Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin
 

EĞİN TÜRKÜSÜ

 

Yeşil kurbağalar öter göllerde

Kırıldı kanadım kaldım çöllerde

Anasız babasız gurbet ellerde

 

Ya ben ağlamayın kimler ağlasın

Şu mahzun gönlümü kimler eğlesin

Eğin'in etrafı dağdır meşedir

 

İçinde oturan beydir paşadır

Yüz elli mahalle beş yüz köşedir

 

Tez gel ağam tez gel olma yalancı

Benim ahım eder seni dilenci

Sabahtan kalktım ki güneş parlıyor

 

Ağam atın terkisini bağlıyor

Yüzüne baktım ki ağam ağlıyor

 

Tez gel ağam tez gel eğlenmeyesin

Elde güzel çoktur evlenmeyesin

Eğin viran olmuş, baykuşlar Öter

 

Bastığın yerlerde dikenler biter

Ben çevrini çektim el almış yatar

 

Gel ağam, gel ağam gel de yine git

Akan gözyaşımı sil de yine git.

 


BUDİN TÜRKÜSÜ

Budin dedikleri aksuyun başı

Kan ile yoğrulmuş toprağı taşı

Çerkeş bayraktardır şehitler başı

 

Geldi kâfirleri geçti bedeni Aldı

Nemçe bizim nazlı Budin'i

Budin'in üstünde doğdu bir yıldız

 

Aldı hain küffar on iki bin kız

Kimi kadı, kimi müftü, müderris

 

Geldi kâfirleri geçti bedeni Aldı

Nemçe bizim nazlı Budin'i

Budin dedikleri çepçevre meşe

 

Kurdunu kuşunu doyurduk leşe

Hüngür hüngür ağlar Genç Ali Paşa

 

Aman padişahım imdat umarız

İmdat etmez isen nâre yanarız

Budin'in içinde biz üç kız idik

 

Altın kafeslerde beşli kuzuyduk

Küffarın eline lâyık mı idik?

 

Geldi kâfirleri geçti bedeni Aldı

Nemçe bizim nazlı Budin'i

 

 


HAPİSHANE TÜRKÜSÜ

Açşam olur hapishane kitlenir

Kimi kâğıt oynar, kimi bitlenir

Kiminin temyizden evrakı gelir

 

Düştüm bir ormana yol belli değil

Yatarım yatarım gün belli değil

Hapishane içinde üç a^ap incir

 

Kollarım kelepçe boynumda zincir

Zincir sallandıkça her yanım sancır

 

Düştüm bir ormana yol belli değil

Yatarım yatarım gün belli değil

 

 


Türkü Örneği: ZEYNEP

Zeynep bu güzellik var mı soyunda?

Elvan elvan güller kokar koynunda,

Ramazan ayında bayram gününde.

 

Zeynebim Zeynebim anlı Zeynebim,

Üç köyün içinde şanlı Zeynebim.

 

Söğüdün yaprağı narindir narin,

İçerim yanıyor, dışarım serin,

Zeynep'i ettiler bu hafta gelin.

 

Zeynebim Zeynebim anlı Zeynebim,

Üç köyün içinde şanlı Zeynebim.

 

Zeynep'e yaptırdım altından tarak,

Tara da zülfünü omzuna bırak.

Görüşmek isterim, yollarım ırak.

 

Zeynebim Zeynebim anlı Zeynebim,

Üç köyün içinde şanlı Zeynebim.

 

Zeynep'in alı var, alı neylesin?

Al yanak üstüne şalı neylesin?

Bu yosmalık varken malı neylesin?

 

Zeynebim Zeynebim anlı Zeynebim,

Üç köyün içinde şanlı Zeynebim.

 

Zile'nin yolları dardır geçilmez,

Soğuktur suları bir tas içilmez.

Anadan geçilir, yârdan geçilmez.

 

Zeynebim Zeynebim anlı Zeynebim,

Üç köyün içinde şanlı Zeynebim.

 


Türkü Örneği: OLAYDIM

Şu dağın başında bir taş olaydım,

Gelene geçene yoldaş olaydım,

Bacısı güzele kardaş olaydım.

 

Gel otur yanıma nallarımı sorayım,

Halimden anlamaz o yâri ben nideyim?

 

Şu dağın başına ekerler darı.

Ekerler biçerler severler yâri,

Yâr bana yollamış ayvayla narı.

 

Gel otur yanıma nallarımı sorayım,

Halimden anlamaz o yâri ben nideyim?

 

Şu dağın başına ekerler küncü,

Ekerler biçerler severler genci,

Yar bana yollamış ayva turuncu.

 

Gel otur yanıma nallarımı sorayım,

Halimden anlamaz o yâri ben nideyim?

 

(Türk Dili, Halk Şiiri, S. 445-450, TDK., Ank. 1989.)

 


Türkü Örneği: KARADIR KAŞLARIN
Bülbül ne yatarsın Çukurova’da
Eşin şahin kapmış kendin yuvada
Kendim gurbet elde gönül sılada

Ötme garip bülbül gönül şen değil

Bülbülün yatağı bahçeler bağlar
Garibin yatağı kahveler hanlar
Gurbet elde ölsem bana kim ağlar

Ötme garip bülbül gönül şen değil

Bülbül ne yatarsın bahar erişti
Kırmızı gül koncasına kavuştu
Sılada sevdiğim aklıma düştü

Ötme garip bülbül gönül şen değil

Bülbül ne yatarsın bahar yaz geldi
Bizim göle ördek geldi kaz geldi
Sılada sevdiğim benden vazgeldi

Ötme garip bülbül gönül şen değil

Bülbül ne yatarsın baharın vakti
Yıkıldı gönlümün sarayı tahtı
Böyledir âlemde âşıkın bahtı

Ötme garip bülbül gönül şen değil

Gülün nazla ömrü gelip geçiyor
Bülbül kafesinden kaçmış uçuyor
Kervan yükün almış konup göçüyor

Ötme garip bülbül gönül şen değil


Türkü Örneği: KARADIR KAŞLARIN
Karadır kaşların ferman yazdırır,
Aşkın beni diyar diyar gezdirir.
Lokman Hekim gelse yaram azdırır,
Yaramı sarmaya yâr kendi gelsin.

