Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

YANKILI KAYALAR - A. YILMAZ BOYUNAĞA

Doğu Anadolu'da imkânsızlıklar içinde öksüz olarak yaşamak zorunda kalan bir çocuğun dramını ve hayatta başarılı olmak için verdiği mücadeleyi anlatan bir romandır.

Başlıca Kahramanlar

Kara Mehmet: Romanın başkahramanıdır. Öksüz, yetim bir çocuktur. Çok çalışkan, zeki, cesur, yetenekli ve sorumluluk sahibi bir kişidir.
Hatice: Mehmet'in küçük kız kardeşidir. Hayatta tek yakını olan ağabeyine çok bağlıdır.

ÖZET

Kara Mehmet, Doğu Anadolu'nun bir dağ köyünde doğmuş bir çocuktur. Onun en sevdiği şey, kayalıklara çıkıp arkadaşları ile birlikte kayalara seslenmek ve seslerinin yankısını dinlemektir.

Çok mutlu bir hayatı vardır. Ailesini çok sevmekte ve arkadaşları ile de çok eğlenmektedir. Babası bir inşaat işçisidir. Yazları şehirlere gider ve para kazanır. Kışları da onun kazandıkları ile huzurlu bir şekilde geçinirler. Annesi de çok becerikli, çevresinde çok sevilen, herkesin yardımına koşan bir kadındır. Bir de küçük kız kardeşi vardır Mehmet'in. Üç yaşındaki kardeşinin adı Hatice'dir. Babasının yaptığı kerpiç evlerinde hayvanları ile mutlu bir şekilde yaşam sürerler.

Bu mutlu hayat bir anda bozulmaya başlar. Çok karlı bir gün Mehmet'in annesi hastalanır. Köyde doktor olmadığından babası doktor getirmek için kasabaya gider. Hava çok kötüdür. Bir daha babası asla geri dönmez. Bir zaman sonra ondan iyice ümitlerini kestiklerinde onun eşyalarını dağda bulurlar. Anlarlar ki kurtlar yemiştir adamcağızı.

Mehmet ve ailesi çok üzülür. Uzun süre evde matem havası eser. Zamanla evlerini geçindirmek ve ayakta tutmak için yeniden hayata dönerler. Fakat aradan bir yıl geçince Mehmet'in annesi bu üzüntüye daha fazla dayanamaz ve ağır bir hastalığa yakalanır. Kısa süre sonra da Hatice'yi ağabeyine emanet edip vefat eder.

Koskoca evde Mehmet ve Hatice yapayalnız kalakalmalardır. Bütün komşuları onlara yardım ederler. Hiç yalnız bırakmazlar. Mehmet bu arada annesini ve babasını doktorsuzluk yüzünden kaybettiği için kesin olarak doktor olmaya ve memleketine hizmet etmeye karar verir. Kız kardeşine bakar, hayvanlarından aldıkları ürünlerle beslendikleri gibi onları satarak para dahi kazanırlar.

Mehmet, okuluna başarılı bir öğrenci olarak devam etmektedir. Ona en büyük destek öğretmeninden gelmektedir. İmam ve öğretmeni ona her konuda yardım ederler, yol gösterirler. Bir süre sonra Mehmet'e İstanbul'daki dayısından mektup gelir. Dayısı mutlaka onları yanma almak istemektedir. Mehmet, öğretmenine ve imama danışarak dayısının yanma gitmeye karar verir. Böylelikle eğitimine daha iyi devam edebilecektir. Okullar kapanınca Mehmet ve Hatice İstanbul'a giderler. Evlerini de fakir bir adama verirler. Adam, onların hayvanlarına bakacak, kazandıklarının bir kısmını da onlara gönderecektir.
İstanbul'a geldiklerinde önce Mehmet ve Hatice dayılarına ısınıverirler. Çok severler onu. Fakat evlerinde onlara yukardan bakan bir yengeleri vardır. Her hâl ve tavrıyla onları istemediğini belli etmektedir. Mehmet'in çalışmasına karar verir yengesi. Dayısının sayesinde hem çalışıp hem okuyabileceği düşünülür. Fakat Mehmet yorgunluktan derslerinde başarısız olmaya başlar. Hatice de çok mutsuzdur. Gündüzleri yengesi ona her türlü zulmü yapmakta ve dövmektedir.

Bir gün, Mehmet yolda bir kızı hayatı pahasına araba çarpacakken kurtarır. Çocuğun annesi ona teşekkür eder, minnettar kalır, yardım teklif eder; fakat Mehmet kabul etmez. Ertesi gün çocuğun annesi Selim Bey ve Safiye Hanım dayısının evindedir. Herkesin içinde Selim Bey Mehmet'e teşekkür eder ve ona çok güzel bir takım elbise hediye eder. Artık Selim Bey ve Safiye Hanım bu iki öksüz çocuğu kendi çocuklarının yerine koymuşlardır. Sık sık onları alıp pastaneye, sinemaya götürmektedirler. Yengesi de zengin olan bu aileye iyi davranmaktadır.
Bir zaman geçtikten sonra, Mehmet'in dayısı hastalanır. Hastaneye kaldırılır. Yengesi zulümlerini adamın yokluğunda iyice artırır ve en sonunda bir gün Mehmet ve Hatice'yi kovar. İki öksüz eşyalarını alarak çıkarlar. Mehmet ne yapacağını bilmemektedir. Hiç paraları olmadığı gibi hiç yakınları da yoktur bu şehirde. Yolda Selim Bey ve eşi ile karşılaşırlar. Selim Bey'in ısrarı ile olanları anlatırlar.

Selim Bey Mehmet ve Hatice'yi evlat edinmiştir. Her ikisini de evlat yerine koymuşlardır. Artık Mehmet ve Hatice de üzüntülerini unutmuş, bu iki iyi yürekli insanı anne, baba yerine koymuşlardır.

Yıllar sonra Mehmet doktor olmuştur. Öğretmeninin kızı Serpil’e evlenerek köyüne dönmüş ve doktorsuz köyü ve civar köyler için hayatını hizmet etmeye adamıştır.

A. YILMAZ BOYUNAĞA

1935 yılında Kırklareli'nde doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini Zonguldak'ta yaptı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. Anadolu'nun değişik yerlerinde öğretmenlik yaptı. Samsun On Dokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyeliğinden emekliye ayrıldı. 1995 yılında vefat etti. Boyunağa arkasında, kendisini hayırla yâd ettirecek, özellikle gençlerin zevkle okuduğu pek çok tarihî roman bıraktı.

Başlıca Eserleri: Hilal Uğruna, Zafer Rüzgârları, Hind Sularında, Kırık Hançer...

Üye Girişi