Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

HUZUR ÖZETİ - AHMET HAMDİ TANPINAR


KİTABIN ADI: HUZUR

KİTABIN YAZARI:AHMET HAMDİ TANPINAR

YAYIN EVİ VE ADRESİ:DERĞAH YAYINLARI

BASIM YILI:1949


1.KİTABIN KONUSU:

Mümtaz’ın Nuran’a olan aşkının öyküsü.

2.KİTABIN ÖZETİ:

Mümtaz ve Suat'ın Nuran'a olan aşklarıdır öykünün merkezi. Mümtaz ve Nuran birbirini sevmekte ve evlenmeyi tasarlamaktadırlar. Ümitsizliğe düşen Suat ise kendini asarak intihar eder. Bu trajedi nedeni ile Nuran'dan ayrılan Mümtaz'ın iç dünyası yıkılmıştır. Radyoda II. Dünya savaşının başladığı haberi verildiği sırada, Suat'ın hayalini gören Mümtaz merdiven başına yıkılır (bazı edebiyat incelemecileri, sonda Mümtaz'ın öldüğü biçiminde yorumlar yapmış olsalar da, Tanpınar'ın metninde ölüm telaffuz edilmiyor) 

Mümtaz, Beyazıt Sahaflar Çarşısında, salaş dükkânlarda, bitpazarında, Çekmece'de balıkçı muhitinde ve kır kahvelerinde dolaştırırken, İstanbul'un bir kronikçisi, İstanbul'da eski zamanın donup kaldığı ve biriktiği köşelerin bir tasvircisi oluyor romanda. Huzur'un sonraki bölümlerinde Boğaz'a, zengin bir eve, sanki başka bir dünyaya geçiyoruz. Pırıl pırıl görünen modern semtte önceleri çok mutlu olan Mümtaz, giderek bu çevrede yaşayan insanlardan kaynaklanan olayların sonucunda yıkılır. Geçilmemesi gereken bir sınırı çiğnemiştir o!

Her yeni tecrübe gibi şahsîdir, her yeni tecrübe gibi ilktir. Mümtaz, bindiği bir Ada vapurunda Nuran’a rastlamış ve “Tehlikeli denecek derecede zengin, her ihtimale gebe, her manasında velûd bir kadınlık hayatı(nın), bakımsız bir tarla gibi sırf kendisini işleyecek erkeğin yokluğundan yarı hülyâ, yarı verimsizliğin bütün sebeplerini kendisinde gören bir aşağılık duygusu içinde akıp gittiğini” fark etmiştir. Bu tespitin arkası kendiliğinden gelecek ve zalim bir çocukluğun ara sokaklarından geçerek kendisini İhsan’ın kollarına atan Mümtaz, fikrî zeminini sağlamlaştırmış bir insan olarak duygusal arka planını inşa etmeye soyunacaktır: “O mademki artık benim için her şeydir, o halde bütün kâinatımla ona taşınmalıyım.” der.

3.KİTABIN ANA FİKRİ:

Her aşkın bir ızdırap ve çilesi bazen insana mutluluk bazen de mutsuzluk verir.

4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:

Mümtaz: Küçük yaşta annesini ve babasını kaybetmiş, Küçüklüğünden beri kitapları çok seven ve hayal dünyası geniş biridir. İhsan sayesinde şiiri, edebiyatı, musikiyi, sanatı yakından tanımış ve bunlarla alakadar olarak yetişmiştir. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni bitirmiş, burada asistan olarak göreve başlamış, Şeyh Galip’in hayatını konu alan bir doktora tezi üzerinde çalışmaktadır. Kitaplardan, musikiden, sanattan ve her türlü güzellikten zevk alan kültürlü bir insandır. Dünya savaşının başlaması, sevgilisiyle ayrılmaları ve amcasının oğlu ihsan’ın ölümü onu yıkmıştır.

Nuran: Fâhir’in eski karısı, Mümtaz’ın sevdiği kadındır. Çok güzel, sabırlı, duygularını fazla açığa vuramayan, sessiz ve Mümtaz ile yeniden hayata dönen neşeli bir kadındır.

Mümtaz’ın çok sevdiği, derin bir tutkuyla bağlı olduğu, sanata ve musikiye duyduğu yakın ilgiden dolayı Mümtaz ‘ın hayranlık duyduğu bir kadındır.

İhsan: Bir ayağı sakat olan İhsan, hoş sohbet, Mümtaz’ın yetişmesinde çok emek sarf eden Mümtaz’ın her yönüyle beğenip takdir ettiği, örnek aldığı bir kişidir.

