Kullanıcı Oyu: 4 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin değil
 

GAZELLER VE MESNEVİ PARÇALARI

1. Dostum âlem seninçün ger olur düşmen bana

Gam degil zira yetersin dost ancak sen bana

 

2. Aşka saldım ben beni pend almayıp bir dosttan

Hiç düşmen eylemez anı kim ettim ben bana

 

3. Can ü ten oldukça benden derd ü gam eksik degil

Çıksa can hak olsa ten ne can gerek ne ten bana

 

4. Gamze tigin çekti ol mah olma gaafil ey gönül

Kim mukarrerdir bu gün ölmek sana şiven bana

 

5. Ey Fuzuli çıksa can çıkmam tarik-i aşktan

Reh-güzer-i ehl-i aşk üzre kılın medfen bana

 

GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİYLE

1. Dostum, eğer senin yüzünden herkes bana düşman olsa da gam değil, buna üzülmem. Çünkü dost olarak yalnız sen bana yetersin.

2. Ben kendimi bir dosttan öğüt almadan (onun öğüdünü tutmadan) aşk âlemine attım. Benim bana etti­ğimi hiçbir düşman etmez.

3. Bu can ve ten var oldukça dert ve gam eksik olmaz. Can çıksın, beden de toprak olsun, bana ne can gerek ne de beden.

4. Buluşmanın değerini bilmeden, ayrılığın belâ­sını çekmeden sevgiliden ayrı kalmanın karanlığı pek çok insana aydınlattı.

Aşk, âşığı her ne kadar üzüntülere, acılara boğsa da bu uğurda çekilen sıkıntılar ile âşık olgunlaşır, aşk onu yüceltir, böylece pek çok hakikat ortaya çıkar.

5. Ey bahçıvan! (Senin bahçendeki) selvi ağacı ile gül bana duman ve ateş gibi gelir. Ben gülbahçesini ne yapayım! Gülşen sana, külhan bana olsun!

Selvi ağacı şekil bakımından, yukarıya doğru uzayan boyu yönüyle dumana, gül de kırmızılığı dolayı­sıyla ateşe benzetilmiştir. Külhan, hem ateşin hem de dumanın bulunduğu ocaktır.

6. Ey gönül! O ay yüzlü güzel, keskin yan bakışı kılıcını çekti. Sakın gaflete dalma, dikkatli ol. Bugün sana ölmek bana da yas tutmak karara bağlanmıştır.

7. Ey Fuzuli! Can çıksa da ben aşk yolundan çık­mam. Bana (öldüğümde) âşıkların gelip geçtiği yol üze­rinde bir mezar yapın.


III. GAZEL

 

Hâsılım yok ser-i kûyunda belâdan gayrı

Garazım yok reh-i aşkında fenâdan gayrı

 

Ney-i bezm-i gamem ey mâh ne bulsan yele ver

Oda yanmış kuru cisminde hevâdan gayrı

 

Perde çek çehreme hicran günü ey kanlu sirişk

Ki gözüm görmeye ol mâhlikadan gayrı

 

Yetti bi-kesliğim ol gayete kim çevremde

Kimse yok çizgine gird-âb-ı belâdan gayrı

 

Ne yanar kimse mana âteş-i dilden özge

Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı

 

Bozma ey mevc gözüm yaşı habâbın ki bu seyl

Komadı hiç imâret bu binadan gayrı

 

Bezm-i aşk içre Fuzûli nice âh eylemeyem

Ne temettu' bulunur neyde sedâdan gayrı .