Ormanlardan aşağı aşar gezerim,
Nazlı yâri kaybettim ağlar gezerim.
Ormanların gümbürtüsü başıma vurur,
Nazlı yârin hayali karşımda durur.

Karadır kaşların benzer kömüre,
Yardan ayrı düşmek zarar ömüre.
Kollarımdan bağlasalar demire,
Kırarım demiri kaçarım yâre.

Ormanlardan aşağı aşar gezerim,
Nazlı yâri kaybettim ağlar gezerim.
Ormanların gümbürtüsü başıma vurur,
Nazlı yârin hayali karşımda durur.

Uzaklara gittim gelirim diye,
Tabancamı doldurdum vururum diye.
Hiç aklıma gelmez ölürüm diye,
Ölüm ver Allah’ım ayrılık verme.

Ormanlardan aşağı aşar gezerim,
Nazlı yâri kaybettim ağlar gezerim.
Ormanların gümbürtüsü başıma vurur,
Nazlı yârin hayali karşımda durur.


Usülsüz türkü örnekleri

BOZLAK

Evlerinin önü hamam kapısı 

Hamamdan geliyor yârin kokusu.

 

Top kâküllü çiçeğim 

Sen doldur ben içeyim 

Bana da yardan geç derler 

Ben nasıl vazgeçeyim?

 

Evlerinin önü kireç kuyusu 

Yüreğime vurdu derdin koyusu.

 

Top kâküllü çiçeğim 

Sen doldur ben içeyim 

Bana da yardan geç derler 

Ben nasıl vazgeçeyim?

 

Evlerinin önü yüksek kaldırım 

Kaldırımdan düştüm beni kaldırın.

 

Top kâküllü çiçeğim 

Sen doldur ben içeyim 

Bana da yardan geç derler 

Ben nasıl vazgeçeyim?

 

MAYA

Erkek: Yeşil kurbağalar öter göllerde 

Kanadım kırıldı kaldım çöllerde 

Anasız babasız gurbet ellerde 

Ya ben ağlamıyam kimler ağlasın?

 

Kız: Mağripten maşrıka ara bul beni 

Dünyanın malına değişmem seni 

Nasihatim budur düşmanın tanı 

Ne sen beni unut ne de ben seni.

 

Erkek: Gider oldum el başımı bürüdü 

Gitme diye yar boynuma sarıldı 

Bizim nasip gurbet ele verildi 

Ya ben ağlamıyam kimler ağlasın?

 

Kız: Seher vakti kan uykudan uyandım 

Gözüm açtım al kanlara boyandım 

Bir zamandı dertlerine dayandım 

Şimdi derdine dayanamam ben senin.

 

MAYA

Kemendi atım dala ben

Düştüm haldan hala ben

Çör çöpten yuva yaptım

Uçurmadım bala ben.

 

Dağlarda kar düştü gel 

Fikrime yâr düştü gel 

Eyi gün dostları 

Kötü güne düştüm gel.

 

Usulü türkülere örnek olarak Gaziantep yöresinde Şirin Nar adıyla bilinen halay türküsü

Şirin nar dane dane 

Gel güzel döne döne 

Gül olup koklamadım

Felek ayırdı gene

        Şirin nar dane dane 

        Gel güzel döne döne

                             (Nakarat)

Beyaz giyme üşürsün 

Güzellikten menşürsün

                   Nakarat

Neynim güzel olduğun 

Yad elnen konuşursun

                 Nakarat

Evler göç göçe oldu 

İki derdim üç oldu

                   Nakarat

Ben sevdim eller aldı 

Emeklerim heç oldu

                   Nakarat

Giderim dur diyen yok 

Kebap aldım yiyen yok

                  Nakarat

Ayrılık gömleğini 

Benden başka giyen yok.

               Nakarat.

 TÜRK DİLİ ŞİİR ÖZEL SAYISI

 


MISRA YAPISINA GÖRE TÜRKÜLER

I/a) İki dizeli türküler:

Çay dibinde çıra yaktım yanmadı. 

Bekledim bekledim yârim gelmedi.

 

Yolun kenarında sıra güzeller, 

Toplamış fistanı bulgur ezerler.

 

Geliyor güzeller yayla yolundan, 

Bülbül seda verir ayva dalından.

 

***

Kağızman'a ısmarladım nar gele. 

Gümüş kemer ince bele dar gele.

 

Baharda yayılır kuzu yan yana, 

Benim yârim inci takar gerdana.

 

Benim yârim güzellerden bir tane, 

İçlerinden sarı saçlı güldane.

(TRT — 1754)

* * *

Şu giden askere yol mu dayanır? 

Askerlik iki yıl can mı dayanır?

 

Askere gidenin yarı peşinde. 

Sevenler yârini görür düşünde.

 

Askerin mektubu postadan çıkmaz, 

Askere gidene kimseler bakmaz.

 

I/b) İki dizeden oluşan, bağlantıları bir dizeli türküler:

 

Bir kurşun atacağım da turnanın ayağına.

Kız sana ölüyorum da gel yanıma yanıma.

 

Kurban olim, hayran olim, o yârin yürü(yü)şüne.

 

Bir kurşun atacağım da turnanın kanadına,

Kız seni alacağım da o yârin inadına.

 

Kurban olim, hayran olim, o yârin dudağına.

 

Bir kurşun atacağım da turnanın sürüsüne,

Vuruldum ölüyorum da güzelin birisine.

 

Kurban olim, hayran olim, o yârin gülüşüne.

 

* * *

Oğlan, oğlan kalk gidelim,

Sigarayı, feneri yak gidelim.

 

Ne güzel oğlan, yanasın oğlan.

 

Oğlanın elinde, lüver belinde,

Oğlan çıkmış pencereye, fesi elinde.