Suat:, Neyi, nerede, nasıl ve ne zaman yapacağını bilemeyen, bilinçsiz kötü kalpli bir kadındır. Romanın kötü kahramanı, dengesiz, kendisini insanlardan soyutlamış, kimseyi sevmeyen biridir. İnsanlarla bağlarını koparmış, kendisini düşünen, kendisi için yaşayan, kimseyi sevmeyen, kimse tarafından da sevildiğine inanmayan biridir. Karısı Nuran’a ve çocuklarına karşı ilgisizdir. Kadınlarla sadece cinsel arzularını tatmin etmek için ilişki kurmaktadır. Nitekim Nuran’a olan ilgisi de gerçek bir sevgiye dayanmaz. Suat, yaptığı sapıklıklarla Mümtaz’la Nuran’ın yaşamını altüst eder,

Fâhir: Nuran’ın boşandığı kocasıdır. Nuran ile evliliklerinin yedinci yılında karısı Nuran’dan sıkılır ve Romen bir hayat kadınıyla yaşamaya başlamıştır.

Emma: Fâhir’in, uğruna karısını ve çocuğunu terk ettiği hayat kadınıdır. Erkekleri mutlu etme konusunda uzaman olan Emma, Fâhir’i daha zengin bir adam buluncaya kadar idare etmek niyetindedir. Fâhir’le birlikteyken de başka erkeklerle birlikte olan Emma zengin bir İsveçliyle Paris’e kaçarak Fâhir’i terk eder.

Macide: İhsan’ın karısıdır. Kızı Zeynep’i kaybetmiş olmasına rağmen, mutluluk ve neşe saçan bir iyilik perisidir. Mümtaz’a annesinin yokluğunu aratmamış, bir anne gibi onun her şeyiyle ilgilenmiştir. Mümtaz onun sayesinde hayata yeniden tutunmuştur. Macide, Ahmet ve Sabiha adında iki çocuğu ve hasta yatmakta olan kocası İhsan’la ilgilenmektedir.

Dört bölümden oluşan kitabın her bölümü, öykünün dört kahramanının, İhsan, Nuran, Suat ve Mümtaz'ın adlarıyla verilir. Ancak, romanın ana karakteri Mümtaz'dır. Yazar, diğer üç karakteri de Mümtaz'la olan ilişkileri çerçevesinde tanıtır bize. Birinci dönem Türk romanında mekân Doğu-Batı değerlerini temsil etmek bakımından bir anlam taşıyor ve kent ikiye ayrılıyordu. İstanbul tarafının mahalleleri Osmanlı-İslam geleneklerinin, göreneklerinin değerlerinin yaşadığı semtlerdi. Beyoğlu tarafı ise kentin Batılılaşmış öteki yarısıydı. Oturulan mekân olarak konak ve apartman Doğu-Batı karşıtlığının simgesiydi. İlk dönem yazarları arasında, Doğu-Batı karşıtlığı ve kimlik sorununu, İstanbul'un farklı semtlerini karşı karşı getirerek işlemektedir.

5. ROMANDA ZAMAN

Romanın zamanı II. Dünya Savaşı’nın başladığını bildiren haber ile son bulan bir günlük zamandır. Bu nedenle romanın zamanı II. Dünya Savaşı başlamadan bir gün öncesidir.
Bu bir günlük zamanda Mümtaz sık sık geçmişe giderek çocukluk yıllarına Nuran ile tanıştıkları ve ayrıldıkları süreçlere gidip gelinir.

6.ROMANDA MEKANLAR

Roman İstanbul’un çeşitli semtlerindeki farklı mekânlarda geçer. İstanbul aşığı olan Mümtaz, bu mekânları sık sık betimler. İstanbul ve İstanbul içi mekânların tasviri üzerinde oldukça çok durulmuş bu mekânların tasvirine özel dikkat sarf edilmiştir. Çünkü Mümtaz’ın gözünde Nuran İstanbul’u temsil etmektedir.

7.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:

Kitap okuyucuyu aşırı şekilde etkilememekte ve okurken insanı çok sıkmakta, bunalmaktadır.

8.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:

Ahmet Hamdi Tanpınar, 1901 İstanbul doğumlu. Babasının işi gereği, ilkokuldan liseye kadar Andolu'nun çeşitli şehirlerinde sürdürdü eğitimini. İstanbul Darülfünun Edebiyat bölümünden 1923'de mezun olduktan sonra Erzurum, Konya ve Ankara'da edebiyat öğretmenliği yaptı. İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'nde dersler veren Tanpınar, İÜ Edebiyat Bölümü Tanzimat Edebiyatı kürsüsünde profesörlüğe seçildi. 1942-1946 yılları arasında Maraş milletvekili olduktan sonra yeniden eğitim hizmetine döndü, 1949 yılında İÜ Edebiyat Bölümü Yeni Türk Edebiyatı profesörlüğüne getirildi. 1962 yılında kalp rahatsızlığı sonucu ölen Ahmet Hamdi, çok sayıda şiir, hikâye, roman ve deneme yazmıştı.

1949 tarihinde basılan "Huzur", Ahmet Hamdi Tanpınar'ın en tanınmış romanıdır.

 

 

 

 

 

 

Üye Girişi