 

GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİYLE

1. Senin mahallende bulunmaktan elime geçen sa­dece belâdır. Senin yolunda yok olmaktan başka niyetim de yoktur.

2. Ey âh! Ben gam meclisinin neyiyim. Ateşe yanmış kuru bedenimde havadan (aşk arzusundan) başka ne varsa yele ver.

Ney, kamışlıktan kopartılır, kuru hale gelir, daha sonra da ateşle dağlanarak üzerinde delikler açılır. İçi boştur. Koparıldığı sazlığın hasreti içinde inler. Neyin sesi insanlara hüzün verir. Beyitte bütün bu söylenilenlere işaret vardır. Şair de aşk ateşiyle yanmış, kurumuş, içi dünya isteklerinden öyle boşamıştır ki ney gibi olmuştur. Acı ve ıstıraplar içindedir. İçinin derinliklerinden gelen âh feryadına seslenerek, sen içimden çıkarken aşk arzusundan başka bir şeye rastlarsan onu sök at, yele ver, demektedir.

3. Ey kanlı gözyaşı! Ayrılık gününde yüzüme per­de çek de gözüm o ay yüzlüden başkasını görmesin.

4. Kimsesizliğim o dereceye erişti ki, çevremde içine düştüğüm aşk girdabından başka dolaşan kimse yok.

5. Bana gönlümün ateşinden başkası yanmaz, üzü­lüp acımaz. Kapımı da gündoğusundan tatlı tatlı esen rüzgârdan başka açan olmaz.

6. Ey dalga! Gözyaşlarımın üzerindeki hava kabar­cıklarını bozma, yok etme. Çünkü bu sel bende bundan başka sağlam bir yapı bırakmadı.

7. Ey Fuzûlî! Aşk meclisinde nasıl âh etmeyeyim! Neyin sesinden başka insana ne faydası vardır?

Şair, kendisini benzettiği neyin çıkardığı sesin dı­şında bir faydası olmadığını söylüyor. O da ney gibi ancak “âh” etmektedir.

İLGİLİ İÇERİK

FUZULİ - EĞER ÇIKSA İDİ DERDÜN CİSMDEN DERDÜM Kİ CANDUR BU

FUZULİ - BUDUR FARKI GÖNÜL MAHŞER GÜNÜNÜN RUZ-I HİCRANDAN

FUZULİ - KEREM KIL KESME SAKİ İLTİFATUN Bİ-NEVALARDAN

FUZULİ - BENDE MECNUN'DA FÜZUN AŞIKLIK İSTİDADI VAR

FUZULİ HAYATI ve ESERLERİ

FUZULİ-ÖYLE SERMESTEM Kİ İDRAK ETMEZEM...

FUZULİ-BERCESTELER

FUZULİ-ÂL-İ ABÂ MERSİYESİ

FUZULİ - LEYLÂ VE MECNUN AÇIKLAMASI


 

IV.GAZEL

 

Öyle sermestem ki idrâk etmezem dünyâ nedir

Ben kimim sâkî olan kimdir mey ü sahbâ nedir

 

Gerçi cânândan dil-i şeydâ için kâm isterim

Sorsa cânân bilmezem kâm-ı dil-i şeydâ nedir

 

Vasldan çün âşıkı müstağni eyler bir visâl

Âşıka ma’şûktan her dem bu istiğnâ nedir

 

Hikmet-i dünyâ vü mâfihâ bilen ârif değil

Ârif oldur bilmeye dünyâ vü mâfihâ nedir

 

Âh u feryâdın Fuzûlî incidiptir âlemi

Ger belâ-yı aşk ile hoşnûd isen gavgâ nedir

 

GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİYLE

1. (Aşktan) öyle sarhoş olup kendimden geçmi­şim ki, dünyanın ne olduğunu tam kavrayamıyorum. Kim olduğumu bilmediğim gibi, bana içki sunanın kim oldu­ğunu ve şarabın ne olduğunu da bilmiyorum.

2. Gerçi sevgiliden çılgın gönlüm için murad is­tiyorum. Fakat sevgili, senin çılgın gönlünün muradı hoşnut edecek nedir, diye sorsa bunu da bilmiyorum.

3.Bir defa sevgiliyle birlikte olmak, âşığa bir daha vuslat aratmaz. O halde sevgilinin bu denli kendisi­ni geri çekmesi ve üstün görmesi nedendir?