 

Ne güzel oğlan, yanasın oğlan.

 

Oğlan oğlan, boynuma dolan,

Kolum sana yastık, saçlarım yorgan.

 

Ne güzel oğlan, yanasın oğlan.

(TRT — 1439)

 ***

 I/c) İki dizeden kurulmuş, bağlantısı da iki dize olan türküler:

Gül olup koklamadım,

Felek ayırdı gene.

 

Şirin nar dane dane,

Gel güzel döne döne.

 

Beyaz giyme üşürsün,

Güzellikte meşhursun.

 

Şirin nar dane dane,

Gel güzel döne döne.

 

Neynim güzel olduğun,

Yâd ellen konuşursun.

 

Şirin nar dane dane.

Gel güzel döne döne.

 

Evler göç göçe oldu,

İki derdim üç oldu.

 

Şirin nar dane dane,

Gel güzel döne döne.

 

Giderim, dur diyen yok,

Kebap oldum yiyen yok.

 

Şirin nar dane dane,

Gel güzel döne döne.

 

Ayrılık gömleğini,

Benden başka giyen yok.

 

Şirin nar dane dane,

Gel güzel döne döne.

(TRT - 2343)

 * * *

Kurdular kurdular kurna taşını,

Yudular yudular gelin başını.

 

Şen anam, şen babam, evin şen olsun, 

İşte ben gidirem, muradız olsun.

 

Ağlıya ağlıya çıktım eşiği,

Kırılsın kırılsın kızlar beşiği.

Şen anam, şen babam, evin şen olsun, 

İşte ben gidirem, muradız olsun.

 

Güğümü güğümü susuz koyarlar,

Anamı babamı kızsız koyarlar.

 

Şen anam, şen babam, evin şen olsun, 

İşte ben gidirem, muradız olsun.

(TRT — 1950)

 

I/d) İki dizeden oluşan, bağlantısı üç dize olan türküler:

Suya gider su testisi elinde.

Allar geymiş etekleri belinde.

 

Vah anam Fadimem, 

Suya gidemem,

Sensiz edemem.

 

Benim yârim şimdi gurbet elinde, 

Vermem seni yadellere, ellere vay.

 

Vay anam Fadimem, 

Suya gidemem,

Sensiz edemem.

 

Suya gider su testisin(i) doldurur, 

Eve gelir gül benzini soldurur vay.

 

Vay anam Fadimem, 

Suya gidemem,

Sensiz edemem.

 

Bu dert beni iflah etmez öldürür,

Varam gidem anasına yalvaram vay.

 

Vay anam Fadimem,

Suya gidemem,

Sensiz edemem.

(TRT — 806)

 

* * *

Çarşıya vardım erikten aldım.

Yârin haberini Everek'ten aldım.

 

0 yar uzun boylu ben cüce kaldım, 

N'ideyim n'ideyim nerelere gideyim?

0 yâr camdan bakıyor ben nasıl edeyim?

 

Çarşıya vardım kayısıdan aldım,

Yârin haberini dayısından aldım.

 

0 yâr uzun boylu ben cüce kaldım, 

Nüdeyim nüdeyim nerelere gideyim?

0 yâr camdan bakıyor ben nasıl edeyim?

 

Çarşıya vardım armuttan aldım,

Yârin haberini Mahmut'tan aldım.

 

O yâr uzun boylu ben cüce kaldım, 

N'ideyim n'ideyim nerelere gideyim?

O yâr camdan bakıyor ben nasıl edeyim?

 

Çarşıya vardım kestaneden aldım.

Yârin haberini postaneden aldım.

 

O yâr uzun boylu ben cüce kaldım, 

N'ideyim n'ideyim nerelere gideyim?

O yâr camdan bakıyor ben nasıl edeyim?

(TRT — 528)

 

I/e) İki dize ile kurulan, bağlantısı dört dize olan türküler:

Yavaş oyna sevdiğim, kunduran taşa değer.

Siyah perçem uçların kemandır kaşa değer.

 

Vay vay vay vay n'olmuşam?

Sararmışım solmuşam.

Pembe yanak üstünde,

Ben misali olmuşam.

 

Güzelim selam ettim, bir haber göndermedin,

Şahit olsun yıldızlar, murada eremedim.

 

Vay vay vay vay n'olmuşam?

Sararmışam solmuşam,

Pembe yanak üstünde,

Ben misali olmuşam.

 

Yaylamızın yolları buzlu sulardan geçer.

Kız Allah'ın seversen öldürdün beni yeter.

 

Vay vay vay vay n'olmuşam?

Sararmışam solmuşam,

Pembe yanak üstünde,

Ben misali olmuşam.

 

Yar seni gördüğüm günden beri severim, 

Kaş çatma, göz atma, pencereni gözlerim.

 

Minnoşum canoşum,

Bu gün ben de bir hoşum,

O siyah zülfünü,

At bir yana nonoşum.

 

Evinden inerken bakma elin bağına, 

Âşıklar gariptir, aldanır bu haline.

 

Minnoşum canoşum,

Bu gün ben de bir hoşum,

O siyah zülfünü,

At bir yana nonoşum.

 

Rüyamda gönlümde tahtı tacım şenindir, 

O ince ellerin badem midir, zer midir?

 

Minnoşum canoşum,

Bu gün ben de bir hoşum,

O siyah zülfünü.

At bir yana nonoşum.

 

***

Fırat kenarının ince dumanı,

Dağlara yayılır seher zamanı,

 

Bülbül ne ararsın yuvan mı yoktur? 

Yoksa benim gibi baban mı yoktur? 

Zaten yetimlerin göz yaşı çoktur, 

Gel ağlayalım karşı karşıya!

 

Fırat kenarında kamışlar, sazlar.

Sinemin yarası her zaman sızlar,

 

Bülbül ne ararsın yuvan mı yoktur? 

Yoksa benim gibi baban mı yoktur? 

Zaten yetimlerin göz yaşı çoktur, 

Gel ağlayalım karşı karşıya!

