Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

AHMET MUHİP DRANAS - GÖRÜNTÜ ŞİİRİNİN İNCELEMESİ

"Yüzü esrarlı bir adam
Penceresinde bu akşam
Çisentiyle temizlenen
Parlak damların üstünden
Bir ışık nehri akmada
Şehrin üstüne semadan;
Şakır sessizliği bozmadan
Kanatları altın kuşlar
Güneş batmaya kadar.
Batıdan doğuya uzanan
Geniş bir gökkuşağından
Sükûn bir rahmet halinde
Arza inmede, inmede
Ve ellerini duaya
Kaldırmada her şey güya.
Penceresindeki adam,
Yüzünde ne sevinç ne gam,
Alabildiğine geniş
Gözlerini ufka dikmiş
Sanki bir ebediyete
Bakmada hayret içinde."

AHMET MUHİP DIRANAS


"GÜL ALIRLAR GÜL SATARLAR"

 

AHMET Muhip Dranas'ın ölümü ile büyük şiirimizin feyizli bir dalı daha kırıldı. Türkçenin ve Türkün içine düşürüldüğü dil ve gönül anarşisinden yeni Dranaslar bir daha çıkar mı? Ama nasıl çıkar, çıkar ise hangi dille yazar? Bilemiyorum.

Son 40 yılın şiirini, büyük şöhretleri, yenilikleri, şiirlerine hiç bir ideoloji katılığı kondurmayışları ile dolduran üç Ahmet vardı. Ahmet Kutsi Tecer, Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Muhip Dranas, birer birer gittiler...

"Gitti Mecnun, hâne-i dehri bize ısmarladı
Bir harab avdır kalır divâneden divâneye"

Ahmet Muhip Dranas’ın, biraz felsefe ile karışık, kelimeleri biraz zorlayan, duygusu, dostluğu, hayranlığı ağır basan dünyasını, size ancak bütün şiirleri ile anlatabilirim. Fakat bir ’’özet” yapayım dedim, ”ŞİİRLER” kitabını, bir daha okudum. Çok tanınmış, kimi ihtişamlı ve uzun şiirlerinin yanında, az tanınmış gösterişsiz bir şiirinde karar kıldım. Şiirin adı GÖRÜNÜ... Dranas'ın duygularını, kâinata hayranlığını, bu şiirde âdeta karşıma asılmış bir tablo veya bir kabartma halinde buldum:

Bu şiirde dünyanın güzelliğine hayranlık ve hayret vardır. ’’Yüzü esrarlı Ahmet Muhip, penceresinde, hiç bir gam veya sevinç alâmeti taşımaksızın, gözlerini ufka dikmiş ve hayret içinde, sanki bir ebediyete bakmaktadır."

Pencereden baktığı zaman, bir günbatısı vaktidir. Yani Ahmet Haşim'in, daha birçok şairlerin tercih ettikleri, dünyanın bambaşka ve esrarlı güzelliklerle renk zenginliğine büründüğü zaman parçasıdır.

Ancak, Muhip bu katı zamanın güzelliğini, (kendisinin de başka şiirlerinde sık sık başvurduğu) sembollerle anlatmıyor. Belki tabiat, sembolleri aşan bir güzellikte olduğu için çıplak manzarayı tercih ediyor:

Büyük ihtimalle bir gül mevsimi akşamı. Damlar... yağmur çisentisi ile temizlenmiş bir apartmanın bilmem kaçıncı kalından bakılan bir şehir. Gün kavuşurken, şehrin üzerine sanki bir ışık nehri akıyor. Kanatlan altın rengine dönüşen kuşlar, sessizliği bozmadan ötüyorlar.

Şehirde çok defa hasret kaldığımız sükûn (sessizlik), batıdan doğuya doğru uzanan bir lütuf halinde iniyor.

Bu gökkuşağı, alım kanatlar, bu sessizlik, manzaraya hayran bakan şairi, birden bire (şiirlerinde zaman zaman görüldüğü üzere) bir manevî havaya, İlâhi duyguya, dini bir vecde götürüyor. Yunus’un Allaha yalvaran bütün canlı ve cansızları gibi, Dranas'a da öyle geliyor ki:

"Ellerini duaya
Kaldırmada her şey güya"

Yani Batıda "Panteizm” denilen, bizim tasavvuf felsefesini bir tarafıyla andıran; tabiat ve dünyadaki her varlığın Allah’ı takdis ve teşbih ettikleri duygusu şairi sarıyor.
Hemen bütün şiirlerinde kâinata hayranlık, dünya güzelliklerine hayret duygusu, Muhib'in içindeki bütün küçük kalıntıları, kirleri, azapları o "çisenti" gibi yıkamaktadır.
Onun için kavgalar boşunadır ve şairlerin işi kavga değildir. Onun için insanlık güzel duygular taşımaktadır. Bildirici, kavgacı, sınıfçı, kinci, manzumelere karşı"... Sevmek ki..." adlı şiirinde biraz daha açık konuşuyor:

" Aç mısın kardeşim, gel olanı bölüşelim,
Ama şiirlerimle seni doyuramam ki;
Tâ yıldızlara değin uzansa bile elim
Daha ötelerine, daha... duyuramam ki

Güzellikleri alır satarım, gelişim bu.
Güzel tellalıyım ben; alan var mı?
Neşem bu Güzel’le yüceltirim insanlığı işim bu,
Çirkini kabayı, hamı kayıramam ki.

Kim zafere erecek? Zafer ne? Bir akşamda
Güneşi bağlamaksa geceye karşı, ya da
Haykırmaksa gür... varım, bir güldür açan ama
Kini bir hançer gibi kından sıyıramam ki”

Ahmet Muhip Dranas da hayattan çekildi. Şiirlerini edebiyatımızın hâzinesine bıraktı. Bence, hiç olmazsa beş on şiiri ile ölümsüzlerimiz arasında o da yerini aldı.
Sanatımızın, şiirimizin hâzinelerine bakmayacak kadar tembelleştirilmiş, morfinlenmiş, ilgisiz ve yoksul kılmışlar bizi. Okuyucularımız olsun, bu ilgisizlik, bu yoksulluk sınırını açsınlar. Yunuslara, Bakîlere, Fuzulilere, Nefî, Nedim ve Şeyh Galipler ile Karacaoğlanlara uzanabildikleri kadar uzansınlar.

Hele şiirimizin yakın zamanlarına bilhassa el atsınlar. Necip Fazıllar, Muhipler, Tanpınarlar, Necatigiller, Haşimler, Yahya Kemaller, Akiller, Arif Nihat Asyalar, kitapları ve ışıl ışıl dünyaları ile kolayca uzanacağınız raflarda sizi beklerler.

Şiirler okundukça güzelleşir, zenginleşir, bize de zenginlik verirler. Bakarsınız biz de güzel alır, güzel satarız da şu cüceliklerden kurtulanlardan oluruz.

AHMET KABAKLI, Türk Edebiyatı, Ağustos 1980

 

Üye Girişi