4. Bu dünyanın ve dünya ile ilgili şeylerin hik­metini bilmekle ârif olunmaz. Ârif olan dünyayı ve dün­ya ile ilgili bütün maddi şeyleri bilmeyendir (yok sayan­dır.).

Âlim-bilgin kişi bu dünyaya ait maddi ve nesnel bilgilere sahip iken arif olarak nitelenen kişi hem bu dünyaya ait maddi bilgileri hem de görünen dünyanın ötesindeki hakikatleri, bu dünyanın yaratılışındaki hik­metleri ve sırları bilen kişidir. İşte böyle birisi, ulaştığı noktada bildiklerinin, mutlak gerçeğe ve sırlara nispeten bir hiç durumunda olduğunu, aslında hiçbir şey bilmedi­ğini anlar.

5. Ey Fuzûlî! Çektiğin ahlar ve feryatların bütün âlemi, bütün insanları ve varlıkları rahatsız etmiştir. Eğer aşk derdinden hoşnutsan, o halde bu mücadele ve kavga nedir?

 

İLGİLİ İÇERİK

FUZULİ - EĞER ÇIKSA İDİ DERDÜN CİSMDEN DERDÜM Kİ CANDUR BU

FUZULİ - BUDUR FARKI GÖNÜL MAHŞER GÜNÜNÜN RUZ-I HİCRANDAN

FUZULİ - KEREM KIL KESME SAKİ İLTİFATUN Bİ-NEVALARDAN

FUZULİ - BENDE MECNUN'DA FÜZUN AŞIKLIK İSTİDADI VAR

FUZULİ HAYATI ve ESERLERİ

FUZULİ-ÖYLE SERMESTEM Kİ İDRAK ETMEZEM...

FUZULİ-BERCESTELER

FUZULİ-ÂL-İ ABÂ MERSİYESİ

FUZULİ - LEYLÂ VE MECNUN AÇIKLAMASI


V.MUSAMMAT GAZEL

 

Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı

Felekler yandı âhımdan murâdım şem'i yanmaz mı

 

Kamu bîmârına cânân deva-yı derd eder ihsan

Niçün kılmaz bana derman beni bîmar sanmaz mı

 

Gâmım pinhan tutardım ben dedîler yâre kıl rûşen

Desem ol bî-vefâ bilmen inanır mı inanmaz mı

 

Şeb-i hicran yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım

Uyadır halkı efgânım gara bahtım uyanmaz mı

 

Gûl-i ruhsârına karşu gözümden kanlu akar su

Habîbim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı

 

Değildim ben sana mâil sen ettin aklımı zâil

Bana ta'n eyleyen gâfil seni görgeç utanmaz mı

 

Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır

Sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı

Fuzûlî

 

Musammat gazel, aruzun iki eşit parçaya bölünen kalıplarıyla yazılan ve iç kafiyesi bulunan gazeldir. İç kafiye bulundurduğundan âhenk yönü güçlüdür.

1. Sevgili beni candan usandırdı, kendisi cefa et­mekten usanmaz mı? Göklere çıkan âhımın ateşinden felekler tutuştu, hâlâ muradımın mumu yanmaz mı? (Ta­lihim dönmez mi?)

2. Sevgili bütün hastalarına, yani âşıklarına şifa vermekte. Niçin bana şifa vermez, yoksa beni hasta san­maz mı (âşık olarak kabul etmiyor mu?).

3. Ben (aşk) derdimi gizlerdim. Sevgiliye açıkla (derdini) dediler. O vefasız sevgiliye söylesem bilmem, inanır mı inanmaz mı?

4. Hicran gecesi canım yanar, ağlayan gözlerim kan döker. Bütün insanları feryadım, iniltilerim uyandı­rır da kara bahtım uyanmaz mı?

5. Gül gibi yanağına karşı gözümden kanlı yaşlar akar. Sevgilim, bu gül mevsimidir, bahar gelmiştir. Akarsular elbet bulacaktır.