(TRT — 2387)

 

I/f) İki dizeden kurulmuş, bağlantısı beş dize olan türküler:

Haniya da benim elli dirhem pırasam? 

Üç mum yaksam Konyalımı arasam. 

 

Vay vay Konyalım yürü 

Yürü yavrum yürü 

Saçlarını sürü 

Şimdi de burdan geçti 

Hovardanın biri,

 

Haniya da benim elli dirhem kestanem? 

Konyalıdan başkasını istemem.

 

Vay vay Konyalım yürü 

Yürü yavrum yürü 

Saçlarını sürü 

Şimdi de burdan geçti 

Hovardanın biri.

 

Haniya da benim elli dirhem ırakım? 

İçerim içerim gitmez merakım.

 

Vay vay Konyalım yürü

Yürü yavrum yürü 

Saçlarını sürü 

Şimdi de burdan geçti 

Hovardanın biri.

(TRT — 1094)

***

Türkmen kızı süt pişirir,

Sütün köpüğün(ü) taşırır.

 

Nenni de bebek nenni 

Nenni de çocuk nenni, oy nenni 

Dilin dişin yerim 

Kız sana neler derim 

Kömür gözler benim, vay nenni.

 

Türkmen kızı un eliyor,

On parmağın kınalıyor.

 

Nenni de bebek nenni 

Nenni de çocuk nenni, oy nenni 

Dilin dişin yerim 

Kız sana neler derim 

Kömür gözler benim, vay nenni.

 

I/g) İki dizeden kurulmuş, bağlantısı altı dize olan türküler:

Çek deveci develeri yokuşa aman, (yâr, yâr aman),

Siyah perçem ak gerdana yakışa aman (aman aman).

 

Develi

Sordum aslın nereli 

Haydi elma yanaklı 

Haydi kiraz dudaklı 

ok sallama göbeği 

Düşürürsün bebeği.

 

Çek deveci develeri engine aman (yâr, yâr aman).

Şimdi rağbet güzel ile zengine aman (aman aman).

 

Develi

Sordum aslın nereli 

Haydi elma yanaklı 

Haydi kiraz dudaklı 

Çok sallama göbeği

Düşürürsün bebeği.

 

Deven yüksek atamadım urganı aman (yâr, yar aman),

Üşüdükçe çek başına yorganı aman (aman aman).

 

Develi

Sordum aslın nereli 

Haydi elma yanaklı 

Haydi kiraz dudaklı 

Çok sallama göbeği 

Düşürürsün bebeği.

 

Çek deveci develeri sulansın aman (yâr, yâr aman),

Su içtiği çeşmeleri bulansın aman (aman aman).

 

Develi

Sordum aslın nereli 

Haydi elma yanaklı 

Haydi kiraz dudaklı 

Çok sallama göbeği 

Düşürürsün bebeği.

 

Deve yüksek atamadım kilimi aman (yâr, yâr aman),

Susadıkça ver ağzıma dilini aman (aman aman).

 

Develi

Sordum aslın nereli 

Haydi elma yanaklı

Haydi kiraz dudaklı 

Çok sallama göbeği 

Düşürürsün bebeği.

(TRT — 3427)

* **


II/a) Üçlüklerle kurulmuş olan türküler:

Aşahtan gelirem yüküm eriktir,

Eriğin dalları yere eğiktir,

Bir emmim kızı var taze feriktir.

 

Aşahtan gelirem yüküm üzümdür,

Üzümün dalları düzüm düzümdür,

Bir emmim kızı var iki gözümdür.

(TRT — 1416)

* * *

Sarı Zeybek inip gelir inişten.

Her yanları görünmüyor gümüşten, 

Haberim yok dün geceki cümbüşten.

 

Sarı Zeybek inip gelir dereden,

Her yanları görünmüyor bereden,

Hekim n'apsın iyi olmaz yaradan.

 

Sarı Zeybek şu dağlara yaslanır,

Yağmur yağar silâhları ıslanır,

Benim yârim küçücükten uslanır.

 

* * *

Evlerinin önü tahta daraba,

Malı mülkü sattı da Zellom verdi şaraba, 

Şarapçının evi Zellom olsun haraba.

 

Meyhane önünden geldim de geçtim,

Ciğerimden hançer yedim de düştüm. 

Ben de anacığım kendimden geçtim.

 

Zellom yirmisinde yiğit bir uşak,

Beline bağlamış şal ile kuşak,

Zelloyu vuranlar hain bir kaçak.

 

II/b) Üçlüklerle kurulmuş, ancak bağlantısı üçüncü dize olan türküler:

Sürmelimin kaşlarına mailim aman,

Ayda yılda selamına kailim aman,

Aman aman sürmelim aman.

 

Senin gibi iki dinli değilim, 

İki dinlilere kul ettin beni,

Aman aman sürmelim aman.

 

Serpil serpil yağan kar mola,

Çırpına çırpına gelen yâr m'ola,

Aman aman sürmelim aman.

 

Açsam yorganını girsem koynuna,

Acap yârim sefa geldin der m'ola,

Aman aman sürmelim aman.

 

Kahbe felek değirmenin döndü mü?

Ben yaparım sen yıkarsın bendimi,

Aman aman sürmelim aman.

 

Çırpını çırpını yuvadan uçtum,

Ağlayı ağlayı gurbete düştüm,

Aman aman sürmelim aman.

 

Sürmeli giderse ben de giderim,

0 kızın uğruna bir kan ederim,

Aman aman sürmelim aman.

 

II/c) Üçlüklerle kurulmuş, bağlantısı bir dize olan türküler:

Urfa’nın etrafı dumanlı dağlar,

Ciğerim yanıyor gözlerim ağlar,

Senin zalim derdin cihanı dağlar.

 

Gezme ceylan bu dağlarda seni avlarlar

 

Urfa dağlarında gezer bir ceylan,

Yavrusunu kaybetmiş ağlıyor yaman,

Yavrumun derdine bulmadım derman.

