Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

YÜREK DEDE İLE PADİŞAH - CAHİT ZARİFOĞLU

Cahit Zarifoğlu, bu eserinde iyi, ahlaklı bir insan olmanın gerekliliklerini, dünyaya gereğinden fazla önem vermenin yanlış olduğunu masal havası içerisinde, başarılı bir şekilde anlatmaktadır.

Başlıca Kahramanlar

Yürek Hasan: Çevresinde çok sevilen, gönlü geniş biri olduğu için 'Yürek Dede' olarak çağrılan, 80 yaşlarında, hoşsohbet, dindar, saf kalpli bir ihtiyar.
Ayşe Nine: Yürek Hasan’ın eşi. Yürek Dede gibi çok sevecen ve dindar, dünya malına değer vermeyen kâmil bir kadın.

ÖZET

Bundan birkaç asır öncedir. Birbirine ilk günkü gibi bağlı bir yaşlı çift her sene olduğu gibi yaylaya çıkma hazırlıkları ile meşguldürler. Birbirlerine 'sultanım, beyim, efendim' diye hitap eden bu iki tonton kahraman, yola çıkmadan önce eşeklerini kaybederler. Dünyadaki tek mallan olan eşekleri ölünce hiç üzülmezler. Onlara göre her şey dünya malıdır ne de olsa. Fakat yaylaya giderken eşyalarını taşıyacak bir vasıtaya ihtiyaçları vardır. Bu hâlde Yürek Dede önde, Ayşe Nine arkada seccadelerini serip namaz kılar ve her zamanki gibi Allah'a dua ederler.

Ertesi gün, Yürek Dede elindeki tek bakır para ile at pazarına gider. Alabilirse, parası yeterse küçük bir eşek almaktır niyeti. At pazarında kendisi gibi iyi yürekli bir satıcı ile karşılaşır. O da kimsenin dönüp bakmadığı bir deve satmaktadır. İki iyi yürekli adam neredeyse birbirlerine zorla para vererek alışverişlerini yaparlar. Satıcı sadece rıza gözetmekte, parayı önemsememektedir.

Yürek Dede sevinç içinde eve gelir ve deveyi gören Ayşe Nine çok sevinir. Birlikte Allah'a dua ederler. Hemen ertesi gün yaylaya gitmek için yola çıkarlar. Yolda birkaç gece dinlenebilecekleri bir yerde konaklarlar. Çadırlarını kurarlar. Birlikte dua ederek gecelerini geçirirler.

Bir sabah namaz kıldıktan sonra bir bakarlar ki birkaç atlı onlara doğru gelmekte. Yürek Dede bunların sıradan insanlar olmadığını, devletli insanları olduklarını anlar. Ayrıca Allah'ın onları hatırladığını düşünür; çünkü sevap kazanmaları için onlara misafir göndermiştir. Onları en iyi şekilde ağırlamaları gerekmektedir. Ayşe Nine de aynı şeyi düşünür. Fakat ne ikram edeceklerdir? Bu kıymetli insanlara ikram edecekleri tek bir şeyleri vardır: deve. Fakat develerini keserlerse yola devam edemeyeceklerini düşünürler. Fakat Allah'a teslim olurlar ve Onun rızasını kazanmak için dünyadaki tek malları olan deveyi keserler.
Misafirler, uzaktan olup bitenlere şahit olmaktadır. Yedi kişiden oluşan bu topluluk, aslında padişahın kendisi ve vezirleridir. Tebdil-i kıyafet ederek halkın yaşayışlarını görmek ve devletten memnun olup olmadıklarını anlamak için oralarda gezmektedirler. Padişah, dedenin fedakârlığının büyüklüğünü anlar, onun yüceliği karşısında ezilir; fakat durumu ona belli etmez, içinden Allah'a şükreder ve onlar için dua eder.

Yemekler yendikten sonra padişah, Yürek Dedeye padişahından memnun olup olmadığını sorar. Yürek Dede, memlekette fakir kalmadığını, herkesin mutluluk, huzur içinde yaşadığını; bu yüzden padişahını çok sevdiğini ve her namazdan sonra onun dünya ve ahireti için Rabbi'ne dua ettiğini söyler. Padişah ona, bu kadar sevdiği padişahın, çok yakında olan payitahtta cuma günleri hutbe verdiğini, onu görmesi gerektiğini anlatır. Yürek Dede de kabul eder.

Yürek Dede, her konuda olduğu gibi bu konuda da eşine danışarak misafirlerin padişah hakkında söylediklerini aktarır. Ertesi gün de merak ettiği ve çok sevdiği padişahı görebilmek için camiye gider. Herkes padişahtan istekte bulunmak için toplanmıştır. Padişah, kalabalığın arasından Yürek Dede'yi görür. Ona ne istediğini sorar. Yürek De-de'nin dünya malına ait hiçbir şeyi olmadığı hâlde hiçbir şey istemek aklına gelmez. Padişaha da her şeyi veren başka bir Padişah olduğunu ve her şeyin ondan istenmesi gerektiğini düşünür. Padişah, onu saraya davet eder. Hâlâ Yürek Dede misafirin padişah olduğunu anlamamıştır. Hutbe sırasında Yürek Dede padişahın daha çok ihtiyacı olan kişiler varken kendisiyle ilgilenmesinden rahatsız olur ve yanından usulca ayrılır. Gözyaşları içinde dua eden padişah bu yüce adamın yanlarından ayrıldığını duyar.

Yürek Dede ile Ayşe Nine yaylaya doğru, develeri de olmadığı için kendileri eşyalarını taşımak suretiyle yola çıkarlar. Dinlenmek için bir yerde konaklarlar. Tam çadır kurmak için hazırlandıkları sırada bir kazan dolusu altınla karşılaşırlar. Yürek Dede çok sevinir ve altınları kasabadaki fakirlere dağıtır. Altınlarla kendisine yalnızca küçük bir deve satın alır. Sevinç içinde Ayşe Ninenin yanına gelir.

CAHİT ZARİFOĞLU

1943 yılında Ankara'da dünyaya gelen Zarifoğlu, İstanbul Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olmuştur. Bir süre TRT'de görev yapmıştır. Hayatının ilerleyen dönemlerinde, İstanbul Radyosunda çalışmıştır. 1987 yılında, çok genç yaşta hayata veda etmiştir.
Çağdaş şiirimizin öncüleri arasındadır. Hikâye, günlük, deneme yazarlığının yanında çocuklar için de kitaplar yazmıştır. Eserleri çocuk edebiyatının klasikleri arasında yer almıştır. Çocuk kitaplarında daha ziyade hayvanları kişileştirmiştir. Onların dünyasına çocukları çağırmıştır hikâye ve masallarında.

Başlıca Eserleri: Katıraslan, Ağaç Okul, Kuşların Dili, Korku ve Yakarış, İşaret Çocukları, Menziller, Yaşamak, Yürek Dede ile Padişah.

Üye Girişi