Bahar geldiğinde sular bulanık, seller halinde akar. Kanlı gözyaşı ile bulanık akan sular arasında ilişki kurulmuştur.

6. Ben sana gönül vermemiştim, aklımı başımdan alan sensin. Beni (sana bu denli tutkun olduğumdan do­layı) kınayan gafil kişi, seni (bu güzelliğini) görünce (be­ni kınadığından dolayı) utanmaz mı?

7. Fuzûlî kendinden geçmiş çılgın bir âşıktır. Bu haliyle de sürekli insanlara rezil rüsva olmaktadır. Sorun ona, bu ne sevdadır, bu sevdadan usanmaz mı?

Beyitte geçen rind, dünyaya fazla önem verme­yen, üzüntü ve kederi aynı şekilde değerlendiren, hayata olumlu olarak bakan âşık tipidir

İLGİLİ İÇERİK

FUZULİ - EĞER ÇIKSA İDİ DERDÜN CİSMDEN DERDÜM Kİ CANDUR BU

FUZULİ - BUDUR FARKI GÖNÜL MAHŞER GÜNÜNÜN RUZ-I HİCRANDAN

FUZULİ - KEREM KIL KESME SAKİ İLTİFATUN Bİ-NEVALARDAN

FUZULİ - BENDE MECNUN'DA FÜZUN AŞIKLIK İSTİDADI VAR

FUZULİ HAYATI ve ESERLERİ

FUZULİ-ÖYLE SERMESTEM Kİ İDRAK ETMEZEM...

FUZULİ-BERCESTELER

FUZULİ-ÂL-İ ABÂ MERSİYESİ

FUZULİ - LEYLÂ VE MECNUN AÇIKLAMASI


VI. Murabba 

1.

Perişan halin oldum sormadın hal-i perişanım

Gamından derde düştüm kılmadın tedbir-i dermanım

Ne dersin rüzgârım böyle mi geçsin güzel hanım

Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım

2.

Esir-i dam-ı aşkın olalı senden vefa görmem

Seni her kanda görsem ehl-i derde aşina görmem

Vefa vü aşinalık resmini senden reva görmem

Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım

3.

Değer her dem vefasız çerh yayından bana bin ok

Kime şerh eyleyem kim mihnet ü enduh u derdim çok

Sana kaldı mürüvvet senden özge hiç kimsem yok

Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım

4.

Gözümden dembedem bağrım ezip yaşım gibi gitme

Seni terk eylemezem çün ben beni sen dahi terk eyleme

İgen hem zalim olma ben gibi mazlumu incitme

Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım

5.

Fuzuli şive-i ihsanın ister bir gedayındır

Dirildikçe seg-i kuyun ölende hak-i payındır

Gerek öldür gerek ko hükm hükmün ray rayındır

Gözüm canım efendim sevdiğim devletli sultanım

 

Fuzuli

Kalıp: mefaîlün / mefaîlün / mefaîlün / mefâîlün

 

Günümüz Türkçesiyle

Murabba, dörder mısralı bendlerle yazılan bir nazım şeklidir, tik bendin mısraları birbiriyle kafiyeli, diğer bendlerin ilk üç mısrası kendi arasında, son mısrası ise ilk bendle kafiye­lidir. Bazen son mısra diğer bendlerde tekrar eder.

1. Senin yüzünden perişan bir duruma düştüm, ama sen bu zavallı halimle ilgilenmedin (bana acımadın). Senin aşkın sebebiyle derde düştüm, ama sen derdime çare bulmadın. Gözüm, cânım efendim, sevdiğim, devlet­li sultanım. Benim hayatım, vakitlerim hep böyle mi geç­sin, ne dersin güzel sultanım?

2. Aşkının tuzağının esiri olduğumdan beri senden vefa görmedim. Zaten seni her nerede görsem dertlilere yakın olduğunu, onlarla ilgilendiğini görmüyorum. Vefa ve aşinalık konusundaki bu âdetini sana yaraşır görmüyorum. Gözüm, camm efendim, sevdiğim, devletli sultanım.