 

Gezme ceylan bu dağlarda seni avlarlar.

(TRT — 746)

 ***

Kışlanın önünde bir yeşil direk,

Çalınır çalgılar dayanmaz yürek,

Sılaya varmaya çok ömür gerek.

 

Sılaya gel nazlı yârim sılaya.

 

Çarşıdan aldım da el kadar astar,

Nerde güzel görsem kocası asker, 

Beşikte yavrular babasın ister.

 

Sılaya gel nazlı yârim sılaya.

 

Sabahtan sabaha okunur ezan.

Okumak bilemem okuyam yazam,

Yaz mektubu sevdiğim postaya bırak.

 

Sılaya gel nazlı yârim sılaya.

 

II/d) Üçlüklerle kurulmuş, bağlantısı iki dize olan türküler:

 

Zeynep bu güzellik var mı soyunda?

Elvan elvan güller kokar koynunda,

Ramazan ayında bayram gününde.

 

Zeynebim Zeynebim anlı Zeynebim, 

Üç köyün içinde şanlı Zeynebim.

 

Söğüdün yaprağı narindir narin, 

İçerim yanıyor, dışarım serin,

Zeynep'i ettiler bu hafta gelin.

 

Zeynebim Zeynebim anlı Zeynebim, 

Üç köyün içinde şanlı Zeynebim.

 

Zeynep’e yaptırdım altından tarak,

Tara da zülfünü omzuna bırak.

Görüşmek isterim, yollarım ırak.

 

Zeynep'im Zeynep'im anlı Zeynep'im, 

Üç köyün içinde şanlı Zeynep'im.

 

Zeynep'in alı var, alı neylesin?

Al yanak üstüne şalı neylesin?

Bu yosmalık varken malı neylesin?

 

Zeynep'im Zeynep'im anlı Zeynep'im, 

Üç köyün içinde şanlı Zeynep'im.

 

Zile'nin yolları dardır geçilmez,

Soğuktur suları bir tas içilmez,

Anadan geçilir, yârdan geçilmez.

 

Zeynep'im Zeynep'im anlı Zeynep'im, 

Üç köyün içinde şanlı Zeynep'im.

(TRT-331)

***

Şu dağın başında bir taş olaydım.

Gelene geçene yoldaş olaydım,

Bacısı güzele kardaş olaydım.

 

Gel otur yanıma hallarımı sorayım, 

Halimden anlamaz o yâri ben nideyim?

 

Şu dağın başına ekerler darı,

Ekerler biçerler severler yâri,

Yâr bana yollamış ayvayla narı.

 

Gel otur yanıma hallarımı sorayım. 

Halimden anlamaz o yâri ben nideyim?

 

Şu dağın başına ekerler küncü,

Ekerler biçerler severler genci,

Yar bana yollamış ayva turuncu.

 

Gel otur yanıma hallarımı sorayım, 

Halimden anlamaz o yâri ben nideyim? 

 

***

Gesi bağlarında üç top gülüm var.

Hey Allah'tan korkmaz sana bana ölüm var,

Ölüm var da şu gençlikte zulüm var.

 

Atma garip anam, şu dağların ardına, 

Kimseler yanmasın, anam yansın derdime.

Gesi bağlarında dokundum taşa,

Yazılanlar gelir sağ olan başa,

Bizi hasret koydu kavme kardaşa.

 

Atma anam atma, şu dağların ardına. 

Kimseler yanmasın, anam yansın derdime.

 

 

II/e) Üçlüklerle kurulmuş, bağlantısı üç dize olan türküler:

Al yeşil bayrağı gelin mi sandın?

Sefere gideni gelir mi sandın?

Trampet sesini davul mu sandın?

 

Aman padişahım izin ver bize, 

İzin vermezseniz atın denize. 

Tutalım Moskof'u verelim size.

 

Eski saraylarda kura çekilir,

Kurası çıkanın boynu bükülür,

Anası babası yola dökülür.

 

Aman padişahım izin ver bize, 

İzin vermezseniz atın denize, 

Tutalım Moskof'u verelim size.

 

Kışlanın önünde bir uzun servi,

Kimimiz nişanlı, kimimiz evli.

Sılada bıraktım bir saçı telli.

 

Aman padişahım izin ver bize, 

İzin vermezseniz atın denize, 

Tutalım Moskof'u verelim size.

 

***

Mızıka çalındı düğün mü sandın?

Al yeşil bayrağı gelin mi sandın?

Yemene gideni gelir mi sandın?

 

Dön gel ağam, dön gel dayanamirem, 

Uyku gaflet basmış uyanamirem. 

Ağam öldüğüne hey... inanamirem

 

Akşam olur, mumlar yanar karşımda,

Bu ayrılık cümle âlem başında.

Gündüz hayalimde gece düşümde.

 

Dön gel ağam, dön gel, dayanamirem, 

Uyku gaflet basmış uyanamirem, 

Ağam öldüğüne hey ... inanamirem.

 

Ağamı yolladım Yemen eline,

Çifte tabancalar taktım beline,

Ayrılık olur mu taze geline.

 

Dön gel ağam, dön gel, dayanamirem. 

Uyku gaflet basmış uyanamirem. 

Ağam öldüğüne hey ... inanamirem.

 

Koyun gelir kuzusunun adı yok,

Sıralanmış külekleri südü yok,

Ağamsız da bu yerlerin tadı yok.

 

Dön gel ağam, dön gel, dayanamirem. 

Uyku gaflet basmış uyanamirem,

Ağam öldüğüne hey... inanamirem.

(TRT — 794)

 

II/f) Üçlüklerle kurulmuş, bağlantısı iki+dört dize olan türküler:

Beyler bahçesinden atlayamadım,

Cephanem döküldü toplayamadım,

Zalim düşmanları haklayamadım.

 

Var git oğlan var git, ben sana varmam. 

Annenden babandan intizar almam.

 

Tabancası elinde,

Şişhanesi belinde,

Güzel İzmir yolunda,

Ben bir yosmaya vuruldum.

