eğer sağ kalırsam savaştan sonra bir daha çıkmayacağım; ama savaş devam ederse sağ kaldığım sürece de inmeyeceğim.’ dediği İgman dağında vurulur Çedomir. Gömülmek için söylediği yer hâlâ Sırpların elindedir. Bir arkadaşı gizlice götürüp defneder oraya. 5 ay sonra da Adnan şehit olur. Bayramiç’teki şehitliğe götürülür naaşı. Eşyalarının arasındaki not defterinde komutanı Çedomir ile sözleştikleri vasiyet bulunur. Şimdi İgman dağında koyun koyuna yatıyor iki şehit. Komutan Çedomir’in mezar taşına kırık bir gül dalı işlenmiş, yüzlerce yıl barışın hakim olduğu bu topraklarda kırılan güzel duyguların sembolü olsun diye.

Bosna-Hersek’te herkes onun şehadetine inanıyor. Vesna Hanım, Müslüman olduktan sonra eşinin mezarında ne okuyacağını düşünür. Rüyasında onu tabutunun içinde ellerini ağzına kapatmış bir durumda görür. Danıştığı bir cami hocası, kelime-i şehadeti diliyle söylememiş olsa bile eşinin şehit olduğu şeklinde yorumlar bu rüyayı.

20 Temmuz 2007