3. Her an vefasız feleğin yayından bana bin ok değer. Kime anlatayım, benim mihnetim, tasam, derdim öyle çok ki! Elimden tutmak, iyilik etmek sana kaldı, senden başka hiç kimsem yok! Gözüm, cânım efendim sevdiğim devletli sultanım.

4. Her an bağrımı ezip gözümden akan (kanlı) gözyaşı gibi sen de gitme! Ben seni madem terk etmiyo­rum, sen de beni terk etme. Hem bu kadar zalim de olma, benim gibi bir mazlumu incitme. Gözüm, canım efendim, sevdiğim, devletli sultanım.

5. Fuzûlî senden iyilik dileyen bir dilencidir. Ha­yatta oldukça kulun köpeğin, öldüğünde de ayağının top­rağıdır. İster öldür, ister bırak, dilediğini yap ona. (Bu konuda) hüküm senin, görüş şenindir. Gözüm canım efendim, sevdiğim, devletli sultanım

İLGİLİ İÇERİK

FUZULİ - EĞER ÇIKSA İDİ DERDÜN CİSMDEN DERDÜM Kİ CANDUR BU

FUZULİ - BUDUR FARKI GÖNÜL MAHŞER GÜNÜNÜN RUZ-I HİCRANDAN

FUZULİ - KEREM KIL KESME SAKİ İLTİFATUN Bİ-NEVALARDAN

FUZULİ - BENDE MECNUN'DA FÜZUN AŞIKLIK İSTİDADI VAR

FUZULİ HAYATI ve ESERLERİ

FUZULİ-ÖYLE SERMESTEM Kİ İDRAK ETMEZEM...

FUZULİ-BERCESTELER

FUZULİ-ÂL-İ ABÂ MERSİYESİ

FUZULİ - LEYLÂ VE MECNUN AÇIKLAMASI


VII MESNEVİ

 

1. Gördü ki bir avcı dam kurmuş

Damına gazeller yüz urmuş.

 

2. Bir ahu esir-i damı olmuş,

Kan yaşı kara gözüne dolmuş.

 

3. Boynu burulu, ayağı bağlu,

Şehla gözü nemlü, canı dağlu...

 

4. Ahvaline rahm kıldı Mecnun

Baktı ana, eşg-i gülgun

 

5. Gönlüne katı gelip bu bidad

Yumşak yumşak dedi ki: -Sayyad!

 

6. Rahmeyle bu müşgbu gazele!

Rahmetmez mi kişi bu hale?

 

7. Sayyad, sakın, cefa yamandır!

Bilmezsin mi ki kane kandır?

 

8. Sayyad! Bana bağışla kanın. 

Yandırma cefa oduna canın!

 

9. Sayyad dedi: -Budur maaşım.

Açman ayağın giderse başım.

 

10. Katllinde bu saydın etsem imhal

Etfal ü iyalime n’olur hal

 

11. Mecnun ana verdi cümle rahtın.

Pak eyledi bergden dirahtın.

 

12. Ol turfe gazalin açtı bendin.

Şad eyledi can-ı derdmendin.

 

13. Yüz urdu yüzüne kıldı efgan,

Göz sürdü gözüne oldu giryan

 

14. Tenha koyma men-i zebene

Olgıl mana deşt reh-nümunu

 

15. Gez bir nice gün menimle hem-rah

İnsan deyip etme menden ikrah

 

16. Kıldıkta hayal-i çeşm-i Leyli

Sen ver ben hastaya teselli!

