Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

EZOP MASALLARINDAN ÖRNEKLER

AĞAÇLAR VE BALTA SAPI

Bir oduncu, baltasına sap aramak için ormana gitmiş. Oradaki ağaçlardan yardım istemiş.
"Bana bir ağaç gösterebilir misiniz? Onu kullanarak baltama sap yapmak istiyorum." demiş.
Ağaçlar, dişbudak ağacını göstererek:

"İçimizde en gösterişsiz ve basit ağaç o. Onu kesersen hem senin işini görür, hem de biz böyle basit bir ağaçtan kurtuluruz. Onun eksilmesiyle orman bir zarara uğramaz." demişler.
Oduncu, onların dediklerini yapmış. Çok geçmeden istediği balta sapma kavuşmuş. Fakat sonraki günlerde de bu balta ile ormandaki diğer ağaçları kesmeye başlamış.
Ağaçlar, oduncunun asıl niyetini ve yaptıkları hatayı anlamışlar. Arkadaşlarını basit ve gösterişsiz diye dışladıkları için pişman olmuşlar; fakat bu onları kesilmekten kurtaramamış.

Kıssadan hisse:
Güçlü olanlar, zayıflara karşı haksızlık yapmamalıdır. Onların haklarını gözetmelidirler; yoksa son pişmanlık fayda vermez.


ASLAN, KURT VE TİLKİ

Bir gün ormanda aslan, kurt ve tilki gezerken acıkmışlar ve avlanmaya karar vermişler. Yakaladıkları avları da aralarında paylaşacaklarına söz vermişler.
Bu üç hayvan, ayrı ayrı yönlere doğru gitmiş. Aradan bir süre geçmiş ve kararlaştırdıkları yerde buluşmuşlar. Aslan bir geyik yakalamış, kurt bir koyun kapıp getirmiş, tilki de bir horoz bulmuş. Üçü de avlarını meydana bırakmışlar,
Aslan, kurttan bu avları pay etmesini istemiş. Kurt, geyiği aslanın önüne koymuş, koyunu kendi önüne koymuş, horozu da tilkinin önüne koyarak:
"Efendim pay ettim." demiş.
Aslan, bu paya çok sinirlenmiş ve oracıkta bir pençe darbesiyle kurdu paramparça etmiş.
Aslan, daha sonra tilkiye dönerek bu avları pay etmesini söylemiş.
Tilki de kurnazlığını kullanarak:
"Efendim." diyerek başlamış söze. "Şu koyun sizin sabah kahvaltınız, şu geyik öğlen yemeğiniz, şu horoz da akşam yemeğiniz." demiş.
Bu sözler aslanın çok hoşuna gitmiş ve: "Sana böyle adaletli paylaştırmayı kim öğretti?"
diye sormuş.
Tilki de:
"Şu anda hayatta olmayan bir kurt!" demiş.

Kıssadan hisse:
Öğrenmenin en kazançlı yolu kendi yaptığımız hatalarla birlikte başkasının yaptığı hatalardan da ders almaktır.

AYI İLE İKİ YOLCU

İki arkadaş, birlikte yolculuğa çıkmaya karar vermişler ve yola koyulmuşlar. Girdikleri ormanda karşılarına bir ayı çıkmış. Ayıyı gören iki arkadaş korkudan ne yapacaklarını şaşırmış. Arkadaşlardan biri kendini kurtarmak için kaçmaya başlamış. Bu durum karşısında diğer arkadaşın ayı ile dövüşmekten başka çaresi kalmamış; fakat birden aklına ayıların ölülere dokunmadıkları ve ölülere bir şey yapmadıkları gelmiş. Adam, vakit kaybetmeden yere yatıp ölü taklidi yapmaya başlamış. Ayı, adamın yanma gelip burnunu, ağzını, kulağını koklamaya başlamış. Adam da nefesini tutup bekliyormuş. Sonunda adamın Ölü olduğuna inanan ayı oradan ayrılmış. Ayı, çalılıkların içinde iyice kaybolduğunda, korkup ağaca çıkan arkadaşı, aşağı inmiş ve ayının ona neler fısıldadığını heyecanla sormuş. Yerde yatan adam:
"Pek önemli değil." demiş. "Sadece arkadaşlık yaptığım insanlara dikkat etmemi ve zor durumda kaldığımda bana
yardım etmeyen insanlara güvenmemem gerektiğini söyledi."

Kıssadan hisse:
Gerçek dost zor zamanda belli olur.


ÇİFTÇİ İLE TİLKİ

Av köpekleri, bir tilkinin peşine düşmüşler. Yakalanmak istemeyen tilki, köpeklerden kaçarken bir çiftçi görmüş. Çiftçinin yanma giderek kendisini acilen bir yere saklamasını istemiş. Çiftçi de tilkiye boş bir köpek kulübesi göstererek buraya saklanabileceğini söylemiş. Tilki de çiftçinin gösterdiği boş kulübeye girmiş. Çok geçmeden avcılar gelmiş ve çiftçiye buradan geçen bir tilki görüp görmediğini sormuşlar.
Çiftçi parmağıyla köpek kulübesini işaret ederek:
"Hayır, tilki falan görmedim." demiş.
Nasıl olduysa avcılar, çiftçinin işaretinden bir şey anlamamışlar ve oradan uzaklaşmışlar. Tilki de olanları kulübeden görmüş. Tilki, avcıların uzaklaştıklarından emin olur olmaz dışarı çıkmış. Tam gidiyormuş ki çiftçi arkasından seslenmiş:
"Seni avcılardan korudum, sakladım. Sen ise bir teşekkür bile etmeden gidiyorsun! Yazıklar olsun sana." demiş.
Tilki adama doğru dönmüş ve:
"Sen de çok konuksever biriymişsin! Eğer el işaretlerin de sözlerin gibi olsaydı, zaten sana hoşça kal bile demeye gerek kalmayacaktı." demiş.

Kıssadan hisse:
İnsan kötülük yapmak niyetindeyse bunu, sözle değil bir işaretle de yapabilir

Üye Girişi