 

Beyler bahçesinde kandiller yanar,

Kandilin şavkına bülbüller konar.

Herkes sevdiğine böyle mi yanar?

 

Var git oğlan var git, ben sana varmam, 

Annenden babandan intizar almam.

 

Tabancası elinde,

Şişhanesi belinde,

Güzel İzmir yolunda,

Ben bir yosmaya vuruldum.

(TRT — 442)

 

II/g) Üçlüklerle kurulmuş, bağlantısı dört dize olan türküler:

Bülbülün kanadı sarı,

Ben çekerim ah u zârı,

Geceler gündüzden yarı.

 

Sarı bülbül,

Saçı sümbül,

Güle bülbül,

Bülbül bülbül bülbül...

 

Bülbülün kanadı yeşil,

Kırmızı güle dolaşır,

Serhoşum dilim dolaşır.

 

Sarı bülbül,

Saçı sümbül.

Güle bülbül,

Bülbül bülbül bülbül.

 

Bülbülün kanadı kare,

Yüreğime açtı yare,

Yok mu tabib yarem sare?

 

Sarı bülbül,

Saçı bülbül,

Güle bülbül.

Bülbül bülbül bülbül.. 

* * *

Yayla suyu yan gider.

Açma yaram kan gider, 

Dumanlı dağlar yaylalar hey.

 

Yaylalısın hey,

Edalısın hey, 

Sevdalısın hey. 

Sen benimsin hey.

 

Yayla suyu pek duru,

Giderim gurbete doğru.

Dumanlı dağlar yaylalar hey.

 

Yaylalısın hey 

Edalısın hey 

Sevdalısın hey 

Sen benimsin hey.

 

Yayla suyu pekserin.

Elin mi oldun kız elin?

Dumanlı dağlar yaylalar hey.

 

Yaylalısın hey 

Adalısın hey 

Sevdalısın hey 

Sen benimsin hey

 

II/h) Üçlüklerle kurulmuş, bağlantısı beş dizeden oluşan türküler:

Bahçelere geldi bahar, 

Yeşil halı serdi bahar, 

Gel dedim gelmedi yâr.

 

Meni yâda salsana yâr,

Şu gönlümü alsana yâr,

A ceylan sevdiğim,

Mehriban sevdiğim,

Sırrımı bilmedin, bilmedin yâr.

 

Bahçelerde güllü çiçek, 

Güllü çemen, güllü çiçek, 

Gül dedim, gülmedi yâr.

 

Meni yâda salsana yâr,

Şu gönlümü alsana yâr,

A ceylan sevdiğim,

Mehriban sevdiğim,

Sırrımı bilmedin, bilmedin yâr.

 

Şirin şirin sözle meni,

Özüm dedim özle meni,

Gözledim gelmedi yâr.

 

Meni yâda salsana yâr,

Şu gönlümü alsana yâr,

A ceylan sevdiğim,

Mehriban sevdiğim,

Sırrımı bilmedin, bilmedin yâr. 

(TRT - 2601)

* * *

Gene bu gün yarelendim, 

İndim etrafı dolandım,

Tatlı canımdan usandım.

 

Yıldız, yıldız, yıldız, yıldız ey... 

Cebrime dayanmaz dağlar,

Al giyinmiş kara dağlar,

Sunam yalnızdır ağlar, yıldız ey.. 

Yıldız, yıldız, yıldız ey.

 

Haram olsun böyle yazı.

Şimdi meler körpe kuzu.

Yüreğime saldın sızı.

 

Yıldız, yıldız, yıldız, yıldız ey... 

Sana kervan kıran derler,

Bana dertli civan derler.

Sarı yıldız doğdu derler, yıldız ey 

Yıldız, yıldız, yıldız ey.

 

Yıldız sen bir ulu şansın,

Dağ yerinde bin nişansın.

Garip yurduna düşmansın.

 

Yıldız, yıldız, yıldız, yıldız ey...

Neye doğdun sarı yıldız?

Zalim kervan kıran yıldız,

Yare ikrar veren yıldız, yıldız ey...

Yıldız, yıldız, yıldız ey.

 

Yıldız gidersin bir yana,

Belki uğrarsın Narman'a,

Benden selâm nazlı yâre.

 

Yıldız, yıldız, yıldız, yıldız ey...

Kanlı yıldız, mavi yıldız,

Sunam ağlar sarı yıldız,

Selâm götür sen al yıldız, yıldız ey...

Yıldız, yıldız, yıldız ey.

 

Sabah oldu şevkim artmaz,

Aşk ateşi serden gitmez,

Benim nazlım bensiz yatmaz.

 

Yıldız, yıldız yıldız, yıldız ey...

Yıldız doğunca uyanır, iner bahçeyi dolanır,

Elâ gözleri sulanır, yıldız ey...

Yıldız, yıldız, yıldız ey.

(TRT — 1076)

 


III/a) Dörtlüklerle kurulmuş olan türküler:

Evlerinin önü tahta taraba,

Satar şalvarını, verir şaraba,

Beyaz kız da verilir mi Arab'a?

Yahu iki gözüm kör olsun vay.

 

Evlerine vardım, semaver kurmuş,

İçtiğim çaylara ballar mı katmış?

Yârim gelir diye uzanmış yatmış,

Öptüm yanağından uyansın diye.

 

***

Yemen Yemen şanlı Yemen, 

Taşı toprağı kanlı Yemen, 

Ben Yemene dayanamam, 

Verin beni Edirne’ye.

 

Elma attım eziliyor,

Asker yola diziliyor,

Ben bu gece misafirim,

Elâ gözler süzülüyor.

 

Ana ana canım ana,

Daha doymadım ben sana, 

Ben bu gece misafirim,

Helâl eyle sütün bana.

(TRT - 3329)

 

III/b) Mani dörtlüklerinden kurulmuş olan türküler:

Ekinler ekilirken,

Dibinden dökülürken,

Kız saçından üç tel ver,

Kefenim dikilirken.