 

Günümüz Türkçesiyle

Leylâ ile Mecnun mesnevisi aslında bir aşk hikâ­yesi olup İran ve Türk edebiyatlarına Arap edebiyatından geçmiştir. Sevgiliye ulaşma yolundaki çekilen acı ve ıstı­raplar ile aşkın insanı yüceltmesi ve ona maddi dünyanın ötesinde başka ufuklar açmasını ele alan Fuzulî’nin bu addaki mesnevisi, edebiyatımızda pek çok şair tarafından yazılmış aynı addaki mesnevilerin en ünlüsüdür. Alıntı­ladığımız beyitler, Leylâ’ya kavuşamama nedeniyle ken­disini çöllere atan Mecnun’un tuzağa tutulmuş bir ceylan kurtarmasını dile getiriyor.

1. (Mecnun) bir avcının tuzak kurduğunu ve tu­zağına ceylanların geldiğini gördü.

2. Bir ceylan onun tuzağına tutulmuş ve kara gö­züne kanlı yaşlar dolmuş.

3. Boynu kıvrılmış, ayağı bağlı, şehlâ gözleri nemli, gönlü yaralı.

4. Mecnun onun durumuna acıdı, ona bakıp gül renkli (kanlı) göz yaşlan döktü.

5. Bu zulme gönlü dayanamayıp yumuşak yumu­şak dedi ki: Ey avcı...

6. Acı şu misk kokan ceylana. İnsan bu hale acı­maz mı?

7. Avcı, dikkat et bak, eziyet çok kötü bir şeydir. Bilmez misin ki kan dökmek yine kan döktürür.

8. Avcı, onun kanını benim için bağışla da canım cefa ateşine yakma.

9. Avcı dedi ki: Benim geçimim budur. Başımı da kesseler ayağını çözmem.

10. Bu avı öldürmekten vazgeçersem çoluk çocu­ğumun hali ne olur?

11. (Bu söz üzerine) Mecnun elindeki her şeyi ona verdi. Beden ağacını yapraklardan temizledi (elbise­lerini bile verdi de kendisi çıplak kaldı.).

12. O güzel ceylanın bağını çözdü de dertli gön­lünü sevindirdi.

13. Yüzünü yüzüne sürüp inledi. Gözünü gözüne sürüp ağladı.

14. (Mecnun şöyle dedi:) Ben âcizi yalnız bırak­ma. Bana çölde rehber ol.

15. Bir müddet yoldaş olup da benimle dolaş. İn­sanım diye benden iğrenip kaçma.

16. Leylâ’nın güzel gözünü hayal ettiğimde ben hastaya (o güzel gözlerinle) sen teselli ver

 

İLGİLİ İÇERİK

FUZULİ - EĞER ÇIKSA İDİ DERDÜN CİSMDEN DERDÜM Kİ CANDUR BU

FUZULİ - BUDUR FARKI GÖNÜL MAHŞER GÜNÜNÜN RUZ-I HİCRANDAN

FUZULİ - KEREM KIL KESME SAKİ İLTİFATUN Bİ-NEVALARDAN

FUZULİ - BENDE MECNUN'DA FÜZUN AŞIKLIK İSTİDADI VAR

FUZULİ HAYATI ve ESERLERİ

FUZULİ-ÖYLE SERMESTEM Kİ İDRAK ETMEZEM...

FUZULİ-BERCESTELER

FUZULİ-ÂL-İ ABÂ MERSİYESİ

FUZULİ - LEYLÂ VE MECNUN AÇIKLAMASI


VIII SEÇME BEYİTLER

I.

 

1. Âşiyân-ı mürg-i dil zülf-i perîşânındadır

Kanda olsam ey perî gönlüm senin yanındadır

 

2. Aşk derdiyle hoşem el çek ilâcımdan tabîb

Kılma derman kim helâkim zehri dermanındadır

 

3. Çekme dâmen nâz edip üftâdelerden vehm kıl

Göklere açılmasın eller ki dâmânındadır

 

II.

