Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

FUZULİ - GÖRDÜM OL HORŞİD HÜSNÜN İHTİYARUM KALMADI

GAZEL İNCELEMESİ

1) Gördüm ol horşîd hüsnün ihtiyârum kalmadı
   Sâye tek bir yerde durmağa karârum kalmadı

O güneşin güzelliğini gördüm ve ihtiyarım, iradem elimden gitti. Bir gölge gibi hiçbir yerde duramıyorum.


Gölgenin iradesi güneşin elindedir. Gölge güneşle beraber yürür ve bir yerde durmaz. Çünkü güneş daimâ şarktan garba doğru yürür.
Burada güneş, hakikî sevgilidir. Çünkü âşığın iradesini almıştır.
Tasavvufî manâda da beyledir. Âşıkta irade olması için kendisini var telakki etmesi lâzımdır. Hâlbuki âşık varlığım sevgilide ifna etmiştir.
Karar burada iki manâyadır: Biri huzur ve rahat, diğeri de herhangi bir şeye karar vermek. Bu iki manâda irade şarttır. Burada karar kelimesi her iki manâda kullanılmıştır.

2) Bir gün olmaz tal'atın görmek müyesser âh kim
   Zerrece ol gül yanında i’tibârum kalmadı

Onun didârım, güneş gibi doğuşunu, güzelliğini görmek bir gün bile müyesser olmadı. O güneş yanında zerre kadar itibarım, değerim kalmadı.

İkinci mısradaki «gül» değil «gün» olacaktır. Sevgili güle benzetilirse de bu beyitte gül hayali ile alâkalı bir şey görülmüyor. Zerre kelimesi de daima güneşle beraber gelir. Burada birincisi mısradaki gün, muayyen bir zaman müddeti, ikinci mısrada ise güneş manasınadır.
Birinci mısradaki tal'at kelimesi tulu' ile alâkalıdır.
Hakikî sevgilinin güzelliği bütün kâinatta görülür. Lâkin zâtı görünmez.
Zerre, güneş huzmesi içinde kaynaşan tozdur. Zerre güneşi görür, fakat âşık göremez. Zerre en hakir ve değersiz bir şeydir. Karanlık bir yere sızan güneş ışığı içinde ancak görünür. Güneş ise zerreyi gösterendir. Kâinatta tek görünen hayat menbaıdır. Şâirin nazarında güneşin hiçbir değeri olmayan zerre kadar bile itibarı yoktur. Zerre görüyor, şâir göremiyor.

3) Pâk kıldı sûretümden za’f dehr âyînesin
Eyle mahv oldum ki bir zerre gubârum kalmadı

O kadar zayıfım ki bu zayıflık dünya aynasından benim sûretimi temizledi. Dünya aynasında artık görünmüyorum.

Öyle mahvoldum ki bir zerre tozum kalmadı.
Aynada dahi görünmeyen bir suret, bir şekil yok demektir. İkinci mısradaki zerre kelimesinden anlıyoruz ki dünya aynası dediği güneştir. Güneş yuvarlak ve parlaktır.
Gubar toz topraktır. Madenî aynaları ince kumla parlatırlar, temizlerler. Bunu birinci mısradaki pâk kelimesinden anlıyoruz. Pâk bir manâda dünya aynasından şâirin şeklini silip yok etmek, ikinci manâda aynayı temizlemek, parlatmaktır.
Şâirin sureti, şekli bir varlık ifade eder Bu aşık için lekedir, istenmeyen bir şeydir. Çünkü âşık yok olmak isten Bu sebepten dünya aynasından benim sûretimi temizledi diyor.

4) Gam günü hem-demlerüm gark oldular göz yaşuma
    Silmeye göz yaşumı bir gam-güsârum kalmadı

Aşk ıstırabı içinde o kadar gözyaşı döktüm ki arkadaşlarım, dostlarım benim gözümün yaşı içinde boğuldular. Gözyaşımı silecek bir dert ortağım kalmadı.

Hem - dem kelimesindeki «dem» den gözyaşının kanlı olduğunu anlıyoruz.
Gözyaşını silmek aynı zamanda teselli etmek manâsınadır.

5) Rüzigârum hoş geçerdi âh kim devrân dönüp
    Oldu ahvâlüm harâb ol rüzigârun kalmadı

Zamanım, hayatım güzel geçerdi. Ah ki felek ters döndü, ahvâlim harap oldu, o günlerim kalmadı.

Hoş geçen zaman, Elest Bezminde Hak ile visâl hâlindeki zamandır. Lâkin madde âlemi yaratılıp felekler dönmeye başlayınca anasır âlemine düşen âşık, aşkın türlü ıstıraplarıyla kıvranıyor, ahvâli harap oluyor. O eski visâl günleri geride kalıyor.

6) Râh-ı ışk içre mana ancak fenâ maksûd idi
Şükr kim maksûda yetdüm intizârum kalmadı

Bu anasır âlemine düştükten sonra bütün arzum, bu benlikten kurtulup yine Hakk'a, o güzel günlere dönmek idi. Allah'a şükrolsun ki maksadıma eriştim, artık bekleme devresi bitti.

7) Ey Fuzûlî il kamu ağyârum oldu yâr içlin
    Sûz-ı dilden gayrı bir dil-sûz yânım kalmadı

Ey Fuzûlî, o sevgili uğrunda herkes, her şey bana ağyar oldu. Yani aşk yolunda halk beni anlamadı, ta'n etti. Her varlık artık benim için ağyar oldu. Hiçbirini sevmiyorum. Benim için içi yanan bir tek dost kaldı, o da gönlümün yanışı.

Yukarıdaki beyitte dediği gibi fenâya erince, fânî olan her varlık onun için ağyar oluyor. Çünkü yok oluyor.
Sûz-ı dil, gönül yanışı ile dil-sûz, gönül yakan arasında akis sanatı vardır.

FUZULİ DİVAN ŞERHİ, PROF.DR. ALİ NİHAT TARLAN, KÜLTÜR BAKANLIĞI

 

 

İLGİLİ İÇERİK

FUZULİ - EĞER ÇIKSA İDİ DERDÜN CİSMDEN DERDÜM Kİ CANDUR BU

FUZULİ - BUDUR FARKI GÖNÜL MAHŞER GÜNÜNÜN RUZ-I HİCRANDAN

FUZULİ - KEREM KIL KESME SAKİ İLTİFATUN Bİ-NEVALARDAN

FUZULİ - BENDE MECNUN'DA FÜZUN AŞIKLIK İSTİDADI VAR

FUZULİ HAYATI ve ESERLERİ

FUZULİ-ÖYLE SERMESTEM Kİ İDRAK ETMEZEM...

FUZULİ-BERCESTELER

FUZULİ-ÂL-İ ABÂ MERSİYESİ

FUZULİ - LEYLÂ VE MECNUN AÇIKLAMASI

SON EKLENENLER

Üye Girişi