 

Ekinler orak oldu,

Yakınlar ırak oldu,

Yârim gitti gelmedi,

Kalbime merak oldu.

 

Dereler akmaz oldu,

Yâr yüz(ü)me bakmaz oldu,

Yolladığ(ı) karanfiller.

Burnuma kokmaz oldu.

(TRT - 688)

 

***

Tuna nehri akmam diyor.

Etrafını yıkmam diyor,

Şanı büyük Osman Paşa, 

Plevneden çıkmam diyor.

 

Ruslar Tuna'yı atladı,

Karakolları yokladı,

Osman Paşa'nın kolunda,

Yüz bir tane top patladı.

(TRT — 452)

 

III/c) Dörtlüklerle kurulmuş bağlantısı bir dize olan türküler:

Böyle ikrar ilen, böyle yolunan,

Mihnetli yâr bana lâzım değilsen,

Deli gönül sevmiş, vazgelmek olmaz,

Cefalı yâr, bana lâzım değilsen.

 

Gönül kalk gidelim sılaya doğru.

 

Bülbülün sevdası hep güllerinen,

Senin şirin dilin yâd ellerinen,

Çık salın sevdiğim engellerinen.

Görünme gözüme, lâzım değilsen.

 

Gönül kalk gidelim sılaya doğru.

 

Bülbül âh eyleyip kanlar ağladı.

Gözüm yaşı sel sel oldu çağladı,

Ölüm geldi, çevre yanım bağladı,

Kılma cenazemi, lâzım değilsen.

 

Gönül kalk girelim sılaya doğru.

(TRT — 1564)

***

Açıl koca kapım açıl,

Ben içeri gireceğim,

Al çeyizim sandıktadır.

Ben anamı göreceğim.

 

Kemal'im oy oy.

 

Evlerinin önü yonca.

Yonca kalkmış diz boyunca. 

Bu yoncayı kim biçecek? 

Kemal oğlan gelmeyince.

 

Kemal'im oy oy.

 

Evlerinin önü duttur,

Dutun yaprakları sıktır, 

Kemal'in emeği beştir, 

Nigâr'ın emeği hiçtir.

 

Kemal'im oy oy.

 

Çimentodan enemen mi?

Ben motora binemem mi? 

Bura Kemal'imin yolu,

Ben burada ölemem mi?

 

Kemal'im oy oy.

 

Kış geliyor, kış geliyor,

Kışın sesi hoş geliyor,

Kemal'i götüren motor,

Dolu gitti boş geliyor.

Kemal'im oy oy.

 

III/d) Dörtlüklerle kurulup bağlantısı bir (aynı) dize olanlar:

Vardım Hind eline kumaş getirdim,

Açtım bedesten sattım oturdum,

Sen de benim başıma neler getirdin?

Ben senin kahrını çekemem gönül.

 

Eline aluben sazlar istersin.

Göllerde ördeği kazlar istersin,

Benden mahbub gelin kızlar istersin,

Ben senin kahrını çekemem gönül.

 

Kara bulut gibi göğe ağarsın.

Sulu yağmur gibi yere yağarsın,

0 yâr senin değil ne çok bakarsın?

Ben senin kahrını çekemem gönül.

(TRT-115)

 

* * *

Gurbet elde bir hal geldi başıma, 

Ağlama gözlerim Mevlâm kerimdir, 

Derman ararken derde düş oldum, 

Ağlama gözlerim mevlâm kerimdir.

 

Hüma kuşu yere düştü ölmedi, 

Dünya Sultan Süleyman'a kalmadı, 

Dedim, yâre giden, nasip olmadı, 

Ağlama gözlerim Mevlâm kerimdir.

 

Kağıda yazılmış ufak yazılar, 

Anadan ayrılmış körpe kuzular, 

Derdi olan yüreğinden sızılar, 

Ağlama gözlerim Mevlâm kerimdir.

 

III/e) Dörtlüklerle kurulmuş, bağlantısı iki dize olan türküler:

Giydiğin aldır,

Al dudak baldır. 

Ne güzel andır, 

Akşam olanda.

 

Akşam olanda, 

Bâde dolanda.

 

Giydiğin atlas,

İğneler batmaz,

Yâr bensiz yatmaz,

Akşam olanda,

 

Akşam olanda,

Bâde dolanda.

 

Giydiğin sarı,

Sen kimin yârı,

Ağlatma beni,

Akşam olanda.

 

Akşam olanda,

Bâde dolanda.

(TRT - 654)

***

Zeytin yağlı yiyemem,

Basma da fistan giyemem.

Senin gibi cahile,

Ben efendim diyemem.

 

Kaldım duman içi dağlarda, 

Sevgili yârim nerelerde?

 

Asmadan üzüm aldım,

Sapını uzun aldım.

Verin benim yârimi,

Annemden izin aldım.

 

Kaldım duman içi dağlarda, 

Sevgili yârim nerelerde?

 

Kara üzüm asması,

Yeşil olur yazması,

Ben yarimden ayrılmam,

Kara yazı yazması.

 

Kaldım duman içi dağlarda,

Sevgili yârim nerelerde?

(TRT - 1133)

 

III/f) Dörtlüklerle kurulmuş, bağlantıları üç dize olan türküler:

Kalenin bayır düzü,

Mevlâm ayırdı bizi,

Babamın aklı olsa,

Evlendirırdi bizi.

 

Kıyıdan kenardan,

Kapıdan bacadan düş de gel, 

Nişanlına küs de gel.

 

Kereviz özü ile,

Kim görmüş gözü ile?

Adam yâre küser mi?

Ellerin sözü ile?

 

Kıyıdan kenardan,

Kapıdan bacadan düş de gel, 

Nişanlına küs de gel.

 

Kalecin iniyordum,

Çağıran dönüyordum,

Aşkından kibrit oldum,

Üflesem yanıyordum.

 

Kıyıdan kenardan,

Kapıdan bacadan düş de gel, 

Nişanlına küs de gel.