1. Menüm tek hîç kim zâr ü perîşân olmasın yâ Rab 

Esîr-i derd-i ışk u dâğ-ı hicrân olmasun yâ Rab 

 

2. Cefâ vü cevr ile mu'tâdem anlarsuz n'olur hâlüm 

Cefâsına had ü cevrine pâyân olmasun yâ Rab

 

3. Demen kim adli yoh yâ zulmü çoh her hâl ile olsa 

Gönül tahtına andan özge sultân olmasun yâ Rab

 

III.

 

1. Yâ Rab bela-yı aşk ile kıl âşîna beni

Bir dem bela-yı aşktan kılma cüdâ beni

 

2. Az eyleme inayetini ehl-i dertten

Yani ki çoh belâlara kıl müptelâ beni

 

IV

İlm kesbiyle pâye-i rif at

Ârzû-yı muhâl imiş ancak

Aşk imiş her ne var âlemde

İlm bir kîl ü kâl imiş ancak

 

V

Eylesen tûtîye ta'lîm-i edâ-yı kelimât

Nutku insan olun ammâ özü insân olmaz

 

Günümüz Türkçesiyle

I.

1. Bir kuşu andıran gönlümün yuvası senin dağınık saçlarındadır. Nerede olursam olayım ey peri gibi olan güzel, gönlüm senin yanındadır.

2. Aşk derdiyle ben mutluyum, beni tedaviden vazgeç ey doktor! Beni öldürecek asıl zehir senin ilacında, tedavindedir.

3. Naz edip de eteğini ona yapışan âşıklarının elin­den çekme. Senin eteğine yapışan eller göklere açılıp da beddua etmesinler!

II.

1. Yâ Rab! Benim gibi hiç kimse inlemesin, perişan olmasın. Yâ Rab! Aşk derdinin ve ayrılık yarasının esiri olmasın

2. Sevgilinin eziyetlerine alışmışım, onlarsız halim nice olur? Onun verdiği derdin sınırı, eziyetinin sonu ol­masın yâ Rab!

Sevgilinin âşığa eziyet etmesi, onu üzüntülere boğ­ması bir bakıma onunla ilişkiyi kesmediğini de ifade eder. Dolayısıyla şair burada, sevgilisinin kendisiyle ilgisini, gittikçe daha da artacak şekilde arzuluyor.

3. Onun adaleti yok veya zülmü çok, demeyin. Ne halde olursa olsun, yâ Rab, ondan başkası gönül tahtına sultan olmasın.

III.

1. Ya Rab! Beni aşk belâsıyla tanıştır. Bir an beni aşk belâsından ayırma.

2. Dertlilere gösterdiğin yakınlığı, yardımı eksilt­me. Yani beni daha çok belâlara düşür, belâlarla sına.

IV.

İlm yoluyla yücelmek, gerçekleştirilmesi mümkün olmayan bir arzuymuş. Bu dünyada her ne var ise aşk imiş. İlim bir dedikodu, nakledilen bilgi yığınıymış ancak,

V.

Papağana söz söylemeyi öğretsen, sözleri insan sö­zü olur ama kendisi insan olmaz.

Prof.Dr. M.A. Y. SARAÇ DİVAN EDEBİYATI ŞİİRİNDEN SEÇMELER

 

İLGİLİ İÇERİK

FUZULİ - EĞER ÇIKSA İDİ DERDÜN CİSMDEN DERDÜM Kİ CANDUR BU

FUZULİ - BUDUR FARKI GÖNÜL MAHŞER GÜNÜNÜN RUZ-I HİCRANDAN

FUZULİ - KEREM KIL KESME SAKİ İLTİFATUN Bİ-NEVALARDAN

FUZULİ - BENDE MECNUN'DA FÜZUN AŞIKLIK İSTİDADI VAR

FUZULİ HAYATI ve ESERLERİ

FUZULİ-ÖYLE SERMESTEM Kİ İDRAK ETMEZEM...

FUZULİ-BERCESTELER

FUZULİ-ÂL-İ ABÂ MERSİYESİ

FUZULİ - LEYLÂ VE MECNUN AÇIKLAMASI

Üye Girişi