(TRT - 3345)

***

Hey onbeşli onbeşli,

Tokat yolları taşlı,

Onbeşliler gidiyor,

Kızların gözü yaşlı.

 

Aslan yârim kız senin adın Hediye,

Ben dolandım, sen de dolan gel gediğe, 

Fistan aldım endazesi on yediye.

 

Giderim ilinizden,

Kurtulam dilinizden,

Yeşil baş ördek olsam,

Su içmem gölünüzden.

 

Aslan yârin kız senin adın Hediye,

Ben dolandım, sen de dolan gel gediğe, 

Fistan aldım endazesi on yediye.

 

Gidiyom gidemiyom,

Sevdim terk edemiyorum,

Sevdiğim pek gönüllü,

Gönlünü edemiyom.

 

Aslan yârim kız senin adın Hediye,

Ben dolandım, sen de dolan gel gediğe, 

Fistan aldım endazesi on yediye.

(TRT — 1616)

 

III/g) Dörtlüklerle kurulmuş, bağlantıları dört dizeden oluşan türküler:

Kırlangıçlar yüksek yapar yuvayı,

İner düz ovaya sürer sefayı.

Var git oğlan, var git, sana yâr olmam,

Anandan, babandan intizar almam.

 

Arabaya taş koydum.

Ben bu yola baş koydum.

Bir kötünün yüzünden,

Adımı serhoş koydum.

 

Kırlangıçlar yüksek uçar havada,

Yavruları yem bekliyor yuvada.

Var git oğlan, var git, sana yâr olmam,

Anandan, babandan intizar almam.

 

Arabaya taş koydum,

Ben bu yola baş koydum.

Bir kötünün yüzünden,

Adımı serhoş koydum.

(TRT — 1629)

***

Keklik idim vurdular.

Kanadımı kırdılar,

Daha ben ne idim ki?

Anamdan ayırdılar.

 

Gel gel yanıma keklik, 

Kastın canıma keklik,

Al kınalı parmakların,

Batır kanıma keklik.

 

Keklik kumda eşinir,

Eşinir de düşünür,

Benim sevdiğim dilber,

Nerelerde düşünür?

 

Gel hel yanıma keklik, 

Kastın canıma keklik,

Al kınalı parmakların,

Batır kanıma keklik.

 

Keklik kayalı yerde,

Öter mayalı yerde,

Sevdiğimin kavalı.

Kaldı dayalı yerde.

 

Gel gel yanıma keklik, 

Kastın canıma keklik,

Al kınalı parmakların, 

Batır kanıma keklik.

(TRT — 224)

 

III/h) Dörtlüklerle kurulmuş, bağlantısı beş dizeden oluşan türküler:

Ağlarım yaşım gider,

Dursam yoldaşım gider,

Geçmerem nazlı yarim.

Bilsem de başım gider.

 

Ağlama ceyran balası,

Sızlama ceyran balası,

Gider gözün karası,

Soyunum bak canıma.

Hepsi de sevda yarası.

 

Ağlar ağladı meni.

Çapraz bağladı meni,

Demir zencir kâr etmez,

Zülüf bağladı meni.

 

Ağlama ceyran balası,

Sızlama ceyran balası,

Gider gözün karası,

Soyunum bak canıma,

Hepsi de sevda yarası.

 

Ağlarım ağlar kimin.

Derdim var dağlar kimin,

Yüz yerden yaralıyam,

Gezerem sağlar kimin.

 

Ağlama ceyran balası, 

Sızlama ceyran balası, 

Gider gözün karası, 

Soyunun bak canıma,

Hepsi de sevda yarası.

 

III/i) Dörtlüklerle kurulmuş, bağlantısı altı dize olan türküler:

Erzurum dağları kar ile boran,

Aldı yüreğimi dert ile veren.

Sizde bulunmaz mı bir kurşun kalem?

Yazam arzuhalimi yâre gönderem.

 

Uy beni beni beni,

Belâlım beni.

Satarım bu canı da,

Alırım seni,

Çıkayım dağlara da,

Kurt yesin beni.

 

Dört yanımı gurbet sardı tel ilen,

Yaslı yaslı bayram yaptım el ilen,

Göz göz oldu yaralarım dil ilen,

Yaramı sarmaya da derman bulamam.

 

Uy beni beni beni,

Belâlım beni,

Satarım bu canı da,

Alırım seni,

Çıkayım dağlara da,

Kurt yesin beni.


IV) Altılıklarla kurulmuş olan, bağlantısı dört dizeden oluşan türküler:

Sabah oldu sabah oldu,

Cıgaram yanmaz oldu,

Cıgaramın dumanından,

Gözlerim görmez oldu,

Aramıza düşman girdi,

Yâr bize gelmez oldu.

 

Ko salınsın nazlı yârim, 

Yâr gel akşam üstüne, 

Gelen geçen söz ediyor, 

Ben fakirin üstüne.

 

Sabahın seher vaktında,

Üç güzel suya gider, 

İkisi suyun doldurur,

Birisi de naz eder,

Yeter ey sevdiğim yeter,

Şimdi horozlar öter.

 

Ko salınsın nazlı yârim, 

Yâr gel akşam üstüne. 

Gelen geçen söz ediyor, 

Ben fakirin üstüne.

(TRT - 499)


V) Bağlantısı başta yer alan türküler:

Şu boyda gitme gidenlerinen,

Şu boyda boyu fidanlarınan,

Şu boyda n'olur bir selam gönder,

Şu boyda gelip gidenlerinen.

 

Şu boyda gidiyom gidemiyom,

Şu boyda sevdim terkedemiyom,

Şu boyda sevdiğim pek küçücek,

Şu boyda bırakıp gidemiyom.

 

Şu boyda dam başında pıtırak,

Şu boyda gelin kızlar oturak,

Şu boyda ne oturak ne durak,

Şu boyda satılak da kurtulak.

(TRT - 800)

 

Prof. Dr. Saîm Sakaoğlu, Türk Dili, Şiir Özel Sayısı III